TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

Ülke  Nere Biz Nere?

                Gündem çok hızlı derinleşerek kendini her alanda hissettiriyor. Özellikle Ülkemizde şubat krizi ile başlayan,ABD’nin 11 Eylül saldırısıyla dünya çapında değişiklikler yaşandı. Afganistan saldırısı ve bu günlerde oldukça yoğun diplomatik çalışmaların ve saldırı için meşru saldırı olanaklarının da yaratıldığı Irak operasyonun alt yapı çalışmaları hız kazandı. Bunlara ek olarak ülkemizin bitmek tükenmek bilmez AB süreci tartışmalarının da değişik boyutlarda tartışmasıyla sürerek devam ediyor.

            Gerek dış ve iç politikada bunlar bir yandan sürerken Susurluk tartışmasına yeni boyut getirecek Korkut Eken’in ve ekibinin yeniden cezaevine girmesi ile başlayacak faili yada faili belli saldırıların yeniden gündeme geleceğinin de işaretini gösteriyor. İş o kadar ileriye gidiyor ki emekli savcı Vural Savaş isim vererek bu tür davaların kaşıyanların yeniden gündeme getirenlerin başında Av. Engin Çimmen’in olduğunu vurgulayarak hatta daha da işi körüklemek için  “bu avukat aynı zamanda Eski HEP milletvekillerinin Leyla Zana’nın da avukatı” diyerek hedef gösteriyor.

            Korkut Eken’in tutuklanmasının ardından emekli dört general işi kurtarmak Korkut  Ekeni temize çıkarmak için Tansu Çillerin emriyle açıklamalarda bulunuyor. Bu açıklamaların ardından ÖDP suç duyurusu ile olayı birazda olsa kamuoyu önünde cesaretle savunur noktasına geliyor. Çeteci Devlet işi çok değişik kesimlere yayarak gündeme yeni  isimler katıyor İbrahim Tatlıses’i PKK’ya yardım ve yataklıkla dava açılıyor. Bunlar aynı zamanda değişik odakların karşılıklı öç alma  girişimleri olarak gündemde yerini alıyor..

            Bu bir yerlerden bir şeyler için düğmeye basıldığının da çok açık belirtisinden başka bir şey değildir. Ülkede politik konuların bu kadar sıcaklığına Nevrozun denk gelmesi Güneydoğuda herhangi bir yasaklama yada saldırı yapılmaz iken Adana,Mersin ve özellikle Batı da olayın pravovakatif noktada  dışa vurumu olmuştur.

İşçi Sınıfının mücadelesi ise başka boyutta yürüyor. Bir yandan Kamu kesiminin yetki konuları yürürken bu yetki kavgasında özellikle dün işçi sendikalarına sarı,bürokratik vb yakıştırma yapanlar şimdi  kamu çalışanlarının örgütlenmesinde daha sarı olma,daha bürokratik davranma mücadelesine girilmiş durumda sınıfın ülkedeki var olan ekonomik,sosyal konulardaki temel sorunlarda birlikte davranma noktası kırılarak ,bölünerek yada böldürülerek hızla farklı noktalara gitmektedir. Üstelik bunlar İşçi sınıfının Birlik,Mücadele,Dayanışma bayramı 1 Mayıs’a yaklaşırken oluyor

Türk-İş’in başkanlar kurulundan çıkan farklı bölgelerde toplantılar serisinin bu ayağı Samsun du, Samsun da işçiler Özellikle Bayram Meral’e mesaj vererek “Türk-İş uyuma,kurda kuşa yem olma””Türk-İş nerede biz oradayız””Eylem nerede biz oradayız”diyerek hem sendikalarına sahip çıktıklarını hem de Sendika yönetimini uyarıcı mesajlar verdikleri gözlendi.

            Tüm bu genel gündeme mutlaka eklenecek çıkarılacak çok şeyler olduğunu biliyorum. Fakat yazmaya başlayınca anlaşılan o ki gündem gerek içeride gerekse dış politikada oldukça yoğun olduğu her konudan anlaşılıyor.İş böyle olunca bu konulara iktidar kafasıyla çözüm yolları bulmak gerekiyor.

            İktidarların,iktidar kafalı olmanın,iktidara sahip olmanın en önemli ayıracı yönetmek,yönlendirmek,bir adım önde olmak  gerektiğini fazla yazmaya gerek yok. İktidar kafalı olmak senin nerede duruşun ile ilgilidir. Dünya yuvarlak olduğuna göre senin durduğun yer merkez olabiliyor. Sorun senin merkez görevini ,yönetme ustalığını becerip becerememenle ilgilidir.

            TKP  MK’ si olarak  ABD’ye yapılan  saldırı,1 Aralık,Yeni Yıl Mesajı, yayınlamış,Parti Program ve Tezlerini tartışmaya açmış fakat henüz sonuçlandırmamıştır. Genel olarak ülkede ki bu yoğun  gündeme  denk düşen sıcak gelişmelere perspektif verecek ve genel Parti kamuoyunu yönlendirerek ,gelişmeler konularında komünistlerin düşüncelerinin neler olması konusunda bugüne kadar geri kalınmıştır ve bu ağır ve uzak duruş devam etmektedir.

Bu konuda yapılması gereken en önemli adımlardan birincisi,iktidarda mıyız? muhalefette miyiz ? yönetici,yönlendirici ve örgütleyici noktasında mıyız?İşin burasının netleşmesi lazım. Ülkedeki gelişmelere genel perspektif göstermede MK’ni engelleyen bir durum mu vardır ?. Bizim bildiğimiz devlet TKP’nin MK’nin açıklamalarına mahkeme kararı çıkartamaz,yapacağı açıklamaları engelleyemez,yönetici ve üyelerini yargılayamaz. Çünkü TKP’si  özgürdür.

            Sizler farkında olmayabilirsiniz ama TKP’nin ne dediğini merak eden kadrolar var,taraftar var,genel kamuoyu var. MK’nin bir an önce  TKP’nin Tüzüğü gereği yapması gereken görevlerini pratik yaşama geçirmede sorumluluğunun gereğini yapması gerekiyor.

TKP MK’si ülkede gelişen sorunlara yaklaşma da daha hassas davranmalıdır. Hakkıdır,görevidir.

MK’si bu yöneticilik ve yönlendiricilik görevini yapmaz ise kim yapar. Legal sosyalist  noktada adı”TKP”olan kesim yapar oda yaparken geçmişine “dangalaklar”diye başlar ve devam eder. Buna cevap verilmez ise yine birileri kalkar TKP’lilere dangalak diyenin konuşma metnini dağıtarak cevap verir oda başka bir hata yapar. Kısaca burjuvazi hem buna müsaade eder hem de adamın geçmişine küfür ettirir.O böyle yönetme konusunda tecrübelidir.

Başka kim yapar, kendini TKP’ taraftarıyım diyen çevreler veya gruplar yapabildiği oranda yapar. Bu eksik yapılışında birinci dereceden sorumlusu yine TKP MK’sidir. Yani yükümüz ağır, kaçacak yerimiz yok demektir. Bu ad ve görevin ağırlığı, yoldaşlarım durumu sorumlulukları,öğle kolay yenilir içilir türünden olmadığını sizler benden çok iyi bildiğinizi de biliyorum.

            Bunların olduğu ülkemizde,sınıfın ve genel halkın çektiği sıkıntılara yönelik genel çalışmaları Liderlik olarak yapmaz isek ülkenin gittiği noktada daha da ileride fazlada söyleyecek sözümüz olmayacak,sadece iyi şeyler söylemiş insanlar katagörisindeki yerimizi almış olacağız.

            Ülkenin gittiği yeri iyi anlamanın yolarını bulmalıyız. Ülke nereye gidiyor biz nereye varmak istiyoruzun cevabı mutlaka vardır.

Cevap mesaj kanallarının sonuna kadar açık olmasından geçiyor.1979’daki farklı görüşlere tahamulsüzlüğün bugün tahammülünü göstermekten, parti içi açıklık ve demokrasinin işletilmesinden geçiyor.

Tabiki  gözleri görmeyen gözleri görmeyenle,kulakları duymayan kulakları duymayanla,konuşmayan konuşmayanla yani eşleşerek anlaşmak ülkenin gidişatına bir yön vermek istemiyorsak.

            Sağlıcakla kalın.

Y.Deniz

24/3/2002