|
Üniversitedeki
Soygunlar
Ali Kızıltoprak
İşte yeni bir
öğrenci ayıklama operasyonu ve gidebilen bir üniversite kazanıp gitti.
Gidemeyen kaldı müşteri olarak dershanelerin, umutlarını sürdürerek sistemin
ağzını açmış bekleyen tuzaklarına düşmeyi bekleyerek.
Ya yerleşenler,
(kazanıp gidenler ) öğle ya da böyle bir üniversite olsunda hangisi olsun
diye gidenler. İşte kavga etme zamanı geldiğini yakın dönemde anlayacaklar
muhakkak. Çünkü kısa bir süre sonra büyük ihtimalle eylül başında başlayıp
sonlarına doğru sürecek üniversite kayıtlarında, devletin yani içinde
bulundukları sistemin kendilerine eğitim alması gereken genç bir beyin
olarak değil sadece yolunacak bir kaz, para getirecek bir müşteri olarak
baktıklarını. İşte bu müşteri olarak görülmeye karşı ayağa kalkmanın zamanı
gelmiştir artık.
İşte bu süreçte zaten zar zor karnını doyurmayı
başaran emekçi kitlesi, büyük gayretlerle okumak için çalışan evlatları için
bir şekilde para temin edip (tabii ki edebilenler bu paraları temin
edecekler, çünkü emekçi kesimin %80 şu anda zaten borç batağının içindedir.
Ne kadar acıdır ki şu anda yüzlerce baba çocuğunun yüzüne bakıp okuması için
gerekli paralarının olmadığı söylemek için binlerce yol arıyor büyük
ihtimalle) çocuklarını kayıtlara götürecekler.
İşte tam da bu noktada asıl sorun karşılarına
çıkacak.
Ne midir asıl sorun? Devletin kendilerinden boş yere,
karnı büyük başı kel BÜROKRASİ
için, onlar daha çok burjuva yaşam koşullarını sürdürsünler diye
isteyecekleri paraları ödeme sorunu.
Boş yere
ödeyecekleri paraları gördükçe daha çok sövecekler ama ellerinde bir şey
gelmeyeceğini düşünüp yine boyunlarını uzatıp sehpaya kestirecekler
boyunlarını kapitalist burjuva devletin insafına bırakıp.
Yani çoğu şeyi
içselleştirip harç parasını ödeyen emekçilerin karşısında kağıt bir çanta,
bir kalem ve okulun bilumum harcama yapılabilen mekanlarını gösteren bir
kampus haritası için kendilerinden neredeyse bir askeri ücrete yakın bağış
talep edildiğinde susmayı tercih olarak kabul etmemelidirler. Yani tariflere
göre bağış denilen olgu gönüllülük temeline dayalıdır ve zorla alınamaz.
İşte bu tariften yola çıkarak hiçbir şekilde üniversitelerin gelir kapısı
olarak gördükleri bu tür istemlere boyun eğmemelidirler. Bir ülkede eğitimin
para ile olmasının yanı sıra bir de zorla, hangi akla hizmet bağış talep
edilebilir insanlardan.
Yani o anda
örebilecekleri mücadele mümkündür. Yani sırada bekleyen yüzlerce emekçiye
aynı sözleri aynı anda söylediklerinde seslerini duyurabileceklerinden emin
olsun. Unutmayalım ki okumak için milyarlar yatırdığımız bu okullar bizim.
Bizim emeklerimiz ile yükseliyor o duvarlar ve bizden sömürülen emeklerle
var oluyor bu değerler. Ezilenler olarak bizler artık devletin haraç mantığı
ile talep ettiği bu paraları ödemeyi reddetmeliyiz. İşte bizim olanlar için
daha fazla bedel ödememek için savaşmalıyız sonuna kadar. İşte bu sebeple
mücadeleyi örmeliyiz şimdiden yüzlerce üniversite ailesi ve öğrencilerle
birlikte.
Atılabilecek ilk adım bellidir. 12 Eylül faşist
cuntasının ürünü olan YÖKü binlerce emekçinin elinden çıkan dilekçelerle
bombardımana tutup bu haksız faaliyeti kabul etmeyip bu paraları ödemeyi
reddettiklerini bildirmelidirler. Devletin artık emekçilerin, işçilerin,
yoksulların, mülksüzlerin sırtından geçinemeyeceğini buralardan çıkacak
kıvılcımlarla anlatılmalıdır. Devlet çok
istiyorsa bu paraları tahsil etmeyi, yüzlerce üniversite yapım ihalesi açıp
sonra bir direkt bile dikilmeden milyon dolar ödenek alan asalak, yüzsüz
soysuz zenginin kapısına mendil açsın. İşçilerin emekçilerin kapitalist
sistemin eğitim soyguncularına verecek meteliği kalmamıştır artık.
-- Zaman
sisteme (DEVLETE) karşı itaatsizlik göstermenin ve evdeki yaramaz çocuk olup
isyan etmenin zamanıdır.
-- Zaman
kapitalizmin vahşice saldırıp, emekçi halk üzerinde patlayan ökçesini
kaldırıp, işçi emekçi sınıfların yumruğunu kapitalizmin beyninde patlatma
zamanıdır.
-- Zaman Tüm işçi emekçi sınıfların enternasyonal
mücadelesinin örülüp kapitalizmi alaşağı etmek amacıyla ayağa kalkma
zamanıdır.
-- Zaman
susmanın değil haykırmanın, bakmanın değil katılıp değiştirmenin, ve
mücadelenin zamanıdır.
-- Zaman kurtuluşun kapitalizmin tüm kurumlarının tasfiyesinden ve
kapitalizmin karanlığından ancak Marksizmin ışığı ile kurtulmanın mümkün
olduğunu anlatma zamanıdır.
19
Ağustos 2007
|