Ana Sayfaya Git  Son sayi index sayfasina git...    

TÜRKIYE ORTAMININ GERISINDE KALMAYALIM

R.Yürükoglu

1990-94 yillari arasinda Türkiye ekonomisinin gelisme çizgisi son derece oynak oldu. Gayri safi milli hasila (GSMH) bu yillarda % 10 ile % 0.5 arasinda degisik büyümeler gösterdi.

Ancak, 1993 yilinin son çeyreginden baslayarak ciddi bir ekonomik kriz (resesyon) gelisti. 1994 yilinda tüm siddetiyle yasanan kriz, ülkenin son 50 yilda gördügü en siddetli ekonomik gerilemeye neden oldu.

1995’in ikinci çeyreginden baslayarak ise, yeni bir ekonomik gelisme dönemi açildi. Öyle görülüyor ki, Türkiye, dünya ekonomik krizinin etkilerine ve özellikle Rusya pazarinin talebi durdurmasina ragmen, 1998’de de % 4.5’luk bir büyümeyle, gelisme dönemini yasamaya devam etmektedir.

Agirlasan dünya krizinin Brezilya’yi da etkisi altina almasinin ABD ve Avrupa Birligi ekonomilerine yapacagi etkilerin 1999’da ne yönde ilerleyecegini ve dolayisiyla Türkiye ekonomisinde neler yasanacagini ise hep birlikte izleyecegiz.

Simdi, bu dönemlerin ekonomik özelliklerine daha yakindan bakalim ve söz konusu dönemlerde biçimlenen toplumsal ve siyasal ortamlarin farkliliklarini anlamaya çalisalim.

I. 19931995: Ekonomik Kriz ve Devrimci Durum

1994 yili Türkiye’de bir dönüm noktasi oldu. O yil ülke ekonomisi, % 6 ile rekor bir daralma gösterdi. (Bunun neden bir rekor olduguna biraz ileride deginecegiz.) iç tasarruflar azaldigi için, genislemeci talep politikalari ana olarak dis mali kaynaklara yaslanarak yürütülmekteydi. Bunun sonucunda olusan iç makro ekonomik kriz, önce dis dengesizliklere ve 1994 basinda da mali krize yol açti.

Mart 1994’deki yerel seçimlerin hemen öncesinde, yüksek bir ekonomik aktivite düzeyi sürdürebilmek ve bunun üzerinden oy toplayabilmek için, siyasal iktidar “seçim ekonomisi” uyguladi. Yilin ilk üç ayinda her alanda, Merkez Bankasi kaynaklarina dayanarak (yani asil olarak para basarak) arttirilan kamu harcamalarina oturmus genislemeci politikalar uygulandi. Bunun sonucu olarak artan enflasyonist baski ve dövize yönelen spekülatif talep, Türk lirasi yerine dis paralara akina yol açti.

Bu arada, ülkenin kredi reytinginin Ocak 1994’de düsürülmesi, dis borçlanmayi önemli ölçüde zorlastirdi. Tüm bu olgular ülkeden ciddi boyutlarda sermaye kaçisina yol açti.

Agirlasan kriz, ekonomik düzeni yeniden saglayabilmek amaciyla bir Stabilizasyon Programi’nin devreye sokulmasini getirdi.

Gayri Safi Yurt Ici Hasila (GSYIH) Harcamalari Yillik % degisim*Ilk uc ay. Kaynak:DIE
199319941995*
Tuketim8.1-5.2-3.7
Kamu5.4-3.56.9
Ozel8.4-5.4-4.7
Sabit24.9-15.9-16.9
sermaye
yatirimi
Kamu3.4-34.8-37.5
Ozel35.0-9.1-13.5
Ihracat7.715.219.7
Ithalat35.8-21.9-2.6
GSYIH8.0-5.4-1.4

Iç talebi kisma yönündeki Program stratejisi, gerçek ücretlerde büyük bir düsüs getirdi ve kamu harcamalarini da daratti. DiE rakkamlarina göre, toplam talepteki düsüs 1994 yilinda gerçek rakkamlarla % 12.3’e ulasti. Sabit sermaye yatirimlari ve toplam tüketimdeki düsüs ise sirasiyla % 15.9 ve % 5.2 oldu.

iç talep daralmasi nedeniyle, özel tüketim 1994’de % 5.4, kamu tüketimi de % 3.5 düstü.

En büyük darbeyi yiyen, dayanikli ve dayaniksiz esyalardaki özel tüketim oldu: % 29.3 ve % 12.6 düsüs. Bu arada, enerji, ulasim ve haberlesme harcamalari ve ev kiralari, ayni sirayla, % 4.2, % 5.2 ve % 2.8 oraninda artti. Bunun sonucunda, dayanikli ve dayaniksiz esyalara yapilan harcamalar, 1994 toplam özel tüketiminin % 10.9 ve % 15.4’ünü temsil etti. Bir yil önce, bu oranlar % 14.6 ve % 16.7 idi.

Sabit sermaye yatirimlari açisindan, kamu sektörü yatirimlari % 34.8 düserken, özel sektör yatirimlarindaki düsüs % 9.1’de durdurulabildi. Bunun baslica nedeni, kamu sektörü insaati % 35.7 düserken, özel bina insaatindaki % 7.6’lik büyümeydi. Makina ve gereçlere yatirim ise iki sektörde de büyük oranlarda düştü: Kamu sektöründe % 63.9 ve özel sektörde % 22.5.

DPT rakkamlarina göre, 1994’de tüm sektörlerde sabit sermaye yatirimi, konut hariç, önemli oranda düstü. Bu arada, DPT tahminlerine göre, sabit sermaye yatirimlarinin GSMH’ya orani, bir önceki yilin % 25.1’inden, 1994’de % 22’ye düstü.

TOPLAM SABIT SERMAYE YATIRIMLARI*gecici rakkamlar
% DEGISIM %PAY
19931994*19931994*
Tarim16.9-19.45.24.8
Madencilik-16.9-8.31.41.5
Yapim1.0-17.717.817.3
Enerji-6.4-8.63.94.1
Ulasim8.3-39.524.517.4
Turizm-36.5-12.92.22.3
Konut Insaati11.34.632.841.3
Egitim13.7-27.53.32.8
Saglik3.6-21.12.11.9

GSMH ve Sektörel Büyüme

1994 yili, ekonomik büyüme beklentilerinin ve hedeflerin ciddi olarak düzeltilmesi gereken bir yil oldu. Gerçekten de, 1994 Yillik Programi’nda % 4.5 olarak belirlenen GSMH büyüme hedefi, Stabilizasyon Programi’nda siddetle düsürülerek % 1.6 olarak düzeltildi. Ancak sonuçta bundan da yüksek bir ekonomik küçülme ve çok daha yüksek negative büyüme ortaya çikti.

Sektor Bazinda Ekonomik Buyume Cari fiyatlarla (%)Kaynak:DIE
199319941995
Tarim -1.3-0.31.6
Endustri8.2-5.7 -1.3
Insaat7.9-2.0-6.2
Ticaret11.6-7.5-1.6
Ulas ve Haberl. 10.82.04.4
Mali Kurunlar-0.4-1.5 -2.0
Emlak 2.82.1
Hizmet -9.2-0.6
Devlet Hizmetleri 0.8 2.7
Kar Amacli Orgutler -2.52.7
Ithalat Vergisi -35.2-20.6
GSYIH 8.0-5.4-1.4
GSMH8.1-6.0 -0.2

Gayri Safi Milli Hasila (GSMH) ve Fert Basina Gelir
19901991199219931994
GSMH (milyar dolar)150.8150.2158.1178.7132.8
Fert Basina GSMH (dolar)26822620270730042193

1994 GSMH büyümesi % 6 oldu, 1993 orani ise % 8.1’di. Dolayisiyla, yildan yila % 14.1 eden bir oranla, 1994, son 50 yilin en agir küçülmesine sahne oldu. (1945’deki düsüs % 15.3 olmustu.)

1994’de cari fiyatlarla GSMH 1993’den % 95.4 artarak 3,903 trilyon TL (135 milyar dolar) oldu. Böylece, fert basina gelir de 33.5 milyon TL’den, 64.4 million TL’ye yükseldi! Ancak bu yükselis, dolar bazinda % 27’lik bir düsüsle, fert basina gelirin 1993’de 3004 dolardan 1994’de 2,193 dolara inmesi anlamina gelir.

Sektörel düzeydeki sonuçlar da yaklasik tüm sektörler için kötülemistir. En keskin düsüs, % 5.7 ile endüstridedir. insaat, ulasim ve haberlesme sektörlerinde bir ölçüde daha yumusaktir. En az düsüs ise % 0.3 ile tarimda kaydedilmistir.

Endüstriyel Üretim

DiE verileri gösteriyor ki, 1994 yilinda toplam endüstriyel çikti % 4.6 oraninda azalmistir. Özel sektör çiktisi % 11.5 oraninda düserken, kamu sektör isletmeleri için resesyon oldukça yumusak geçmistir: Çiktilar bir önceki yila oranla % 4.3 oraninda büyümüstür.

Yapim sektörü çiktilarinda % 7.4’lük keskin bir düsüse ragmen, madencilik ve enerji sektörleri 1994 yilinda oldukça iyi sonuçlar almislardir: % 0.9 ve % 6.2 oranlarinda büyüme. Özel sektör yapim aktivitesi % 11.9 oraninda daralirken, kamu sektör yapim endüstrisinde % 2.9’luk bir gerçek büyüme olmustur.

Yapim endüstrisi alt sektörlerine bakarsak, en yüksek düsüs özel sektörün makina bölümünde ortaya çikmis (% 27.9) ve bölümün toplam düsüsünün % 24.6 olmasini getirmistir. Otomobil, orman ürünleri, mobilya, beyaz esya, tekstil ve kimyasallarin üretimi de sirasiyla % 42, % 15.5, % 14, % 5.3 ve % 3.8 oranlarinda düsmüstür.

1995 yilinda endüstriyel çikti ilk üç ayda düsmesini sürdürmüs ama Nisan’da % 14.2’lük ve Mayis’da % 13.6’lik büyük bir çikis yapmistir. Daha sonra da, 5 ayin ortalama endüstriyel çikti büyümesi % 2.7 olmustur. (1994’ün ayni aylarida büyüme ise % 4.2 idi.)

Yapim endüstrisi alt sektörlerinde, makina sektörü 1995’de de % 7.5 ile en kötü performansi gösterirken, en büyük gelismeyi % 40.9’luk üretim artisi ile kagitbasim sektörü göstermistir.

issizlik

Sermaye yatirimlarindaki ve çiktilardaki düsüs 1994’de çalisma ortamini da olumsuz etkiledi. DPT verilerine göre, çogunlugu özel sektörde olmak üzere 400 bin isçi isten çikarildi, toplam issiz sayisi 2 milyonu asti. Bunun sonucunda, issizlerin orani 1993’de % 7.6’dan % 10.5’e yükseldi. Bir de unutmayalim ki bunlar resmi verilerdir. Gerçek issizligin daha yüksek oldugu bilinmektedir.

Enflasyon

1994’de yillik enflasyon, toptan esya fiyatlarinda % 120.7, ve tüketici fiyatlarinda % 106.3 oldu. Bu yüksek enflasyonun gerisinde kamu sektöründeki keskin fiyat uyarlamalari, üretimdeki ani düsüs, TL’nin büyük oranda gerçek deger kaybetmesi sonucunda yükselen üretim maliyetleri ve gerçek faiz hadlerindeki yükselis yatar.

Simdi, buraya dek söylediklerimiz temelinde 199395 yillarini hatirlayalim: Son derece ciddi siyasal kriz. Burjuvazinin irade birligi parçalanmis. Yönetememe durumu gün gibi ortada, burjuvazi devleti yönetemiyor. Halk açikça devletin karsisinda, halk sokaklarda. Toplumun her kesiminde hareketlenme var. “Bir dakikalik karanlik” eylemleri. Son derece basarili 1 Mayis. Ülkenin her yaninda canli yigin hareketleri ve Gazi Ayaklanmasi.

Ekonomik ortamin, toplumsal ve siyasal olusumlari belirledigi de, buraya dek söylenenlerden açikça ortaya çikmaktadir. Devrimci durum, ne bir parti ya da örgütün ya da örgütlerin, ya da hatta bir sinifin öznel iradesiyle yaratabilecegi bir ortam degildir. Ülkenin ekonomik kosullarindan dogar.

II. 1996 Sonrasi: Devrimci Durum Kosullari Eriyor

Türkiye ekonomisi 199597 arasindaki 3 yilda ortalama % 7 oraninda büyüme göstermistir.

Türkiye Ekonomisi, 1994 krizi sonrasinda hizli bir büyüme çizgisi yakaladi. Bu çizgi, 1995 yili ikinci çeyreginde baslamis ve 1997 yilinda Türkiye Ekonomisi, % 6 oraninda büyüyecegi yönündeki tahminleri de asarak, tarim sektöründeki % 1,7 üretim düsüsüne ragmen, % 8’lik bir büyüme gerçeklestirmistir

1997 yili yüksek büyüme hizi, esas itibariyle % 10,3 oraninda büyüyen endüstri sektörü ile % 6,2 oraninda büyüyen hizmet sektöründen kaynaklanmistir. Buna karsin 1997’de tarim üretiminde düsüs kaydedilmis ve bu düsüs tarim ürünleri fiyatlarinin artmasinda etkili olmustur. 1997 yilinda tarim kesimi fiyat endeksi ortalama olarak % 86,9 oraninda artarken, Toptan Esya Fiyat Endeksi artisi % 81,8 düzeyinde kalmistir. Gümrük Birligi (GB) sonrasinda ithal girdi maliyetlerinde yasanan azalma ve canli iç talep 1996’da oldugu gibi 1997’de de endüstri üretimindeki artisa yardimci olmus; bu artista yapim endüstrisi üretim artisi (%11,4) birinci derecede rol oynamistir. 1997 yilinda madencilik ve tas ocakçiligi üretimi % 4,4 oraninda artarken, enerji sektöründeki üretim artis hizi ise 1996 yili artis hizindan (% 9,7) daha düsük bir düzeyde (% 5) gerçeklesmistir. Hizmet sektöründe en yüksek büyüme hizi % 11,7 ile ticarette görülmüstür.

1997 yilinda imalat endüstrisinde kapasite kullanim orani bir puan artarak % 79,4 olarak gerçeklesmistir. 1996 yili verileriyle karsilastirildiginda, kapasite kullanim oranlarindaki en büyük artis, 6’sar puan ile orman ürünleri ündüstrisi ile makina endüstrisinde gerçeklesmistir. Orman ürünleri endüstrisinde gerçeklesen artis, kamu kesimi üretiminden, makina endüstrisi kapasite kullanim oranindaki artis ise özel sektör üretiminden kaynaklanmistir. imalat endüstrisinde kapasite kullanim oranlarinda düsüs görülen sektörler ise metal ana endüstrisi (% 83,8’den % 83,4’e) ve dokuma endüstrisidir (% 82,6’dan % 82,5’e).

1997’de toplam vergi gelirleri toplam harcamalardan daha hizli artmis ve vergi gelirleri konsolide bütçe harcamalarinin % 59,1’ini karsilamis, toplam gelirlerin toplam harcamalara orani ise % 72,9 olmustur. Konsolide bütçe giderlerinin artis oranindaki bu düsüs, faiz ödemelerinin önemli ölçüde 1998 ve 1999 yillarina kaydirilmasindan kaynaklanmaktadir. Nitekim, faiz disi harcamalar 1997’de 1996’ya göre % 135,7 artarken, faiz ödemeleri yalnizca % 52,1 oraninda artmistir.

1997 yilinda toplam iç borç stoku 6,3 katrilyon TL, GSMH’ya orani ise % 21,6 olmustur. Hazine’nin iç piyasaya olan nakit borcu, 1996’da 18 milyar dolar iken, 1997’de % 26,1 oraninda artarak 22,7 milyar dolara yükselmistir.

Sermaye hareketleri incelendiginde, 1997 yilinda 8,6 milyar dolar sermaye girisi oldugu görülmektedir. 1997 yilinda 6,9 milyar dolar olan uzun vadeli sermaye girisinin 554 milyon dolari net dogrudan yatirimlardan olusurken, 1,6 milyar dolari portföy yatirimlarindan, 4,7 milyar dolari diger uzun vadeli sermaye girislerinden meydana gelmistir. Kisa vadeli sermaye girisleri ise 1,8 milyar dolar olmustur.

1996 yilinda kisa vadeli sermaye girisleri toplam sermaye hareketlerinin % 67,8’ini olustururken, 1997’de bu oran % 20,4’de kalmis; uzun vadeli sermaye hareketlerinin payi ise % 32,2’den % 79,6’ya yükselmistir. Resmi rezervlerde bunun sonucunda olusan artis ise 3,3 milyar dolar olarak gerçeklesmistir.

Buraya dek özetle söylediklerimizin sonucu su olmustur: 1995’in ikinci yarisindan baslayarak ülkemizde devrimci durum kosullari erime, ortadan kalkma sürecine girmistir.

III. Bugün: Devrimci Durum Yoktur

Uzakdogu Asya krizinin bir dünya krizine dönüsmesine ve Rusya’dan ülkeye olan talebin durmasina ragmen, geçici rakkamlara göre, Türkiye ekonomisi 1998’de de % 4.5 oraninda büyümüstür.

Rakkamlarin da, toplumsal ve siyasal yasantinin da gösterdigi gibi, bugün devrimci durumun 3 kosulu da ortada yoktur:

1. Egemen sinifin yönetemezligi, Türkiye’nin olagan yasantisi içinde degerlendirirsek, büyük ölçüde ortadan kalkmistir. Siyasal kriz sönmüstür. Egemen sinif parçalanmis siyasal iradesini yeniden birlestirmektedir. ANAP ve DSP burjuvazinin etkin kesimlerince benimsenmistir. Fazilet kusatilmis ve enterne edilmistir. CHP, DYP, MHP, BBP’nin seçim barajini asmalari çok zor görünmektedir.

2. Ezilen kesimler eskisi gibi yönetilmek istemeyecekleri, artik yeter diyecekleri noktadan uzaklasmislardir. Türkiye gibi bir ülkede, devrimci durum ortadan kalktiginda, Avrupa benzeri bir barisçil döneme geçilemeyecegi açiktir. Aci, kahir, yoksulluk süregendir. Dolayisiyla, kesimsel kavgalar hiç durmaz, durmayacaktir. Ancak, çözümlemeyi Türkiye’nin gerçekleri isiginda yapmak zorundayiz. Türkiye Avrupa degildir.

3. Ve iste ezilen kesimler eskisi gibi yönetilmek istemeyecekleri, artik yeter diyecekleri noktadan uzaklasmis olduklari için de, yigin eylemlerinde de sönme vardir. Toplumun hiçbir kesiminde yüksek bir yigin eylemi görülmemektedir.

Bu kosullar altinda, bugün Türkiye’de devrimci durum ortaminin var olmadigini söylemek durumundayiz.

Ancak, dünya ekonomisinin günümüzdeki bütünlesme düzeyi, belirli bir gelisme düzeyi tutturmus ülkelerin ekonomik ve siyasal ortamlarini büyük ölçüde birbirlerine baglamis ve iyice
oynaklastirmistir. Brezilya’ya siçrayan dünya krizi ABD’yi de etkisi altina alirsa, ya da Avrupa’da henüz alt düzeylerde yasanmakta olan sikintilar artarsa, Türkiye bir anda kendisini yeniden ciddi bir ekonomik kriz içinde ve devrimci durum kosullarinda bulabilir.

Bu nedenle, bu çok gerçek olasiliklari da dikkate alarak ama ana vurguyu degismis olan kosullara vurarak, yeni taktiklerimizi gelistirmeliyiz.