“TÜRK
MÜSLÜMANLIĞINDA DEVLET ALEVİLİĞİ”NE
HAYIR!
Komünistlerin, sosyalistlerin, devrimci solların ezildiği faşist darbeyle birlikte, 80’li yıllar içerisinde, İslamcıları yanlarına çekmek, denetimde tutmak amacıyla devlet felsefesi yapılan Türk-İslam Sentezi söylemi tutmadı. Bunun üzerine, Mesut Yılmaz’ın, Hacı Bektaş Şenliklerinde düğmeye basmasıyla, Türk Müslümanlığı tartışması yükseltildi. Türk milliyetçilerinin öteden beri kullandıkları Türk Müslümanlığı kavramı zaten yeni değildi. Siyasal İslam alabildiğine yükselip iktidara oturunca, devlet ile din ve inançları kesinkes birbirinden ayıran gerçek bir laiklik yerine, devlet dini yaratma yolu seçildi. Türk Müslümanlığı söyleminde, sosyal milliyetçiler de buluştular. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, kendisini Siyasal Islam’dan korumak için, içine Türkçülük, yani ırkçılık karıştırıp, “Türk Müslümanlığı” adı altında, Aleviliği de katarak, yeni bir Islam siyasetini yükseltme girişimi, bir başka despotizme, bunda ısrar ise faşizme gidiştir. Çünkü SünniAlevi buluşturmasının gizli anlamı, Alevileri, çoğunluğun dini olan Sünniliği benimsemeye zorlamaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Islam dinini tekeline almayı, Türk müslümanlığı ve devlet Aleviliği sentezi oluşturma biçiminde hızlandırmıştır. ALEVİLER
NE DURUMDA VE NELER YAPILMALIDIR? Alevilik inanç sistemi, aklın yolunda oluşturduğu moral ve adaleteşitlik kurallarını, toplu tapınma (Cem) kurumuyla, yaşanılan dünyaya uyarlamıştır. Bu inancın tarihini, Emevi Müslümanlığından kurumlaşmış Ortodoks İslamın zulüm, baskı ve sömürüsüne son vermek için yapılan baş kaldırılar, ihtilaller ve toplumsal mücadeleler oluşturur. Alevilik, tarihimizde ezilen yığınların haksızlığa karşı başkaldırı bayrağıdır. İşçi-Alevi musahibliği bu bayrağı daha yükseklere çıkaracaktır. Ancak, yükselen dinci gericilik, Alevi toplumuna da yansımakta gecikmemiş, Ehlibeyt Kurultaylarında, Vakıf toplantılarında, “biz Alevi Islamız”, “namaz da bizim, niyaz da”, “Islamın özü Aleviliktir”, “gerçek müslüman biziz”, “şeriatı da, tarikatı da yerine getirmeliyiz ki, marifet ve hakikata ulaşalım” benzeri sesler yükselmeye başlamıştır. Sürekli inançsal dogmaları ve efsaneleri öne çıkararak Alevileri Islama çekme çabası, onları, Sünnilikle Şiiliğin birleştiği şeriat eksenine çekme çabasıdır. Ehlibeyt, Cem ve diğer bazı devlet destekli AleviBektaşi vakıf ve dernekleri buna yardımcı olmaktadırlar. Bu sürecin kırılması için,
Alevi toplumunun bilgilendirilmeye ihtiyacı vardır. Yurt içi ve yurt
dışındaki Alevi demokratik kitle dernekleri, biçimsel olarak
konfederasyonlaşmaya de gitseler, ne birlik oluşturabilir ve ne de bu
bilgilendirmeyi başarabilirler. Avrupa’daki derneklerin büyük gürültülerle
kurduklarını duyurdukları Alevi Akademi ve Enstitüleri’nin adı
var kendisi yok. Ortada ne eğitim, öğretim, ne de araştırma
ve bilgi üretimi var! Dernek yöneticileri
hizmet bilincini bir yana itmiş, kariyer peşinde, bulundukları
yeri basamak yaparak bir burjuva partisinde kapılanmayı hedefliyorlar. Kısacası bugün Alevi toplumu, sadece Alevi olduğunu söyleyebilmesinin ve her yerde Alevilik konuşuluyor olmasının aldatıcı uyuşukluğu içerisinde başıboş savrulmaktadır. İşte devlet, bu savrulmayı Türk İslamlığı’nda toplama çabasındadır. Bu durumda neler yapılmalıdır? Aleviliğin tarihsel özüne uygun biçimde yeni düzenlemelere ve örgütsel yapılanmaya gerek vardır: 1) Dernekler, kültür merkezleri ve cemevleri, yalnızca Alevi sanatçılar çağrılı geceler ve göstermelik ‘12 Hizmet Cemleri’ düzenleme kuruluşları olmaktan çıkarılmalıdır. 2) Yan kurumlar ya da kol etkinlikleriyle eğitim, araştırmainceleme ve bilgilendirmeye ağırlık verilmelidir. 3) Edebiyat ve sanat (müzik-resim-dans) ve tiyatro etkinlikleri hızlandırılmalıdır. 4) Tarihsel Alevi halk hareketleri ve önderlerinin (Babek, Hurremi, Karmat ve Karmatiler, Babailer ve Baba İlyas-Baba Ishak, Şeyh Bedreddin ve Bedreddiniler, Nesimi, Kalender Şah, Kızılbaşlar ve Şah Hatayi, Pir Sultan ve Anadolu Kızılbaşları vb.) adlarını taşıyan ve onların tanıtılmasını amaçlayan vakıf ve dernekler kurulmalıdır. Böylelikle, Aleviliğin devrimci kültür tarihine katkıları araştırılıp ortaya çıkarılmalıdır. 5) Alevilik inanç ve toplumsal-demokratik örgütlenmelerine piramidal bir biçim kazandırılması, Alevilerin birliği için ön koşuldur. Piramidin tepesinde Hacı Bektaş Dergahı ve bu tarihsel kent bulunmalıdır. Uzun dönemde, tabandan tavana geniş kapsamlı etkinlik ve çabalarla bu piramid oluşturulabilir. Kısa dönemde oluşturulması ise tepeden başlayarak gerçekleşebilir. Bir yayın organı bu hizmeti üstlenerek, tüm Alevi kurum ve kuruluşlarının katılım ve katkılarıyla Hacı Bektaş ilçesinde, bir “Alevilik Üst Kurulu” toplanmasına önayak olabilir. Böylesi bir kurul sürekli ve yoğun çalışmaları ve oluşturacağı alt kurul ilişkileriyle Hacı Bektaş (Alevilik Araştırmaları) Yüksek Enstitüsü’nün temellerini atmalıdır. Çünkü, son iki yıldır yapılan girişimlerden anlaşıldığı üzere devlet, kendi görüşleri yönünde Hacı Bektaş ilçesini merkez yapmaya kararlıdır. Girişimi mutlaka, Alevi toplumunu arkasına alacak olan bu “Alevilik Üst Kurulu” eline almalıdır. |