TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

Büyük Ekim Sosyalist Devrimi

K. Karagülle 

Ancak bu ‘sosyalist devrim’, siyasal devrim anlamında, isçi sınıfının iktidara el koyması anlamında bir devrimdi. Lenin, bu kavramı, hiçbir şekilde, tek ülkede sosyalizm kurulması anlamında, toplumsal devrim anlamında kullanmıyordu.

Riza Yürükoğlu, Sosyalizm Nedir?, Birinci basım ,1999, s:352. 

Kapsam, içerik, işlevsellik açısından Büyük Ekim Sosyalist Devrimi, Marksist ve komünistlerce yüklenen anlam ve biçilen değerler yönünden ‘zengin’ bir çeşitlilik sergilemektedir.

Verilen adlar, takılan sıfatlar, yakıştırılan kavramlarla bu Devrimi ‘yeniden değerlendirme’ adına yapılan çalışmaların, bir ikisi dışında eskiyi yeni biçimler içersinde yeniden üretmekten başkaca bir şey olmadığını görüyoruz. Bazılarının post-yapısalcı ve post-modernist anlayışların kıskacında bu değerlendirmeyi yaparken Marksizmin özüne pervasızca saldırdıklarını biliyoruz.

Biçim ile içerik arasındaki diyalektik ilişki ve çelişkinin kendini ifade etmesini, ilk elden olgunun veya eylemin kavramsal olarak adlandırılmasında bulabiliriz. Kavramsal olarak adlandırma ile anlamsal olarak tanımlama arasında yakından ve derinden bağ(lar) vardır. Fakat yine de isim ile cisim arasında veya ad ile tanım arasında varolan ilintinin her zaman ve her koşulda güçlü olduğunu; birbirini kayıtsız ve koşulsuz tamamladığını söylemek mümkün değildir. Kavramların da, isimlerin de ömürleri vardır.

Kavram ile Olgu bütünselliği dinamik bir süreç olarak, anlam ve dönüşüm olarak, tarihsel toplumsal ve sınıfsal bir arka plana sahiptir. Kendisini bilimsel teori-devrimci pratik çerçevesinde gerçekleştirir. Bu yüzden devrimlere verilen isimler, devrimlere yüklenen anlamları içinde barındırır. Yine bu yüzden Marksist grup dergi veya partiler ideolojik-politik olarak inandıkları temel ilke ve doğrular temelinde olaylara veya devrimlere kendi patentine uygun etiketlerini asarlar, isim ve kavram bolluğu ve kargaşası ortalıkta kol gezer. Bu kaotik durum Büyük Ekim Sosyalist Devrimi için de söz konusudur.

Bu devrime darbe diyenleri şimdilik dışarıda bırakarak, bu devrimin bir burjuva demokratik devrimi mi, yoksa bir proleter sosyalist devrimi mi olduğunu gizli-açık, ürkek-cesur tartışanlara tarihin materyalist anlayışı temelinde, devrimci diyalektik yönteme uygun olarak birkaç söz söylemenin tam zamanıdır. Suskunlukla, parmağının arkasına saklanmakla, beylik sözlerle, “is olsun, sayfa dolsun” diyerek bir yere varılamaz.

Bu devrimin karakterini belirlerken yalnızca takvim temelinde vurgu yapmayı düşünenler ‘1917 Ekim Devrimi’ isim tamlamasını kullanmayı uygun bulabilirler. Ulusal veya bölgesel nitelik temelinde değerlendirme yapanlar bu devrime ‘Rus Devrimi’ ismini takabilirler. Siyasal çerçevede tanımlama yapmak isteyenler pekâlâ bu devrimi ‘Bolşevik Devrimi’ olarak adlandırabilirler. Hatta nicelik olarak devrimi ululamak için ‘Büyük’ sıfatını kullanabilirler ve bu devrime ‘Büyük Ekim Devrimi’ diyebilirler. Örnekler çoğaltılabilir, fazlasına gerek yok.

Ekim 17, Büyük Ekim Devrimi, Rus Devrimi, Bolşevik Devrimi, hatta Proleter Ekim Devrimi kavram veya isimlerini hemen hemen tüm Marksistler ve komünistler kullanır. Yalnız bu adları kullananlar bu devrimin özüne ait duyurumlarını yaparken netlikten ve açıklıktan uzakta bir duruş sergilerler. Bu tutum, bu devrimin burjuva Demokratik bir karakter mi taşıdığını, yoksa proleter Sosyalist bir karakterde bir devrim mi olduğu konusunda kararsız olduklarını ya da açık ve net olmadıklarını veya kırma (melez) bir konumda olduklarını anlatır.

Büyük Ekim Sosyalist Devrimine bu tarzda ki yaklaşımların temelinde yatan en önemli nedenlerden biri: Proleter Sosyalist Devrim ve Burjuva Demokrat Devrim kavramlarının bilimsel ve devrimci olarak kavranamamış olmasıdır. En iyimser yanaşımla söyleyecek olursak bu iki devrim arasında ki farkı ve ilişkiyi bilmemektir. Dahası, proleter devrim veya sosyalist devrimle sosyalizm arasındaki bağın ne olduğu konusunda bilimsel yetersizliktir.

Burjuva devrimi = Kapitalizm, proleter sosyalist devrim = Sosyalizm doğruların derinlikten yoksun anlayışlarca vülgarize edilmesi, kabalaştırılıp mekanikleştirilmesidir. Oysa Marks’tan Lenin’den hep biliyoruz, sosyalist devrimin bir dinamik süreç olarak bir politik yani, bir de toplumsal yani bulunmaktadır. Sosyalist devrimin bu iki yönünü birbiriyle karıştırmadan, özdeştirmeden, biri diğerinin başlangıcı olduğunu unutmadan analizimizi yapmalıyız. Aksi takdirde, eğer isin içersinde kötü niyet yoksa, absürt sinisizim kaçınılmazdır.

Lenin, Marks’a dayanarak Büyük Ekim Sosyalist Devrimini Politik Anlamda Sosyalist Devrim olarak niteler ve ‘toplumsal öze sahip siyasal devrim’ olarak tanımlar. İster Rus Devrimi deyin isterseniz Bolşevik Devrim, Büyük Ekim Devrimi, vb. isimlerle karakterize edin, bu devrim, toplumsal öze sahip siyasal devrim olarak sosyal devrimin politik örgütsel başlangıcıdır ve politik olarak sosyalist devrimdir. Böylece, tarihin gördüğü en görkemli bu isçi sınıfı devrimini Büyük Ekim Sosyalist Devrimi olarak isimlendirmek, insanlığın ortak belleğine sahip çıkmanın komünist yoludur.

Yaşasın Büyük Ekim Sosyalist Devrimi!

Yaşasın Komünizm!