Nasıl Bir Sosyalizm
İsmail Onarlı
Giriş
İlk olan ve endüstrileşmemiş bir toplumda gerçekleşen Sovyet
sosyalizmi, tek olmanın yalnızlığı ve deneyimsizliği, kapitalist kuşatma
sarmalı ve savaşımı karşısında, insanlık için acılar ve sosyalizmin kuruluşu
için problemler yaratmıştır.
Özgürlükleri ellerinden alınmış bir toplum ve onları yöneten
çelik çekirdek ile proleter diktatörlüğü devlet. Sovyetler
Birliğinde sosyalizmin yerine bürokratik devlet sosyalizmi
ikame edilerek insanlar yetmiş yıl cendereyle yönetilmiştir.
Bir Kaç Değerlendirme
Stalinist bir şef olan ve onu taklit ederek, öyle davranan
Rıza Yürükoğlu Sovyet deneyimini kitaplaştırdı. Yürükoğlunun kitabını
eleştirerek katıldığım ve katılmadığım yerleri belirterek 28.7.1999da
yazılı olarak kendisine gönderdim.
Eleştirilerimi, Yürükoğlunun kitaplarının sayfa düzenine
göre yapmayacağımdan yazım parça parça değil bir bütünlük içinde
değerlendirilmelidir.
Kısaca Türkiye Sosyalist
Hareketine Bakış
Türkiye Komünist Partisi Sovyetler Birliğinin
kötü bir kopyasıdır.. Sovyetlerin güdümünde olan TKP gibi partiler
Türkiyede devrimi ve sosyalist toplumsal dönüşümü engellemişlerdir.
Yürükoğlu, Okunacak En Büyük Kitap İnsandır
yapıtıyla, Alevilerle işçi sınıfını musahip yapma yanlışlığını (yani feodal
döneme özgü bir katmanla, çağdaş modern toplumdaki bir sınıfı kardeş yapma
gafletini) hala anlayabilmiş değiliz.
Marksist Teoride Sosyalizm
Rıza Yürükoğlunun Marksdan aldığı görüşe biz de aynen
iştirak ediyoruz.
Sosyalizm kapitalist toplumun içinde filizlenerek gelişecek
ve büyüyecek, bütün unsurlarıyla dal budak salacaktır.
Kapitalizmden sosyalizme
helezonik bir geçiş süreciyle sıçramasız dönüşür. Çünkü sosyalizm,
kapitalizmin temelleri üzerinde işlemektedir.
Kapitalizmin eridiği ve
tükendiği noktada, kaçınılmaz olarak sosyalizm başlar.
Komünizm ise,
işbölümünün,
kafa/kol emeği çelişkisinin ve devletin kalkacağı, yeni insanın ortaya
çıkacağı aşamadır.
Emperyalistleşen Türkiye
Türk Burjuvazisi 24 Ocak
kararları ile Emperyalistleşme Stratejisini hedeflemiştir.
Sosyalist Sistemin çöküşü ile birlikte, Türk finans kapitalin emperyalist
oluşumu ivme kazanmış ve 28 Şubat Post-Modern Darbe ile bu süreç
tamamlanmıştır. 28 Şubat sonrası, orta kesim ticaret
burjuvazisi ve alt-ticaret gruplarının sermayeleri, tekeci burjuvaziye
eklemlenmiştir
Türk finans kapitali, uluslararası tekellerle ortaklıklara
girerek dünyalaşmıştır. Türk burjuvazisi, Osmanlı Devletinin mirasını
sahiplenerek bölgesel güç olmak istemektedir. Bu küreselleşmenin
getirdiği, Türk emperyalizmidir. Bu duruma bazıları alt-emperyalizm
ya da bölgesel emperyalizm deseler de bu düpedüz emperyalizmdir.
Emperyalizm giderek ivme kazandığı küreselleşen dünyada,
sosyalizmin yeri nedir? Buna Yürükoğlunun verdiği cevaba biz de
katılıyoruz.
Günümüzde üretici güçlerin gelişimi nihai sınırına
dayanmıştır, kapitalizm sosyalizme gebedir ve doğurmak üzeredir.
Yürükoğlunun dediği gibi Türkiye artık demokratikleşme
sürecinde midir? Yoksa bilgisayar ağıyla donanımlı bir polis devleti
midir?
Devrim Sonrası Ricat
Lenin, NEPi, dünya devrimi gerçekleşene dek stratejik bir
geri çekilme olarak düşünmüştü.
Geri çekilme=ricat, devrim sürecinin bir gereği olarak ve
sosyalizmi inşa etmek için mümkündür.
Bir ülkenin insanları toplumsal dönüşüme hazır değillerse, o
ülkede şu veya bu yöntemle devrim de olsa, şartlar ne olursa olsun tepeden
inme halkı katmaksızın toplum değiştirilemez ve yeniden dizayn edilemez.
Toplumu hazırlamak ve olgunlaştırmak için ricat kararı ile
eski toplumsal alışkanlıkları bertaraf etmek olanaklıdır. Sistem içinde
gözetimli olarak, her alanda sivil toplum örgütleri ağı kurmak ve
sosyo-kültürel, çevreci-dayanışmacı, ekonomik yardımlaşmacı kurumsal yapılar
yaratmak yoluyla tedrici ve sürekli gelişim içinde toplumsal dönüşüm
sağlanır...
Ekim İhtilali Nasıl Bir Devrimdir?
1917 Ekim İhtilali erken doğmuş bir İleri Demokrasi
Devrimidir.
Ayırımsız, son 90 yılın devrimleri, bazılarının başını
işçi sınıfı ya da onun ideolojisi de çekse, sosyalist ilkeler ve ilhamlarla
da gerçekleştirilse, burjuva demokratik devrimleriydi
Yürükoğlunun kitabının ana canalıcı noktası bu son satır
olup, bütün tezlerini bu görüş üzerine inşa ederek ve bu bağlamda ele
almaktadır.
Bizi düşündüren Yürükoğlunun bu tarihi olguyu tepkisel
bir bakış açısıyla değerlendirmesidir.
Yürükoğlu şunu çok iyi bilmektedir ki, Ekim Devrimi ile
birlikte burjuvazi ilericilik vasfını yitirerek gericileşmiştir. Bu nedenle
Ekim Devrimini Burjuva Demokratik Devrim olarak
nitelemesine katılmıyoruz. Yürükoğlu kantarın topuzunu fazla
kaçırmıştır.
Ekim İhtilali, sosyalist devrimi değildir. Ama burjuva
devrim hiç değildir.
Ekim Devrimi sosyalizmin bir denemesiydi, yanlış uygulamayla
başarısız oldu.
Yürükoğlu 10 Eylül 1987de Sovyetler Birliği çökeceğinin
teşhisini koymuş ama kendisinin Stalinist davranışını algılayamamıştır.
Sovyetlerdeki Reel Sosyalizmin
Çöküşü
Sovyetler Birliğinde insan bir nesne kabul edilerek,
makinenin bir çarkı olarak görülmüştür. İnsanın birey olarak
özgürleşmesinin, katılımcı, söz ve karar sahibi olmasının ve gelişiminin
önüne set çekilmiştir.
Sovyetler Birliğinin çöküşünü hazırlayan nedenlerin
başında; sendika, sivil toplum kuruluşları ve partinin, devlet erki ve
örgütlenmesine dahil edilmesi ve özdeşleşmesi yatmaktadır.
Sovyetler Birliğinde erkek egemenliği vardır. Devlet ve
parti aygıtında kadın yok denecek kadar azdır.
Sovyetler Birliğinin azınlık ulusları, egemen ulus olan Rus
halkı tarafından belli ölçüde ezilmektedir
Lenin, özel sektörün tedrici biçimde ortadan
kaldırılması gerektiğini söylemektedir. Köylü sorunun ekonominin yeniden
örgütlenmesiyle, dağınık, bireysel, küçük meta ekonomisinden, büyük
kolektif ekonomiye geçilmesiyle çözümlenebileceği üzerinde ısrarla
durmuştur.
Stalin ise köylüleri Kolhoz ve Sovhozlara toplayarak
sosyalist ekonomiyi inşa etmeye başladığını sanmıştır.
Sovyetler Birliği ve diğer bağlı ülkeler ile kendini
sosyalist ülke sanan devletlerde sosyalist ekonomi kurulmamış ve
sosyalist sisteme geçilmemiştir.
Stalinin kurduğu ekonomik düzen küçük burjuva kolektif
bürokratik iktisadi sistemdir.
Tek Ülkede Sosyalizm ve Stalin
Meselesi
Komünizm de, Sosyalizm de, Sosyalist Devrim de
evrenseldir. Tek ülkede Sosyalizm olmaz. Yürükoğlunun bu saptamasına
aynen katılıyoruz. Ama, Stalin meselesinde çok yanlı düşünmek gerektiği
kanısındayız.
Stalini günah keçisi yaparak, Sovyet sisteminin çöküşünün
tüm suçunu ona yıkmak, onu Tanrısallık mertebesine çıkarmakla eş
anlamlıdır.
Stalin tek başına suçlu ve sorumlu değildir. Rusyada
rejimi kuran ve gidişatı ayarlayan başkaları da suçludur. Stalini
frenlemeyenler, yağcılar ve yardakçılar baş suçludur.
Lenin ve Stalinin ana hedefleri iktidarı korumak ve
kollamaktı. Dönemin şartlarında başka alternatifleri de yoktu. Lenin ve
Stalin, ilk proletarya iktidarı dünya sosyalizmine evrilebilir
varsayımlarıyla iktidarlarını korumuşlardır. O günkü açmazları ve
koşulları karşısında uygulamalarından dolayı Lenin ve Staline hak
vermemek elde değil.
Sosyalist Demokrasi
Yürükoğlunun Sosyalist Demokrasi konusundaki
görüşlerin katılmamak imkansızdır.
Türkiye Emperyalizmin Zayıf
Halkası Değil,
Köklü Devlet Geleneğine Sahip Emperyalist Bir Ülkedir
1978de
R.Yürükoğlu Emperyalizmin Zayıf Halkası Türkiye adlı
eserinde şu tespitte bulunur:
Türkiyede
orta yol geçicidir. Türkiye toplumunun önünde duran iki yollu kavşak
değişmiyor. Ya halkın aşırı sömürüsünü garanti altına alan faşizm, ya halkın
devrimci enerjisini seferber ederek sorunlarını çözecek olan yol, ileri
demokratik halk devriminin gerçekleşmesi.
Aradan geçen
süreçte, Yürükoğlunun kendinden menkul tespiti hayatta karşılığını
bulmamıştır. Zayıf Halka öngörüsü yanlışlığını kendisi de
görmüş ve görüş değiştirerek, İleri Demokratik Halk Devriminin
politik-askeri strateji örgü ve araçlarını da değiştirmiştir.
1999da
Yürükoğlu Zayıf Halka tespitini yenilemiştir. Yürükoğlunun kendisi
Stalinist bir anlayışla hala 1978dedir.
Tekelerin
uluslararası sermayeye entegre olması, emperyalistleşme ile Türkiye
emperyalizmin Zayıf Halkası olmaktan çıkmıştır.
Ayrıca 1970lerden bu güne çalışanlar zemininde farklılıklar
olmuştur, mavi yakalılar giderek azalmış yerini beyaz yakalılara
bırakmıştır. Artık, on dokuzuncu ve yirminci yüzyılın sınıfı yoktur, yirmi
birinci yüzyılda sınıf ülkelerin somut durumlarına göre yeniden
tanımlanarak, stratejik hedefi günümüze uygun yeniden saptamak gerekir.
Yirmi Birinci Yüzyılda Nasıl Bir
Sosyalizm Düşlenerek Hedeflenmeli
Sosyalistler uzak amaç olan Dünya Sosyalist Devrimini
gerçekleştirme yerine, bugünden yarına yakın hedef olarak seçecekleri
alternatif; Sosyalistçe Yaşam Biçimi her alanda kurmak ve
toplumda hayatiyet kazandırmak olmalıdır.
Bugün sosyalistler ülkelerinde iktidarları ele geçirmek
ya da dünyadaki bütün toplumlarda iktidar olmak gibi bir ön şart
aramadan, düşünce ve davranış birlikteliğini, ilişkileri ve örgütlülük
düzeyinde hayatın her alanında filen yaşama geçirebilir.
Sosyalizmi yeniden tanımlamak gerekir. Bugün sosyalizm
anlayışı; geleneksel sosyalizmden kopuş yaşamış, meşru zeminde
projelendirilmiş bir perspektifle, küreselleşmeye, devlet aygıtına,
uluslararası örgütlere ve tekellere karşı örgütlenme ve kurumlar
oluşturarak, sosyalist alternatifli inşa sürecinde aksiyoner bir yapıda; çok
sesli, çok kimlikli ve çok kültürlü bir toplumsal tasarımdır.
Sosyalistlerin Ulusal Değerleri
Savunmaları
Yürükoğlu,
ulusal
amaçları savunmak ulusun lideri olmak
demektedir
ki, ulusal ve sınıfsal mücadeleyi örtük ve birlikte görmektedir.
Biz de bu
devrimci
Marksist
görüşe
katılıyoruz.
Son Söz
Nasıl bir sosyalizm amaçlanıyor? Dünya ve Türkiye ölçeğinde
Marksist sosyalistlerin dinamizm kazanmalarının yolu, enternasyonalist
dayanışma ile özgürlükçü sosyalizmi hedefleyen, çoğulcu, çok kimlikli ve çok
kültürlü bir toplum projesi için bugünden yarına evrilebilecek bir
yapılanmanın hayatiyet kazanmasından geçer.
|