| |
Bedir yoldaşı ölüm yıldönümü olan 31
Aralık'da yılların özlemiyle, sevgiyle anıyorum.
Onun
ölümünden yana dünya oldukça değişti. Bir zamanlar eleştirme ve
yanlışlarını işaret etme özgürlük ve gücüne sahip olduğumuz Sovyetler
Birliği artık yok. KP eliyle çökertildi. Bu şerefsiz çöküş ve onu
izleyen dağılmanın çok önemli, büyük ve de her geçen gün yaşamakta
olduğumuz ağır sonuçları oldu, oluyor, daha da olacağından gayrı.
Bedir yoldaşla ilk tanışmamda ona
'demokrasi' sorunu üzerine sorular sormuş ve İşçinin Sesi tarafından
temsil edilen TKP'nin sosyalizm anlayışının 'demokrasi' ile bağını bana
ve çevremdeki yoldaşlara iyice açıklamasını istemiştim. Saatlerce süren
tartışmanın ardından, ülkede olması gereken TKP'nin gerçekten de İşçinin
Sesi tarafından öne sürülen fikirlerde temsil edildiğine ikna olmuştuk.
Stalin konusunda gözümüzü o açmıştı. Stalin'in tek dünya pazarının
varlığını reddi, kapitalizmin üretici güçleri artık geliştiremeyeceğine
ilişkin zırvaları, KP'lerin komünistliğini SBKP'nin hattının (neredeyse
kayıtsız şartsız) desteklenmesine bağlaması... Sosyalizm kavramımızla
demokrasi arasındaki önemli bağ, aktif yığın demokrasisi fikri...
Bedir Yoldaş ile yaptığımız bu tartışmaları
sanki dünmüş gibi anımsıyorum. Sonra, onu ansızın, erkenden
yitirişimiz... Topluluğumuz içinde o güne kadar varlığını hissetmediğim
hassas iç dengenin olumsuz yönde bozulmaya başlaması onun ölümüyle oldu
diyebilirim... Küçük örgütlerde bir iki kilit insanın yokluğu,
doldurulamayacak inanılmaz boşluklar açabiliyormuş, bunu yaşayarak
öğrendik. Bedir yoldaş TKP için tarif edilemeyecek büyüklükte bir kayıp
oldu. Telafi edemedik... Başka birçok faktörün de etkisiyle başaşağı
gittik... Biz başaşağı gittik ama, işçi-komünist hareketin ezici
çoğunluğunun eski hallerine kıyasla kötü durumda olduğunu görünce
meseleyi daha genelden kavramak gerektiğini daha iyi anlıyorum.
Bedir yoldaş, fırtına gibi estiği
dönemlerde Marks'ı okumanın ve de onun kapitalizmi çözümleyişini
anlamanın hayati önemini vurgular, 'sosyalizm' ve DEMOKRASİ arasındaki
ilişkiyi sürekli işlerdi. Ama açıkçası, 12 Eylül faşizminin yoğun
günlerinde sosyalist ülkelerde demokrasinin önemi konusu yeterince
bilincimize çıkamıyordu. Sorunların derinliğine ilişkin birçok noktayı
onun ısrarlı açıklamalarıyla öğrendik diye düşünüyordum. Ama geriye
bakınca görüyorum ki çok fazla şey öğrenmemişiz.
En başta, Sovyetler'de komünizm kavramının
iğdiş edildiğini, Marks'taki kökünden koparılmış bir "sosyalizm"
kavramının öne çıkartıldığını ve temcit pilavı gibi dünya
komünistlerinin önüne sürüldüğünü fark edememişiz. RY, "Sosyalizm
Nedir" kitabının üç cildinde bu konuyu ele almaya çabaladı ama temeldeki
yanlış kavramlaştırmadan bir türlü vazgeçemediği için 3 cilt boyunca hep
çalının çevresinde dolaştı. O, en bilinçli ve en okumuşumuzdu ama
gerekliliği bugün çok açık olan paradigma değişikliğini yapamadı. O
yapamayınca da topluluğuk apıştı kaldı. Diyemedik ki, sosyalizm diye
komünizmden bağımsız bir toplumsal düzen yoktur. Diyemedik
ki, Sovyetler'de sosyalizm hiçbir zaman kurulmamıştır. Diyemedik ki,
Ekim Devrimi büyük bir devrimdir, ama sosyalist devrim asla olmamıştır
(esasen Marks'da sosyalist devrim değil komünist devrim
vardır). Demokrasi konusuna (Bedir yoldaşın ısrar ettiği üzere)
yoğunlaştık ve önemli doğruları su yüzüne çıkardık, ama esasa ilişkin
yanlışlarımızı düzeltemediğimiz için gösterdiğimiz doğrular Komünist
Abdullah gibi orta yerde kaldı, anlaşılamadı. Diyemedik ki, sosyalizm
komünizmdir, değer yasası meta pazar sınıf devlet sosyalizmde olamaz ve
ama demokrasi mücadelesi ve aktif yığın demokrasisi
komünizme (sosyalizme) ilerleyebilmek ve dünya devriminin fitilini
ateşleyebilmek için mutlak mecburiyettir.
Bedir Yoldaş öleli az bir zaman oldu ama
dünya o günden beri çok değişti. Onun, ta o zaman bizim dikkatimizi
çekmeye çabaladığı demokrasi ve kıran kırana demokrasi mücadelesinin,
devrim mücadelesinin komünizme ilerleyebilmek için taşıdığı önem bugün
iyice öne çıkıyor. Stalin(ler) olgusunun komünizme yönelik devrimlere
verdiği zararı bugün daha iyi görebiliyoruz. Daha da önemlisi, Stalin'in
ne lanet anlayış ve uygulaması varsa bunların fikir babasının Troçki
olduğunu, Stalin-Troçki ikizlerinin komünist teoriye verdikleri zararı
aşmadan ilerleyemeyeceğimizi, okudukça öğreniyoruz. Lenin'in
Sovyetler'de kurulan yapıyı sosyalizm olarak adlandırması, belki o günün
siyasal gereklerinden doğmaktaydı, ama sosyalizm kavramının yanlış
kullanılmasının Marksist teoriye verdiği zarar getirdiği siyasal yararın
yanında ölçülemeyecek denli muazzam oldu, bunu da bugün öğreniyoruz.
Herşeye rağmen komünizme daha yakınlaşmış
bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir dönemde Bedir yoldaşı anarken, onun
bana mesajını, dünya işçi sınıfının yaşadığı muazzam yenilgileri, elde
ettiği dev siyasal tecrübeleri Marksist teoriye katık yapmaya ve
yaşanılan teorik tıkanıklığı aşmaya azimli genç Marksist kuşaklara
tekrar iletiyorum: Daha fazla Marks, daha fazla sınıf mücadelesi, daha
fazla küreselleşme, dünyada barış için daha fazla devrimci mücadele!
Bedir yoldaş, azmin ısrarın ve aydın
tavrınla gençlerimize bugün de yol gösteriyorsun, sen çok yaşa!
|
|