Partimizde belgelerle oportünizm yakın yıllar
İşçinin Sesi'ne Karşı İdeolojik Savaşım
Veremezlerdi
H. Erdal
İşçinin Sesi,
sayı: 233, 2 Mayıs 1983
TKPde,
partimizde altmış küsur yıldır periyodik likidasyonlar sürüp gidiyor.
Altmış küsur yıldır TKP sürekli olarak varlık ve yokluk çizgileri
arasında gidip geliyor. Şimdi yine böyle bir likidasyon yaşanıyor. Bu
durumun nesnel ve öznel nedenlerini irdelemek geniş bir çalışma
konusudur. Bu yazı dizisinde, likidasyonu, yakın geçmişten somut
örneklerle göstermeye çalışacağım. Ve görülecektir ki, bu periyodik
likidasyonların nedeni daha çok özneldir. Yani bilinçli siyasal
seçimlerin ürünüdür.
1973 atılımı ile birlikte, yani partinin
o tarihte yeniden kuruluşu ile birlikte, bu kuruluşla sımsıkı
bağlı olarak likidasyonun da temelleri atıldı. Parti çalışmasının ve
parti siyasetinin her alanında bunun izlerini görmek mümkündür. İzlenen
siyasal doğrultunun bazı yönlerine birlikte göz atalım.
Türkiyenin sosyo-ekonomik
yapı çözümlemelerinde çok kaba bir ekonomizm
egemendir. Bu kaba anti-Marksist ekonomist anlayış, likidasyoncu mantığı
ele veren bir ikinci yanlışla örülü gelmektedir. O da şu: Bu
likidasyoncu mantık, Türkiye'nin sosyo-ekonomik
gelişmişlik düzeyini olduğundan geri göstermek gerekir diye düşünüyor.
Türkiyeyi geri göstermezsek, bu gelişmişlik bizi nesnel olarak devrim
sorunuyla karşı karşıya getirir, biz ise ondan kaçmak istiyoruz.
Yakın TKP tarihinden bu yanaşımın somut
örneklerini TKP'mizi
Yükseltelim broşüründe verdim.
Likidasyoncu mantığın siyasal taktiklere yansıyan ikinci yaygın görünümü
burjuvazi-emperyalizm ilişkisini ele alışta somutlanmaktadır. Hedef,
ülke burjuvazisini baş düşman göstermekten çıkarmak, onu aklamaktır. Bu
nedenle, Türkiyede egemen oligarşi-emperyalizm birliği yapay olarak
parçalanmakta, emperyalizm sürekli bir dış olgu - daha çok askersel ve
siyasal bir olgu - olarak gösterilmektedir.
Bir üçüncü örnek, soyut birlik
anlayışında görülüyor. KPnin ve işçi
sınıfının kendi bağımsız örgütlenmesi ve savaşımı ikinci plana
itilecektir, amaç budur. Ama bu böyle söylenmiyor, dolaylı yollardan
gerçekleştiriliyor. KPnin ve işçi sınıfının
savaşımının yerini sınıf özü ve siyasal amacı ve örgütsel biçimi
belirsiz bir birlik savaşımı alıyor.
Hepsinden öteye, likidasyoncu mantığın ve
niyetlerin kendini çok açık gösterdiği en önemli alan örgüt siyasetidir.
Broşürlerde, periyodik örgütsel
likidasyonun yakın geçmişteki örneklerini, vermeye çalıştım. Şimdi
bunlardan bir tanesine daha yakından bakalım.
Likidasyoncu ve komplocu anlayış kendini
en açık bir biçimde İşçinin Sesi olayında gösterdi. İ. Bilen ve
ajitasyon-propaganda işleri sorumlusu Hüseyin Alev (Zaro),
birlikte, Emperyalizmin Zayıf Halkası Türkiye kitabının
propagandasını yapmak üzere bir tanıtma yazısı yazdılar. Sonra, ne
hikmetse akşamdan sabaha, kitabın yazarına karşı olmaları gerektiğine
karar verdiler ve 1979 Plenumu'nun
yayınlanmayan raporunda kitabın içeriğinden çok yayınlanış biçimine
itiraz ettiler ve şöyle dediler:
.. Bunun çarpıcı bir örneği Zayıf
Halka kitabının yayınlanması ve dağıtılmasında görüldü. Kitap
Plenum kararlarına, disipline,
konspirasyona ters düşen bir biçimde
dağıtıldı. Partiden gizli kitap basmak, dağıtmak gurupçuluğa yol
açmaktır, parti tüzüğünde yeri yoktur (H. Erdal,
TKP'mizi
Yükseltelim, s.64)
Hatta o kadar ki,
Politbüroda kitabın içeriğine eleştiri yönelten öteki iki
Politbüro üyesine karşı adı geçen 1979
Plenum raporunda bir de eleştiri yöneltildi.
.. Kimi yoldaşlar da Türkiye'nin
emperyalizmin zayıf halkası olduğunu yadsıyor.
MKnın can güvenliği sorununu içeren bildirisini, Konferans
kapanış konuşmasının bazı bölümlerini aynı biçimde yanlış buluyor
(H.
Erdal,
TKP'mizi Yükseltelim,
s.65)
* * *
Aradan kısa bir süre geçtikten sonra
kitabın ideolojik olarak da eleştirilmesinin zorunlu olduğu düşünüldü.
Eylül 1979da, yani kitap yayınlandıktan 9 ay sonra
Politbüro ideolojik savaş için şu kararları aldı:
Sol Oportünist Fraksiyoncu Akıma:
Yürükoğlu Gurubuna Karşı İdeolojik-Politik
ve Örgütsel Savaş
A. İdeolojik alanda:
l. Bu savaşı planlayacak,
yönlendirecek bir komisyonun kurulması. Komisyon, MK üyelerinden ve yöre
komitelerinden, bu sorunlar üstüne çalışan yoldaşlardan yazılı
görüşlerini ister.
2. Bu konuda ana sorunları ele alan,
bizim bu sorunlar üstüne görüşlerimizi açıklayan bir broşür
hazırlanmalıdır.
3. Sorunun değişik yönlerini açıklayan
bir dizi popüler broşür yayınlanmalıdır.
4. Parti merkez yayınlarında, özellikle
fraksiyonculuğa karşı, eleştiri özgürlüğü adı altında parti birliğine
saldırıya yanıt verilmelidir.
5. Parti iç enformasyon yoluyla, temel
örgütleri, komiteleri, üyeleri aydınlatmak için bu yöndeki parti
kararları duyurulmalıdır. Bu temelde ideolojik savaş platformu
hazırlanmalı, bir eğitim materyali çıkarılmalıdır.
6. Gerekli önlemler alındıktan,
hazırlıklar yapıldıktan sonra, Savaş Yolunda bu konuda bir
tartışma kampanyası açılmalıdır. Bu kampanya örgütlü olarak, bizim
yönlendirmemizle sürdürülmelidir. Bizim dışımızda gönderilen yazılardan
uygun görülenler seçilip basılmalı, hemen yanıtlanmalıdır. Sonunda,
kampanyanın dökümü yapılmalı, bütün tartışmayı toplayan bir yazıyla söz
konusu akım açıkça suçlanmalı, yerilmelidir. Bu kampanyaya paralel
olarak öteki yayın organlarında yazılar yayınlanmalıdır.
Ama herkesin bildiği gibi bu kararlar
uygulanamadı. Bir dizi popüler broşür değil, tek bir broşür bile
yayınlanamadı! Karar altına alınan parti içi tartışmanın ise güdümlüsü
bile gerçekleşmedi. Bunun sonucu partide, partiye karşı ikiyüzlülüğün
nesnel temeli atıldı. Artık kimse düşüncesini söyleyemez, söylemez
olmuştu. 1979 yılının sonunda yeni bir dizi karar alındı. Bu kararların
konumuzla ilgili olanları da şöyleydi.
Değişik Örgütsel ve Kadro Sorunları
Üstüne Kararlar
1. İşçinin Sesi gurubunun
burjuvazinin elinde parti düşmanı bir araç olduğu yolundaki tüm il
komitelerinin kararları Şubat sonuna kadar iletilmelidir. Partinin bu
konuda çıkaracağı broşürün tüm parti örgütlerince onaylanması üstüne bir
genelge yollanacaktır. İngiltereye, Türkiyeden ve Hollandadan kadro
yollanacaktır. Demir, MK üyeliğinden ve Ege Yöre Sekreterliğinden
çıkarılmıştır.
MK üyeliğinden çıkarılma kararı
onaylanmak üzere MK plenumuna
sunulacaktır. MK
üyeliğinden çıkarıldığı güvenlik nedeniyle şimdilik kendisine
bildirilmeyecektir.
Karardan da görüleceği üzere tüm il
komiteleri Politbüro kararı ile İşçinin
Sesini, suçlamaya zorlandılar. Yine bu karardan görüleceği gibi,
Veli Dursun yoldaştan sonra bir ikinci MK üyesi
Poliltbüro'nun yetkisi olmadığı halde,
Politbüro kararı ile MKdan -
çıkarıldı ve bu karar bile komplocu bir mantığın ürünü olarak
kendisinden gizlendi. Bugün yüzlerce parti üyesine yapıldığı gibi.