|
Komünistler ve Alevilik
K. Karagülle
Hacı Bektaş,
eşitlik, özgürlük ,hoşgörü ve geniş görüşlülük taşıyan öğretisiyle,örgütçü
lüğü ve eylemiyle büyük bir düşünür, büyük bir liderdir. Onun, okunacak en
büyük kitap insandır sözleri, yalnızca Bektaşiliğin değil insanlık
tarihinin tüm ilerici düşüncesinin altında kızıl bir şerit gibi yatan ana
amaçtır. (R.Yürükoğlu, Okunacak En Büyük Kitap İnsandır, Alev
yayınları, Şubat 1990, s: 306)
İşçi sınıfı politikalarını her alanda ve her koşulda üretmek
ve egemen kılmak isteyen her komünist, diğer konularda olduğu gibi Alevilik
konusundaki tutumunu da gözden geçirmek, sorgulamak ve yenilemek zorundadır.
Bu zorunluluğun bilincine varamayanlar kendilerine hangi isim ve sıfatı
takarlarsa taksınlar gerçek bir Marksist-Komünist olarak politik arenada var
olamazlar. Marjinal kalmaya, burjuva, küçük burjuva siyasetlerin sundukları
çerçeveler içersinde erimeye, yok olmaya mahkumdurlar.
Alevilik, Bektaşilik, Kızılbaşlık
sorununu tarihselliğinden ve toplumsallığından soyutlamadan
dinamik bir süreç olarak nesnel ve düşünsel temellerini ciddi tutarlı
bilimsel incelemek, güncel pratik örgütsel çözümler önermek ve bu önerilerin
hayata geçirilmesine çalışmak, Komünistlerin ivedi görevidir.
Türkiye işçi sınıfı hareketinde ilk kez R. Yürükoğlu yoldaş
bu görevi içtenlikle kavramış ve bu amaçla 80li yılların ikinci yarısında
başladığı Alevilik konusundaki araştırması, Okunacak En Büyük Kitap
İnsandır-Tarihte ve Günümüzde Alevilik adlı kitapla sonuçlandı. Sol
harekette Aleviliğe yeni bir bakış getiren bu çalışma, Kavga ve
Kervan dergileri ile TKPnin güncel çalışmasının bir parçası oldu. Bu
dönemde, tartışmalı bir toplantının ardından söz alan yaşlı bir Alevi
dedesinin önerisini benimseyerek R. Yürükoğlu olan yazar adının ilk
bölümünü Rıza olarak değiştirdi.(*)
Bu kitaptan yaşamsal öneme sahip Marksist tezlerden gerekli
gördüklerimden bazılarını buraya aktarıyorum.
§
Bektaşilik islam dinin içinde gelişmiş, ama
dine özellikle Sünniliğe büyük eleştiriler taşıyan bir düşünce akımıdır.
Böyle bir hareketin toplumumuzda çıkması bir zenginliktir. (s. 10)
§
Alevilik, öğretisiyle ve yarattığı büyük halk
hareketleriyle tarihimizde gururlanacağımız bir yüksek tepedir. (s. 306)
§
Alevlik, namazı, camii, şeriatı, orucu
olmayan, İslamın yasakladığı felsefe ile yoğrulmuş bir dindir
Komünistik kavramlar içeren, tohumlar içeren bir öğretidir. Tarihimizde
ezilen yığınların haksızlığa, zorbalığa karşı başkaldırı bayrağıdır. Siyasal
otoriteye ve onun ayrılmaz parçası resmi İslama (Sünniliğe) karşı insanı,
insan sevgisini, geniş görüşlülüğü ve kavgayı temsil etmiştir. (s.166167)
§
Aleviler bu düşüncelerinden dolayı yüzyıllar
boyunca bağnazlığın, dar görüşlülüğün, yobazlığın elinde kırılmışlardır
(s. 306)
§
Alevi-Bektaşi düşüncesi, feodal çağda
biçimlenmiş, anti feodal, özgürlükçü, devrimci düşüncedir. Bir çeşit köylü
sosyalizmidir. (s. 310)
§
Tarihimizin gerçeği olarak Bektaşilikle
Marksistlik aynı kanalda birleşmiştir, halef seleftir. (s. 311)
§
Tarihte Aleviliğin taşıdığı isyan bayrağını,
bugünün koşulları içinde daha doğru daha tutarlı taşıyan devrimcilik,
Marksizmdir. (s. 308)
Bu kitabın basımından bu yana on altı yıl geçti. İçeriği,
kapsamı ve önerdiği tezler canlılığını koruyor, çalışmalarımıza ışık
tutuyor. Işık yerine karanlığı tercih edenlerin sayısı hiç de
küçümsenmeyecek boyutlarda ve yoğunluktadır. Onlar, kendilerini birer
yabancılaşmış oluşum olarak komünist hareket içersinde hissettiriyor.
Bu oluşumların önde gideni yasal Türkiye Komünist
Partisidir. Yasal TKPnin Alevilik ve Alevilerin sorunları konusunda
doğru dürüst bir görüşü yoktur. TKPnin tarihini kendileriyle başlatanların,
yurtseverliğin kaygan zemininden milliyetçiliğin karanlık sularına hızla
yuvarlanmakta olanların elbette programatik, stratejik, hatta taktiksel
olarak Alevilikle ilgileri olamaz.
Parlamenter sosyalizmin şampiyonluğuna soyunan eski
SİP-yeni legal TKP yöneticilerinin:
§
Kaba demagojik ajitasyonları ile iktidara
seçim yoluyla gelinebilirliğini ispat etmeye çalışanların;
§
Büyük Millet Meclisinde çoğunluğu ele
geçireceklerini umdukları anı, Sosyalist Devrim olarak kabul edenlerin;
§
Sosyalizmi varolan devlet sistemi içersinde
kurmayı düşleyenlerin,
kafalarını ve kollarını Kızılbaşlık için yormaya ne
vakitleri vardır ne de ihtiyaçları.
Yasal TKP, Alevilik konusunda vurdumduymazlığı ve
umursamazlığı ile yalnız değildir. Kendisinin geleneksel TKP çizginden
geldiğini iddia eden veya o çizginin devamı sayan diğer oluşumların büyük
çoğunluğu da aynı tutumu sergilemektedir.
Örnek olsun diyerek Fabrika dergisine bir göz atalım.
Bu derginin yazarlarından Alevilik konusunda tamı tamamına ne düşündüklerini
bir türlü öğrenemiyoruz. Doğu mistizminin bütün sırlarına vakıf
yoldaşlarımız, her nedense sıra Bektaşiliğe gelince sırra kadem basıyorlar.
Hadi bunlar geleneksel çizgiden gelenler ya bu çizgiye
düşman Troçkistlerin tavrına ne demeli? Staline sövgü Troçkiye övgü
yağdırmaktan olsa gerek, Kızılbaşlığa bir türlü sıra gelemiyor demek.
Marksist Tutumu alalım. Bu
derginin Alevilerin varlığından haberi var mı? Varsa bu konudaki
düşüncelerinin hangi çerçevede ele alındığını bilen var mı? Tespit ettikleri
çerçeveye uygun politik önerileri nedir?
Alevilik konusunda suskun olan bir başka gurup;
Küreselleşmeci, Yeni Pardigmacı, Dünya Devrimcisi, Marksı ve Marksizmi
Aydınlanmacılığın etkisinden kurtarmak misyonuna soyunmuş Post Modern
Marksgillerdir. Bunlar Marksın, Engelsin, Leninin anlattığını, onların
anlattığı gibi anlamazlar. Yeniden Marksizmin yerine yeni bir Marksizm
yaratmaya çalışırlar. Böylesi büyük ve teorik işlerle uğraştıklar için
yerel ve küçük meselelerle ilgilenemezler.
Bölgemizde, isyancı bir geleneğe sahip, insana sevgili,
eşitlik ve özgürlük aşığı, dayanışmacı ve paylaşımcı düşünce ile donanmış
birçok halkı ve azınlığı içinde barındıran milyonlarca insanın inancı olan
Aleviliğe ve Alevilerin sorunlarına yabancı kalmak Devrimciler ve
Komünistler için bilimsel bir düşünce ve doğru bir siyaset sayılmaz.
(*) Aktaran: Esen Uslu, Yitirdiğinin Kıymetini
Bilmek, Gerçeğe Varmaya Yarar, Serçeşme, Sayı 5, Aralık 2004, s.18.
|