Hrayr
Legalite
üzerine
süren tartişmalara katılmaya cesaret edemiyorum . En önemli ve
belirleyici nokta Türkiyede varolan koşullardır . Bu konuda
internetten üc-beş makale okumak yeterli bilgi veremez bana . Bu karari
ülkede yaşıyanlar verebilirler . 4. Londra toplantısında
belli oldugu gibi ana sorun verilecek ödünler degildir . TKP kurma başvurusu
haberi alınca ben SIP programını okumuştum. Sorun iyi
program yazmakta değil , sorun iyi çalismaktadir. Çalişma türlerini
de ancak "meydanda" bulunanlar yaratabilirler. Devrimci teori
hicbirzaman "mükemmel" olmıyacak . O yaşadıkça gelişecek
. Bu nedenle teorik sorunların cözülmesini beklemek aptallık olur .
Belkide savasdan kacmak. (Tartisma calismalarina daha asagida
dokunacagim )
Yaşadığım
ülkeler Türkiyeden çok farklıdırlar . Hem kapitalin niteliğinde,
hem de politik düzenin yapısında. Ayrıca, yakın tarihte birçok
kanlı içsavaşlar görülüyor.
Buna
rağmen bir kaç benzerlik var. Daha önemlisi , bu benzerlikler biraz küresel
nitelik taşiyor . İsci sendikalari paramparça ve birbirinin gırtlağına
girmiş durumdadırlar. Sendikalar birliğin yönetim kurulu toplantısını
bile yapmiyor . Yaparsa yeni ekonomik düzen taraftarları gidona (rudder ,
or steering wheel) el koyacak. Kısacası,
sendikalar paralize dirler . Belkide bu durum yeni ekonomi açısından
daha elverişlidir. Çünkü yönetime el koyarlarsa, positif bir şeyler
yapmak zorunda olurlar. Simdilik işçi çıkarları ( ve hatta meta
üretimi ) alehinde kararlar parlamentodan vızır-vızır
geciyor . Ne bir grev görüyoruz nede gösteri.
İkinci
nitelik politik hayatın kaybolmasıdır. Partiler etkisiz hale düşmüşler.
Belirli bir politik programı olan ve etkin tek parti şeriatçilerdir (Hizbullah).
Parti temsilcileri ortak toplantılara katiliyor ama hiçbirinin elinde bir
kağıt parçasi yok. The Nation dergisinin Ekim (October) sayısında
Thomas Frank adlı birinin imzaladığı makale politik
seçeneklerin
kaybına "Golden straitjacket" diyor. (Straightjacket'i
timarhanelerde birisini etkisiz hale getirmek icin giydirirler).
Komsu
ülkede politik tutuklular, bilhassa KP üyeleri birer birer serbest bırakılıyorlar.
Ben buna hem seviniyorum, hem de üzülüyorum. Üzülüyorum çünkü serbest bırakılmalarının
en önemli nedeni, KP artık düzene bir ciddi tehdit oluşturmuyor. (KP'ler
demek daha doğru olur, çünkü parti her iki ülkede çoktan bölünmüs.
Herhalde biliyorsunuz). Bir boksör rakibi yerde olduğu anda "cömert"
davranabiliyor. Galip cowboy güçsüz rakibine ayağa kalkma fırsatı
verebilir.
Ama
bizle boksörler arasında önemli bir fark var. Bizim kavga 15 raundta
bitmiyor. Tarih hala sona ermemiş. Yenilgi ile sona ermeye bizler izin
verir yada vermeyiz.
Tartışmalara
gelince, dikkatinizi bir-iki noktaya çekmeme izin verin. Fikir üretme çalısmaları
tabiiki sevindiricidir. Ama bana öyle geliyor ki geçmiste uygulanmıs
hataların tepkisi bir başka türlü meydana cıkıyor. Tek
guru fenomenin den kurtulma çabaları "çabuk üretimler"
meydana getiriyor .
Felsefi
tartışma "bütünleşmis" bir sonuca varamaz . O bir süreçtir,
çözülecek aritmetik meselesi değildir. Hele belirli bir gündeme bağlı
olmazsa kolayca vakit kaybına yol açar.
Son
toplantıda bir tehlike daha gördüm. Kimi sanki bir tez öne sürüyor.
Marksismin kaynağı liberalizm imiş. Papa'dan fazla Papacı
olursak herşey yoluna girecekmiş gibi fikirler. Bu tez Komünizmin
devrimci karakterini reddetmiye yarar. Bu kuyrukculuktur ve partiyi ölüme götürür.
Londra toplantılarının amaci bu olmaması gerekir.
İyi
çalişmalar
Hrayr.
|