Ana Sayfaya Git  Son sayi index sayfasina git...    

MARKS VE ENGELS’IN ÖZVERISI, MILITANLIGI

YAZILISI UZUN YILLAR ALAN KAPITAL BUNLARIN SONUCUDUR

M. KIZILTEPE

Marks ve Engels’in yasamlarinin militan yanini incelemeye ayirdigimiz bu dizinin yayimlanan en son bölümünde, 1848-1850 yillari arasinda Avrupa’da patlayan devrimci savaslarin bastirilmasinin ardindan gelen gericilik döneminin baslamasiyla birlikte birçok devrimci gibi Londra’da solugu alan Marks ve Engels’in çalismalarini, karsilastiklari çesitli zorluklari incelemeye basladik.

Bilindigi gibi, bu gericilik dönemi oldukça uzun sürecek ve Avrupa’da yeni bir ayaklanmanin yasanmasi için on yilin üstünde bir zaman geçmesi gerekecekti. (1863 yilinin basinda patlayan Varsova ayaklanmasini kastediyoruz.) Bu arada tabii Avrupa’nin çesitli ülkelerinde birçok çalkantili dönemler yasandi ancak Londra’ya siginan genis siyasal göçmen kadrolarin ülkelerine acilen dönemlerini kaçinilmaz kilacak sicak bir devrimci savas yasanmadi. Bu gericilik dönemi aslinda sadece Avrupa’da degil, tüm dünyada kapitalizmin hizla gelisiminin yasandigi dönemdir. Adi üstünde, gericilik dönemi sayesindedir ki genis isçi ve emekçi yiginlari büyük çapta grev örgütlemekten uzaklastirilmislar, daha bir içlerine dönmüslerdi.

Geçen yazimizda da bu dönemde ortaya çikan çesitli sag ya ‘‘sol’’ sapmalara deginmistik. Komünistler Birligi’nin bagrinda yeseren bu sapmalar aslinda küçük burjuva devrimcilerinin sabirsizliklari, dönemin gerektirdigi çalisma biçiminin özü olan sabirli, uzun erimli ve derinligine yürütülen hazirliga yeterli inançlarinin ne de bilgi birikimlerinin olmamasiydi. Bu görüs ayriliklari Komünistler Birligi’ nin çalismalarini giderek daha da olumsuz bir yöne itmeye basladi. Bu olumsuz duruma dur demek amaciyla 15 Eylül 1850’de Merkez Komitesi bir toplanti düzenledi. Toplanti aslinda Marks ve Engels’in önderlik ettigi, Komünist Partisi Manifestosu’ndaki görüslere sahip çikanlarla keskin devrimci sloganlar ve darbesi mantigiyla Avrupa’da devrimci durumun yeniden yaratilabilmesinin tamamen öznel faktöre bagli olduguna inananlar arasindaki kopmanin tescil edilmesiydi. Marks’in önerdigi ve Merkez Komitesi’nin çogunlugunun onayladigi karar tasarisina göre, partinin bütünlügünü koruyabilmek amaciyla Komünistler Birligi iki büyük guruptan olusacak, bunlardan biri Londra’da, digeri de Komünistler Birligi’nin çalismalarinin en yogun oldugu Köln kentinde olusturulacakti. Marks ayrica yeni Merkez Komitesi’nin çalismalarinin önemi giderek arttigi için Köln’de olusturulmasini öneriyordu.

Bu toplantinin hemen ardindan Marks ve Engels’in eski silah arkadaslari olan Willich ve Schapper ayrilarak Komünistler Birligi’nden ayri yeni bir birlik kurdular. Yeni kurulan birligin üyelerinin Londra’daki isçi Egitim Dernegi’nde çogunlukta olmalarinin belirlenmesinin ardindan Marks, Engels ve onlarla birlikte yürüyen onbes kadar militan dernekten ayrildilar. Aradan kisa bir süre sonra da ciddi siyasal ve ekonomik bunalima giren gazete kapatilma sorunuyla karsi karsiya kaldi. 1 Kasim’da son sayisini basan gazetede, Marks ve Engels’in dünya isçi sinifinin yazisina armagan ettigi yapitlardan biri olan ‘‘Almanya’da Köylü Savaslari’’ yer aliyordu.

Komünistler Birligi’nde ortaya çikan kopmanin ardindan Marks, Engels ve onlarla birlikte saf tutan yoldslari vakit kaybetmeden Köln’de basarili bir biçimde yürütülen çalismalara agirlik verdiler. Londra’da bulunan ve Almanya’da polis tarafindan tutuklama emriyle aranmayan Alman militanlarin bir kismini devrimci ajitasyon ve propaganda çalismalarina hiz vermek amaciyla ülkelerine geri yolladilar. Öte yandan da Köln’de çalismalari yürüten Merkez Komitesi üyeleriyle son derece düzenli bir haberlesme sistemi kurdular. Marks ve Engels’in amaci dogaldir ki Almanya’da sürdürülen parti çalismalarini olabildigince yakindan ve gün be gün izleyebilmek, bu sayede de bu çalismalari dogru bir biçimde yönlendirebilmekti. Tabii bütün bu çalismalari yakindan izlemeye çalisan sadece Marks ve Engels degildi. Alman polisi de tüm olanaklarini seferber ederek Komünistler Birligi’nin militanlarinin ne yaptiklarini, kimlerle yazistiklarini arastiriyorlardi. Tüm bu siki kontrole ragmen Marks, Engels ve diger militanlarin yazismalari basariyla sürdürebilmeleri, profesyonel çalisma anlayisinin Komünistler Birligi’nin militanlarinda ne kadar gelismis oldugunu gösterir.

Militanlarin gösterdigi tüm itinaya ragmen hizla büyüyen örgütün kendini polisin izinden kurtarabilmesi giderek güçlesmeye basladi ve Haziran 1851’de Alman polisi genis tutuklamalara giristi. Çesitli Merkez Komitesi üyelerinin yaninda partinin yüzlerce militanina ani baskin düzeneyen polis, Komünistler Birligi’nin kadrosuna agir bir darbe vurdu. Bunun üzerine gerek tutuklu militanlarin serbest birakilmasini saglamak için girisimlerde bulunmak, gerekse Merkez Komitesi üyelerinin hukuksal alanda savunma islemlerini ayarlamak ve tabii en önemlisi tüm baskilara ragmen örgütün çalismalarini aksatmadan yürütmek görevlerini üstlenmek konusunda Marks ve Engels’e büyük sorumluluklar düsüyordu. Bu dizinin basindan beri verdigimiz örneklerle kanitlamaya çalistigimiz gibi, büyük düsür olmalarinin yanisira ayni zamanda son derece yetenekli örgütçü ve eylem adami olan Marks ve Engels bu yeni durum karsisinda hiç vakit kaybetmeden derhal göreve soyundular: Marks Londra’dan kuryeler araciligiyla basta Köln olmak üzere Almanya’yla düzenli baglari yeniden örgütledi. Ayni zmanda da agir hapis istemiyle mahkeme önüne çikarilmayi bekleyen yoldaslarinin savunmasina önemli katkilarda bulundu. Söyle ki Engels ile birlikte hem ingliz, hem de Alman gazetelerinde yayinlarin yapilmasini saglayarak, Alman polisinin Komünistler Birligi’nin militanlarina karsi kullanilmak üzere suç belgesi diye savciliga sundugu belgelerin aslinda Alman gizli polisi tarafindan düzenlenmis olan sahte belgelerden olustugunu tüm kamuoyuna kanitlayarak Alman savcilarinin tezlerinin önemli bir kismini çürüttüler. Hemen hatirlatalim ki tüm çalismalar, Alman gizli polisinin burnunun dibinde ve onun önlemek için yogun çabalarina ragmen gerçektirdiler! Görüldügü gibi, güvenlik çalisma konusunda son derece ustalasmis insanlardan söz ediyoruz. Bu alanda ustalasma da kütüphanelerin sakin köselerinde degil, devrimci savasimin bizzat içinde edinebiliyor ancak.

Manchester’e yerlestikten sonra Marks’dan biraz uzak düsmesine ragmen, Engels de Köln’ deki yoldaslarinin yardimina bir baska alanda yetisti: Babasinin hem Manchester’deki hem de Almanya’daki tesislerinin tüm olanaklarini seferber ederek mahkemenin hukuksal masraflarinin karsilanmasina çok önemli katkilarda bulundu.

Komünistler Birligi’nin Köln durusmasi son derece önemli bir denek tasidir, genelde dünya isçi sinifinin özel olarak da Alman isçi sinifi hareketinin tarihinde Söyle ki, bu durusmayla burjuvazi ne pahasina olursa olsun su mesaji vermek istemistir, onu sinif olarak feodalizme ve otokrasiye karsi savasta isçi sinifinin ve emekçi halkin yanina çekmek isteyenlere: ‘‘Birlikte yolculugumuz buraya kadar, yolun bundan sonraki kisminda sadece otokrasiyi degil, beni de bulacaksiniz karsinizda’’. Kisacasi, burjuvazi ayaklarinin üstünde dogrulur dogrulmaz gericilesiyor ve kapitalizmin gelismesinin kendinden baska kimseye yarari olsun istemiyordu.

Köln durusmasinin sonucunda aralarindan Friedrich Lesser, Peter Röser ve Heinrich Bürgers gibi Engels’in 1849 devriminde birlikte çarpistigi yoldaslari da bulunuyor ve üç ile alti yil arasinda degisen hapis cezalarina çarpitiriliyorlardi. 1852 yilinin sonunda da Komünistler Birligi resmen dagilma karari aldi. Dünya isçi sinifinin ilk komünist partisi olarak nitelendirebilecegimiz Komünistler Birligi, bes yillik varligi süresince son derece önemli tarihsel olaylara tanik oldu. Bir yandan 1848-1849 devrimlerinden aktif bir rol oynamaya çalisti, bir yandan da Avrupa’da yeni ancak hizla gelismekte olan isçi sinifinin hangi ülkeler temelinde örgütlenmesi gerektigi sorusuna Marks ve Engels’in belirleyici katkilariyla yanit vermeye çalisti.

1853-1857 yillari, Avrupa’da devrimci çalkanislarin göreceli olarak durgun oldugu yillardir. Bu dönemde Marks Londra’da, Engels’de Manchester’da bulunan isçi derneklerindeki faaliyetlerini sürdürdüler. Ancak daha da önemlisi, gecelerini gündüzlerine katarak teorik çalismalarinin bir an önce ürünlerini vermesine ugrastilar.

ikisinin çalisma ve ilgi alanlari bilinçli olarak farkliydi. Önceden de belirttigimiz gibi, Engels’ in isçi sinifinin askersel programina, genel olarak da askersel konulara, devrimci savaslarin örgütlenmesine, askersel strateji ve taktiklere büyük bir ilgisi vardi. Gerek Marks ve ailesinin, gerekse yakin yoldaslarinin ona ‘‘General’’ ya da ‘‘Manchester’daki Genel Kurmay’’ lakabini yakistirmalari bosuna degildi! Gerçekten de Engels’in adi burjuvazinin askeri çevrelerinde bile bilinir oldu. Öyle ki, bu çevrelerin en taninmis yayinlarindan olan Manchester’de basilan ‘‘The Volunteer Journal’’ (Gönüllerin Dergisi) ya da Almanya’nin Datmstadt kentinde basilan ‘‘Allgemeine MilitarZeitung (Genel Askersel Gazete) gibi askeri çevrelerin en önde gelen yayinlari Engels’in makalalerini yayinlamaya her zaman hazirdilar. Hem Marks, hem de onlarla iliskide olan yakin yoldaslari Engels’in bu konuda derinlesmesinden büyük memnunluk duyuyorlar ve onu proletaryanin partisinin askersel konulardaki uzmani olarak görüyorlardi.

Engels’in askersel strateji ve taktikler konusunda uzmanlasabilmesi için son derece genis bir alanda incelemeler yapip yazilmis eserleri okumasi ve sindirmesi gerekiyordu. Gün boyunca babasinin fabrikasindan çalismasina ragmen geriye kalan tüm zamanini bu arastirmalara veriyordu. Sözünü ettigimiz dönemde Engels’in kaleme aldigi, ancak bir süre yayinlamadigi brosürlerden biri, ‘‘Kutsal Birligi’n 1852’de Devrimci Fransa’ya karsi savasinin kosullari ve sonuçlari’’ adiyla anilan eseridir. Bu çalismasinda Engels, modern savas sanatinin ve askersel örgütlenmenin burjuva sinif karakterinde oldugunu ve tümüyle burjuvazinin kendi askersel çikarlarinin bir ifadesi oldugunu kanitlar.

1848-1849 Avrupa devrimci savaslari sirasinda dogrudan edindigi kisisel deneyimlerin temelinde, proletaryanin askersel örgütlenmesinin, burjuva ordusunun örgütlenmesinin belli yanlarini almakla birlikte, temelde önemli farklilarlar göstermesi gerektigini vurgular. Bu farkliliklarin arasinda en önde gelenlerin, proletaryanin devrimci savas sirasinda askersel örgütlenmesinin yiginsallak ve de hareketlilik boyutlarinin burjuva ordularininkine oranla çok daha yüksek düzeyde olmasi gerektigini vurgular.

Ayrica yeri gelmisken belirtelim ki, Lenin, devrimci durumla ilgili bir meshur tanimini yaparken dayandigi temel çalisma olarak bundan önceki bir yazida degindigimiz, Engels’in Marksizmin klasikleri arasinda yer alan ‘‘Almanya’da Devrim ve Karsi-devrim’’ yapitini almistir. Yine Lenin, Bolseviklerin Ekim Devrimi arifesinde Merkez Komitesine yolladigi o ünlü mektubunda sözünü ettigi, ‘‘bugün çok erken, yarin da çok geç olabilir, ayaklanmayla hiç oynanmaya gelmez’’ seklindeki uyarisi da dogrudan Engels’in 1848-1849 devrimini izleyen süreç içinde çikardigi teorik sonuçlardan esinlenmistir. Kisacasi, Engels’in dünya isçi sinifinin bilgi dagarcina bu konudaki katkisi gerçekten engindir.

Marks’a gelirsek, dogaldir ki bos durmak söyle dursun, Marks da olaganüstü bir tempoyla kendi uzmanlik alani olan ekonomipolitik dalindaki arastirmalarini hizla ilerletiyordu. Dünya isçi sinifi yazinin ‘‘Komünist Partisi Manifestosu’’ndan sonra herhalde en önemli yapiti olarak nitelendirebilecegimiz ‘‘Kapital’’in hazirlanisi dönemidir bu dönem... Kapitalist üretim biçiminin nasil isledigini tüm çiplakligiyla ve en yalin bir anlatimla gözler önüne serildigi bu basyapit, ortaya çikmadan önce, Engels’in sürekli israrlarina uyarak daha mütevazi boyutlarda ancak ayni temelde bir nevi prova yapar gibi, Marks bulgularini, ‘‘Siyasal Ekonominin Elestirisine Katki 1.Bölüm’’ adli bir diger klasik olan yapitinda toplayip yayinladi. Bu yapit için Marks’in kaleme aldigi Önsöz, tarihin materyalist temelde irdelenmesinin temel hatlarini olusturmasi açisindan ayrica bir önem tasir.

1857 yilinin ardindan Avrupa’da özellikle Amnaya’da isçi sinifi hareketinde kipirdanmalar basladi. Daha da önemlisi, isçi sinifinin siyasal örgütünü Almanya’da yeniden kurmak söz konusuydu. Ancak bu çalismalarin Almanya’da basini çeken Ferninand Lasalle, hiç Komünist Manifesto’yi kendine klavuz edinen birinin çizgisinde degildi. Bunu gören Marks ve Engels, isçi sinifi hareketinin bir kez daha kayalara vurmasinin önüne bir an önce geçmek istiyorlardi. Bunun için Wilhelm Liebknecht gibi kendileriyle ayni görüsleri paylasaan militanlar araciligiyla hem örgütsel, hem de ideoloji alanda savasim vermek üzere kollari sivadilar. Yazi dizimizin gelecek bölümünde de bu gelismeleri ve ardindan da Marks ve Engels’in Birinci Enternasyonal’in örgütlenisinde oynadiklari rolün üzerinde duracagiz.