TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

Bektaş Yoldaşın Çerçevesi Üzerine Düşüncelerimiz

Kemal K.  

R. Yürükoğlu yoldaşın vasiyeti olan ‘Sosyalizm Nedir’ kitabının devamı niteliğindeki iki kitabı ‘Ütopik ve Bilim-Dışı Sosyalizm’ ve ‘Günümüz ve Türkiye’ basımı gerçekleşti. Emeği geçen, katkısı olan tüm yoldaşları ve dostları kutlarım.

Şimdi sıra bu değerli üç kitabın yaygın dağıtımında. Bu önemli görevin yerine getirilmesi yönünde bir dizi gerekli önlemin ivedilikle ele alınması gerekmektedir. Tüm bilgi ve hünerimizi seferber etmeliyiz. Reklamlar, ilanlar, tanıtma toplantıları, konferanslar, açık oturumlar, seminerler, eğitsel kurslar, aydınlatıcı yazı ve bildiriler yoluyla amacımıza ulaşmalıyız.

Aslında bu üç kitap “Nasıl bir TKP istiyoruz” un teorik arka planını oluşturan sistematiğin en önemli bileşkelerinden biridir. Türkiye Komünist Hareketinde yeniden ve gerçekten ayrışmalara ve bilimsel ve devrimci temelde birleşmelere yol açacak tarihsel bir işleve sahiptir. Parti programı ve tüzüğü üzerine yapılan tartışmaları hızlandıracak ve sonuçlandıracak, Komünistlerin TKP’de birliğini gerçekleştirecek,  TKP’nin tüm bileşenlerini aynı bayrak altında toplanmalarını sağlayacak güçlü bir silahtır.

Bu güçlü silahın yoldaşlar ve komünistler tarafından iyi ve verimli kullanılması için bu üç kitabın sindire sindire öğrenilmesi zorunluluktur. Bu yüzden planlı programlı,  canlı tartışmalı, yapıcı yaratıcı içe ve dışa dönük bir eğitim gereklidir. Eğitim sınıf temelinde yürütülen mücadelenin pratik gereksinimlerinden ve teorik yönlendiriciliğinden kopuk olamaz.

Eğitimin amacı; yaşamın her alanında verilen kavgada karşımıza çıkan ve çıkacak olan teorik veya pratik sorulara sorunlara karşı net bir yanıtı ve duruşu hazırlamak ve partiye kazandırmaktır. Bunun için ezbercilikten uzak, güncelle bire bir bağla öncelliği gözeten, eyleme yönelik olmalıdır.

Konular veya problemler saptanırken ve çözümler aranırken kesimsel çıkar ve kaygulardan ziyade genel olarak partinin, işçi sınıfının toplumsal gelişmenin üst üste düşen çıkarları belirleyici olmalıdır. Aksi taktirde partinin daralması, küçülmesi, büzülmesi, parçalanması ve yok olması kaçınılmazdır.

Bildiri veya bazı yazılardan “Sosyalizm Nedir” kitabının eğitimine başlanıldığını öğrenmiştik. Ancak nasıl bir yöntemle ve yaklaşımla eğitim yapıldığını,  hangi konularda ne gibi noktalara ağırlık verildiğini, eğitime devam ediliyorsa karşılaşılan zorlukları ve sonuçları hakkında bilgileri içeren bir yazı veya bildiri yayınlanmadı. Başlatılan bir işin devamında veya bitiminde bilgi vermemek bir eksikliktir. Bu eksikliğin hızla giderilmesi gerekir. Yeni iki kitap sırada bekliyor.

“Var olan çerçeve”de üç kitabı basmak büyük bir başarı ve özveridir. Takdirle karşılıyoruz. Ancak takdirimiz son bir yıl boyunca diğer yapılmayanları ve veya eksik yapılanları kapsamaz. Ağır bir yükün altında koskoca bir emaneti sırtladığınızın farkındayız. Bu kutsal görev tarihsel ve şimdilik sizindir.

Bektaş Yoldaş, Yürükoğlu yoldaşın ölüm yıldönümünde yaptığı konuşmasında şunları söylüyor:

“Bütün bu çalışmalarda uyacağımız bir kural var. Kongre toplanıp program ve tüzük değişinceye kadar varolan çerçeve bellidir. Bu çerçeveyi korumak koşuluyla her görüşün tartışılmasına açığız. Altını çizerek söyleyeyim, bu çerçevede katkı yapmak isteyen her yoldaşla birlikte çalışmaya hazırız.” (abç. KK)

Doğum günü kutlaması yapmayan Bektaş Yoldaş, ölüm yıldönümünde bundan böyle yapılacak çalışmalara bir kural getiriyor. Bu kuralda her yoldaşla var olan çerçeveyi korumak koşuluyla tartışmalar yapılacak ve birlikte çalışılacak. Merkez Komitesinin yerine MK Sekreterinin aldığı kararın altında yatan nesnel ve öznel nedenleri yazıda açıkça belirtilmese de bu işler için biraz kafa yoranlar için sebebi-hikmet malumdur.

Böyle bir kural doğrumudur ve getiriliş biçimi tüzüğe uygun mudur yoksa değil midir? Tüm TKP’li yoldaşlar ve parti dostları bu soruya yanıt vermeli ve partizanca duruş belirlemelidir.

Partide her görev veya işin çerçevesini program ve tüzük belirler. Bunun dışına çıkmak disiplinsizliktir, parti suçudur. Geçmişte bu gibi yanlışlıkların acısını çok çektik. Herkesin dersler çıkardığına inanıyorum. Eğer yanlış anlıyor veya yanılıyorsam durum açıklığa kavuşturulsun. Yok anladığım gibiyse eğer gidişat pek olumlu değil!

Bildiğimiz kadarıyla son kongre 2000 yılının Haziran ayında yapıldı. Yine bildiğimiz kadarıyla “Parti olağan Kongresi 2 yılda bir MK tarafından toplanmaya çağrılır.” Bu durumda 2002 yılının Haziranında normal kongrenin yapılması gerekirdi. Neden yapılmadığı konusunda bir MK açıklaması var mı? Belki vardır da, ben bilmiyorum.

Yine bildiğimiz kadarıyla “Kongre, MK kararı ile ertelenebilir, iki kongre arası 3 yılı geçemez.” Eğer erteleme kararı alınmış ve yayınlanmamışsa 2003 yılının haziran ayına kadar Kongre yapılmak zorundadır. Önümüzde 5-6 aylık bir zaman var. Bu zaman zarfında Program ve Tüzük tartışılıp Kongreye hazır bir duruma gelinebilir mi? Bir yılda hemen hemen hiç tartışılmayan Program ve Tüzük 5-6 ayda nasıl hazır olabilir.

Başta varolan çerçevenin kendisinin tek tek ve organlar olarak 3 kitap ekseninde tartışmaları,  görüşlerini bildirmeleri ve programı ve tüzüğü bir bütün kabul edip etmediklerini yazmaları en doğru yoldur. MK Sekreteri Yoldaşın,  MK üyelerinin diğer yöneticilerin ve tüm yoldaşların aktif ve net olarak görüşlerini açıklamaları yapıldıktan sonra sağlıklı bir sonuca ulaşılır ve Haziran 2003 kadar yapılacak kongrede istenilen amaca varılabilir.

Tüm bu çalışmalar için Yönetim organları tüzüğün belirlediği çerçevede çalıştırılmalıdır. MK dan en altta yeni kurulmuş hücreye kadar tüm organlar düzenli ve gündemli toplantılarını yapmalıdırlar. Yine bildiklerimize göre “MK toplantılarını 2 ayda bir yapar. İki toplantı arası 6 ayı geçemez.” Mayıs 2002 yılında yapılan MK toplantısından 6 ay geçmesine rağmen MK’nın toplandığına dair bir bildiri veya kayıt yok. Belki yapıldı da, ben fark etmedim.

Kural koyan, koyduğu kurala uymak zorundadır. Bu bizde çoğu zaman tersinden işlemiştir. Uyanık ve dikkatli olacak birikim ve deneyime sahibiz. Bundan sonra olmamasını diliyorum.

Türkiye’de Komünist damar var. Komünist damarın işçi emekçi yataklarında partileşmesi,  TKP olarak devleşmesi ilk dileğimizdir. Varolan çerçeve tüm bu dilek ve isteklerimizin gerçekleşmesi için yeterli ve yetenekli midir?