Menşevizmin
Sendikal Savaşıma Zararı Büyüktür
H.
Erdal
İşçinin Sesi,
sayı: 244, 17 Ekim 1983
Partizan kliğinin burjuvaziyle her alanda
olduğu gibi sendikal alanda da uzlaşmacılığı çok önce başlamıştır. Bu
uzlaşmacılığa çok örnek sıralanabilir ancak en çarpıcı bir örneği, en
somut bir kanıtı DİSK Genel Başkanı Kemal
Türklerin öldürülmesinden sonraki olaylardır.
DİSKin kurucusu, on üç yıllık Genel
Başkanı ve DİSKin 1973-1980 döneminde gösterdiği gelişmenin
önderlerinden Kemal Türkler faşistlerce Temmuz 1980de öldürüldü. Bütün
işyerlerinde grev ve işgaller başladı. İşçiler sokağa çıkmaya hazırdı.
Kemal Türklerin cenazesi yaklaşan askersel
darbeye karşı, bir halk ayaklanmasının kıvılcımı olabilirdi.
Bu durumda partizan kliği ne yaptı? Şimdi
devrimcilik taşlayan partizan kliği mensupları sıkıyönetim komutanlığına
gidip pazarlık yaptılar. İşçilerin parlayan gazabını yatıştırmaya ve
cenaze törenini sıkıyönetimin istediği sınırlarda tutmaya söz verdiler.
Bu cenaze törenini bir patlamaya dönüştürmek yerine
pasifize ederek, işbaşına gelmesi eli kulağında olan cuntaya
açıkça yardımcı oldular.
Partizan kliğinin işçi sınıfına, sendikal
harekete verdiği zararlar 12 Eylül sonrası da artarak devam etti.
DİSKle dayanışma yozlaştırıldı.
Herşeyden önce dayanışma sorunu sadece
52lere özgürlüke indirgendi. Üstelik bu
uluslararası politik ortamda, sadece Polonya olaylarına bağlandı.
Şimdi Avrupada caka satan bazı
menşevik sendikacılar, 12 Eylülden 1982
yılına kadar ortaya çıkmadılar. Ne zaman ki Avrupada dayanışmacılık
geçerli bir meslek oldu, bunlar birer birer
ortaya döküldüler. Döküldüler ve işçi sınıfının, sendikal hareketin
genel çıkarları değil, sendikal harekette
menşevizmi etkili kılmanın dar, bölücü çıkarları(?) açısından
ve yine dükkancı bir biçimde davrandılar.
Darbeden bu yana üç yılı aşkın bir süre
geçti. Ülkede sınıf savaşının yeni bir aşamaya girmesi söz konusudur. Bu
sendikal savaşım açısından da geçerlidir. DİSKin Türkiye işçi sınıfı
hareketine kazandırdığı olumlu gelenekleri canlandırma ve yayma kavgası
bugün büyük önem taşıyor, ama örgütsel olarak yeni bir durum var. Bu
yeni durumda, işçi sınıfına ne yapmak gerektiğine ilişkin öneride
bulunmak gerekiyor. Oysa menşevik partizan
kliği, hem TKP adına ortaya çıkıp, hem de tutumsuzluk saçıyor.
Ağustos Atılımında Mehmet Yavuz
imzalı bir yazıda sendikal demokrasi ardına sığınılarak tam bir
tutumsuzluk savunuluyor. Maden-İş ve Bank-Sen yöneticileri, sendikal
yapılanmanın biçimi ne olmalı sorusuna yanıt verebilmek için, bu ağır
koşullarda bile tabanın önerilerini bekliyorlarmış. Herhalde partizan
kliği de tüm işçi sınıfını ilgilendiren çok önemli bir sorun olan
sendikal yapılanma konusunda fikir belirtebilmek için Maden-İş ve Bank-Sen
yönetim kurullarının kararını bekliyor!
Menşevikler sendikalar planında doğrudan
bir şey söyleyemedikleri için, hedef olarak onların ne gösterdiklerini
vb. ancak dolaylı imalardan çıkarmak olanaklı oluyor Ama bazı konularda
tutumları çok açık ortadadır. Örneğin Eylül 1983 Atılımında
yayınladıkları TKP imzalı 15-16 Haziran bildirisi.
Bu bildiri uzlaşmacılığın güzel
örneklerinden biridir. Bildiride yer alan her fikri değil sadece ana
hatlarına değineceğim.
-
15-16 Haziranın yıldönümünde işçi sınıfına barış savaşı
öneriyorlar.
-
Türkiye sendikal hareketinin birliğini önerecekleri yerde Türk-İş
ve DİSK üyeleri arasında dayanışma ile yetiniyorlar.
-
Sınırsız grev hakkı yerine grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkı
talep ediyorlar. Bugün cunta bile aşırı sınırlanmış ve uygulanması hemen
hemen olanaksız hale getirilmiş bir grev ve
toplu sözleşme hakkına açıkça karşı değildir.
-
Bildiri barış ve ulusal demokrasi çığırtkanlığı ile sona
eriyor.
Partizan kliğinin TKP adına davranmaya,
konuşmaya parti açısından örgütsel hakkı olmadığı gibi, işçi sınıfı
açısından da hiçbir hakkı yoktur.