Ana Sayfaya Git  TKP tarihi index sayfasina git...

TKP TARIHI - X -

1931-1940 DÖNEMI PARTI ÇALISMALARI

TÜRKIYE’DE ISÇI HAREKETI VE IS KANUNU

NAZIM ÇELIK

TKP istanbul il Komitesinin yayin organi Kizil istanbul’un Mayis 1935 sayisinda, o dönem burjuvazisinin çikarttigi is Kanunu’nun elestirisi yer aliyor. Çesitli is kollarinda yapilan eylemlerden haberler ve o siralarda yine yogunlasan ögrenci ve ögretmenlerin eylemleri yayinlaniyor.

Her dönemde oldugu gibi, Türkiye burjuvazisi, o yillarda da getirdigi gerici yasalarla özellikle isçi, emekçi kesimi hedef aliyor. Onlarin siyasal ve sosyal haklarina saldiri içerigi tasiyor. Bu gerici karakterli yasalarla sömürüyü, baskiyi katmerlestirmeye çalisiyor.

Kizil istanbul’un Mayis 1935 sayisindan ögrenebildigimiz isçi ve emekçilerin, bu durum karsisinda gerçeklestirdikleri karsi eylemlere bir göz atalim. Türkiye burjuvazisi o dönemdeki sermaye birikimini bir taraftan isçiyi,köylüyü ve fakir esnaflari soyarak,diger taraftan da Ermeni katliami, Kürt isyanlarinda zapt edilen topraklar, mülkler ve diger yagmalarla saglanmistir. Böylece burjuvazi daha güçlenmistir. Bu birikimin sonucunda, memlekette serbest isçi kuvveti genisledi. Burjuvazi iç pazarda egemenligini güçlendirdi. Kapitalizmin bu gelisimis sefaleti, issizligi, soygunu ve ezgiyi daha da siddetlendirdi. Buna karsilik, isçi sinifi ve genis fakir halk kitlelerinin devrimci hareketleri yükseldi, burjuva rejimine karsi büyük nefret olustu. Bunu gören burjuvazi, hükümeti eliyle, bu hareketleri bastirmak için is kanunu projesini gündeme getirtti. Kemalist burjuvazi, emkçileri Komünist Partisi’nden uzaklastirmak ve isçiyi aldtmak için bu is kanununu hayata geçirmek istiyordu.Çünkü bu kanun isçinin degil,burjuvazinin yarinadir.En canalici yönü, mücadelenin önüne geçmek için grevi yasaklamasidir. Yani isçi, hakkini almak için hiç birsey yapamaz. Bu yasa, isçiyi patronla uzlastirmak istiyor ve bu iste hükümet hakem rolü üstleniyor. Böylece amele patronun elinde paçavra olarak kalir ve isçiyi ezmek is kanununa uydurulmus olur. isçiyi kendi hakkini korumaktan mahrum eder.

is Kanunu isçiye Karsidir

Yasanin öngördügü sosyal sigorta çok güdük. Masrafin dörtte üçü de isçinin gündeliginden kesilecek. Gençlerin emegini koruyacak hiçbirsey yok. Ayni sekilde kadin isçiler içinde öyle. Gündelikler yine patronlarin elinde. is saati, iktisat vekaletine birakiliyor. Para cezalari yine kaliyor. Gece isçileri hesaba katilmiyor. issizlere her hangi bir yardim yok. isçiye örgütlenme hakki yok. Bu kanunun tatbikatini kontrol isi de, sonunda polisin ve adliyenin eline veriliyor.

iste Halk Partisi’nin isçiye verecegi is kanunu budur. Bu isçiyi koruyan degil, onun ayagina vurulan bir baltadir. is kanunu havasi esince isçinin haklarina karsi propaganda da basladi. Profesör yapmacigi Agaoglu Ahmet utanmadan yalan yaziyor: Karl Marks ve Lunaçarski yoldas burjuvaziyi severlermis! Böylesi bir sahtekarlik görülmüs sey degil. Bütün dünya burjuvazisinin nefret ettigi, Hitlerin, eserlerini yaktigi, burjuvaziyi yikarak erki ele geçirmek için proleteryaya devrim yolunu gösteren burjuva düsmani Marks ve Sovyet proleteryasinin kizil komseri Lunaçarski yoldas burjuvaziyi severlermis!

Agaoglu Ahmet’e göre: ‘‘Yerli sanayii korumak için, isçinin hakkini vermemek lazimmis!” Efendilerinin bu ücretli usaklari için her sahtekarlik ve sarlatanlik mübah!

Kizil istanbul, basta komünistler olmak üzere isçi ve emekçilere su çagriyi yapiyor: ‘Yoldaslar, hükümetin is kanunu elinizi, kolunuzu bagliyor! Hakkinizi koruyacak bir is kanunu ancak kendi elinizle alabilirsiniz! Grev, miting ve gösteriler yaparak böyle bir kanun isteyin!’

Bir maden isçisi, Kurun gazetesine yazdigi mektupta söyle diyor: ‘‘Hergün 1012 saat yaz, kis cehenemde çalisiyoruz. Cemiyete aidat veriyoruz, fakat cemiyet bizimle ilgilenmiyor.’’ Bu isçi yoldasimiz çok hakli olarak sikayet ediyor. Çünkü, cemiyetin görevi, herseyden önce isçinin çikarlarini korumaktir, gerçek isçi cemiyeti öyle olmalidir. Fakat Zonguldak cemiyeti bu ise önem bile vermiyormus ve veremez de; çünkü bu örgüt, patronlarinin çikarini düsünen bir cemiyettir. Bunlarin basinda patronlarin ve Halk Partisi’nin adamlari durdukça da bu cemiyetin yapacagi is budur.

isçi sinifi haklari için çalisan, mücadele eden bir örgüt varsa, o da Komünist Partisi’nin rehberligi altinda çalisan ve isçinin kendisinin yönettgi cemiyetlerdi. Bu nedenle, hem maden isçileri, hem de bütün isçiler, eger kendi isteklerine kavusmak istiyorlarsa, kuracaklari örgütlenmelerin basina namuslu ve devrimci isçi kardeslerini seçmelidirler.

Halihazirdaki örgütlerin yönetimlerini kendi ellerimize alarak ve bu örgütlerin yönetimindeki patronlari, Halk Partisi’nin adamlarini asagi etmek ve onlarin yerine, kendi içimizdeki en iyi unsurlari bu göreve seçmek suretiyle ancak sermayedarlara karsi mücadelemizi genisletebiliriz. Ancak böylece burjuvaziden istekler alinabilir.

Enver

Kuru Çesme’de Kömürcüler Grevi:

Kuru çesme kömür depolarinda 400’ün üzerinde isçi çalismaktadir. Bu isçiler 1933’e kadar 2 lira gündelik almaktaymislar. O yil 150 kurusa indirmisler ve bu yövmiye üzerinden çalismislar. Fakat Mart’tan sonra is degismis. isi götürüye (ton basina 25 kurusa) çevirmisler. isçi 12 saat çalistigi halde, ancak 75 kurus alabiliyor.

Biçak kemige dayanmis. 1415 bilinçli isçi grev baslatirlar. Fakat, sirmali köpekler hemen yetisior ve bilinçli isçileri tutuklayip, müdüriyete götürüyorlar. Orada da hirpaliyorlar. Bu insanlarin suçu ne? Grev yapmak! Türkiye’de isçi hakkini arayamaz! Görün iste.Halk Partisi hükümeti isçiyi böyle koruyor. Bu baski sonucunda grev yenik düsüyor.

Yoldaslar, yilmayin! Bugün yenildiniz, yarin siz kazanirsiniz!

Yalniz, siz büyük hata yaptiniz. Arkadaslarinizi polise teslim etmeyecektiniz! Polis sizi degil siz polisi dövecektiniz! Dörtyüz kisisiniz heriflerin anasini aglatirdiniz.

Bu yil çok vergi toplanmis! Burjuva gazeteleri sürekli propaganda yaptilar, vekiller açiklamalarda bulundular. Bir de biz bakalim:

Bir hükümetin bütçesi su durumlarda artar:

1Halk zenginlesir ve kolayca vergi verirse,

2Hükümet yeni vergiler getirirse,

3Vergiye karsilik halkin sirtindaki yorgani da alinirsa.

Türkiye’de bu siklarin hangisi oluyor? Halk zenginlesti mi? Hayir! Hele köylünün vaziyeti çok kötü. Vergi verenlerin çogu ise köylüdür. Bunun için, burada olan ikinci ve üçüncü siklardir. Hem yeni vergiler kondu, hem de halkin sirtindaki yorgani bile aliyorlar. Bandirma’nin Karacabey köyüne, tahsildar ve jandarma birlikte gitmisler. Köylüden vergi karsiligi yatak ve yorganini haczetmek istemisler. Bunun üzerine köylü tabancasini tavan arasindan çikarmis. Tahsildar ve jandarma esyalari alip çikarlarken ikisini de devirmis, bir kursunda kendi beynine sikmis. iste vergiler böyle arttiriliyor.

Deniz isçisinin Çilesi:

Vapurculuk sirketinin vapurlarindan birinde çalisan bir amele Haber gazetesinde yanip yakiniyor. Kaç aydanberi ayliklari verilmiyormus. Ayrica, yilda bir de bir ayliklarini kesiyorlarmis.

Bu da ne demek? Ne diye bir ayligini kesiyorlar isçinin? isçinin yardim kasasi varsa, o kasa için ayda küçük bir aidat kesilir. Pek açi k ki bu adice bir soygun.

Yalniz bu kadarla da kalinmiyor. Meger yalnizca seferdeki günlerin ücreti veriliyormus. Vapur rihtima gelince isçilere, “bogaz tokluguna vapurda kalirsaniz kalin, istemezseniz gidin!’’ diyorlarmis. Ve bir hafta sonra, gemi sefere çikarken yeniden isçi ariyorlarmis. Bu da içler acisi bir durum. Katmerli bir soygun.

Diyoruz ve diyecegiz: isçi, Halk Partisi hükümetinden medet umarsa bu hal sürüp gider. O, yalniz gazete sayfalarinda, sözde bütün halkin hükümetidir. isçi kendi kollariyla alabilir! Güçlü bir birlik olusturmak “Deniz isçileri cemiyetini’’ halk partisinin elinden almak ve grev kiricilarla mücadele etmek gerekir.

Ögretmenlerin istekleri:

Muallimler Birligi’nin yillik kongresinde ögretmenler yasam kosullarindan sikayetçi oldular. Önceden verilmekte olan makam maaslari ve harcirahlarin tekrar verilmeye baslanmasini istediler. Bunu almak için Ankara’ya basvurdular.

Sorunun özü nedir? Ögretmenlerin sikinti içinde olmalaridir. Özellikle istanbul gibi büyük sehirlerde aldiklari 3540 lira ile yasanmaz. Onlar maaslarinin artmasini istiyorlar. Bu isteklerinin gerçeklestirilmeyecegini bildikleri için bunu söylemediler. Makam maaslariyla harcirahlardan kimler yararlanacak? Basögretmenler, yer degistirenler vesaire... Yani oldukça küçük bir azinlik. Halbuki geride kocaman muallim ordusu (küçük muallimler) var. Bu çogunluk sefalet içinde yasiyor.

Hükümet ne yapacak dersiniz? maarif vekaletinin bütçesi pek ciliz. Bu bütçe ile ögremen maaslarina zam yapilamaz. Oysa ki milli savunma vekaletinin bütçesi sürekli artiyor. Zabitl4rin maaslari da durmadan artiyor. Muallim yoldaslar, bu gidisle zam beklemeyin!

Küçük muallimler her taraftan korunmalidir. Fakat bunu hükümetten beklemeyin, yapmaz. O büyük muallimlerin hükümetidir. Ayliklariniza zaman yaptirabilir misiniz? Ancak mücadele yoluyla yaptirirsiniz!

Bu nedenle, bütün küçük ögretmenler elbirligi yapmali. Büyük ögretmenlerle isiniz yok. Onlar daima efendilerinin gözüne girmek isterler. Küçük muallimler ‘‘muallimler birligini’’ ellerine almalidirlar, yahut yeni bir birlik kurmalidirlar.

Ayliklarinizin artmasini isteyin, yapmazlarsa genel bir grevle karsi koyun ve derse girmeyin. Bu grevi yalniz istanbul’daki muallimler bile yapsa maaslarinizi hemen artar. Fakat, mücadeleci olmak lazim.

Ögrenci Mücadelelerinden

Üniversiteli atilgan gençler bir gazete çikariyorlarmis. Hazirladiklari gazeteyi bastirmak için matbaaya gidiyorlar. Fakat, daha önceden, oraya gitmis olan polis köpekleri gazeteyi çikarmayacaksiniz diye zorbalik yapiyorlar. Bunun nedeni, gazetede, ‘‘kendini diktatör mü ilan ettin?’’ diye bir yazi var. Aslinda Vedat Nedim (matbuat umum müdürüymüs) için yazilan bu ayziyi polisler, Mustafa Kemal için yazilmis diye yorumlamislar. Sanki öyle dense iftira olurmusta!

Gençler bunun üzerine, polis müdürüne gitmisler. O da, ‘‘ben yasak ettim, gazeteyi çikartmam’’ demis. Gençler buna yasal haklari olmadigini, ancka mahkemnin gazeteyi yasaklayabilecegini, kendilerinin de haklari oldugunu anlatmaya çalismilar, ama bosuna!

Hepiniz toplanip, hükümet önüne gidin. Tutuklanmis olan arkadaslarinizi ve gazetenizi isteyin.

Tütün isçilerinin Grevi

Adapazari Ticaret Bankasi’nin dört tütün deposu var. Bu depolarda yüzlerde isçi çalisiyor.

islenen tütün, köylüden çok ucuza alinip, senelerce depolarda tutulmus çürük tütünlerdir. Yarisi ise yaramiyor. Bu tütün geç islenir ve is de az çikar. Kârini yüzde ikiyüze çikarmak isteyen banka, polis kuvvetinden, isçinin birliksizliginden ve issizlikten yararlanarak uydurma bahanelerle gündelikleri indirmeye karar veriyor. Ve depolari kapatarak, isçiye düsük gündelikle çalismak isteyen gelsin, istemeyen gelmesin diyorlar. Yalniz usta isçiler isi birakiyorlar, digerleri çalisiyorlar.

Bizim fikrimiz su: Patron gündelikleri düsürmek istiyor. Buna grevle karsi koymak lazim. Basarili olmak için de bütün amelelerinin, hiç degilse yüzde yetmis besinin grevi istemesi, greve hazir olmasi lazim. Oysa siz, yalnizca usta isçiler isi biraktiniz. Çogunluk çiraklarda idi. Onlari da grece çekebilmeliydiniz. isçinin greve dayanabilmesi için de para lazim. Grev beklentisi onbes gün önceden belliydi. O günden itibaren para toplamaya baslamaliydiniz. Ayrica, grev aninda fabrika ve depo harp cephesi demektir. Depolardan ayrilmamak, grev kiricilari içeri sokmamak ve polis kuvvetleriyle mücadele etmek lazim. Özellikle bu issizlik zamaninda bu noktanin büyük önemi vardi. Halbuki siz derhal evlerinize ve kahvelere dagildiniz. iste asil grev böyle olmaliydi. Sizin yaptiginiz kuru gürültü idi. Burjuva gazetelerine basvurmaktan birsey çikmaz.

Yoldaslar, Kizil istanbul sizin gazetenizdir. Ona verecegin 100 paraya acima. O ancak senin yardiminla çikacaktir. Onu oku ve güvenli arkadaslarina okut. Ona yazi yaz. Amele içeriside geçen olaylari, durumlari ona bildir. <