|
|
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ | |
|
Yusuf Zamir Gerçekte Ne Dedi Diyalektik Bakış Eleştirel Bakıştır S.Akdeniz K.Karagülle
Yusuf Zamirin önceki iki kitabında varolan semantik, oto-didaktik karakter son kitabında da egemenliğini sürdürüyor. Marksta Eleştiri Ne Anlama Gelir başlıklı bölümünde bu karakterin olumsuz etkisinin yanısıra etik-politik kayguların da devreye girmesiyle Marksın eleştiri konusundaki görüşü, tam bir değişime, bozuşuma ve yabancılaşmaya uğrar. Yusuf Zamir burada yalnızca Marksın eleştiri anlayışını ve diyalektik yöntemini yorumlamakla yetinmez aynı zamanda bu ikiliyi devrimci özünden soyutlayarak değiştirir de. Eleştirinin devrim ve diyalektikle bağı parçalanır ve bu üçlünün ilişkisi Yusuf Zamirin iç-bükeysel bilincinde baş aşağı bir vaziyette yansıyarak yeniden biçimlenir. Kitabın 6. sayfasından başlayan 8. sayfanın sonunda biten Marksta Eleştiri Ne Anlama Gelir başlıklı bölüm, bu söylediklerimize büyük ölçüde tanıklık ediyor. Ayrıca Yusuf Zamirin titiz emeğini ve akıcı dilini bu bölümde bulamıyoruz. Önce, sekizinci sayfadan bir paragrafı buraya aktarıyoruz. Marksist eleştiri, toplumun ve tarihin diyalektik kavranışına dayanır. Diyalektik bakış eleştirel bakıştır. Diyalektik-eleştirel bakış, olguları bütünsellik içinde alır. Olgular, olguların nitelikleri, iç çelişkileri, birbirleriyle ilişkileri, dahası olguların zihinsel yansımaları, kavramlar, bunların birbirleriyle iç bağlantıları sürekli bir hareket, sürekli bir dönüşüm içindedir. Tek değişmeyen değişimin kendisidir. Bu paragrafın ikinci satırında yeralan Diyalektik bakış eleştirel bakıştır tümcesi, diyalektiğin ne anlama geldiğini anlatır, bu bölüme ve kitabın bütününe egemen olan yaklaşımı ifade eder. Bu cümlede diyalektik ile eleştirel kavramları bakış kavramı temelinde aynılaştırılır, özdeş anlam ve işleve sahip olarak kabul edilir. Diyalektik eleştireldir. Yukarıda ki paragrafın Marksist eleştiri, toplumun ve tarihin diyalektik kavranışına dayanır cümlesi, eleştiriyi diyalektik kavrayış olarak belirler. Marksist eleştiriyi yalnızca tarih ve toplumla ilgili diyalektik kavrayış olarak ele alır ve doğayı marksist eleştirinin konusu yapmaz. İdealistlerin düalizmine paralel olarak doğa toplum ayrımına yol açan bir tanımlanın çerçevesinde sıkışır kalır. Kitabın başka bölümünde aksini söylemesine karşın burada Doğa-Toplum bütünselliği kaybolur. Paragrafın üçüncü cümlesi, birinci cümle ile ikinci cümlenin sentezi olarak boy gösterir. Diyalektik-eleştirel bakış, olguları bütünsellik içinde ele alır. Ortak paydaları bakış olan eleştirel ve diyalektik sözcükleri bu cümlede diyalektik-eleştirel bakış kavramına dönüşür. Bu paragrafta asıl olarak Yusuf Zamir, başlığın adı Marksta Eleştiri Ne Anlama Gelir olmasına rağmen, eleştiri ile diyalektik arasındaki ilintileri bakış ve kavranış temelinde nasıl anladığını anlatmaya çalışıyor. Marksist eleştiri, diyalektik kavranış, diyalektik bakış, eleştirel bakış nihayetinde diyalektik-eleştirel bakış kavram veya kategorilerini Rus bebekleri gibi birinin içinden diğerini çıkarıyor veya birini diğerini içine yerleştiriyor. Sonuçta bilimsellikten uzak ve tarihsellikten kopuk tanımlarını veriyor. Oysa eleştiri ve diyalektik kelimelerinin hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle olan ilişkilerinin Marksın düşünce sisteminde nasıl bir gelişme izlediğini bilimsel olarak gösterseydi durum bu kadar vahim olmazdı. Karl Marks bir komünist olarak devrimci olduğu kadar bir bilim adamıdır. Şeylerin özü ile biçimleri arasında fark olmasaydı bilime ihtiyaç olmazdı diyen Odur. Yusuf Zamir, Onun bu cümlesini burada bu arada unutmuşa benziyor, en azından bu bölüm için bu böyledir. Marksizm bilimdir diyenlere eleştirel baktığı için olsa gerek, olguların incelenmesinde Öz ve Biçim ilişki ve çelişkisini gözardı ediyor. Oysa Marksı Marks gibi okumak ve Marksizmi Markstan öğrenmek isteyen dikkatli ve bilinçli bir okuyucu gibi Yusuf Zamir de 8. sayfanın sonuna iliştirdiği alıntıda eleştiri ile diyalektiğin bilimsel ve mantıksal bağını görebilirdi. Çevirisini kendisinin yaptığı K. Marks, Kapital, 1867, (İng), c. 1, s.29a ait alıntıyı başka bir maksatla konmuş olsa bile birlikte okuyalım: Mistikleştirilmiş biçimiyle ile diyalektik (Hegeldeki diyalektik-YZ), şeylerin mevcut durumunu yüceltip göklere çıkarıyor gibi göründüğünden Almanyada moda olmuştu. Oysa akla uygun biçimiyle diyalektik, burjuvaziyle ile onun doktriner profesörlerine bir skandal ve nefret uyandırıcı gibi gelir. Çünkü diyalektik, bir yandan şeylerin mevcut durumunu pozitifinden tanıyıp kavrar, bir yandan da bu durumun inkârını ve kaçınılmaz çöküşünü içinde barındırır. Çünkü diyalektik, tarihsel olarak gelişmiş her toplumsal biçimi akışkan bir hareket içinde görür. Bu nedenle onun geçici doğasını, onun anlık varlığından daha az olmamak üzere hesaba katar. Çünkü hiçbir şeyin dayatmasına izin vermez, özünde eleştirici ve devrimcidir. (Bazı sözcüklerin altını biz çizdikSK-KK) Önce bir yanlış anlamayı önlemek için, bu alıntıyla ilgili kaynak bilgiyi düzeltmemiz gerekir. Alıntının kaynağı K.Marks, Kapital, 1867, (İng), c. 1, s.29 gösteriliyor. Kapitalin birinci cildi Almanca olarak 1867 yılında basıldı. İlk İngilizce baskısı Marksın ölümünden sonra 1887 yılında yapıldı. Söz konusu alıntı, Birinci cildin Almanca ikinci baskısına Marksın 24 Ocak 1873 yılında Londrada yazdığı Sonsözün içinde yer almaktadır. Yine bir başka yanlış anlamayı önlemek için altını çizerek alıntıladığımız özünde eleştirici ve devrimcidir yan cümleciğinde yer alan eleştirici sözcüğü İngilizce metinde critical olarak yazılıdır[1]. Critical kelimesinin Türkçe karşılığı eleştirici veya eleştirel olabilir. Biz, özü belirleyen belirten niteleyen olması açısından eleştirici yerine eleştirel demeyi tercih ettik. Hegelin mistik diyalektiğinin aksine Marksın akılcı diyalektiği: 1. Şeylerin mevcut durumunu pozitifinden kavrarken bu durumun reddini ve kaçınılmaz çöküşünü içinde barındırır. 2. Akışkan bir hareket olarak gördüğü her toplumsal biçimin geçici doğasını, anlık varlığından daha az olmamak üzere dikkate alır. 3. Hiçbir şeyin dayatmasına izin vermez 4. Özünde eleştirel ve devrimcidir. Konumuz açısından biz bu formülasyonda varolan iki önemli nokta üzerinden değerlendirmemizi sürdüreceğiz. Birincisi: Marks diyalektiğinde, kavradığı ve çözümlemeye çalıştığının adını olgular olarak değil şeyler olarak koyar. Olguların yerini şeyler alır. Olgular ile şeyler aynı değildir. Her olgu bir şeydir fakat bunun tersi doğru değildir. Şeyler olguların yanında ilişkileri, yapıları, nesneleri, biçimleri, kavramları, modelleri kapsar. Yusuf Zamir olgularda ısrarlıdır. İkincisi ve konunun can alıcı noktası, Marksın yöntemim dediği akla uygun biçimiyle diyalektiğin özünde saklıdır. Marksın diyalektiği özünde eleştirel ve devrimcidir. Bu tanımlamada diyalektik ile eleştirel ve devrimci kavramlarının ilişkisi özsel olarak bağlantılıdır. Bu üçlünün mantıksal içsel bağlantısını bozmadan okumak anlamak ve kullanmak bir Marksist için kaçınılmaz zorunluluktur. Yusuf Zamir, bu üçlünün arasında zincirleme varolan özsel ilişkiyi hiçbir bilimsel neden göstermeksizin parçalıyor. Devrimci terimini yok ediyor. Diyalektik ve Eleştirici terimlerini kendi meşrebine uygun olarak kurguluyor ve Marksta Eleştiri Ne Anlama Gelir sorusunu böylece yanıtlamış oluyor. Diyalektiğin özünü eleştirici ile birlikte oluşturan devrimci unsur, ne hikmetse Marksta Eleştiri Ne Anlama Gelir bölümünde, Yusuf Zamire ait olan kısmında hiç bir isim veya sıfatla yer almaz. Devrim, devrimci, devrimsel, vb., sözcükleri burada bulmak mümkün değildir. Neden olmadığı konusunda bir açıklama da yoktur. Devrimci sözcüğü Marksın alıntısında göze batarcasına Bak ben buradayım! demesine rağmen gerekli ilgiyi görmez. Neden? Üç sayfalık bu bölüm özet olarak Hegelin eleştiri anlayışıyla başlar, Aydınlanmacı eleştiriyi eleştirir, Marksın eleştiriyi bambaşka temelde yeniden kurduğunu söyler. Din eleştirisi bütün eleştirilerin öncülüdürü açar. Marksın Eleştirel analizi deşifre eder, fantastik sahici insanlık özlemini ortaya çıkarır. Kitabın 6. ve 7. sayfalarında anlatılan Markstır. Sekizinci sayfada birdenbire Marksın yerini alan Marksist Eleştiri, mistik olguları saçmadır diye atmaz, insanın kendi yarattığı yabancılaşmış toplumsal ilişkiler içinde insanın nasıl reddedildiğini gösterir, toplumun ve tarihin diyalektik kavranışına dayanır, yol gösterir, dinamik unsurların soyut analizini yapar, inkar potansiyelini tespit eder. Bu bölümün ilk iki sayfası Marksa üçüncü ve son sayfası Marksın desteğinde Marksist Eleştiriye aittir gibi görünür. Oysa bu bölümde olması gereken eleştiri konusunda Marksın kendisinin ne anladığı veya anlattığıdır. Yusuf Zamir burada Marksı Marks gibi okumaz, Marksı Marks gibi anlamaz [2]. Kendi görüşünü, Marksın bazı doğrularını kendince yorumlayarak ve değiştirerek Marksın anlayışı olarak bize sunar. Kendisine ait 400 kadar kelimenin içinde diyalektiği ve eleştiriyi defalarca kullandığı halde devrimci sözcüğünü bir kez olsun kullanmaz. Eleştirici sözcüğünü diyalektik ile birlikte kullanır, fakat eleştirici unsurun devrimci unsurla buluşmasına izin vermez. Bizzat eleştirinin de önemli bir devrimci pratik olduğundan söz bile etmez. Diyalektiğin özünü oluşturan öğelerden birini dışlayarak yapılan analiz, yalnızca bir elementin değil, diğeri ile birlikte diyalektiğin iç seriminin bozuşmasına yol açar. Diyalektik ile diyalektiğin özünü oluşturan Devrimci ve Eleştirici faktörler arasında varolan bütünsellik parçalanır. Her biri birbirinden kopuk, birbirinden bağımsız ve birbirine kapalı kavramlar veya sistemler haline gelir. Artık bundan sonrası kolaydır. Yeni paradigmalar yaratılması yolunda, birini diğeri ile birlikte, birinin yerine diğerini koyarak, birini diğerlerinden soyutlayarak, yeni bir yöntem, yeni bir bakış yeni bir anlayış yaratmak mümkündür. Eleştirici Teorisyenlerin yaptıkları tam da budur. Yusuf Zamirin cephaneliğinde bunlardan çokça bulunmaktadır. Eleştirel okulun, işçi sınıfı hareketinin düşünsel temelleri üzerindeki etkisi düşündüğümüzden de derin ve yaygındır. Marksist teorinin içine sinmiştir. Çoğu marksist tarafından bu durum normal karşılanmaktadır. Pek azı direniş göstermektedir. Direnenlerin bir kısmı ya parçalanıp bu işten tümüyle vazgeçmekte ya da okullardan birine teslim olmaktadır. Örnek olarak troçkistleri söyleyebiliriz. Bunlar çoğu kez kendi doğrularını Troçki veya troçkizm üzerinden Marksın görüşleri olarak olurlarlar. Çaplı, kapsamlı, esastan bir devrimci eleştirel analiz getiremezler. Diyalektik Bakış Eleştirel Bakıştır tespiti, devrimci olanı dışlar, devrimci içerikten yoksundur. Bu haliyle eksik yanlış ve zararlıdır. Devrimci anlamından soyutlanmış haliyle komünistlere öğütlenemez, işçi sınıfı hareketine önerilemez. Ancak; 1. Eleştiri, ancak çok ender ve çok özgül koşullar altında kendini eleştirebildiği için biçimleri her zaman tekyanlı kavrar. 2. Tarihin, dinin, felsefenin ve bütün öteki teorilerin devindirici gücü, eleştiri değil devrimdir. Önerilerini ve yaptığımız değerlendirmeleri dikkate alarak bu bölüm kısmen de olsa yeniden yazılabilir. Marksta eleştirinin ne anlama geldiği Marksın anlattığı gibi anlatılabilir.
NOTLAR: [1] Daha derin ve çok yönlü karşılaştırmalı araştırmasını yapmak isteyenler için bu alıntının Almanca aslını ve iki değişik kaynaktan İngilizcesini ve bir başka kaynaktan Türkçesini aktarıyoruz. Adı geçen alıntının Almanca aslı: In ihrer mystifizierten Form ward die Dialektik deutsche Mode, weil sie das Bestehende zu verklären schien. In ihrer rationellen Gestalt ist sie dem Bürgertum und seinen doktrinären Wortführern ein Ärgernis und ein Greuel, weil sie in dem positiven Verständnis des Bestehenden zugleich auch das Verständnis seiner Negation, seines notwendigen Untergangs einschließt, jede gewordne Form im Flusse der Bewegung, also auch nach ihrer vergänglichen Seite auffaßt, sich durch nichts imponieren läßt, ihrem Wesen nach kritisch und revolutionär ist. (Seitenzahlen verweisen auf: Karl Marx - Friedrich Engels - Werke, Band 23, Das Kapital, Bd. I, S. 1828, Dietz Verlag, Berlin/DDR 1968. <http://www.mlwerke.de/me/me23/me23_018.htm>) Bu alıntının İngilizcesi: Afterward to the Second German Edition In its mystified form, dialectic became the fashion in Germany, because it seemed to transfigure and to glorify the existing state of things. In its rational form it is a scandal and abomination to bourgeoisdom and its doctrinaire professors, because it includes in its comprehension and affirmative recognition of the existing state of things, at the same time also, the recognition of the negation of that state, of its inevitable breaking up; because it regards every historically developed social form as in fluid movement, and therefore takes into account its transient nature not less than its momentary existence; because it lets nothing impose upon it, and is in its essence critical and revolutionary. (Karl Marx, Capital, Volume One, 1873, <http://www.marxists.org/archive/ marx/works/1867-c1/p3.htm>) Ve Diyalektik-Eleştirel Gerçekçi Profesör Hans G. Ehrbarın İngilizce tercümesi: In its mystified form, the dialectic became the fashion in Germany, because it seemed to transfigure and glorify what exists. In its rational form it is a scandal and an abomination to the bourgeoisie and its doctrinaire spokesmen, because it includes in its positive understanding of what exists a simultaneous recognition of its negation, its inevitable destruction; because it regards every historically developed form as being in a fluid state, in motion, and therefore grasps its transient aspect as well; and because it does not let itself be impressed by anything, being in its very essence critical and revolutionary. (<http://www. econ.utah.edu/~ehrbar/cap1.pdf>) Türkçesi: Mistikleştirilmiş biçimi ile diyalektik, Almanya'da moda olmuştu, çünkü şeylerin mevcut durumunu yüceltiyor ve ululuyor gibi görünüyordu. Oysa aklauygun biçimiyle diyalektik, burjuvazi ile onun doktriner sözcüleri için bir rezalet ve iğrençliktir, çünkü şeylerin mevcut bugünkü durumunu olumlu yanlarıyla kavrar, aynı zamanda da, bu durumun yadsınmasını, onun kaçınılmaz çöküşünün anlaşılmasını içerir; çünkü diyalektik, tarihsel olarak gelişmiş olan her toplumsal biçimi akışan bir hareket içinde görür ve bu yüzden, onun geçici niteliğini, onun anlık varlığından daha az olmamak üzere hesaba katar; hiç bir şeyin zorla kabul ettirilmesine izin vermez, özünde eleştirici ve devrimcidir. (<http://www.kurtuluscephesi.org/orjinal/kapital1.pdf>) [2] Marksizmi Markstan öğrenmenin ne anlama geldiğini aşağıdaki yazımızda özetledik. Marks Gerçekte Ne Dedi: Diyalektik Özünde Eleştirel ve Devrimcidir, S. AkdenizK. Karagülle |