TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ                         
 

HAYDİ 1 MAYIS’A, TAKSİM’E!

 

Yıllardır ilk kez bu yıl Türk-İş, Disk ve Kesk’in 1 Mayıs’ı İstanbul Taksim’de birlikte kutlamayı kararlaştırmış olmalarının önemi büyüktür. Birlik içinde Taksim’e yönelecek olan işçiler bu 1 Mayıs’ı müthiş bir öfke ile karşılıyorlar.

 

Meclis’in yeni kabul ettiği SSGSS Yasası, işçilerin varolan haklarına, emekliliklerine, sosyal güvenlikte toplu sözleşmelerle kazanılmış haklara toplu bir saldırıdır. Hak kayıpları işçilerin öfkesini kamçılamıştır. 

 

Dincisi laikiyle sahtekar burjuvazi,  yaygarasını yaptığı AB standartlarının yanından bile geçmediğini uygulamalarıyla kanıtlıyor. İşte, tersanelerdeki çalışma koşulları!.. Limter-İş’in ve tersane işçilerinin kararlı mücadeleleri yine gösterdi ki, iş cinayetlerini önlemenin, işçi haklarını büyütmenin, toplumda bir gıdım demokratikleşme sağlamanın, burjuvaziye DUR demenin yolu örgütlü, kararlı, militan sınıf mücadelesini yükseltmekten geçmektedir.

 

Toplumda muazzam öfke biriktiren bir başka sorun, hızla büyümekte olan yiyecek krizidir. Bir yandan yaşanan kuraklık, susuzluk ve öteki doğal afetler tarım alanlarına zarar verirken,  öte yandan da başta mısır, soya olmak üzere belli başlı tarım ürünlerinin dünya gıda pazarlarına değil de biyo-yakıt üretimine sevkedilmesi, dünya tahıl borsalarında fiyatları göğe çıkarmıştır. Türkiye’de pirinç fiyatları daha şimdiden 3 kat artmıştır, artışın süreceği anlaşılıyor.

 

Kapitalizmin yarattığı bu açlığa karşı Afrika, Amerika, Asya ve Ortadoğu halklarının öfkesi, Haiti, Mısır, Endonezya ve Hindistan’da sokak gösterilerine dönüşmüştür. AKP iktidarı ise, artan kuraklığı, susuzluğu, yiyecek krizi ve fiyat artışlarını ayetlerle, inşallahlarla karşılamakta, ama özel ellerde toplanan su kaynaklarının kamulaştırılması için kılını bile  kıpırdatmamaktadır. İktidar bir yandan yapay sıkmabaş kriziyle dikkatimizi dağıtıp halkı varolan duruma “şükretmeye” çağırırken, dinci tarikatçı sermaye kesimleri yiyecek üreten/dağıtan şirketlere, özel su şirketlerine dadanmayı sürdürmektedir. Çok açıktır, “ekmek kavgasının özünde devrim kavgası olduğu” gerçeğini bastırma çabasında siyasal İslamın yarı-laik Kemalistlerden farkı yoktur.

 

Sınıfsal varoluşu gereği 73 millete bir nazarla bakan, tüm ezilen ve haksızlığa uğrayanların acı ve öfkesini kendi mücadelesine taşıyan işçi sınıfımız, Kürt ulusuna uygulanan gizli - açık devlet terörüne karşıdır; Kürt göstericilere, Kürt analarına yapılan saldırıları şiddetle protesto ediyor ve Kürt ulusal hareketinin büyük bir cesaret ve kararlılıkla her alanda verdiği demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini destekliyor ve selamlıyor. İşte, Susurluk’tan Ergenekon çetesine kadar devletin açık-gizli binbir olanağı ile desteklenen milliyetçilik ve şövenizmin her şeye rağmen güçlenememesi, emekçi halkın vicdanı, adalet duygusu ve haksızlığa karşı duruşuyla bağlıdır.  İşçi sınıfımız bu 1 Mayıs’ta da “Yaşasın Halkların Kardeşliği” diye haykıracak, ezilen ulusun öfkesini ve hıncını burjuvaziye karşı sınıf mücadelesini yükseltmede kaldıraç yapacaktır. Toplumun yegane devrimci sınıfına yakışan budur.

 

Eğer devlet bu yıl da Taksim’de kutlamayı önlemek için İstanbul trafiğini durdurur, köprüleri kapatıp vapur seferlerini kaldırırsa, bu taktik bu yıl geri tepecektir. İşçiler bir yandan 1 Mayıs’ı tüm güçleriyle Taksim’de kutlamak için yüklenecek, bir yandan da, sokak ve caddelerde, köprülerde, şehirlerarası yollarda, dörtyol ağızlarında devletin trafiği durdurduğu her yerde 1 Mayıs kutlamasını  ülkenin anadamarlarına yayacaklardır. Bu, 1 Mayıs’ın tatil günü olmadığını iddia eden iktidara işçilerin net yanıtı olacaktır.

 

Türk-İş, Disk ve Kesk’i Taksim’de 1 Mayıs kutlaması kararlarından ötürü tekrar kutlarız; işçi sınıfının mücadele sloganlarının dört bir yandan yükseltilmesinin sevinci ve mücadele kararlılığı ile 1 Mayıs tüm emekçilere kutlu olsun.

 

Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi

Yaşasın İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği 

TKP,  Londra