Ana Sayfaya Git  Son sayi index sayfasina git...    

TÜRKIYE’DE DEVLET TEKELCI KAPITALIZMININ SONUÇLARI

TKP Altinci Programi, Türkiye’nin alt-emperyalist bir ülke oldugunu söylüyor.

Altinci Program bu yeni belirlemeyle önümüze yeni bir ciddi çalisma alani getiriyor. Türkiye ekonomisini ve toplumunu, siyasetini yeniden ele alip, bu gelismenin strateji ve taktiklerde ne gibi degisiklikler gerektirdigini bilimsel çalisma ile ortaya koyma görevini getiriyor.

YILDIRIM GIRNELI

TKP 6. Programi ülkeyi söyle tanimliyor:

‘‘(Türkiye)(...) emperyalizmin sömürüsü altinda, sermaye, teknoloji ve bilgi açilarindan emperyalizme bagimli, orta derecede gelismis bir kapitalist ülkedir. Yerli finanskapital devletle içiçe geçerek devlettekelci kapitalizmine yükselmistir. Endüstri büyük bir agirlikla basi çeken sektördür.’’

‘‘(...)

‘‘Dünya kapitalist sisteminin bugünkü gelisme asamasinda, Türkiye’nin emperyalistlesebilmesi çok güçtür. Yapilan sermaye ihraçlariyla Türkiye, alt emparyalist ya da ‘emperyalizmin atlama tahtasi olmaktan öteye geçememektedir.’’

Yukarida aktardigimiz bu belirleme çok iddiali bir belirlemedir.

Birinci tanim daha önceki tanimlamalarimizla aynidir. Türkiye’nin devlettekelci asamasina yükselmis ve endüstrinin büyük bir agirlikla basi çeken sektör oldugu belirlemesi ülkenin emperyalistlesme asamasina dayandigini anlatiyor.

Kapitalizm öyle bir sistemdir ki, gelismesinin dogal sinirlarina ulasip bir üst asamaya geçemezse, yani içinde devrimler yasamazsa çökmesi gerekir.

Türkiye’de sistem birkaç kez çökme asamasina geldi. Ancak her defasinda burjuvazi çöküsü yeni ekonomik gelismeler saglayarak, ekonomi disi yöntemlere de basvurarak, fasizm denemeleri, darbeler vs. yolu ile çöküsü engelledi ve ekonomik gelismenin yolunu açti.

Türkiye’de kapitalizm tarihsel olarak Batida yasanandan farkli bir yol izleyerek gelisti. (Kendi ulusal özelliklerinden dolayi.) Kapitalizm, bastan itibaren ve de asil olarak da Cumhuriyetle birlikte devlet kapitalizmi olarak dogdu. Devletin eliyle sermaye birikimi saglanarak serbest rekabetçi dönem yasanmadan tekelci kapitalizm asamasina geçildi. Tekelci asamanin ardindan finans kapital geldi ve oradan da devlet tekelci kapitalizmi gelisti.

Batida birkaç yüzyil süren bu asama Türkiye’de son 7080 yilda yasandi. Hizli ekonomik dönüsümler ona uygun toplumsal dönüsümlerle atbasi gidemedi.

Finanskapital demek, ayni zamanda sermaye ihracina yönelmek de demektir. Türkiye’de özellikle 70’li yillardan itibaren sermaye ihraci denemeleri vardir. Son yillarda bu ihraçlarda ciddi artislar gözleniyor. Yurt disinda büyük çapli yatirimlara girisildi. Bunlar da hep ülkenin yeni bir asamaya geldigini, emperyalist hiyerarside basamak yükselme kavgasi yasadigini anlatiyor. Orta gelismislikten altemperyalist basamaga çikma çabalari.

iste TKP Altinci Programi bu belirlemeyi yapiyor. Türkiye’nin altemperyalist bir ülke oldugunu söylüyor.

Bu yeni degerlendirme çok önemli, çok ciddi sonuçlari da beraberinde getiriyor.

Herseyden önce Altinci Program bu yeni belirlemeyle önümüze ciddi yeni bir çalisma alani getiriyor. Türkiye ekonomisini ve toplumunu, siyasetini yeniden ele alip, bu gelismenin strateji ve taktiklerde ne gibi degisiklikler gerektirdigini bilimsel çalisma ile ortaya koyma görevini getiriyor.

Bugün gerek Türkiye burjuvazisi, gerekse dünya burjuvazisi (ikisinin artik birbirinin ayrilmaz parçasi oldugunu unutmayalim) Türkiye’nin dünyanin 16. büyük ekonomisi oldugunu söylüyor. Onlarin bu yeni tanimlamasi bile konunun ne kadar ciddi oldugunu anlatiyor.

Ülke ekonomik ilerlemede büyük bir adim atti. Kimse de bu ilerlemeyi henüz dogru sonuçlara ulasabilecek bir düzeyde ele almadi. Asama atlanmissa, yeni asamaya uygun taktikleri gelistirmek gerekiyor. Yani görev önümüzde duruyor. Hizli bir biçimde bunun bilimsel analizini yapip, kongrede bunun sonuçlarini degerlendirmek gerekiyor.

Emperyalizm hiyerarsik bir sistemdir. En güçlü olan tepede olur. Günümüzde en güçlü olan, tepede duran ABD emperyalizmidir. ABD’nin altinda da Almanya, Fransa, ingiltere, Japonya geliyor. Bunu asagiya dogru digerleri izliyor.

Hiyerarside herkes birbirine baglidir. Tepedekiler ekonomiksiyasiaskeri açidan en az bagimli, en fazla ‘‘bagimsiz’’dirlar. Hiyerarside tuttugu yere göre, asagilara dogru inildikçe bagimlilik iliskisi artarak ilerliyor.

Program, Türkiye burjuvazisinin emperyalizme bagimli oldugunu söylüyor. Bu bagimlik, örnegin ingiltere, Fransa’ya göre daha fazladir. Ancak Misir’a, Fas’a göre de daha azdir. Yani bagimlilik göreceli bir kavramdir. Degismez degildir. Yoksa determinist degil, metafizikçi olurduk. Ekonomik gelisme ve ona bagimli olarak ilerleyen siyasalaskeri güç de bu bagimliligin derecesini belirliyor. Programimizin mantigi bize bunu anlatiyor.

Alt yapi üst yapiyi belirler diyoruz. Son çözümlemede her seyi belirleyen, her gelismenin altinda kizil bir serit gibi uzanan ekonomidir. Eger ülke alt emperyalist asamaya ulasmissa ki ulasti diyoruz ona uygun üst yapi da olusacaktir.

Ancak daha önce söylemeye çalistigimiz bir nokta vardir. Türkiye’de kapitalizmin gelismesi Batidakinden farkli oldu. Hem geç basladi, hem de kisa bir zaman dilimine sigarak ilerledi. Bu hizli gelisme çarpikliklari da beraberinde getirdi.

Emperyalizme bagimlik içinde yürüyen hizli gelisme, bazi Uzak Asya ülkelerine ve Latin ülkelerine benzer üst yapi da ve yönetici sinif içinde de çarpikliklar getirdi. Kroni kapitalizmi dogurdu. Yönetici sinif içinde bugün bunun kavgasinin yürüdügünü izliyoruz. Polisçetemafya Devleti. Toplum, ‘temiz devlet’ diye bagiriyor. Öte yanda, yasanan hizli gelisimler Bati tipi demokrasinin ‘‘nimetlerini’’ ülkemizden esirgedi. Ülkedeki antidemokratikligin belki de en önemli nedenlerinden birisi budur.

Ayrica toplumun siyasikültürel gelisimi hala ekonomik gelisimin ardindan geliyor. Toplum bu anlamiyla büyük altüst oluslar yasiyor. Ancak bir noktada toplumsal gelisme ekonomik gelismenin düzeyini yakalayacaktir. iste o noktada, ülke tarihi bugüne kadar görmedigi bir mücadele ve bambaska bir gelisme düzeyi yasayacaktir. Bu gelismeye uygun bir devrimci hareket ve bu hareketin kadrolari... O günler de çok uzak degildir. Savas daha yeni basliyor.

Emperyalistleserek ‘‘sorunlari çözme’’ güdüsü finans kapitalin temel güdüsür