TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

Belge

H. Erdal Yoldaş Hakkında Menşeviklerin Açıklamaları

 İşçinin Sesi, sayı: 230, 11 Nisan 1983

Yoldaşlar,

1981 Mayıs’ında başlayan, bugün de süregelen gericiliğin saldırılarıyla, partimizin uğradığı ağır kayıplar kimse için sır değildir. Buna karşın parti örgütlerimizin, komünistlerin inancı, yiğitliği, özverisi ve bilinciyle, parti sıralarının birliği ve çelik disipliniyle iki yıldan beri, cunta rejimi altında savaşımızı aralıksız sürdürüyoruz.

Bu savaşım, yalnız işçi sınıfının açık düşmanlarına karşı değil, onun yanısıra, partiyi içerden yıkmak isteyen gizli düşmanlara karşı da veriliyor. Partimizin tarihi, sınıf savaşının yükseliş döneminde partiye giren kimi dayanıksız, çürük kişilerin, saldırıların yoğunlaştığı dönemlerde yıkılıp gittiklerine, partiye hıyanet ettiklerine bir çok kez tanıklık ediyor. Böylesi durumlar, belli ki, parti örgütlerini yeni bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Özellikle bugün, birisi açık, ötekisi gizli düşmana karşı verdiğimiz savaş olağanüstü keskinleşiyor. Bu, ak koyunla kara koyunun ayrışmasını kaçınılmazlıkla hızlandıracaktır. TKP, bu savaştan daha da güçlü ve sıralarını arındırmış olarak çıkacaktır. Marksçı-Leninci partilerin gelişme yasallığı böyledir.

1

TKP MK Politik Bürosu, 1981 Mayıs saldırısıyla uğradığımız kayıpların nedenlerini ortaya çıkarmak için özel ve gizli bir araştırma yapma kararı aldı. Eski Politbüro üyesi H. Erdal’ın görevini bırakıp, gizlice bir Batı Avrupa ülkesine sığınmasıyla söz konusu araştırma üstüne örgütlerine bilgi vermek bir zorunluluk oldu. Bu, hiç de şaşırtıcı olmayan olayla birlikte, parti içi araştırma yeni bir nitelik kazandı. Burada söz konusu olan şudur. Tutuklamaların, polis sızmalarının nedenlerini bulup, yok etmek görevi, dolaysız bir biçimde parti düşmanlarına, döneklere, bozgunculara, kariyeristlere ve oportünistlere karşı açık savaşımda birleşti.

İşte bu nedenle, Politbüro, tüm parti örgütlerine, bugün de yürütülen gizli araştırmanın kimi sonuçları ve H. Erdal’ın tutumu üzerine başvurmayı zorunlu görmüştür.

PB, partimize düşman güçlerin yararlanmasını önlemek amacıyla eğer bizim dışımızda bir açıklama olmazsa, bu sorunu kamuoyu önünde şimdilik açığa vurmama kararı almıştır. Bu nedenle, genelge tüm örgütlerde üyelere gizlilik içinde okunacak ve sonra yok edilecektir.

2

Parti araştırmasının bugüne dek gösterdiği sonuçlar, gizli çalışmanın en can alıcı yerinde görevli olan H. Erdal’ın yüzlerce yoldaşımızın tutuklanmasına yol açan konspiratif yanlışlıklarda açık sorumluluğunu kanıtlamış bulunuyor. Bunun yanısıra bir gerçek daha kanıtlandı. H. Erdal yalnız çalışmalarında partiyi yıkıma sürükleyecek boyutta büyük yanlışlar yapmakla kalmadı. Üstelik üyelikle hiçbir biçimde bağdaşmayan bir dizi parti suçu işledi.

Birincisi: H. Erdal, tüm çalışmaları boyunca, en başta kendisinin koruması gereken konspirasyonu, gizliliği açıkça çiğnemiş, partiye polis sızmasının ortamını yaratmıştır.

-       O, partinin en üst yönetiminde yer almayı sindirememiş, gösterişe kapılmış ve gizli kalması gereken görevini bir çok yoldaşa ve kimselere açıklamış, yaptığı işler üstüne bile ayrıntılı bilgileri rastgele anlatmıştır. H. Erdal, böylesi açıklamalarla, kadrolar üstünde tümüyle kendi kariyerist çıkarları için etkide bulunmayı denemiştir.

-       Kendisiyle çalışan yoldaşların ve yapılan işlerin güvenliğini ve gizliliğini zedeleyen serüvenci, sorumsuz bir çalışma yürütmüştür. Bunun sonucunda partinin en gizli aygıtı önemli ölçüde tutuklamalardan önce açığa çıkmıştır.

-       H. Erdal gizli işlerde çalışacak kadroların seçiminde çok büyük yanlışlar yapmıştır. Polisçe deşifre edilmiş kişilere en gizli görevleri vermiştir. Kadro seçiminde subjektivist davranmış, yalnızca kendisine özel yakınlık gösterenlere güvenmiştir. Bu partiyi polis sızmasına açık duruma getirmiştir.

-       Bu zayıf yapıya karşın, H. Erdal liberal bir yönetime sapmış, kadroların yanlışlarına göz yummuş, onları ve yapılan işleri denetlememiştir. Üstelik, güçleri elinde toplamak amacıyla ve sözde güvenlik gerekçesiyle çalıştığı kadrolar ve yaptığı işler üstüne partiye bilgi vermekten kaçınmış, kendisine gösterilen güveni kötüye kullanmıştır. Böylece partinin bu alanı denetlemesi olanağını da yok etmiştir.

İkincisi: H. Erdal, 1981 MK Plenumundan sonra, partiye karşı ağır suçlar işledi.

-       H. Erdal, görevli olduğu alandan alınmasına karşın, birlikte çalıştığı kadrolar ve olanaklar üstüne tüm bilgileri partiye vermemiştir. Bu durum böylesine çetin bir dönemde partimizin aylar boyunca çok değerli zaman yitirmesine ve etkileri bugün bile süren bir dizi zorlukla karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. H. Erdal, partinin yararlanmasını önlemek amacıyla, kendisinde bulunan gizli belgeleri, araç ve gereçleri ilişki kurduğu kişiler aracılığıyla saklamıştır. Bugün bunların ancak bir bölümü ortaya çıkarılmış, üstelik, en gizli bilgilerin son derecede güvenilmez yerlerde saklandığı saptanmıştır.

-       H. Erdal, işlediği suçları ortaya çıkaran söz konusu araştırmanın kimi sonuçlarını öğrendikten sonra, PB önünde hesap vermekten kaçınmış, araştırmanın daha da derinleşmesini önlemek amacıyla ve kanıtları yok etmek için görevli olduğu yerden gizlice kaçmış, bir batı ülkesine sığınmıştır. Bu durum partinin ajan-provokatörleri ortaya çıkarmak amacı taşıyan araştırmalarını zorlaştırmıştır. Şimdi açığa çıkarılacak her ajan-provokatör, kendisini gizlemek için, H. Erdal’la ilişkisinin suçlamaya neden olduğunu söyleme olanağını kazanmıştır.

İşte H. Erdal’ın 1981 MK Plenumu sonrasında işlediği kimi parti suçları bunlardır. O partimizin bedelini çok ağır ödediği kişisel yanlışlarını açıkça ortaya koymaktan kaçındı ve giderek parti üyeliğiyle bağdaşmayan ağır suçlar işledi. Sonuçta, kendi evini soyan bir hırsız gibi kurtuluşu onursuzca kaçmakta gördü.

3

Eğer H. Erdal dürüstçe partiye hesap verseydi, PB ona yönetim dışında da olsa bir parti üyesi olarak kendisini düzeltmesi için fırsat tanıyacaktı.

Gerçekten de parti ağır yanlışlarını eleştirmekle birlikte hem 1981, hem de 1982 MK Plenumlarında H. Erdal’ı herşeye karşın PB’den çıkarmadı. Böylece ona, komüniste yaraşır bir tutum alması için fırsat verdi. Ne ki o, partinin bu esnek yaklaşımını yıkıcı eylemlerini yoğunlaştırmakla yanıtladı.

Araştırma sonucu ilk belgeler ele geçince, başta MK Genel Sekreteri olmak üzere, parti yönetiminden yoldaşlar H. Erdal’ı partiye karşı açık olmaya ve partiden gizlediği herşeyi teslim etmeye çağırdılar. H. Erdal buna karşılık, partiye yardım konusunda “kaygı duymuyorum” bulunanlar dışında gizlenen hiçbir şey kalmadığını söyledi. Bununla o, partiyi son kez aldatmaya çalıştı.

Ne ki, hemen ardından daha da önemli belgeler ele geçti. Ve H. Erdal işlediği daha büyük suçların ortaya çıkacağını anladı, kanıtları yok etmek amacıyla panik içinde görevini bırakıp bir Batı Avrupa ülkesine sığındı.

Böylece H. Erdal kendi eylemi ile parti dışına düşmüş oldu. TKP MK Politik Bürosu, görevlerinden kendiliğinden ayrılan H. Erdal’ı oybirliği ile partiden çıkarttı.

4

Bu kararla partiye karşı tutuklamaların nedenleri tümüyle açıklanmış olmuyor. Bunun tersini düşünmek sorunu küçümsemek olur. Oysa önümüzde çözülmesi gereken karmaşık örgütsel, politik, ideolojik sorunlar ve alınması gereken bir dizi konspirasyon önlemi duruyor.

Kaldı ki, 1981 MK Plenumunda, parti yönetimi tutuklamalara neden olan zayıflıklardan ötürü kollektif sorumluluğu yüklenmiş açık özeleştiri yapmıştır.

Bilindiği gibi kollektif sorumluluk kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Marksçı-Leninci partide görev bölümü kollektif yönetim ve kişisel sorumluluk ilkesine dayalıdır. H. Erdal’ın kişisel sorumluluğu yaptığı görevin gereği kuşkusuz önemlidir ve tutuklamaların böylesine yoğun olmasında belirleyicidir.

Ne ki, bu karar, yalnızca bu kimsenin kişisel sorumluluğunu içermekle kalmıyor. Bundan da önemlisi tutuklamalarda ağır sorumluluğu olan H. Erdal’ın üstelik partiye düşmanlık ettiğini ve suç işlediğini saptıyor.

5

H. Erdal, PB’daki sorumlu görevindeyken, birçok yoldaşla gerekli gereksiz görüştü. Onlara çoğu zaman parti görüşlerine aykırı, tümüyle kişisel görüşlerini yansıttı. Ve çoğu partinin bilgisi dışında, özellikle örgütler arasında yatay ilişkilere yol açan direktifler verdi.

Bu durumda kimi yoldaşlar, bu görüşleri ve direktifleri parti görüş ve direktifi sandıkları için bilmeyerek, H. Erdal’ın yanlış ve zararlı girişimlerine araç oldular.

Ne ki, bugün, H. Erdal, gerçek konumunu ortaya koyduğuna göre şu ya da bu nedenlerle H. Erdal’la ilişkiye geçen her yoldaş kendi deneylerinden gerekli sonuçlar çıkarabilir. Şimdi bu yoldaşlara düşen görev, H. Erdal’ın parti çıkarlarına ters düşen açıklamalarını ve girişimlerini yeniden değerlendirmek, parti için gerekli her türlü bilgiyi gecikmeden yetkili organlara bildirmektir.

6

Partimizin, tüm Türkiye işçi sınıfının karşı karşıya olduğu bu çetin dönemde, H. Erdal’ı böylesine parti düşmanı girişimlere sürükleyen ne gibi nedenler vardır. Olgular, H. Erdal’ın partinin Marksçı-Leninci çizgisine içten içe karşı çıksa da ideolojik ve politik eleştirilerden hareket etmediğini gösteriyor.

Gerçi H. Erdal daha Yürükoğlu gurupçuğunun partide gizli fraksiyoncu çalışmalar yürüttüğü dönemlerde, bu gurupla ideolojik ve örgütsel ilişkiye geçmişti. O, bu arada partinin birliğini sarsmak, yurt içi ve yurt dışı parti örgütlerini birbirinin karşısına koymak, ülkenin en güçlü parti komitelerini sağa sapma yakıştırmasıyla lekelemek, partinin legal ve illegal yayınlarına güvensizlik aşılamak girişimlerinde bulunmuştur. Ne ki, parti, Yürükoğlu gurupçuğunu açığa çıkardığı zaman, H. Erdal bu sekter-serüvenci akıma karşı çıkacağı ve parti birliğini koruyacağı yönünde partiye söz verdi. Bu nedenle parti H. Erdal’ı Yürükoğlu gurupçuğu ile işbirliği yapmakla suçlamadı.

Özellikle 12 Eylül devirmesiyle kimi çevrelerde psikolojik çöküntüler başlayınca,şurada burada partiye düşman kıpırdanmalar uç verince, H. Erdal yeniden sözde ideolojik “eleştiri”lere yönelmeye yeltendi. Ancak parti örgütlerinin ezici çoğunluğunun ve MK’nın kararlı tutumu karşısında yeniden geriledi. 1981 ve 1982 MK Plenumunda parti çizgisiyle hiçbir ayrılığı olmadığını belirtti, alınan tüm kararlara tek sözle karşı çıkmadı, bunları onayladı.

H. Erdal’ın bu sallantılı tutumu parti içinde ve dışında partinin değişik guruplara bölündüğü yolunda yıkıcı söylentilerin yaygınlaşmasına neden oldu. Bu durum karşısında parti, bir kez daha H. Erdal’a partiyle ideolojik, politik ve örgütsel sorunlarda temel bir ayrılığın var olup olmadığını sordu. O partiye bir kez daha güvence verdi ve çıkarılan söylentilere karşı partinin birlik içinde olduğunu belirten üç imzalı bir yazıyla yanıt vermeyi önerdi. Bilindiği gibi bu yazı MK’nın yayın organı Atılım’ın 1 Şubat 1982 tarihli sayısında yayınlandı.

Kuşkusuz tüm belirtilenler, H. Erdal’ın ilkesiz, ve komplocu karakterini kanıtlıyor. Önümüzdeki günler, H. Erdal’ın nasıl bir ideolojik çizgiyle partimize saldırmayı deneyeceğini gösterecektir. İster sağ, ister “sol” konumlarda ortaya çıksın, H. Erdal’ın temelde kendi kariyerist çıkarlarını her türlü ilkenin üstünde tuttuğunu parti biliyor. Parti üyeleri H. Erdal’a her zaman şu soruyu soracaklardır: Kararlara evet derken mi bizi aldatıyordun, şimdi partiyi suçlarken mi aldatıyorsun.

7

Yoldaşlar,

Bugün partimizin temel sorunu TKP’nin politik, ideolojik ve örgütsel birliğini parti yıkıcılarına karşı korumak ve güçlendirmektir. Partimizin polis saldırısına başarıyla karşı koyması, yığınların savaşına önderlik etmesi parti disiplinini, gizliliği daha da güçlendirmeyi zorunlu kılıyor. H. Erdal’ın serüveni parti disiplinini çiğnemenin partiye hıyanet etmek olduğunu bize öğretiyor.

Kuşkusuz parti yönetiminde yer almış bir kimsenin bu tutumu, önümüze yeni güçlükler getiriyor. Öyle de olsa, hiç kimse savaşan parti kadrolarının birliğini ve partiye güvenini sarsamayacaktır.

Cuntanın zindanlarında yayınlanan KOMON gazetesinin beşinci sayısında işkenceye boyun eğmeyen komünistler haykırıyor:

“Partimizin güçlü kollarının, etrafımızı çeviren dikenli telleri parçalamak, zindanı düşmanın başına yıkmak için havayı nasıl döğdüğünü görüyoruz. Moralimiz yüksek, partimize inancımız, güvenimiz tam...”

Yaşasın Türkiye Komünist Partisi!

22 Kasım 1982

Türkiye Komünist Partisi

Merkez Komitesi Genel Sekreteri

İ. Bilen