Güle güle Nihat!
23 Aralık pazar günü, İsmail
Nihat Akseymen'i vasiyetine ve yaşarken bağlı olduğu değerlere uygun bir
törenle uğurladık. Küllerini Heybeliada'nın Çamlık iskelesinden tutam tutam
Marmara denizine serpen topluluk, ilk gençlik yıllarından, sonraki civcivli
siyasal yıllara uzanan renkli yaşamını kimi zaman yanında, kimi zaman
karşısında paylaşan, eski-yeni yoldaş ve dostlarından oluşuyordu.
Nihat Akseymen, 1973 Atılımı
öncesi TKP'nin ilk üyelerindendi. Atılımın önemli isimlerinden,
mimarlarından biri oldu. İngiltere'de Parti'nin sosyalist ülkeler dışındaki
ilk matbaasını kurmak, birçok genç devrimciyi komünizme kazanmak,
Türkiye'deki ilk partili çekirdekleri oluşturmak, 1974 programına "proletarya
diktatörlüğü" başta olmak üzere birden çok devrimci kavramın girmesini
sağlamak, onun ve önderlik ettiği parti kolektifinin Atılıma somut
katkılarından birkaçıydı. 1974'de TKP'ye onun kanalından üye olanlardan
biriydim. Yazılarında kullandığı ve komünist kamunun tanıdığı adıyla R.
Yürükoğlu, 1978 de TKP de başgösteren yol ve yöntem tartışmasında,
muhalefete, o yıllardaki adıyla "leninist" kesime önderlik etti. O ayrışmada
Nihat'la aynı saflarda yer almaktan her zaman onur duydum; bugün de
duyuyorum. Sonraki evrimi, başından beri taşıdığı zaaf ve eksiklikler ne
olursa olsun, TKP-İşçinin Sesi'nin, Türkiye devrimci sosyalist hareketinde,
siyasal tartışmaya, teorik üretime düzey ve zenginlik kazandırdığı kesindir.
Nihat Akseymen, bu dönemdeki katkı ve üretkenliğiyle, ikbal rüşvetlerini,
kötü barış önerilerini elinin tersiyle iten tutumuyla ilkeli, güzel bir
komünisttir; yalnızca bu dönemiyle bile Türkiye komünist hareketinin
tarihine geçmeyi hakeden bir isimdir. Sonrası? Sonrasıyla, siyasete birlikte
başlayanların yollarının bir bir ayrıldığı, TKP'nin dağılıp eridiği,
karanlık, donuk gericilik yıllarıyla, bu yıllarda kimin ne yaptığıyla ilgili
olarak burada, bu yazıda yazılacak fazla bir şey yok. Sonrasıyla ilgili
tartışma ve değerlendirmeler başka yerlerde yapıldı, yapılıyor ve yapılacak.
Siyaset dünyanın en acımasız işlerinden biridir ve siyasetin bu doğasını
değiştirmek elimizde değil. Ancak, bu komünist siyasetçinin sevgisiz bir
yaratık olmasını gerektirmiyor. Şair, sevgilisine "ölürsem, beni en sevdiğin
halimle hatırla!" diye sesleniyor. Aramızdan göçenlere sevecen yaklaşmayı,
onları en sevdiğimiz halleriyle anıp, yaşatmayı öneriyorum. Böyle bir
tutumun yalnız sevecen değil, doğru, toparlayıcı bir siyasal davranış
olacağını düşünüyorum. Nihat Akseymen, ölümü karşılayışı ve bu dünyadan
uğurlanma töreniyle de çok güzel bir iş yaptı. Tuhaf ve anlaşılmaz bir
uygulama olan komünistlerin camilerde, namaz niyazla uğurlanmasının yerine,
yakılmasını ve küllerinin denize savrulmasını sağlayarak önemli ilke daha
adını yazdırdı. Ölümcül hastalığını öğrendikten sonra yazdığım mektuba
verdiği yanıtın son cümlesi, "Birgün mutlaka!" ydı.
Güle güle Nihat! Birgün mutlaka!
Haluk Yurtsever
(Haftalık "SoL" dergisinin 28
Aralık 2001 tarihli 165. sayısında
yayınlandı.)