|
Çeşitli
Pisikolojiler ve düşündürdükleri...
1.BÖLÜM
Yaşadığım
yerden ,kendimde-hayatın bir çok
alanındaki
insanlarda -sol içerisinde de seyrettiğim
psikolojilerden bahsetmek istiyorum !!! Belki de fazla
seyrettim...
Yazımın kimseyi hedeflemeyen yanı vardır,ama aynı
zamanda
hedefi geniştir,okurken ille de hedefte kişi
ye kilitlenmeyin, hiç bir şey anlamazsınız, ...
Zamanın da olumsuzluklara
karşı duruşu olmamış
kullanmış,üstüne
üstlük tabandaki ve yanındaki olumlu
duruşları yukarıya karşı,kendi üzerinden yansıtıp
kompleks
yanlarını tatmin etmiş psikolojiler...İyi
güzel
kompleksli olmak suç değil de biraz abartılmadı
mı?
Yalanları
daha sonra kendini vurunca artistlikle
pırını
pırtısını toplayıp öz eleştiri veremeden (zor
iş)
çekip gidenler...İdareci davranıp,aşağıya da yukarıya
da karşı.idarecilikte kendini
kişisizlikleştirip
,bunaldığında ilk fırsatta sessizce
bavulunu toplayıp olabildiğince uzağa gidip
araya
somut olarak km’ler sokmuşlar...Ne denilir ki size...
3.psikoloji
ise gerçekten bir öncekilerin
haksizligina
zamana yayilmiş şekilde yani
azar azar çaktirilmadan,duruma
göre çokta güzel devrimci
agizlarla
yerin dibine batirilip çikarilan...eee agzi
laf
yapan kazaniyor memlekette böyle...Önleri-
kafalari
tikanilip, sonrada ustalikla kişilikleri
teorize
edilip şu tarihte şunu ,şu
tarihte de şunu
yapmişti
deyip kronolojisi çikarilip
biktirilmiş,küstürülmüşler...Çok
adaletsizce de
yaşadik
son yillarimizi bundandir da dagilişlarimiz...
4.psikolojiyse
tüm olumsuzluklari
görüp,sessizce
ben bu işin neresinden tutarim,ne kadar
düzeltirim
deyip kalanlar,ve dost olanlar...Bu
olumsuzluklari
düzeltecek herhangi bir teori
yoktu belki
de o dönem sihirli bir degenekte...(örgütsel
yapilanmayi)Ama
yinede kalanlar melektir demiyorum,
Dogal
olarak.
Gelelim 1
numaradan,son numaraya kadar olan psikolojilerin
şu anlari...
1.psikoloji:"...Neyine
güveneyim de get yalan dünya
!Seni
nasil seveyim ömrümü çalan dünya
!"deyip,ömründen çalindigina inandigi kariyer-.....-.....dolu
keyifli bir hayat derdinde kayboluşa
dogru saglam adimlarla ilerliyor.
2.psikoloji:"...yikilmadim
ayaktayim"diye diye,en
sonunda
gittikçe zayiflayarak ikiye bölünen kişiliklerinin
birini bir cebine,digerini bir cebine
koyup
boşluga koşacak...
3.psikoloji:"istemem
yan cebime koy"tavirlarinda.Bu
psikolojimiz
umut veren yanimiz ama neyi ne
zaman
isteyip istemediklerini kestirmek zor olmuş.Çünkü
ugradiklari
haksizligin üzerinden müdahalesiz çok
zaman
geçmiş,buna kendi müdahalesizlikleri de
dahil. Sistemden
halen umutsuzlar...
4.psikoloji:Içinde
ki kollektifizmin sihrine
halen
inanan israrci psikoloji...
2.BÖLÜM
(ilk
psikolojiyedir kismen de
ikincisine)
Her lafa ben diye başlayip
ben diye bitiren gevezelikle,dünyanin
merkezinin kendisi olduguna
pişkin
bir aptallikla inanan,kurnaz,narsist,sevgi
üzerine
hiçbir ilişki
kuramama hatta iletişim
özürlü
psikolojiler...Partili olduktan
sonrada aslinda
degişmediniz,iyi bir kamufleyle sinsice
ilerlediniz
kendi yolunuzda.Çalişmalariniz süresince
yukarida şirin babayi oynadiniz
Kendinizi pofpoflayarak
yüksek daglari ben yarattim edalariyla
,aram
çok iyidir yukariyla,yedigimiz içtigimiz
birdir,hii...ben
süperim edalariyla dönüp var etmeye
çaliştiniz
kendinizi hayatta...Bu arada da altinizdakilere
de kendinize göre olmamalarinin acisini
çikartmaya
çaliştiniz.(hepsine degil)Iyi olmayi bile
oynadiniz...Kafa
sayisi bol olsun diye kasip kasip önünüze
gelen herkesi partili yapma
telaşina
düştünüz
...Faturalar şişirildikçe şişirildi.Var
olaninda içerigini boşalttiniz...Güvenmediniz,güven
vermediniz,zaten
kendinize de
güvenmiyordunuz... Birbiriniz
üzerinden, birilerinin
üzerinden
var olmaya çaliştiniz.Neyse gün oldu devran
döndü eleştirildiginizde yaygarayi kopardiniz.Aslinda
yikildiniz eleştiriyi alip dönüştürecek öz yoktu
çünkü.Kimlik
gitti olay bitti (nice başka
kimliklere)Sonrada
benim acim seninkini döver modunda dolanip durdunuz.Daha sonrasi malum...Geriye nemi
biraktiniz? Bastirilmiş, pasifize olmuş, içinde
bencilligin
verdigi dayanilmaz aciyla
kivranan
,kendini
ait oldugu türden bagimsiz gösteren
sevgi, şefkat maskeleriyle dolaşan
ucubeler...Geriye sizde
dahilsiniz!!!Sistemin
yerinede iyi goller
attiniz,insanlik
tarihi ellerinizden öper!
3.BÖLÜM
Evet...Bunlari yazdim ama
ne işe
yarayacak?Rahatladim
dogru... Ama ne işe
yarayacak?kafama
göre böldüm şekillendirdim de...ne
iş!
Zaten var olan,yarayi kanatmaktan ... ve de
herkesin
bildigi şeylerin ötesine geçti mi? Ötesizligine
evet aferin bana ne güzelde yazmişim
.....var
olan olumsuzluklari dönüp
dönüp ,isitip isitip yazmak...Öyle çok yazilip
çiziliyor
ve de yaşaniyor ki,öz ayni, ki farkliymiş
gibi geliyor çünkü farkli insanlar!..herkes kendi
dünyasindan yaşiyor görüyor...Keşke bu farkliligimizi,
dogru bir öz üzerinde düşünen ,yazan,yaşayan çogalan
olsaydik...sürekli
ayni şeyin dolayli dolanip
yaşanmasindan
düşünmekten ŞIŞTIM!. Neden
bu kadar
tahammülsüzlük?
.Zamaninda anlamadan dinlemeden
gördügümüz
olumsuzluklari abartmanin kötüdür!haindir!eli
uzundur! Baktik olmuyor, ...
uzundur! demelerin çok acisini çekeriz !!! kimsenin
özel
hayati kimseyi ilgilendirmez denilmesine
ragmen NEDEN
hep gerilerde hep insanlarin özel hayati icigina
cicigina
kullanildi,konuşuldu.Neden bazilarimizda
bu
özelligi
kendi geri duygularini kamuflede
kullandi...üreticiligin
olmadigi üretenin olmadigi
yerlerde
agir agir dedikodular meşrulaşti...Tabi bu laçkaliklarin çok daha ciddi sebepleri var ama işin bu
yani
da var,kendi oto kontrolümüzü saglayamama gibi...
Birileri
birileri hakkinda hakkin da konuşuyor da
konuşuyor.Nasil
bir kisir döngüdür.
Sistemin,medyanin,ananin,avradinin
dedikodusundan
usanmişsin zaten. Müsaadenizle bizimde farkimiz
olsun...
Belgesiz,delilsiz konuşulan hiçbir suçlamaya
inanmiyorum!!! Kendim
konuştugumda kendime de inanmiyorum! inanmak
gibi
bir . zorunlulugumda yok ,böyle bir şey
zorunluluk
da olamaz.!!!
Bu
zorunluluklar çerçevesinde yönlendirilmeyi de
istemiyorum.
Istememelerimin
nedenini açiklamak gibi bir
zorunlulukta
Olamaz...
Yeterince
açik yazdim herhalde..
Kendinize bir iyilik yapip her anlam da dedikodulari
(ideolojik
dedikodulari da) konuşmamayi,kişisel
nefretlerinizi yansitmamayi,deneyin
sevgilere,umutlara,yaşamaya
yer açin.Sistemi ve asil
kendi
ifadesiz ,mat yüzlü ölü sevici katillerini daha
iyi
göreceksiniz..,farkliliklarimizi anlayalim,hak
vermek
zorunda da degiliz ama anla...Farkliligin
yarattigi güzelligi kaldiramayinca sikinti haline
dönüştürüp,görmezlikten
gelerek,bastirarak,var olana
benzetilmeye çalişilarak,olmadi şartlarimiz bu
uy,uymuyorsan
yolun açik demekle çürümeye bile zaman
kalmaz,
zamansiz gidilir... Uyumlu giyinmenin
ayakkabidan, çorabindan, ceketinden, iç
çamaşirina kadar
ayni
renk giyinmek oldugunu zannetmek ve de iddia
etmek
anlamli mi? .Farkli renklerin uyumu diye bir
asillik
var...(insan çeşitliligi,aman yanliş
anlamayin)
Diyecegim sanirim hayat
dünden bugünden
yarindan
ibaret degil... Dünlerden bugünlerden
ve de
yarinlardan...Hayat tekil degil benlerle dönmüyor,
bizler
diyemeyeceksek ,biz - bizim diyemeyeceksek
hatta
ileri gidip demeyeceksek ...SISTEMIN savurdugu
yerde
lütfen mizmizlanmayalim!! Adaletsizce yaşamak. parçalar
... Bedenin
biçakla
parça parça koparilmasi gibidir! adaletsizligi,
yaşatmak uzun vadede-yaşamak kisa vadede! Valla
seyrettigim
, yaşadigim kadariyla birilerinin
müdahalesiyle
bile degil kendiliginden bünye
bunun
acisini
çikariyor. ......Insan psikolojisi
çok
(şaşirtici)
derin ve hiçbir şey göründügü
gibi
degil...Dogada
nasilsa insanda da öyle. Her
şey
birbirine
çok bagli.
Hatta abartip bir de
hikaye
yazayim:
<<Tanri
yunustan ,ninova’ya gidip orada
yaşayanlara
kötü yoldan dönmedikleri taktirde
cezalandirilacaklarini
söylemesini ister.Yunus
misyonundan
kaçar,çünkü ninova
halkinin tövbe
etmesinden
ve Tanrinin onlari bagişlamasindan
korkar.O,güçlü
bir kanun ve düzen duygusu olan
sevgisiz bir adamdir.Ne var ki kaçarken kendini bir
balinanin
karninda bulur,bu da sevgisizliginin
ve
dayanişma
yoklugunun yarattigi yalitim ve tutsaklik
duygusunu
sembolize eder.Tanri onu kurtarir ve yunus
ninova’ya
gider.Tanrının kendisine söylediklerini
onlara iletir ve korktuğu şey başına
gelir.Ninova
halkı günahları için,pişmanlık gösterir,doğru yola
gelir.Tanrıda
onları bağışlar ve şehri yok etme
kararından
vazgeçer.Yunus buna çok kızar ve hayal
kırıklığına
uğrar; şefaat değil "adaletin" yerine
getirilmesine
ister.Sonunda kendini tanrının
onu
güneşten
korumak için yetiştirdiği
bir ağacın
gölgesinde
dinlenirken bulur.Ama tanrı ağacı kurutunca
yunusun
canı sıkılır ve öfkeyle tanrıya yakınır.
Tanrı
cevap verir; "Hiç emek vermediğin, yetiştirmediğin, bir
gecede
bitip bir gecede kuruyan bir kabak için
üzülüyorsun. Sağ elini sol elinden ayırt edemeyen
yüzyirmibin
kişinin ve onca sığırın
yaşadığı ninova
gibi
bir kenti kurtarmayayım mı?" Tanrının yunusa
sevginin
özünün "emek" ve "bir şey
yetiştirmek" olduğunu,sevgiyle
emeğin birbirinden ayrılmayacağını
anlatır.İnsan
emek verdiği şeyi sever,sevdiği şey için
emek
verir...>>s.s E. Fromm
Bizi o vahşilerden
ayıran en önemli vasfımız
sevgiyi
çok daha kolay anlayan ve yaşatan
yanımızdır... Bu
sistemin karşısında durabilme gücümüzü, Direncimizi
,coşkumuzu,aklımızı besleyecek yanda sevgi
dolu
yüreğimizdir...
Burjuvazinin
ve onun
"vahşilerinin" saldırdığı, yıpratmaya
çalıştığı ilk
yanımızda
sevgimize ve güvenimize yönelikti.Bu
yanımızın
kullanılma,sömürülme riski de vardır.Bur da
erken
fark ediş ve seçici olmak yeterli.sonradan
kullanılmışlık hissini kine dönüştürmenin bir gereği
yok,kin
dönüp dolaşıp kişiyi vurur, kin insanın
hayatındaki
tüm güzelliklerle,en sonda kendisiyle
arasını
açar.Boğuştuğumuz yabancılaşmadan
sevgimizle,kurtuluruz
"içimizde ki çocuğa sığınıp
"gerileyerek,birbirimize
diş bileyerek değil...Bu
vahşi,adaletsiz,duygusuz,katil!!!Sistem
!!!zaten
canına
tak etmişken, kurtuluşa giden yolda bir araya
gelmiş
insanlar arasında bu
sevgisizliği,kini,dedikoduları
hissetmek -duymak çok
acımasızca
, sorumsuzca, seviyesizce, bencilce...Bu
sistemin
olumsuzluklarının bizi de etkilediği
gerçekliktir!
o zaman birbirimizden beklemek
yerine,birbirimizi
geliştirme,öğretme,çoğaltma
inadımız
kararlılığımız olmalı.Haddini bilmek,alçak
gönüllü
olmak ve gerektiğinde haddini bildirmenin Sağlıklı
sonucunu alma ,yolu üzerinde bunlarda var... Bahanelerimizi ne
kadar azaltırsak o kadar
sadeleşiriz-güçleriniz.
Gelelim legal parti kurulsun mu?
Kurulmasın
mı? Psikolojisine....Bazıları
partinin
legalleşeceğine ikna
olmuş kur emri vermiş
bile.Bazıları
da ortada fol yok yumurta yok parti
pes
etti!Kendini
fes edecek!psikolojisiyle çoktan tavır almışlar.Neden
yerimi belirsizleştireyim ki. Bu
kadarım,
kadarımı çoğaltarak varım!.. Varlığımı
kısır,
dönüşme
özürlü hiçbir psikoloji engelliyemez.
Doğruları, ezbere
konuşmanın
oluşturduğu,samimiyetsizlikten
kurtarabilmeliyiz..Sürekli kendini gözden
geçirerek.Öyle
olması gerekenlerin teorisini yapmakla
kendi
geriliğimizi kamufle etmek anlamsız.Kendinle
saklambaç
oynamakta mutsuzluktur.Çık karşına! Gerisi
zaten
gelir...
Sonuçta
mücadele etmek,sistemin karşısında yaşamak
kimsenin
tekelinde değildir.Ayrı yeten kimse kimsenin
de
tekelinde değildir...
Bu
partinin tartışmalarla arınıp
süreçle birlikte
tekrar
güçleneceğine inanıyorum.çünkü
eleştirileri
dönüştürecek
özü var...Sadık
kalmadan anlayamazsın
-anlayamazsan
sevemezsin-sevemeden yaşayamazsın
,yaşatamazsın!
not:
Bazen odama, girdiğimde
koktuğunu fark ederim ,cam açılır,çöp dökülür.koku
kayboldu zannedip otururum,tekrar
aynı koku !Kendi
kendime
<<yeter bu kadar kendini
oyaladığın, git
banyo
yap!..>> derim. Bahanelerimizi ne
kadar
azaltırsak
o kadar sadeleşiriz-güçleriniz.
Meltem
Sarsım
|