TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

23 Temmuz

Nihat Yılmaz, 12 Ağustos 2007

Ulusal devlet eski günlerini çok arıyor. Eskiden sadece emekçi sınıfları boyunduruğu altında tutma işlevi gören ulusal devlet o zaman dünyasal sorunları ABD’ye havale ederdi. Şu anda ise dünyasal sorunlar karşısında çok zorlanmaktadır. Bir yandan emekçi sınıfları boyunduruğu altında tutma, diğer yandan da Ulusal Devleti koruma ile birlikte devleti giderekten küresel devlete dönüştürebilme isteminin dayattığı sorunlarla becelleşmektedir. Sömürücü devletin yönetenleri 22 Temmuz seçimleri ile Kürt meselesini Meclis içerisinde demokratik bir çerçeve içerisine taşımıştır. Buradan Demokratik Cumhuriyet’e (Kürt ulusal liderinin sözünü ettiği) dönüşür mü bilemeyiz, ama en azından başlangıcıdır. Görünen Türkiye devlet demokrasisinde Kurt ulusal hareketine yer vardır.

Bu demokraside Kürt ve de Türk ezilen insan topluluklarına yer yok. Ezilen insanlar da hem Kürt hem Türk ulusal siyasetçilerini daha iyi tanıma olanağına erişecektir.

Biz tabii ki Kürt sorunun biran önce çözülmesinden yanayız. Eyalet sistemiyle mi, demokratik cumhuriyet sistemiyle mi, yoksa ayrı devletler biçimiyle mi hiç fark etmez. Hangisiyle çözülecekse çözülsün sorun değil. Bizim rahatsızlığımız ezilen insan topluluklarının kanlarının dökülmesidir. İçinde bulunduğumuz nesnel dünya bizleri ulusal kurtuluş savaşlarına değil, insanlığın kurtuluş savaşına yönlendirmektedir. Bu doğrultuda yoğunlaşmak en doğrusudur.

Türkiyeli devrimcilerin Sosyal Demokratlarla sol genellemesi altında beraber durmalarının sonucunda devrimciler çok zarar görmüşlerdir. Devrimci öz sol söylemi altında sulandırılmıştır. Ayni olumsuz etki Kürt ulusal hareketine karşı alınan tutum için de geçerlidir. Ezilen insanların devrimci düşüncelerini milliyetçi söylemlerle sulandırılmasının zararını Türkiyeli Komünistler görmektedir.