| |
Yine seçİmler ve komünİstler hakkInda
Türkiye bir seçimin eşiğinde, tartışmalar
ve savaşımlar ile uğraşıyor. Seçimlerin ilginç yanlarından biri ise; bir
zamanın isim hırsızlarının, seçimi araç olarak kullandığını söyleyenlerin(SİPin
TKPsi ), artık ülke yönetimine aday olup diğer burjuva düzen partilerine
alternatif olduklarını dillendirmeleridir. Yani dün düzen karşıtı olup,
seçimlerden medet ummuyoruz diyen, bugün ülkenin bağımsızlığını isteyen
alanlarda, mitinglerle boy gösteriyor. Bunları açabildiğimiz kadar açalım
şimdi.
Seçime giderken yaşananlar
Seçim eşiğindeki Türkiye çalkantılı anlar
yaşadı. Bir yanda Hrant Dinkin katledilmesi, arkasından Malatyada İncil
dağıttığı iddia edilen yayınevinin basılıp çalışanlarının vahşice kesilmesi,
derken cumhurbaşkanlığı krizi ve bayrak sevdalılarının alanlara düşmesi, ve
böyle 22 Temmuza gelindi neredeyse. Bu kavgalar aslında Türkiye de seçimin
çoktan yapıldığının ve kazananın yine sistem olduğunu bizlere
göstermektedir. Şöyle ki, Hrant Dinkin katlini onaylayan kalem de,
Malatyada yayınevi katlini organize eden karanlık el de, Türkiyede bayrak
sevdalılarını alan döken zihniyet de zaten seçimlerde kazanan taraftır.
Ülkede kurmaya çalıştıkları tuzaklar kurulmuş ve avlar tuzağa düşüp kapak
kapanmıştır. Planlar işlemiş ve sapma gözetmeksizin planlar uygulanmıştır...
Düzen partileri mi yoksa düzene adapte olmaya çalışan SİPin TKPsi mi
Türkiyede seçimlerin bu eksende gideceği
ve yapılacağı aşikardır. Tüm bunlar olurken CHP, AKP, MHP, GENÇ PARTİ,
DEMOKRAT PARTİ gibi düzenin temsilcisi partiler seçim alanlarında
birbirlerine küfür ederek seçim propagandası yaparken, kimi isim hırsızları
da alanlarda KOMÜNİST ismine yakışmayan söylem ve propaganda yapmadalar.
Bunlar karşısında Marksist ve komünistler seçimlerde nasıl tavır
almalıdırlar, sorun budur. AKP hakim olacak korkusu ile bayrağa sarılıp
alana dökülen CHPlilerler mi desteklenmesi gerekenler? Tabii ki HAYIR! Ya
da alternatif diye kurulmuş sol sosyal demokrat yada sosyalist olduğu iddia
edilen partiler mi desteklenecek? Ben ona da hayır diyorum. Yoksa
komünistlik iddia edip yurtseverliklerini/milliyetçiliklerini öne çıkartan
SİP TKPliler mi desteklenecek?!..
SİP TKPSİNİN MİLLETVEKİLİ ADAYININ DİLİNDEN DÖKÜLENELR
SİP TKPsinin Manisa milletvekili adayı
Ali Önder Öndeş 14 Temmuz tarihinde bir seçim etkinliğinde, tüm düzen
partilerinin ABDci ve ABci olduklarını haykırıp CHPyi Atatürk
ilkelerini savunamamakla suçlayıp, bu işi en iyi komünistlerin ve
yurtseverlerin yapacağını savundu. Bu iktidarlar özelleştiriyormuş, tüm
satışları yabancılara yapıyormuş, CHPliler daha iyi satmayı ve Türklere
satmayı istiyormuş; ama yurtseverler ve komünistler kamulaştıracaklarmış.
Evet bunlar özelleştiriyor, kendilerine ait olan devlet olgusunu satıyorlar.
Satsınlar, sermayeye sahip olan onlar ve sermayenin baskı aracı alarak kendi
devletlerini dilim dilim özelleştiriyorlarsa yapsınlar. İşçi için patronun
kimliği, etnisitesi vb önemli değildir... Kesinlikle burada özelleştirme
yanlısı olduğumuz sonu çıkarılmasın. Çünkü burada sorun özelleştirmelerde
taraf olmak değildir.
Komünistlerin görevi, bu olayı, perde gerisiyle birlikte
deşifre edip kapitalizmin gerçek
yüzünü topluma bıkmadan anlatmaktır. Kilit söz düzenin, sistemin teşhiridir.
Başka bir konu da Ali Önder Öndeşin
yaptığı laiklik suçlaması. Düzen partileri dinle devlet işlerini ayırmayı
iyi yapamıyorlarmış da, SİP TKPliler daha iyi ayıracaklarmış dinle devlet
işlerini birbirlerinden. Sormak lazım SİP TKPlilere, laiklikten
bahsedecekse neden diyanet işlerini kapatacağız diyemiyorlar? Laik bir
devlette her dindar ibadetinin finansmanını da kendi sağlayacak, devletin
dini olmayacak, öyle değil mi! Türkiye Cumhuriyetinde devlet kontrol adı
altında Sünniliği finanse ederken alternatif inançlara baskı uygulamıyor mu?
İşte bu sebeple bir dinin herhangi bir mezhebini finanse eden kuruluşun
kapatılması mutlak gereklidir. SİP
TKP ülkenin sahibinin yurtseverler olduğunu ileri sürerken tabii laiklik
konusunda parçası olduğu devletin söylemine karşı çıkamıyor galiba. O halde
neden oyları SİP TKPye isteyip sürüden ayrılmaya çağıyorlar insanları?
Yapılması gereken ne
Alternatifi sunmak gerektiği aşikardır.
Seçimlerde dürüstlüğüne inandığımız, ortak devrimci adaylar söz konusu ise
onların desteklenebileceği kanısı taşımaktayım, kendi adıma. Ama
unutulmamalı ki, yaşam pratikte bize bazı gerçekleri sunmuştur. Şöyle
ki,Hızır paşa Pir Sultanın müridi iken izin ister ve Osmanlı içinde yer,
makam tutup, yapılan zulümleri içerden değiştirmek için mücadele edeceğini
söyler. Pir Sultan Hızır paşaya cevap verir; der ki, ey Hızır can, bak bu
bir çarktır, bu çarka giren ya dişlisi olur çıkar ya da ezilir çıkar. Yani,
işçilerin emekçilerin unutmaması
gerekir ki, bu çarka girince genellikle insanoğlu dişlisi olup çıkıyor.
Asıl, tek ve gerçekçi çözüm, bu düzenin
bıkıp usanmadan eleştirilmesi,
topluma bu sermaye düzeninin çürümüşlüğünün, bozulmuşluğunun,
kokuşmuşluğunun teşhir edilmesi
ve artık dünyanın bu düzeni kaldıramayacağının anlatılıp kurtuluşun
KOMÜNİZMde olduğunun gösterilmesidir.
Yani insanlığın seçmek zorunda bırakıldığı
seçenekler değil, önüne seçenek olarak kendi koyduğu tercih önemlidir. Ve
dünyada insanlık için iki seçenek vardır:
Ya barbarlık Ya Sosyalizm
(Komünizm)!
A.Kızıltoprak
18 Temmuz 2007
|
|