A. Artemisli

Yoldaşlar,

Aşağıdaki metin tartışma bölümü içindir. Sağlıcakla.

Legallesme konulu toplantılar üzerine Bazı yoldasların değerlendirmelerine katılmamak elde değil. Gerçekten bu toplantılar ilginç. Konu komünist partisinin legale çıkılmasi iken, hala konuya girilememis!Türkiye'de atı alan Üsküdar'i geçiyor yoldaslar! Bizim parti yine doğru koyduklarını uygulayamamakla karşıi karşıiyadır. Dışımızdaki hareketlerde de çoktan işi başka noktalara götürme hareketi hizla ilerliyor. Evet, sonunda doğru görüsler kazanacaktır, ama zaman kaybıyla! Lafı''uyandık'' demeye getiriyor bazi yoldaşlar da, ama yanliş istasyonda uyandınız. Hele bir hattınıza gelin! Bu konu en az 1-1,5 yıldır kendi aramızda tartışılıyor. Bu da gizli değildi. Yanliş anlamayın, tartışılıyor, bir karar vb yok ortada.

Bugün Türkiye'de ortam çok değişti. En ''keskin'' devrimciler bile ortama uygun davranıyorlar, hazırlanıyorlar. Ya bizim İngiltere'de bulunan yoldaşlarımız ne yapıyorlar? Bence hiç! Öyle olsa, haber çabuk yayılırdı! Sorarim size birşey yapmak istediniz de, engelleyen mi oldu? Sakın RY engelledi demeyin, komik olursunuz. MK sekreteri yoldas mı engelledi? Öyle ya, bir kişi bulmanız lazım: Bir yoldaş, mektubunda, RY yoldaşın, ''…özelestiri vermek, Stalin olmasaydı biz bu hatalari yapmazdık, değildir.'' diyor. RY Yoldaş, hem 474.sayılı İşçinin Sesi'nde de yazıyor, hem de elle tutulmuş toplantı tutanaklarında bile gözüküyor ki, söylediği, 'Stalinci parti anlayışıdır.'' Stalin değildir, Stalinci parti anlayışını da İşçinin Sesi'nde epey işledik. 

Stalin o günün görevlerini üstlenen bir liderdi. Çok büyük yanlışlari da yaparak. Ama yaşadığı dönem, ülke koşulları çok farklıydı. En büyük sorun o dönem geçtikten sonra bile -Stalin'den sonra bile- o yöntemleri hala uygulamaktı. İşte bir akım! Bu sadece bizleri değil, dünyayi etkileyen bir akımdı. Bu arada sunu belirtmek isterim ki, sözüm toplantiya katılan bütün yoldaşlara değildir. Elle tutulmuş tutanaklardan bile anlaşılıyor ki, toplantıya katılanlar arasinda, arkasına sığınılan büyük sözlerin ardında yatan (olumlu) iş yapma isteği ise az yoldaş da var. Sözüm elbette ki onlara değildir. Açıkcası ''RY fenomenligine'' tutulmus olanlaradir. Yine aynı mektupta yoldas, ''Örgütün ve RY'nin üzerindeki mistik hava yerini gerçeklere bırakıyor.'' Buna bir ölçüde katılıyorum. Evet, bir mistik hava vardı. Ama bunu RY kendisi isteyerek mi yarattı? Ya da bu havanın engellenmesi için yoldaşlarin büyük çoğunluğu ne yaptı? Konusanı durdurdu mu? Okuyanı durdurdu mu, teşvik mi etti? RY'nin bir önemli yanı var ki, durumu zaaflari ile kavrayıp, doğruyu farkettiği zaman bunun için uğrasmasıdır. Yoldaşın yazılarında bunu görmüyoruz da, neyi görüyoruz? Yoldaş Genel Sekreterlikten kendi isteği ile ayrıldı, kimse de ''sen bırakmalısın'' demedi, Size önerim, kişisel ''hırslarınızın'' , işçi sınıfına yabancı olan, hatta diyeyim insanlığa yabancı olan ''nefret'' duygusundan kurtulmanızdır. Bizler de yanlış yaptık. Evet, örgütteki konumuna göre ağır yükü yoldaş almıştır, o da yazısında söylemiştir. Ama geri kalan yüklere ne oldu yoldaşlar? Kabul eden ediyor, ama bazılari elini yıkayıp, gül bebek olduğunu iddia ediyor, ''kandırıldığını'', ''kullanıldığını'' demeye çalısıyor(lar!). Geçmiş yıllarınıza yanıyorsunuz! Yakışmıyor, bu kadar senelerini bu yola vermiş yoldaşlara yakışmıyor. Sonra, kusura bakmayın yoldaşlar da, siz kendinizi ''kandırılmış, kullanılmış'' bilinçli enteüllektüeller! düzeyine kadar indiriyorsaniz, sormazlar mı size, bir daha kullanılmayacağınızın garantisi nedir? Öyle ya, size göre kişiler hiç değişemezler, iyiye doğru ilerleme kaydedemezler! Ayrıca bu dediğiniz doğruysa, siz nasıl değiştiniz, yoksa hep mi böyleydiniz? Bu uslup içinde olanlar, en basta kendilerine karsi saygıyı yitirmişler. Bence kisisel temelde hiçbir şey için zaman geç değildir. Yanlışını açıkca kabul edip, ileriye bakarak yanaşan yoldaşlara karşı bu örgütün hiçbir zaman bir tavrı olmadı. En ''Stalinci'' zamanımızda bile! Bizim öteki örgütlere göre bir olumlu yönümüzde buydu (budur). Sorun, yanlış yapmak da değil, yanlışında ısrar etmektedir. Bir de şu Stalinciliğimiz meselesinde birşey söylemek istiyorum: Evet Stalinci parti anlayişi vardı da, ama unutmayalım ki Türkiye örgütleri içinde en azı bizde vardi. Bütün diğer örgütlerde, liderlik düzeyinden başlayarak Stalinci örgütlenme anlayışı çok daha fazlaydi. Durum böyleyken, işin nesnelliğini anlamak daha kolaylaşmıyor mu? Yani, ortamin çok ötesinde bir liderlik olsaydı, kimse yoldaşin Genel Sekreterlikte kalmasinda ısrar etmezdi. Yürükoğlu yoldaş, o herkesin övünülmesinden gurur duyduğu partinin siyasi çizgisinin ana direğidir. 

Bu örgütte çok kongreler, çok toplantilar oldu. İşin doğrusu, bir örgütün ''siyasi'' değerlendirmesini konuşacaksak, ''sen kısa pantolanla top oynarken, biz partiliydik'' gibi usluplere gerek yoktur. Aklını kullanmayı bilen herkes geçmis hakkında da konuşabilir, şu anki çizgi hakkında da konuşabilir. Bu, bizim için çok daha doğrudur, biz yayın temelinde örgütlenmeyi savunmuş bir örgütüz. Bol miktarda yaynımız var. Kaldı ki, tüm diğer örgütleri de değerlendirirken, içine mi girip siyasi kimliği hakkında konuşuluyor? Şimdiye kadar legal partiye neden karşi olunacagı konusunda pek birşey okumadım. Biraz son mektupta bunun izleri görülmektedir, ama o da RY ''ekseninden'' kendini kurtaramamış bir yazıdır. (Şunu belirtmeden edemeyecegim, eger itirazlar RY ekseninde gelmeye devam edecekse, Emine yoldaşın dediği doğrudur: İtiraz edenler, RY ne derse itiraz edecek, illegal deseydi, legali savunacaktınız) Ancak yine de şunu da belirtmek gerekir ki, ''eleştiriler'' bu temelde gelecek bile olsa, bunlar da siyasi bir kıpırtı vardır. Yanlıştır, doğrudur, denilir, tartışılır vb ama siyasidir. Hele ki şimdiki anlayışımıza göre, farkliı görüşlerin aynı partide olması çok daha iyidir. Geçmişte konusan konuştu. En açık örneği ise artık mahalle polisinin bile çok iyi tanınıdığı Emine Engin yoldaştir. Ama çoğunluk yoldaşlar olarak, ne okuduk (her düzeyde okumanın önemi çok kereler belirtilmişken), ne tartıştık yoldaşca. Bunda hiç mi bireylerin kabahati yok? Son olarak, Engin Canver yoldaşın mektubunda alıntı yaptığı konuya kısaca değinmek istiyorum. Alıntı 1995 yilinda devrimci durum koşulları var dediğimiz yıllarda yazılan bir yazı. Bugün devrimci durum var mı? O zaman bugünkü sosyalizm anlayışı düzeyine ulaşılmış mıydı? Bir kere bunu belirtmek lazim. Bunun altını çizmediğimiz zaman Lenin'in yazılarında da birbiri ile çelişen ''ilkesel'' şeklinde getirilen yazılar bulabilmek mümkündür. Yine de bence, RY yoldaşın yazısında yanlış olan, her ne kadar o günkü Türkiye koşulları gözönünde bulundurarak yazıldığı unutulmasa da, bunun ilkesel düzeye taşınması tehlikesini içinde barındırmasıdır. Parti araçtır, amaç değildir. O halde koşullara göre alınacak şekil başkadır. Olmadı, bir daha denenir. Dünya komünist hareketinin tarihinde de bunun örnekleri tonladır. Benim, kişi olarak düşündüğüm, illegali de koruyarak legal parti kurulabilse en iyisi olur. Ancak, legali de illegali de oynayacak yoldaşların çakıştığını düşündüğümde bunun çok da anlamlı olmadığını düşünüyorum. Yeter ki, görüşlerin özünden ödün verilmesin. Yığınları kazanmadıktan sonra,küçücük bir parti olarak devam etmişsin, ''onurunu korumaya'' çalışmışsin, sadece insanın kendisini rahatlatır, o kadar. Ama işçi sınırfı hala sana uzaktan yabancı olarak bakmaya devam eder!

A.Artemisli