|
Türkiye burjuvazisi içindeki guruplasmalar kalici bir kimlik kazanmistir FIKIR DAGARCIGINDAN KALEME AKANLARDeyim yerindeyse Türkiyede iki devlet vardir, diyebiliriz. Iki devlet yerine iki cephe, iki ana gurup vb. ya da devletin iki kanadi denebilir. Önemli olan, guruplasmalarin, hükümet, siyasal parti vb. düzeyinde olmadigini, devletin içinde kök salmis ve güçlerinde göreceli iç içe geçmeler, degismeler olsa da, varlik olarak kalici oldugunu vurgulamaktir. EMINE ENGIN Son yillarda sol kamuoyunda derin devlet, kont-rgerilla devleti gibi deyimler türedi. Devlette bir ikiligin varligini ima etmesi açisindan iyi bir sey ama bence sol hareket dünyadaki gelismeleri (dünyanin tersinden de olsa komünizme dogru gittigi ve bir dünya devleti ihtiyacinin ipuçlarinin belirdigi, vb.) ve Türkiyenin konumunu (emperyalistlesme) iyi anlayamadigi için, dogru bir saptama düzeyine ulusamayip, sezgi düzeyinde kaliyor, yanlislara alet oluyor. Evet Türkiyede iki devlet vardir. iki devlet yerine iki cephe, iki ana gurup vb. de denebilir. Ya da devletin iki kanadi denebilir. Önemli olan, guruplasmalarin, hükümet, siyasal parti vb. düzeyinde olmadigini, devletin içinde kök salmis ve güçlerinde göreceli iç içe geçmeler, degismeler olsa da, varlik olarak kalici oldugunu vurgulamaktir. Bu anlamda, Türkiyedeki iki devletin biri dünya devletinin subesi gibidir. Bu devlet, Türkiyenin emperyalistlesme stratejisini emperyalist sistemin çikarlari çerçevesinde yürütmekten yanadir. Bu da, emperyalist sistemin tepesindeki güçlerle uyum demektir. Emperyalizmin tepesindeki güçler bir degisim içindedir. ABDnin liderligi eskisi gibi degildir. Hem globallesme karsisinda tek ülkenin liderligi dar gelmektedir ve zaten Pasifikte vb., ittifak egilimleri gözlenmektedir, hem de ABD ekonomisinin üstünlük derecesinde azalma, gerileme olmustur. Ama bunlar ayri bir yazi kapsamina girer. Bu yazi çerçevesinde sunu diyebiliriz ki, dünyada hâlâ en güçlü ABD oldugu için, bastonla yürüse de, yine o bastadir. Dolayisiyla, Türkiyede dünya devletinin subesi dedigimiz kanat, eski kaba anlamindan farkli bir içerikle Amerikancidir. Deyim yerindeyse, komprador emperyalistlerdir. Öteki devlet ise, yine deyim yerindeyse, milli emperyalistlerdir. Bunlar, emperyalist sistem içindeki bosluklari, çeliskileri, Türkiyenin jeopolitik avantajlarini ve ülke içinde de orta/küçük kapitalistleri kullanarak, kendi uygun bulduklari strateji çerçevesinde emperyalist yayilma isteyen kesimdir. Birer emperyalist olarak kendi bildigini okumaya çalisan bu iki devletin de tabii uluslararasi arenada Mafya türü faaliyetleri vardir. Birinci devletin de Mafyasi vardir ama bu senaryolara, provakasyonlara yönelik bir Mafyadir. Milli emperyalistlerinki ise, istedigi emperyalist stratejiyi uygulamaya yönelik her türlü girisimde öldürmekten kaçakçiliga,darbe, silah, uyusturucu isine, vb. kadar bulunmaya yöneliktir. Türkiyede hemen hemen her partiden iki tane olmasinin da nedeni budur. Her devletin kendi renk renk partileri vardir. Basini, medyayi, devletin istihbarat örgütlerini, herseyi katabiliriz. Guruplamalari söyle yapabiliriz: Komprador emperyalistler: Genel Kurmay, agirligiyla MiT, Cumhurbaskanligi, ANAP, DTP, DSP, BBP, iP. DTP ve bu tarafin karsi tarafta gömülü olup da bir isaretle ayrilan adamlari. Sermaye guruplarindan Koç bunlardandir. ATV, Kanal D, SHOW TV de bu cephededir. Bunlar arasinda iPnin çesitli islevleri vardir. Türkiyeyi oldugundan geri göstermek; Atatürkçülügü, bayragi vb., açiktan savunarak devletin/düzenin iflasini gizlemek; yeri geldiginde kendi tarafinin istedigi manzaraya yalanci sahitlik yapmak, milli devletçileri kontr gerilla diye göstermek, açiklanmasi istenen seyleri, sol bilgi ele geçirdi havalarinda açiklamak, belirli olaylara figüran saglamak. Öyle ki, Dogu Perinçek uluslararasi bir ajandir. Kuzey Koreye, Kübaya kadar uzanan. Milli emperyalistler: Jitem, Polis Örgütü (zaten MHP ile iç içe), DYP, MHP, CHP, RP, TRT, Kanal 6, HBB, Kanal 7, STV, söz konusu partilerin yan örgütleri ve Susurluk denen olayin örtülü ödenekleri, Jiteme bagli özel timlerden uyusturucu çeteleri, tüm Orta Asya ve Kafkas devletlerinde Mafya çeteleri, Hizbullah kod adi altinda faili meçhuller beceren bir örgütlenme. Sermaye guruplarindan Sabanci bunlardan. Sonra, MGKnin laiklige aykiri buldugu (!) bazi sirketler (aslinda küçük/orta sermayenin birlesmesiyle olusmus ve Aselsan gibi tekellere rakip olmus silah sanayi sermayedarlari). Bunlar arasinda RP küçük/orta sermayenin kullanilmasini ve ayni zamanda emperyalistlesme stratejisinde de islam boyutunu temsil ediyor. Nitekim, bu takim, israil ile degil, iranla birlikte Orta Asyaya açilma yanlisi. Bu devlet, Hazer petrolü boru hatti konusunda ABD o siralarda yanlarinda olmadigi için, Azerbaycanda darbe bile yapti. Çeçenistanda bunlar vardi. Gemi rehin senaryosunu tezgahlayip destek verdiler. Afganistanda Rasit Dostumun fiilen yanindaydilar. Ugur Mumcu, bunlarin bilip de söylemedikleri bazi gerçekleri açiklama namusu tasidigi için öldürüldü. Bu cephenin bilesimi tam tekmildir. islam boyutu RP, Orta Asya Türk ve çeteye sivil katil eleman boyutu MHP, yerli sosyal demokrat cila ve Avrupa boyutu CHP, genel olarak bati ve ABD boyutu da Tansu. Emperyalistlik dogasi geregi uluslararasi bir olgudur. Milli emperyalist demek milli sinirlara tikili emperyalist demek degildir, zaten öyle olsa emperyalist olamaz. Yani Çiller ABD vatandasidir, hayranidir vb., ama Amerikanci degil. Çatli için bosuna sayin demiyor, bosuna devlet için silah çekti demiyor. Bunlarin adamlari Mehmet Agar için bosuna Türkiye seninle gurur duyuyor demiyorlar. Adamlar akillarinca milli isler pesindeler. Peki hangi parayla? Parasini da uyusturucu kaçakçiligi ile sagliyorlar. Simdi biraz da isin gelisimine bakalim. Susurluk tartismalari sirasinda Ecevit 1980 öncesinde bir kontr gerilla oldugunu, kendisinin bunu Evrene bildirdigini ama bu konuda bir sey yaplmadigini söylemisti. Sonra, MHP emperyalistlesme dönemecine kadar Amerikanci diye biliniyor. Oysa saflarda, kimliklerde degisim var. O eski kontr gerilla NATO ile bagli idi. Bugünkü milli çete. Perinçekin en önemli islevlerinden biri bunu tam tersine göstermektir. Bugünkü gözü dönük emperyalistlesme manevralari içinde milli çete Natoyu bile oyar. Öte yandan, MHP artik Amerikanci degildir, Türk emperyalizminin en önemli araçlarindandir. Eski kaliplari birakmak gerekiyor. Bugünkü ayrimin tarihi o kadar eski degil. Özal, Avrupa nüfusunun azaldigi temelinde belirli bir strateji olusturmustu, fazla nüfusu oraya ihraç edecekti ve bu çerçevede kiyim için Kürt faktörüne gerek yoktu. O PKK ile görüsme ve barisçi çözüm yanlisiydi. Zaten Korkut Özal da, PKK da onun öldürüldügünü öne sürüyorlar. Sovyetlerin çöküsüyle Avrupadaki nüfus boslugunu Dogu Bloku doldurdu. Özal konturpiyede kalmaya basladi ve zaten öldürüldügünde Orta Asyayi yokluyordu. Bu aralardaki dönemecin ayrintilarini daha iyi incelemek gerekir. Yeni bir temelde olusan yeni saflasma içinde Özali hangi tarafin öldürdügü konusu bile açik degil ama ilk bakista, milliler gibi geliyor. ilk Körfez Savasinda Özal bazi seylerin verilecegini bekliyordu. Ama bunlar o tarihte gerçeklesmedi. Özal Amerikanciydi ve istegini de pazarlik düzeyinde koparmis ama hayata geçirememisti. Yani bu son ayrimin tarihi 90larin basina kadar geri gider. Eskiyle kadro, gelenek vb. açisindan mutlaka baglari vardir ama öyle nitel bir dönemeç geçirmistir ki, simdi yansitildigi gibi, italyadaki Gladio ile Türkiyedeki özel timler, Susurluk cetesi vb. ayni paralelde degildir. SON OLAYLARA BAKALIMSimdi son bazi olaylari bu çerçeveye oturtmaya çalisalim. Anahtar emperyalistlesme stratejisi. Bunu da akilda tutalim. ANAP koalisyonu basa gelsin diye MGK epey ugrasti ve basa geldikten sonra Türkiyenin dis politikasi çizgi degistirdi. Emperyalistlesme degismedi, yalnizca biçim degistirdi. ABD ya da emperyalist sistemin basi ya da baslari kim olursa olsun, liderlik olgusunun dogasi geregi, lider dünyada önleyemeyecegi gelismelere yer açmak zorundadir. Yeni emperyalistlerin önü tikanamaz. Öyleyse, hangi kanaldan ilerleyecekler, bu soru önemlidir. Nitekim, ABD, Afrika kitasini çesitli yollardan kitlik, savas, iç savas, hastalik yayma, islamci çete kiliginda katliam, vb. bosaltiyor. Türkiyeye de Orta Asyaya uzanma demek olanaksiz. Uzanacak. ABD, kimlerle birlikte nasil uzansin, onu düzenlemeye çalisiyor. Bunu da kendi petrol politikasina oturtuyor. Orta Dogu ve Orta Asya Kafkas petrolünü tek bir kefeye yüklememe politikasi. Petrol boru hatti Türkiyeden geçecekse, o bölgede asayisin artik saglanmasi gerekiyor. Zaten Türkiye Kürdistaninda Kürt birakmadilar. Kürtler agirligiyla Kürdistan disindaki büyük kentlerdeler artik. Ayrica, Kürt sorunu öyle bir çözülecek ki Türkiyeye ek bazi olanaklar da saglanacak. Belki de, Kuzey Irak Türkiyeye verilecek. Ama orada, Türkiye Kürt hareketine de bir yer açilacak. Yani senaryo çok önceden hazirlanmis. Hatta bence Özalin bekleyip de bulamadigi buydu. ABD ve ingiltere daha ilk Körfez krizinde bu senaryonun yasama geçmesini istiyorlardi. Avrupa kabul etmiyordu. Simdi Avrupaya emri vaki olarak getirildi. Gerçekte senaryolari uygulamak kolay degil. Çok degiskenli bir ortamda, her zaman evdeki hesaba uymayan seyler çikiyor. Nitekim, halki öyle bir söven hale getirdiler ki, neredeyse baris diye agzini açan linç edilecek. Belki de halka bu, Musul-Kerkük petrolleri sunularak kabul ettirilecek. Çünkü, emperyalistligi açiktan çözüm gören bir egilim halk arasinda da çok yaygin. Musul-Kerkükün, milli devletçileri de yatistiracagi düsünülüyordur. |