Engin Canver

Merhaba,

Sitede ‘legal KP’ konusu etrafında yoğunlaşan tartışmaları ilgi ile okudum.

Londra’da,  RY’nin de katılımıyla gerçekleşen toplantıların notları gerçekten ilginç. Sanırım toplantılara katılan bir arkadaş tarafından tutulmuş ve siteye gönderilmiş. Kendisine teşekkür etmek lazım. Umarım, bu son derece onemli ve ciddi toplantıların tum tutanakları en kısa sürede sitede yayınlanır.

Tartışmanın diğer bölümü ise ‘okuyucu mektupları’ köşesinde gerçekleşmiş/gerçekleşiyor. Birileri birilerini provakasyonla suçluyor, tehdit ediyor. Birileri tartışmalardan irkiliyor, bitsin artık diyor. Birileri, soru soruyor. Sorularin uzerinde dusunen de yok ki, birileri susuyor. Birileri konu hakkındaki düşüncelerini paylaşıyor, eleştirilerini dillendiriyor...

Bence, Örgütün ve RY’nin üzerindeki mistik hava yerini gerçeklere bırakıyor. Rıza oluşumu artık o kadar kolay işlemiyor.

Mektupları ben irkilerek okumuyorum. Çok şey öğreniyorum. Daha da öğreneceğimi düşünüyorum. Tabii ki, Stalin’in ruhunu hortlatmazlarsa.

Tartışma sürecinde, her “bilen” kisiye evet dememeyi, her esen rüzgarla yelken şişirmemeyi ilkesel bir davranış haline getirmenin yararlı olduğu şüphe götürmez sanırım.

Bunları neden söylediğimi açmaya çalışayım:

Okuyucu mektuplarında, bazi arkadaslar sanki kraldan daha çok kralcılık yapiyorlarmis gibi. “Eski Kaptan iyi ama, takımda iş yok” gibisine bir gorus getirilmeye calisiliyor. Geçmişi sorgulamaya ve de RY’yi özeleştiri vermeye çağıran arkadaşlar ‘gericilikle’ suçlaniyor. Herhalde RY’yi eleştirmek gericilik değildir.

RY’nin, yaklaşık 30 yıldır İşçinin Sesi hareketinin lideri olduğu ortadadır. Dolayısıyla eleştirilere yanıt vermek ve özeleştiride bulunmak onun hakki ve görevidir. Yetkileri paylaşmada gösterilen cimrilik, sorumluluklara gelindiğinde cömertliğe dönüşmemelidir.

Bazı arkadaşlar ve RY’nin kendisi, RY’nin özeleştiri verdiğini düşünüyor. Oysa ozeleştiri vermek, Stalin olmasaydı biz bu hataları yapmazdık, değildir.

RY, illegal parti / legal parti tartismasi icinde İS’nin 433.sayısında (Ekim 1995 tarihinde) ‘‘İllegal parti komünistliğin ölçütüdür Türkiye’de.’’diyor. Teorik, kesin konusuyor.

Yine İS’nin 432.sayısında da (Eylul 1995 tarihinde de) aşağıdakileri söylüyor. Hep beraber  okuyalim:

‘‘Legal parti konusunda ne düşünüyorsunuz?

Legal partiyi iki düzeyde ele almak olanaklıdır. Birincisi, legal parti, yasaların elverdiği düzeyde yığınlara daha kolay ulaşabilmek için bir araç olarak ele alınıyorsa, bugün de yararlıdır, yarın da yararlıdır, dün de yararlıydı. İkincisi, legal partiyi, ‘Parti’ olarak anlıyorsak, tabii bu oportünist bir saçmadır. Hiçbir zaman, hele Türkiye gibi bir ülkede, yasal bir hareketin devrim yapma şansı yoktur. Devrim yapma bir yana, siyasal polise karşı kendini koruma şansı da yoktur. Türkiye burjuvazisinin durumu ortada, Türkiye demokrasisinin durumu ortada. Türkiye devletinin tarihsel gaddarlığı ortada. Böyle bir ortamda legalleştiğinde sınıf mücadelesinde yürüyeceğin yol sınırlıdır, yapabileceğin çok sınırlıdır. Baştan yenilgiyi kabul etmektir. Bu nedenle, işçi sınıfının partisi anlamında, komünist partisi anlamında legal bir parti kavramını kabul edemeyiz. Ama legal bir partinin yararları büyüktür. İllegal parti böyle birşey örgütleyebiliyorsa ne güzel. Yalnız tartışma, “legal parti mi, illegal parti mi?” sorusu olarak geliyor. O zaman da mutlaka ve mutlaka illegal parti.’’

Bunlari soyleyen, bizim RY. Dikkat edin, taktik degil “ilkesel” konusuyor. Kavramlar duzeyinde tartisiyor. Konusmanin tarihi Eylul 1995. Yani Dokuzuncu Kongre’den once.

Simdi ayni RY, daha birkac ay once Burdur olaylari yasanmamis ve kendisi okumamis gibi, illegali kapatalim da legal olalim diyor. Cahilliğimi bağışlayın ama, hani RY özeleştiri yapmıştı? RY ozelestiriyi kime yapmisti?

Ogün öyleydi, bugün böyle demek yeni ve temiz sayfalar açmaya yetmez.

Yukarıdaki örneklere daha çok eklemeler yapılabilir ve bunlardan hareketle de muhatabından cevaplar istenebilir ve istenmelidir. Hafızası olmayan bir örgüt olmaktan memnunluk duyuluyor ise o takdirde ‘RY’ye laf söyletmem arkadaş’ demeye devam edilebilir. Hafizasi ve gelecegi olan bir orgutun taraftari olunacaksa o zaman kisi aklini basina devsirerek tavir alsa daha dogru olurdu.

İS hareketinin başarılı ya da başarısız olduğu konusu havadadır. Bu hareket 30 yıldır neleri savundu? Bugün neyi savunuyor? Özellikle ‘Legal Sosyalizm’i savunan arkadaşlar bu cevabı vermelidir. Dunya degisti, tamam. Ama dunya degisti diye RY gibi felsefe mi degistirmek gerekiyor?

Ben kendi payıma unutmuyorum; sınıf mücadelesi var olduğu müddetçe, sınıf hareketinde daima iki akım var olacaktır: Devrimci Marksizm ve oportünizm. Elim kalem tutmaz, ağzım laf yapmaz ama bu demek değildir ki, bugunku RY’yi ve onun çizgisini Marksist olarak yutacagim. Gecti Bor’un pazari...

Sağlıcakla kalın

Engin Canver