TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

S Akdeniz Bizi Bekletmesin, Aydınlatsın!

S Can

Siteye gelen bir yazıda S Akdeniz, Karagülle üzerinden birşeyler yazmaya çalışmış. Yazının çeşitli sorunları var. Bir kez, yazarının da belirttiği gibi aslında Y Zamir’i ‘eleştirecek’, ama nedense onca laflamaya ve on küsur gün geçmesine rağmen asıl yazı hâlâ ortalıkta değil. Siz bunu garip bulmuyor musunuz?

Bu yazı (ya da bir dizinin birinci yazısı) ansiklopedik bilgilere yer veriyor. Şu ekol bu ekol şunu bunu yapmış vesaire. Genelde eleştirel “ekol”lere birçok örnek gösterilebilir, bunların kimine profesörlük kimine editörlük yolunu açtığı bilinen birşeydir. Ama bunlar kel alaka şeyler, çünkü S Akdeniz’in yazısında söz konusu edilmeyen ‘öteki’ yorum ve tutumların da vardığı yerler vardır. Örneğin, onyıllarca işçi sınıfının, komünist hareketin beynini “sosyalizm” sahtekarlığıyla ütüleyenler parti şefleri / devlet başları değil mi? Sovyet devletinin, SBKP’nin kurşun atmadan şerefsizce çöküşünü kim, hangi fikirler, fikir babaları hazırladı? Komünist partileri bir gecede ad değiştirebilecek namussuzluğa nasıl hazırlandı?

Demek ki, ‘eleştirel’ okulların insanı ‘kötü’ yola götürdükleri argümanı tek başına ciddiye alınabilecek bir argüman değil. Eleştirel olmayan ekollerin verdiği zarar daha azdır denilecek bir durumda değiliz.

Bu bir yana, S Akdeniz’in ‘ana yazı’yı(?) göndermeden, Y Zamir’in değerli çalışmasını sinsice iğneleyen, kötüleyen, ‘aman ha, geçmişte eleştiri hattından ilerleyenler bakın neler yaptılar, üstelik Marks’tan da vazgeçtiler’ gibilerinden ucuz çıkarsamalarda bulunan genellemeler yapması, bırakın Marksistliği dürüstlükle bağdaşmayan bir tutumdur. Korkaklıktır. Okuyucuya, yazarın açık dövüşmeye niyeti olmadığı uyarısını verir.

Bence S Akdeniz’in (ve tabii ki K Karagülle’nin) niyetlerini adam gibi açıkça söylemeleri, ciğerlerinde ne varsa ortaya dökmeleri, kamunun yararınadır. Yoldaşlar, (bakın, yoldaşlar diyorum) ağzınızda laf gevelemeyin, yakışıksız genellemelerden yola çıkarak, Y Zamir’in ne dediğini bile ele almadan ‘töhmet altında bırakmaya’ yönelik incelikler yapmayın, size yakışmıyor. Muhatabı belirsiz genel laf kalabalığı ile bizim zamanımızı tüketeceğinize, ‘Y Zamir şunu yazmış, yanlıştır’ deyin de bizi aydınlatın. ‘Marks’a öyle dönülmez, böyle dönülür’ deyin de entellektüel ışığınızdan yararlanalım. Boş gevezelik yerine ‘Marks öyle okunmaz şöyle okunur’ diye içi dolu birşeyler söyleyin ki yazdığınızı ciddiye alalım. Mesela, bilimsel ve teknolojik gelişmeyi ‘doğrusundan’ nasıl yorumladığınızı anlatın bize, veyahut komünist toplumun ‘değer – ötesi’ toplumla bir ilişkisi olmadığını, sosyalizmin (Lenin’in tarifinde olduğu gibi) devletli bir toplum olduğunu vs., Marks’tan zengin örneklerle ortaya koyun ve bize ışık saçın da mihraca çıkalım! İsterseniz genç, isterseniz yaşlı, isterseniz acemi isterseniz olgun Marks’tan (ama, Marks’tan) kaynak gösterin. “Yusuf Zamir Gerçekte Ne Dedi” diye ucuzluklara başvuracağınıza, genellemelerinizi kendinize saklayıp, cesaretle bu yoldaşın yazdıklarına - korkak sinikler gibi değil - Marksistler gibi saldırın. Buyrun, kanıtınızı kitabınızı görelim, tartışalım!

On gündür bekliyoruz, cesaretinizi toplayıp, Marks Gerçekte Ne Dedi kitabını yerden yere vuracak “yazı”nızı, “dizi”nizi - her neyse - siteye gönderin yahu.