|
|
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ | |
|
Betty Frİedan ve Lİberal Femİnİzmİn Radİkal Köklerİ
Betty Friedan (1921-2006), İkinci Dalga feminizmin önde gelen, kurucu şahsiyetlerinden biri olarak anılır ve 1963 yılında ABDde yayımlanan Kadınlığın Gizemi[1] adlı kitabının çığır açtığı kabul edilir. Friedan, bu kitabında, İkinci Dünya Savaşı sonrası ABDnin cinsiyetçi temellerini sergilemeyi hedefler; milyonlarca Amerikalı annenin ve evkadınının boğucu, baskıcı ve insanlık dışı koşullarda yaşamaya mahkûm edildiğini ileri sürer.[2] Kitabın kısa süre önce yayımlanan son baskısına giriş yazısında Anna Quindlen, bu kitabın kadın hareketine katılan milyonlarca kadının yaşamını değiştirdiğini, kadınların bitmek bilmeyen ev işi yükünü sırtından atıp, çocuklarını ve kocalarını beslemek dışında, zihinsel birikimlerini ve yeteneklerini kullanabilecekleri işler bulmaya yöneldiğini anlatır. Friedan Kadınlığın Gizeminde, kendisinin de parçası olduğu, banliyölerde oturan üniversite eğitimli ev kadınlarının, ev işinin boğucu tuzağında yaşadıkları bunalımı (Hepsi bu mu?) güçlü bir gözlem ve analizle irdeler ve Amerikalı ev kadınlarının umutsuz bir durumda olduğunu sergiler. Ne var ki, kadın hareketini ateşlediği öne sürülen kitabın bu alandaki etkisi feminist çevrelerde tartışmalı bir konu. Çok sayıda feminist, kitabı, kadınlara miyop gözlükle bakmakla eleştiriyor. Kitapta ABDde 1950lerde kadınların yaşadığı ekonomik zorluklar ve sorunlarına ilişkin bir cümle bile bulunmamakta. Milyonlarca yoksul, işçi kadının ya da beyaz olmayan/renkli kadının düşük ücret, ırkçılık, hem ev işi ve hem de fabrika işinin çifte yükünü taşımak zorunda kalmak gibi sorunları yaşadığına dair en ufak bir ipucu yoktur kitapta. Rosemarie Tongun ifadesiyle, Friedan, eşlik ve annelik rollerini tatmin edici bulmayan beyaz, orta sınıf, heteroseksüel ve eğitimli kadınların bakış açısı dışındaki var olan herhangi bir olgudan/gerçeklikten habersiz görünmektedir.[3] bell hooks, özellikle Friedana kadın hareketinin kuruculuğu atfedildiği için, onun çizdiği Amerikalı kadın portresinin daha da zararlı siyasal sonuçları olduğunu belirtir.[4] hooks Friedanın, kendisi gibi kadınların daha fazla ev işinden kurtulup beyaz erkeklerle eşit işlerde çalıştıkları zaman, çocuklara kimin bakacağına, ev işi yükünün kimin sırtına bineceğine değinmez bile. Erkeksiz, çocuksuz, evsiz kadınların ihtiyaçlarından hiç söz etmez. Beyaz olmayan kadınları, yoksul beyaz kadınları yoksayar. Okurlara hizmetçi, çocuk bakıcısı, fabrika işçisi, büro işçisi ya da fahişe olmanın, varlıklı sınıftan ev kadını olmaktan daha tatmin edici olup olmadığına dair hiçbir şey söylemez. Ama hakkını vermeli, Friedan seçilmiş bir grup kadının uğradığı cinsiyet ayrımcılığının etkilerini yararlı olacak şekilde sergilemiştir. hooks'un eleştirilerine katılan çok sayıda feminist, Friedanın Kadınlığın Gizeminin, siyasal eyleme temel oluşturacak bir teori olarak liberal ya da burjuva feminizminin keskin sınırlarını temsil ettiğini öne sürdü. Liberal feminizmin yanlışı, bir iki tamirata ihtiyacı olduğu öne sürülen Amerikan kapitalizminin bir sistem olarak kabulünde yatar. Liberal feminizm, ırkçılık ve cinsiyetçilik gibi bazı adil olmayan uygulamalar ortadan kaldırılırsa bu sistemin pekâlâ işlerlik kazanacağını ve adil bir sistem haline geleceğini iddia eder. Friedanın beyaz, orta sınıf kadınlara tek yanlı olarak odaklanması ve onların sorunlarının bütün kadınları kapsadığını varsayması onun cinsiyetçilik ve kapitalizme bakışını da sergiler. Friedanın liberal ya da burjuva teorik yaklaşımı, NOWdaki çalışmalarında benimsediği liberal siyasetlerde, kadınların ekonomik ve sivil eşitliğe ulaşması hedefine odaklanması ve cinsel politikanın dikenli alanlarını yok saymasında da kendini gösterir. Gerçekten de Friedan, NOWda cinselliğin, özellikle de lezbiyenliğin politik düzeyde tartışılmasına karşı çıktı (daha sonra bu tutumundan vazgeçti). Dahası, Friedanın kadın hareketine saygınlık normunu sokmaya çalışması, hareketin ilk yıllarında radikallerin kıyasıya eleştirisine hedef oldu. Ona göre kadın hareketi yaklaşımlarında makul, ılımlı, heteroseksüel, aileyi yıkıcı değil aile-sever, erkek düşmanı değil erkek-sever olmalıydı.
Friedanın politik geçmişi
Daniel Horowitzin Betty Friedan ve Kadınlığın Gizeminin Kurgulanması[5] adlı çalışması Friedanın politik geçmişi hakkında önemli bilgiler/veriler sağlıyor. Horowitz anılan kitabı yazmadan önce Friedanın burjuva ve liberal olmayan düşünce ve eylemlerinin dökümünü sunar. Friedan Smith Collegede okuduğu yıllarda (1932-1942) militan bir solcudur. Çevresi Amerika Birleşik Devletleri Komünist Partisi üyelerinden oluşur. Kendisinin anlatımından partiye üye olmak için başvurduğunu anlarız, ancak bu konuda daha fazla bilgi vermez. Çok sayıda bildiri ve yazısı partinin yayın organlarında yayımlanır. 1952 yılında yazdığı bir broşürde, kadın işçilerin ağır iş koşulları ve uğradıkları cinsiyet ayrımcılığını başarıyla betimler. Bunlardan daha da ağırı Afro-Amerikalı kadınların (siyahların) uğradığı ırk ayrımcılığı ve çifte ayrımcılıktır. Friedan 1952de hamile kalınca çalıştığı sendika gazetesinden atılır. Bu bilgilerin son kırk yıl boyunca ortaya çıkmadığını, Friedan tarafından bilinçli olarak saklandığını ve kamuoyunda tartışılmasını istemediğini öğreniyoruz. Friedanın politik geçmişini gizlemesinin nedenleri üzerinde burada durmayacağız. Önemli olan şudur: Friedanın, dar bir çevreden de olsa, Amerikalı ev kadınlarının durumunu analitik bir bakışla sergilemesinin gücü, gençliğindeki solcu düşünce ve pratiğinden kaynaklanır. Kadınlığın Gizemini yazdığı sırada açıkça sağlam ve tecrübeli bir politik aktivistti. Ancak kitabın ilk müsveddelerinde bulunan Marx, Engels ve de Beauvoirdan alıntıları yayımlamadan önce metinden ayıklamıştır. Horowitz, Friedanı McCarthyciliğe ve anti-komünizme karşı mücadele eden bir feminist ve radikal olarak tanımlar ve liberal feminizmin sosyalist feminizmle bağlantısına dikkat çeker. Horowitze göre ABDde McCarthycilik, 1940ların başında ve 1950lerde ilerici toplumsal hareketlere, özellikle de feminizme büyük zarar vermiş ve feminizmi yok edemese bile yeraltına itmiştir. Horowitze göre, Friedanın onurlu mücadelesi, politik geçmişi, onu Amerikan tarihinin önde gelen, kahraman ve ilginç bir figürü haline getirir. Friedanın geçmişi, İkinci Dalga feminizme, hem kendisinin hem de Amerikalı feministlerin gurur duymasını gerektiren, çok daha zengin bir mirası armağan etmektedir.
[1] İstanbul, E Yayınları, 1983. ABDde büyük ilgi gören ve çoksatan kitabın yayımından üç yıl sonra Friedan, 27 kadın ve erkekle birlikte kurduğu NOWın (National Organization for Women - Kadınlar Ulusal Örgütü) 1966-1970 yılları arasında başkanlığını yürüttü. [2] Bu yazıda Joanne Boucherin Betty Friedan and the Radical Past of Liberal Feminism (New Politics 9, s. 3) makalesinden yararlandım. [3] Feminist Thought (Boulder: Westview Pres, 1998), 26. [4] Feminist Theory: From Margin to Center, (Cambridge, MA: South End Pres, 2000), 1-2. [5] Betty Friedan and the Making of The Feminine Mystique (Amherst: University of Massachusetts, 1998). |