TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

Bir Yoldaşın Eleştirisi:

Alevilere Yönelik Ajitasyonda Komünist Tutarlılığı Yitirme

Esen yoldaşa kişisel olarak yollanan aşağıdaki iletiyi önemi nedeniyle bazı küçük değişiklikler ve çıkartmalar dışında aynen yayınlıyoruz.

Esen yoldaş,

G. yoldaşın gönderdiği Serçeşme dergisinin 17. sayısını aldım. Teşekkür ederim.

Adını daha önce duyduğum halde ilk kez Serçeşme’yi okumak fırsatını buldum. O alanda böylesi bir yayının gerekli olduğuna inanıyorum. Canla başla Serçeşme’yi çıkarmaya çalışan yoldaşları içtenlikle kutlarım.

Ancak bazı küçük fakat bana göre önemli birkaç noktayı açıklamanı istiyorum.

Öncelikle TKP sitesinde asılı 5 Temmuz 2005 tarihli Bir Dosta ve Okuduğunu Anlayan Diğerlerine Yanıtlar adlı yazını değerlendirmek isterim.

O yazının çerçevesini, ilke ve politikalarını genel anlamıyla doğru bulduğumu ve uygulanabilir olduğunu söyleyebilirim. O yazında:

“Serçeşme’nin zarar verdiğini iddia ettiği ‘Alevi toplumu’ da tektürden değildir. Birinci Alevi Bektaşi konferansında bir konuşmacının dediği gibi, İstanbul’da yasaları alenen çiğneyerek inşa edilmiş bir gökdelen olan ‘Gökkafes’i yapan da, yıkmak isteyen de Alevi’dir. Yani günümüzde Alevi toplumu sınıflarla bölünmüştür. Cem Vakfı gibi kuruluşların etrafında toplanmış ve devletten maaş bekleyen dedeler de, ‘benim için devletten tek kuruş istemeyin, beni incitirsiniz’ diyen dede de Alevidir.

Bugünkü devletten cemevi, seçmeli din dersi, Alevilik dersi verilmesini isteyenler de; ‘laik devlet seçmeli de olsa din dersi vermemelidir, devlet din eğitiminden elini tümüyle çekmelidir, cemevi yasağını biz kendi gücümüzle kırdık, arsa-su-elektrik parası dilenmeyiz’ diyenler de Alevidir.

Bu nedenle Serçeşme dergisi kendini ‘toplumun’ bütünlüğünü korumakla görevli göremez. Serçeşme, Aleviliği-Bektaşiliği gericileştirmeye, milliyetçiliğe-ırkçılığa devletçiliğe çekmeye çalışanlara karşı çıkacaktır. Bir kesime zarar verecek, diğer kesimi güçlendirmeye çalışacaktır. Yani taraf olacaktır, doğrudan yana duracaktır.”

diyorsun ve doğru bir duruş sergiliyorsun.

Fakat Serçeşme’nin 17. sayısındaki Çarpık Soru - Yapma Gündem yazında bu tutumdan belli bir uzaklaşmayı öneriyorsun ve “Alevi-Bektaşi hareketinin bir kez daha 'islamın içi-dışı' tartışmasıyla bölünme yoluna girdiğini” belirtiyorsun.

İslamın içinde mi yoksa dışında mı tartışmaları ne ilk ne de son olacaktır. Kaçınılmaz olarak her zaman gündemde yer alacaktır.

Birincisi, komünistler bu tartışmanın dışında kalamazlar.

İkincisi, komünistler soruna sınıf temelinde ve tarihsel materyalist bakış açısıyla yanaşmak zorundadırlar.

Üçüncüsü ise işçi sınıfının yerel ve evrensel mücadelesine devrimci katkı ve radikal destek yönünde durumu ele alıp değerlendirmek zorundadırlar.

Irkçı milliyetçi ve de dinci görüşlere ve sızmalara karşı mücadele ancak bu temelde götürürse demokrasi ve laiklik mücadelesinde birlik, anlam ve önem kazanabilir. Aksi takdirde milliyetçi-İslamcı Türk burjuvazisinin bize sunduğu bir çerçevenin yerine başka bir çerçeve içersinde kalmak kaçınılmaz olur.

Aslında Kaygusuz’un yazısı ve Yargıtay Üyesi Sn. İsmail Özmen’in yazıları İslam’ın içi mi dışı mı tartışmasını Serçeşme’ye taşımış görünmektedir. Bunu komünist anlayış temelinde rotasına oturtmak acil görevdir. (…)

Sevgilerimle,

K.

13 Nisan 2006