|
Legal TKPnİn UlusalcIlIğI
- KomünİstlerİN BAYRAĞI NEDİR?
Gerek ülkemiz gerekse dünya son derece hareketli ve tehlikeli olayları kıvılcımlayabilecek
senaryoların içinden geçiyor. Dört bir yanımız barut fıçısı gibi.
Halklarımızı bu tehlikeli oyunlara alet etmek için onlar üzerine
provokasyonlar düzenleniyor hem kendi burjuvazimiz hem de dünya emperyalizmi
eliyle. Bu denli ciddî bir durumun biz komünistlere yükledigi ağır ve
ertelenemeyecek görevler var. Burjuvazinin her renkten temsilcileri kendi
dünya görüsleri doğrultusunda sınıf siyasetlerini yürütüyorlar. Bunda
sasılacak bir taraf yok. Ancak aklıyla onlara karsı "devrimci" daha da
acıklısı "komünist" adı altında siyaset maskaralığı yürütmeye çalısanlar var
ki gerçekten atesle oynamaya basladılar.
Daha da açık soylersem, SIP'in TKP'si diye bilinen siyasi yapılanmanın yasal
olanaklardan yararlanıp nasıl bir bilinç bulanıklığına neden olabileceğini
ve bunun sonuçlarının da, onceki deneyimlerden öğrendiklerimizden kalkarak
söylersek, çok acı olacağını vurgulamak istiyorum. Sözü fazla uzatmadan
somut verileri siralayayım.
SIP'in TKP'sinin sitesinde insanın neredeyse gözünün içine girecek bir
"yurtseverlik" furyasıdır gidiyor. "Yurtsever Cephe" diye cephe de
kurdular. Sitede bir bildiri var "Yurtsever Cephe" imzali ve ardından
destekleyen "bilesenler"in adları sıralanmıs ( bunca yurdunu sevdiğini ilan
eden insanlara giderayak bir soru: güzel türkçemizde "girisim" sözcüğü
dururken "Inisiyatif" neyin nesidir? Kahramanmaras'lı yurttasim ne anlar
acaba? neyse, geçelim..). Bir diğer isaret etmek istediğim husus da "Hayalet
avcıları" baslıklı, Kemal Okuyan imzalı yazı. Her ikisi de ibretle okunmalı:
kendilerine komünist adını taktıktan sonra bu denli sorumsuzluk içinde olan
insanların neler diyebileceklerini kendi gözlerinizle görmek için..
O denli temel kavramlarda yanlıslar var ki nereden baslamak gerektiğini
kestirmek zor. Beyler, kendine komünist diyen bir
insan, yurtseverlikten sözedemez (burada hemen bir parantez açıp
bir yanlis anlamanin önüne geçelim: pek tabiidir ki doğduğumuz,
büyüdüğümüz,dolu anılarımızın olduğu ülkemizi seviyoruz. Bundan söz
etmiyoruz. Burada sözü edilen yurtseverlik tam da burjuvazinin anladığı
anlamda, onun çıkarları için bilinçsiz halka dayattığı yurtseverlik, bayrak,
vatan-millet vs.dir.) Böyle birsey komünistliğin özüne terstir.
Komünistler enternasyonalisttir. Cünkü komünistlerin temsil
ettikleri sınıf, proletarya, enternasyonalisttir. Marx ve Engels bu gerçeği
daha 19. yüzyılın ortasında görüp Komünist Manifestosu'na yazdılar:
"Isçilerin vatanı yoktur". Ister beğenın ister beğenmeyın ama Marksizm'in en
temel görüslerinden, hani olmazsa olmaz dediğimiz görüslerinden biri budur.
Isçilerin vatanı bütün dünyadır. Dünya isçi sınıfının çıkarları her zaman
tekil ülkelerin isçi sınıfının çıkarlarından önce gelir. Hele hele bügün,
artık dünyada sınırların giderek kalmadığı, ya da anlamsız hale geldiği,
dünya çapında üretimin gerçeklestiği, dolayısıyla dünya isçi sınıfının
nesnel olarak tek bir yapıya doğru yürüdüğü dönemde bu soylenenler insanın
gozünün içine girercesine karsımızda duruyor. Marksizmin en temel öngorüleri
açıkça yasamın içinde doğrulanıyor. Insan kendine komünist adını takıp da
siyaset alanına çıkmadan once Marksizmin hiç değilse abecesini öğrenmeye
yeltenip acaba sindirebilir miyim diye kendine bir sormasi gerekmez mi?
Vatan, ulus, yurt, bayrak bunların hepsi burjuvazinin kendi çıkarlarıyla
doğrudan bağlı olan kavramlardır. Komünistler bunlarla oynadığı an ateşle
oynuyorlar demektir. Bizim bayrağımız yok mu? Tabii ki var: Dünya isçi
sınıfının kızıl bayrağı. Arkasında saf tuttuğunuzda kimse kimseye hangi
ülkenin"yurtsever"leri olduğunuzu sormaz. Yalnız bilir ki siz de o buyük
ordunun bir neferisiniz. Sınırlar artık yoktur, amaç birdir, düşman
aynıdır-dünya burjuvazisi- safları bölmeden bize karşı çoktan tek bir güç
halinde vuran düsmana karsı şavaş verilir. Kısaca komünistlerin savunmasi
gereken olgular bunlardir.
SIP'in TKP'sinin "Yurtsever Cephe" imzalı açıklamasına bakınca
komünistlikten ne denli uzak oldukları görülüyor: Madde madde sayarak
"Bayrağa saygısızlık kabul edilemez" diyorlar. Dikkatinizi çekeyim: dünya
isçi sınıfının kızıl bayrağından değil, Türk bayrağından sözediyorlar! Evet,
yanlıs okumadınız, Türk bayrağına, diğer bir deyisle Türkiye burjuvazisinin
en önde gelen simgelerinden birine saygısızlığı kabul edemiyor bu yeni
mensevikler! O ulusal bayraklar arkasında değil midir ki dünyanın tüm
kapıtalist ülkelerinde burjuvazi, yeterli bilinç düzeyine ulasmamıs halk
çocuklarını yüzyıllardır birbirlerini kırmaya yollamıstır ve hala da
yollamaktadır? Isçi sınıfına ve emekçi halka boylesi yanlıs bir bilinç
vermekle baska bir yere gidilemeyeceği açıktır. Söyledikleri hersey buram
buram milliyetçilik kokmaktadır. Ülkemizde olsun dünyada olsun sizden önce
aynı yolu izleyen çok oldu beyler, biraz arastırın, etrafınıza bakın.
Ulusal, yurtsever adıyla kurulmus her girisimin nerede sonuçlandığını iyi
arastırın.
Ben size birkaç tane olunması gereken örnek vereyim; tabii daha da çoğaltmak
mümkündür. En basta Marx, Engels ve yoldaslarını alın. Siyasal
militanlıklarının en üst düzeyde olup da Avrupa'nın bir ülkesinden kalkıp
öbüründe militanlık yaparken kurdukları ya da içinde çalıstıkları örgütlerin
hemen hepsi uluslararası niteliktedir. Bir baska deyisle "ülkelerüstü"
kalmayı yeğlemislerdir. Sonradan, ozellikle Marx'ın olümüne rastlayan
yıllardan itibaren ülkeler temelinde örgütler ortaya çıkmıstır. Paris
Komünü'nün bayrağı kızıl bayraktır beyler, fransız bayrağı değil! Onlar bile
kendi sınıfsal dürtüleriyle de olsa sizden daha tutarlı davranmıslardır.
Komün'ün bir diğer yanını daha hatırlatalım size:
Dombrowski ve Wroblewski Polonyalı iki devrimci subaydır. Varsova
ayaklanmasının kanla bastırılmasından bir süre sonra Paris'e gelmisler ve
Komün patlak vermesiyle birlikte Paris halkının yanında hem de onemli askerî
komutanlar olarak savasıp sehit ölmuslardır. Eminim onlar da doğup
büyüdükleri Polonya'yı çok seviyorlardı, ancak enternasyonalist bilinçleri
onları bu görevi yerine getirmeye çağırdığında ikircimsiz gittiler. Aynı
sekilde Macar Leo Frenkel'i de verebiliriz Komün'ün sehitleri arasında.
Bunlar tabii çok onemli gorevlerde bulunmus olanlar; daha niceleri katılıp
yasamlarını yitirdiler Paris'in sokaklarında, barikatlarında.. Örnek çok,
ancak bir diğer çarpıcı olanı da Ispanya iç savasında fasist Franco'ya karsı
dövüsen cumhuriyetçilerin yanında savasmaya giden Uluslararası Tugaylar. En
az onbir ülkeden partizanlar bu tugaylarda çarpıstılar. Hepsinin altında
bulustukları bayrak kızıl bayraktı, kendi ülkelerinin burjuvazisinin bayrağı
değil! Diğer bir deyisle, sizin görüsünüze göre "bayrağa saygısızlık
ettiler". Ama gelin görün ki altmis küsür yıl sonra sehit düsenler saygıyla
anılıyorlar. Ya Küba'dan kalkıp Angola'ya devrimin kazanımlarını
emperyalizme ve onun yerli isbirlikçilerine karsı korumaya giden askerler,
partizanlar? Binlercesi orada yasamlarını verdiler. Küba'nın o yiğitlere hiç
mi ihtiyacı yoktu ki gittiler?
"Bayrağa saygısızlık kabul edilemez" diye burjuvazinin bayrağını,
dolayısıyla onun değerlerini savunan, hem de kendi yurtseverliklerinin
"gerçek" yurtseverlik olduğunu her fırsatta dile getiren bu beylere önerim
su olur: Bugün 1 Mayis, ulusal değerlerimizi temsil eden Türk bayrağıyla
alanlara çıkmamak bayrağa saygısızlık olmaz mı? "Yurtsever Cephe diyor ki"
bildirisinde de belirtildiği gibi: "1960'lı yıllarda ABD emperyalizmine
karsı yürüyen devrimci gençler bu bayrağı bir bağımsızlık sembolü olarak
tasımıslar... 15-16 Haziran 1970'de ayağa kalkan Istanbul ve Kocaeli
isçileri polis tarafından kursunlanırken, ellerinde ülkemizin bayrağı
vardi..". Aynı sekilde sizin de yarın alanda Türk bayrağına sahip çıkmanız
gerektiği sonucu çıkmıyor mu bu soylenenlerden? Tabii söylenenlere
soylenecek çok, ancak simdilik gerek yok. Kendini 1960'li yılların gençlik
hareketinin ya da 15-16 Haziran'a katılan isçilerin bilinç düzeyiyle ( 35-40
yil sonra!) ayni yerde durup kendine "komünist" diyebilenlerle ne denli
düzeyli ideolojik tartısma yapılabilir, bilemiyorum.
Şunu söylemek mümkün: Komünistim diyerek komünist olunmuyor. Sadece oyle
görünüyorsunuz. Ağzınızı açıp da baklaları çıkarınca özünüzde ne olduğunuz
çıkiyor. Takkenin bu kadar çabuk düsüp de kelin görünecegini tahmin etmezdim
doğrusu. Olan yine yanlis kayalara vurma tehlikesi olan genç kayalara
olacak, ne yazık..
|