Likidatörlerin
Yeni Yalanları
H. Erdal
İşçinin Sesi,
sayı: 234, 6 Mayıs 1983
Menşevizmin
Sesi Radyosu Nisan ayı içinde biri 7 Nisan diğeri 13 Nisan tarihli iki
açıklama yayınladı. Sözümona
menşevik kanadın tam üyeli MK toplantısı,
yani Plenumu yapılmış ve bu açıklamalar Plenumun
açıklamalarıymış. Böyle bir toplantının olup olmadığı tartışmalıdır.
Bundan bir süre önce, tüm değil bazı MK üyelerinin katılımı ile bir
toplantı yaptıkları doğrudur. Neden bütün MK üyelerinin çağırılmadığı,
kimin hangi ölçüye göre çağrıldığı belli olmayan bu toplantı, büyük
olasılıkla Nisan Plenumu diye öne
sürülüyor.
Bir süre önce yapılan toplantıda parti
tüzüğünde olmayan makamlar ihdas edildi. Haydar Kutlu, nam-ı diğer
Tahir Yalaz, partizan kliğinin üç kişilik
yönetim kurulunun başkanı genel sekreter ilan edildi. Partizan kliğinin
darbe yoluyla başa gelişini tamamlayan bu ikinci mini darbe ile İ.
Bilen, tüzükte olmayan genel başkanlığa getirildi.
Bu akıl almaz keyfilik
menşevik kanat içinde yeni tartışmalara yol
açtı. Parti tüzüğünü, normlarını hiçe sayarak varlık sürdüren ve başa
gelen partizan kliği, tüzükte olmayan makamları canı istediğince ihdas
ederek, nasıl bir parti istediğini bir kez daha açık etmiş oldu.
Genel sekreterliğini ilan eden kişinin TKP
içindeki fraksiyoncu ve sağ oportünist çalışmaları 1979 yılından
başlayarak açığa çıkmaya ve sorun olmaya başladı. Eğer tutuklamaların
sorumluluğunu kim taşıyor diye tartışılacaksa, Haydar Kutlu 12 Eylül
darbesinden sonra Türkiyedeki tutuklamalardan birinci derecede
sorumluydu. Üstelik kendisinin Mayıs 1981 tutuklamalarında polisçe
yakalandığı basında çıktığı halde (bak: Milliyet, 31 Temmuz 1981,
Almanya baskısı) normal parti içi iletişim kanallarının dışında, kendi
kendine yurt dışına çıktı.
Nisan ayında yapılan açıklamalarda bir
diğer ilginç nokta da Aralık ayında işkencede öldürülen Deniz yoldaşın
MK üyesi olduğunun duyurulmasıdır. Duyuru, tam pazarlama ve
reklamcılık sanatına uygun, utanç verici bir biçim ve içerik taşıyor.
Önce bir klik yetkilisi 5 Nisan günü bir Batı Avrupa ülkesinde basın
toplantısı düzenleyerek, Deniz yoldaşın Aralık ayındaki ölümünü, aradan
dört ay geçtikten sonra kamuoyuna açıklıyor. Ondan iki gün sonra da
TKPnin
Sesi radyosu şehit yoldaşın MK üyesi olduğunu ilan ediyor. Deniz yoldaş
işkencede şehit olana dek MK üyesi değildi. İki olasılık var: Ya
partizan kliği ölen bu yoldaşı ölümünden sonra, bu yılın başında
yaptıkları toplantıda MK üyeliğine aldı, ya da ölen kişi partizan
kliğinin TKPden
gizli fraksiyonunun MK üyesi idi, şimdi onu açıklıyorlar. Her iki
koşulda da, hem kendi şehit yoldaşlarına saygısızlık gösteriyorlar, hem
partinin, komünizmin değerleriyle alay ediyorlar.
Nisan ayında yapılan açıklamalarda çok
sınırlı ifadeler var. Kol kırılır, yen içinde kalır anlayışına uymak
artık olanaksız hale gelip de yürüttükleri karanlık, likidasyoncu
politika kanıtlarıyla sergilenmeye başlayınca sinirlilikleri daha da
artmışa benziyor. Onlara göre, onları eleştiren ne yazılırsa, ya polise
malzeme sağlıyor, ya anti-Sovyetizm
oluyor ya da ilerici güçlerin birliğini bozuyor.
TSİP'e
karşı yürüttükleri iki yüzlü politikanın ortaya dökülmesi ilerici
güçlerin birliğini bozuyor. Bozuyor mu, güçlendiriyor mu? Buna karar
veren herhalde menşevizm olmayacak.
TİP yönetiminden bazı kişilere TİP
hareketini daha da ehlileştirmek üzere neler önerdiklerinin, kendi
bizans oyunlarının ortaya dökülmesi ilerici
güçlerin birliğini yalnızca pekiştirir. İlerici güçlerin birliği
menşevizmin
pasifikasyon operasyonlarına indirgenemez.
Nisan açıklamalarında, hangi organın ne
zaman, kimlerden kurduğu belli olmayan bir de Araştırma Komisyonundan
sözediyorlar. Bu, parti içinde organ dışı,
gurupçu, fraksiyoncu çalışmayı açığa vuruyor.
Gerek Seçenek dergisinde çıkan
yazıda, gerek Nisan ayındaki açıklamalarda çirkin bir iddia var: H.
Erdal partinin gizli teknik işlerini yürütme görevinden alınmış ama bazı
malzeme ve evrakı partizan kliğine teslim etmemiş. İnsanın keşke
dedikleri doğru olsaydı diyeceği geliyor. Üzülerek söylüyorum ki,
dedikleri doğru değildir. Nasıl doğru olsun?
Teknik aygıtta çalışan tüm kadroları
devraldılar. Devraldıkları kadrolardan bazılarını H. Erdalın gurupçuluk
yaptığı iddiası ile etkilemeye, inandırmaya uğraştılar. Çoğunu buna alet
edemediler. Kendilerine açıkça, siz partide ne iş yapardınız, nasıl
yapardınız, neyle yaptınız diye soracakları yerde, paniğe kapılıp tüm
teknik aygıtı likide ettiler. Bu kadroları kendilerine göre sübjektif
değerlendirmeye tabi tuttular. Kimilerinin evini gizlice aradılar.
Görevi gereği kendinde materyal olan ve benim partizan kliğine devretmiş
olduğum yoldaşları ne parti çalışmasına soktular, ne de onlardan görevi
ve malzemeyi devraldılar. Bu kadrolarla normal parti ilişkilerini bile
düzenli yürütmediler. Sonradan da bu yoldaşları suçlamaya yeltendiler.
Bütün bunları Kasım 1982den sonra öğrenme fırsatı buldum. Bu yoldaşlar
hem menşevizmin, hem partizan kliğinin
gerçek yüzünü somut deneyleriyle gördüler. Haklı tepkilerini, açıkça,
yazılı olarak dile getirerek menşevik
kanattan koptular.
Nisan ayında yapılan açıklamaların bir
özelliği de, açıklaması yapılan toplantının büyük olasılıkla, broşürler
yayınlanmadan yapılmış olmasına karşın, Mart ayında yayınlanan broşürler
üstüne karalamalarda bulunmasıdır. Anlaşılan önceden, Mart ayında
yayınlanacak broşürleri altıncı hisleri ile bulup çıkarttılar!
Nisan bildirilerinde ideolojik likidasyon
yöntemlerine de yeni bir teorik katkı yapıldı.
Menşevizm artık ulusal demokrasi için savaşacakmış!
Demokrasinin sınıf özünü yadsıyan böylesine uydurma kavramı sosyal
demokrasi bile açıkça ileri sürmedi. Menşevikler cuntayla, burjuvaziyle
olan politik uzlaşmalarını şimdi teorik uzlaşma ile tamamlıyorlar.