|
|
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ | |
|
Zorunlu Açıklama S. Akdeniz K. Karagülle
Değerli Yoldaşlar 20 Haziran 2006 tarihli Marks Gerçekte Ne Dedi yazımıza S. Can Yoldaşın gösterdiği yersiz ve gereksiz tepki[1] üzerine bu açıklamayı sitemize göndermeye karar verdik. Öncelikle, bizim kamuyu aydınlatma gibi bir derdimizin olmadığını belirtelim. Belirli güçler tarafından belirli amaçlarla yönlendirilen kamu çıkarları bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Bizim bir tek kaygumuz var: İşçi Sınıfının hedefi ve mücadelesi temelinde insanlığın genel çıkarları. İkincisi, biz sipariş üzerine opsiyonlu çalıştığımızı söylemedik ve bu konuda söz vermedik. Biz o yazımızda, Önce, Marksizmi Markstan öğrenmenin ne anlama geldiğini ve işin kotarılmasında zorlukların ve zorunlulukların ne olduğunu kısaca anlatacağız. Daha sonra, Eleştirel Okulların ortak özellikleri, kalkış ve varış noktaları konusunda kısaca görüşlerimizi aktaracağız. En sonunda da Diyalektik-Eleştirel Bakışın eleştirisini yapacağız.[2] dedik. Peki, bu telaş niye? Bizi bilen bilir, korkak değiliz kaçak değiliz. Dostlara yoldaşlara bir telefon veya bir e-mail kadar yakınız. Biz o yazımızda Marksizmi Markstan öğrenmenin ne anlama geldiğini ve eleştirel okullar hakkındaki görüşlerimizi kısa ve özet olarak verdik. Diyalektik- eleştirel bakışın eleştirisini yapacağımızı bildirdik. Tarih vermedik. Peki, bu sabırsızlık niye? Biz bu çalışmamızda, oto-didaktik, soyutlanmış, yalıtılmış bireyler olarak değil, daha geniş ortaklıklarda özgürce eyleyen ve söyleyen toplumsal bireyler olarak, kolektif yapıtların ve çalışmaların yaratılmasının yolunu açmaya çalışıyoruz. Bu konuda Marks ve Engelsin düşünce ve tutumlarını örnek alıyoruz. Ortak veya kişisel, ama her zaman eşgüdümlü yaratıcı paylaşımcı dayanışmacı temelde yoldaşça bir çalışmayı ilke olarak benimsiyoruz. Onlar başardılar, fakat sonrakilerin başarılarından söz etmemiz söz konusu olamaz. İsterseniz şöyle tarihe veya isterseniz etrafınıza bakın, yaşam boyu aynı tavrı gösteren kaç komünist tanıyorsunuz? Hareketten ve yaşamdan izole olmuş, yabancılaşmış bireylerin bilgisayarın başında teori veya yeni paradigmalar üretebileceğine inanmıyoruz. Yabancılaştırmayı kırmanın yollarını arıyoruz. Yazılarımızı bir bütünlük içersinde, parça parça yoldaşların okuyucuların dikkatine sunmak istedik. Gelen veya gelecek olan tepki öneri ve eleştirileri dikkate alarak görüşlerimizi belirginleştirmeye çalışacağız. Bu tür çalışma bir tür eğitim işlevi görecektir. Bu bağlamda Yusuf Zamir Yoldaşın çalışmalarına çok büyük bir değer biçiyoruz. 1. Yusuf Zamir, eleştirel okullarla aynı kaynaktan besleniyor. Bu okulun genel özelliklerini, belli başlı rahatsızlıklarını ve yanlışlıklarını içinde barındırıyor. Bu anlamda sorun Yusuf Zamir olayı olmaktan çıkar ve bu yüzden temel hedef Kritikçilerdir. 2. Eleştirel teorisyenlerin hemen hemen hepsi Marksa veya marksizme ait bütünün bir veya birkaç olgusunu ele alır derin eleştiriye tutar, devrimci özünden ve sınıfsalsallığından soyutlayarak bir takım kendinden menkul sonuçlara varır. Her biri işin bir yanını, zaman zaman başka bir yanını irdeler. Yusuf Zamirde ise Dünya Görüşü, Yöntem, Yabancılaşma, Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Kapitalizmden Komünizme Geçiş, Devlet, Parti ve Komünizm, vb. konular kitaplaşmıştır. Sanırım Türkçede ilklerdendir. Bu iki temel nedenden ve esas olarak marksist teorinin gelişimi yönünde devrimci bir çıkış olacağı için eleştiri hakkımızı kullanıyoruz. Bu öfke niye? Komünist sevgilerimizle 3 Haziran 2006
[1] S.Can, S Akdeniz Bizi Bekletmesin, Aydınlatsın! [2] S. Akdeniz - K. Karagülle, Marks Gerçekte Ne Dedi, Diyalektik Özünde Eleştirel ve Devrimcidir |