TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

Yürükoğlu Yoldaşın Birinci Ölüm Yıldönümü...

Yılmaz Savaş

Yörükoğlu yoldaşın,dostları ve kavga arkadaşları onun isteği üzerine bir yıl önce küllerini döktükleri Heybeli Ada’da tekrar bir araya geldi. Hava yine güneşliydi, ancak yoldaşın aramızda olamayışına inat eder gibi dondurucu bir soğukluktaydı.

İskele karşısındaki bir kahvede buluştu Yörükoğlu yoldaşın dostları, yoldaşları. Ülkenin çeşitli illerinden gelmişlerdi. Sıcak çay ve kahveler içilirken başladı sohbet. Yörükoğlu yoldaşı hiç görmeyip de sadece yazılarından okuyan, dostlarından dinleyenlerde vardı. Onunla kısada olsa beraber olanlar, onunla yaklaşık bir ömür geçiren ilk eşi ve yoldaşı da oradaydı.

Kızı ve eşinin yoldaşın anısına yolladıkları kızıl karanfillerle süslü panoda bir köşede izledi oturanları. Yörükoğlu yoldaşın kişiliği, sohbetleri, siyasi düşüncesi, yaptıkları ve yapmayı hedefleyip de yaşamının yetmediği, bellekte kalabildiğince anlatıldı.

Sohbet sona erdikten sonra,gençlik yıllarını geçirdiği belki de defalarca gezip denize girdiği iskelenin yanından güller-karanfiller bırakıldı uçsuz bucaksız sulara. Ve bir kez daha onun yokluğunu hissederek ayrıldı dostları Heybeli Ada’dan.

Dönüş hep beraber, ayni gemiyle yapıldı. Sohbet devam etti yine. Günün değerlendirmesi yapılırken onunla en uzun süreci paylaşan Meriç yoldaşa ne hissediyorsun diye sorulduğunda, gözleri biraz dolu, sesi biraz titrek, “sanki eve gidince hemen telefon açıp bugünün nasıl geçtiğini anlatacakmışım gibi his var içimde” dedi. Duygu ve düşüncelerin ortaklaşa paylaşıldığı bu ilk anma böyle geçti.

Yürükoğlu yoldaşın ölümünün ilk yıldönümü olması nedeniyle katilim daha fazla olmalıydı diye düşünüyorum. Katılımın bence yetersiz olması, hafta sonu Alev yayınlarının düzenlediği ve kendisinin bitiremeden öldüğü en son yapıtımın tanıtımının da yapılacağı anma gününün sitede duyurulmasından olsa gerek diye düşünüyorum. Yetersiz katılımı iki ayrı anma günü yapılmasına bağlamak istiyorum, çünkü yoldaş bu hareketin duayeniydi, lideriydi, isim babasıydı, her şeyden öte yapıştırıcı çimentosuydu.

Düşünceleri kağıt üzerinde okunup kalmamalı, 15 Aralık pazar günü yapılacak anma toplantısında daha da kalabalık katılımla tekrar buluşmalı, yoldaşın anısına saygımızı göstermeliyiz.

13 Aralık 2002