TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

İşsizlik ve Çalışma Saatlerinin Düşürülme Sorunu

H. Erdal                                         İşçinin Sesi, sayı: 259, 28 Mayıs 1984

 

Çağdaş üretim sürecinde hızlı bir değişim vardır. Bu süreçte gözlenen bir özellik, üretim dallarında (endüstrilerde) olan değişikliklerdir. Birçok geleneksel üretim dalı ya tümüyle ortadan kalkıyor, ya eski önemini yitiriyor. Bunların yerine yeni üretim dalları ortaya çıkıyor. Endüstri üretiminde gereksinim duyulan hammaddeler ve yarı mamul maddeler sürekli olarak değişiyor. Şimdilik sentetik hammaddelerin kullanım alanı genişliyor. Buna karşın örneğin çelik gibi bazı temel maddelere gereksinim azalıyor. Doğaldır ki, buna karşıt bazı eğilimler de doğabilir, gelişebilir ve etkili olabilir:

Üretim dallarındaki bu değişikliklere, bir başka eğilim eşlik ediyor. O da sermayenin organik bileşiminin her alanda sürekli büyüme, göstermesidir. Bunun sonucu gerek geleneksel üretim dallarında, gerek yeni ortaya çıkan dallarda daha çok üretim için daha az işgücüne gerek duyuluyor. Üretim birimlerinde kullanılan işgücü niceliksel olarak azalıyor.

Şu açık bir gerçek ki, bugün dünyada mevcut işgücü potansiyeli ile çağdaş üretimin gereksinim duyduğu işgücü arasındaki fark sürekli olarak büyüyor. Genel bir eğilim olarak, çalıştırdığı işgücü sayısı açısından üretim birimleri küçülüyor.

Ücret, hepimizin bildiği gibi harcanan emeğin değil, patrona kiralanan işgücünün fiyatıdır. Daha açık söylenirse, belli bir süre için patrona kiralanan iş yapabilme potansiyelimizin fiyatıdır. Ve ücret esas olarak iki parçadan oluşur.

Biri, işçilerin yaşayıp yeniden üretebilmesi için zorunlu olan fiziki asgari parçadır. Alınan ücretin içinde bir de söz konusu ülkelerin tarihsel ve toplumsal koşullarına bağlı olarak (bunun içinde işçi sınıfının örgütlülüğü ve gelenekleri en önemli yeri tutar) belirlenen hayati gereksinimleri karşılayacak parça vardır. Kapitalistler becerebildikleri oranda ücreti, fiziki asgari düzeye indirmeye çalışırlar.

İşçi sınıfı kapitalizmin gelişmesiyle birlikte normal çalışma süresini sınırlama savaşımı veregelmiştir. İlk kez 1848'de İngiltere'de on saatlik çalışma yasası kabul edilmiştir.. İkinci Enternasyonal 1889'da sekiz saatlik işgünü belgisini ortaya atmış, sekiz saatlik işgünü birçok ülkede ancak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hayata geçirilebilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise normal çalışma süreleri kırk ile kırk beş saat arasında düşürüldü.

Üretimin ve sermayenin yer değiştirmesi vb. etkenler sonucunda günümüzde Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin dünya kapitalist ekonomisi ile bütünleşme süreci hızla ilerliyor ve derinleşiyor. Bu ülkeler genellikle eski sömürge ülkelerdir. Ve bunların çoğu diktatörlüklerle yönetilmektedir. Bu ülkelerde işgücünün fiyatı ileri ülkelere göre daha düşük, çalışma süresi daha uzundur.

Bugün bazı ülkelerdeki haftalık çalışma saatleri şöyledir:

İsviçre

43.8

İngiltere

43.2

F. Almanya

41.6

Hollanda

41.1

Japonya

40.9

Fransa

40.6

İtalya

39.7

ABD

39.7

Kanada

38.5

İsveç

35.6

Belçika

35.4

Avusturya

33.7

Türkiye

45.0

(35 Saatlik Hafta ve Eylem Programı, IG Metal broşürü, s.37)

Bugünkü haftalık çalışma saatlerinin korunması koşullarında işsizliğin artması da kaçınılmazdır. İşsizliği azaltabilmek, bir yandan üretici güçleri geliştirirken öte yandan çalışma saatlerinin düşürülmesi ile olanaklıdır. Çalışma saatlerinin düşürülmesinin belli başlı şu sonuçları olacaktır:

·      Ülkede istihdam artışı olacaktır.

·      Çalışanlar daha az yıpranacaktır.

·      Çalışanlar sosyal ve kültürel gelişmeye daha çok zaman ayırabileceklerdir.

·      Sosyal ve kültürel gelişmeye gereksinim arttığı için o alanlarda gelişme olanakları ortaya çıkacaktır.

Örneğin bugün Türkiye'nin toplam nüfusu kırk beş milyondur. Yaklaşık yirmi iki milyon kişi çalışabilir nüfusu oluşturmaktadır. Bu yirmi iki milyon kişinin ancak  on altı milyonu değişik ölçülerde istihdam edilmektedir. Bu on altı milyon kişinin tümünün bugünkü haftalık çalışma süresi olan kırk beş saat çalıştığını kabul edersek, haftalık çalışma süresinin kırk saate düşürülmesi, çalışanların sayısını on sekiz milyona çıkaracaktır.