Ana Sayfaya Git  TKP tarihi index sayfasina git...

TKP TARiHiNDEN SAYFALAR

- IX -

1931-1940 DÖNEMI PARTI ÇALISMALARI

FABRIKALARDA KIZIL BIRLIKLER KURMALIYIZ


NAZIM ÇELIK

Bu sayimizda, TKP Istanbul Vilayet Komitesi'nin çikardigi Kizil Istanbul adli gazetenin 3 Ocak 1932 tarihli sayisindan seçilen birkaç yazi örnegini sunuyoruz. Seçilen bu yazilar, o dönemde parti ile kitle arasindaki bagi göstermektedir. Isçiler partiye sorunlarini, çilelerini, gördükleri baskilari yaziyorlar. Parti ise onlara cevap vererek izlemeleri gereken yolu, ardicil mücadeleyi, birligi saglayip daha güçlü olmayi ögretiyor. Parti, isbirlikçi Türkiye burjuvazisinin emperyalistlerle birlikte isçileri ve emekçileri iliklerine kadar nasil sömürdüklerini teshir ediyor. Bu azgin sömürüye son vermek için birlik olup kavga etmekten, isçi ve emekçinin gerçek iktidarini kurmaktan yani devrim yapmaktan baska yol olmadigini belleklere kaziyordu. Isçiler TKP' nin hakliligini ve dogrulugunu yasamin pratigindeki eylemlerde daha iyi anlayip kavriyorlar. Böylece partinin kitle baglari kuvvetleniyor, etki alani artiyor.

Tütüncüler Hareketi

Onbes günden beri birçok defa Istanbul'da bulunan tütün isçisi arkadaslarimizin, issiz kalmak münasebetiyle vilayete müracaat ettiklerini biliyoruz. Arkadaslarin istegi ya is bulmak ya da hükümet bütçesinden kendilerine geçinecek para verilmesi. Arkadaslarimiza vilayetin cevabi söyledir "Siz memleketin kanunlarina muhalif olarak hareket ediyor, hükümeti sarsmak için ugrasiyorsunuz. Siz fena insanlarsiniz, böyle toplu vaziyette gezmeyiniz. Buraya birer birer geliniz.’’ Hatta arkadaslarimizi korkutmak için basta polis müdürü olmak üzere müdürüyetin kismi siyasi memurlari seferber edilmisti.

Arkadaslar, görüyorsunuz ki bize kanun diye gösterilen paçavra bizim aleyhimize, yalnizca zenginlerin çikarini koruyan bir araçtir.

Arkadas,

Böyle kanunu tanima, o senin için yapilmamistir, onu ayaklarinin altinda çigne. Çünkü o senin aç oldugun zamanda bile senin aç oldugunu söylemene mani oluyor. Kemalist hükümet yalnizca zenginlerin çikarlarini koruyan, fakir halk kitleleri sirtindan geçinen bir hükümettir diye on yildir bagiran TKP'nin sözüne bugün biz altmis arkadas sahit olduk ve gözlerimizle gördük. Arkadas, eger biz kitlevi olarak hareket edersek emin olalim ki kuvvetimiz sayesinde hakkimizi elde eder ve mücadelemizde basarili oluruz. Seni arkadaslarindan ayirmak isteyen sinif düsmanlarimiza ve onlarin söylediklerinin aksine daha fazla toplanmaga çalis. Arkadaslarina mücadelemizde basarili olmak için kitlevi olarak hareket etmesini söyle. D. S.

Buhran Vergisi Nedir?

Iktisadi buhranlar kapitalizmin dünyasinin köklerine kadar indi. Ölüm titremeleri geçiren cihan burjuvazisi son bir gayretle aç ve sefil emekçi kitlelerinin son lokmasini da kismaga ve yutmaya çalisiyor.

Ayni korkunç ani yasayan Türkiye burjuvazisi de ayni gayret ve istah ile Türkiye emekçi kitlelerini biraz daha fazla sömürmek için her gün yeni usüller icad ediyor. Böylece kendi omuzlarindaki iktisadi buhran agirliklarini emekçi kitlelerin sirtina yükleyerek atmaya çalisiyor.

Iste bu son buhran vergisi bunun çok açik bir örnegidir. Bu örnek ayni zamanda bugünkü hükümetin kimlerin hesabina, kimlerin menfaatlerini koruyan bir hükümet oldugunu açikça göstermektedir.

Buhran nedir? Buhran vergisi nedir? Burjuvaziye göre buhran, kendi kazanç kaynaklarinin ve emekçi kitlelerini sömürme yeteneginin daralmasidir. Isçi sinifini istedigi gibi emebilmek, soyabilmek vasitalarinin zayiflamasidir. Açlik, sefalet, issizlik vs onun umurunda bile degildir. Bu nedenle, burjuva hükümetinin buhranla yapacagi mücadele patronlarin, tüccarlarin kazanç kaynaklarini ve sömürme araçlarini emekçi kitlelerin açligi ve sefaleti pahasina temin etmekten baska birsey olmaz. Bakin, son zamanlara kadar Türkiye'de gümrükler açikti, yabanci ülkelerden esya ithalati serbestti. Fakat bu durum Türkiye burjuvazisinin gelismesini engelliyordu. Çünkü Türkiye sanayisi disaridan gelen ucuz mallarla rekabet edemiyor. Yani fabrika sahipleri esyalarini istedikleri gibi satamiyorlardi. Disaridan gelen mallarin toplam degeri disariya satilan mallarin toplam degerinden çok fazlaydi. Bu du-rum Türkiye burjuvazisi tarafindan kabul edilemezdi. Iste burjuvazinin bunu dikkate alan hükümeti, bir taraftan yerli mali kullanilmasi için yaptigi propagandalari arttirdi. Diger taraftan da yeni bir kanunla gümrükleri sinirladi.Ve bu suretle efendisi olan burjuvaziye karsi görevini yapmis oldu. Fakat dis ülkelerden gelen mallardan alinan gümrükler devlet gelirlerinin önemli bölümünü olusturuyordu. Gümrükler sinirlaninca, köylü vergisini veremedigi ve hapishaneyi tercih ettigi için zaten daralmis olan devlet geliri büsbütün daraliyordu. Devlet teskilatlari ne ile beslenecekti? Devlet ne yapacakti? Bu sikintiyi çözmek için devlet "buhran vergisini" getirdi. Hükümet bir taraftan kendi zenginlerinin, patronlarinin kriz etkisiyle daralan kazanç kaynaklarini genisletmek için gümrükleri sinirlamak yoluyla önlem aliyor. Diger taraftan bu önlem nedeniyle daralacak olan devlet bütçesinin açigini kapatmak için isçiye, emekçiye yeni bir vergi yüklüyor. Böylece buhranin bütün etkisini onlarin ekmek parasiyla izoleye çalisiyor. Buhran vergisi yalnizca isçi ve emekçilere uygulaniyor. Neden patronlara, tüccarlara yükletilmedi? Bu soruya meclis "Pat-ronlarin, tüccarlarin durumu sikisiktir onlara buhran vergisi olmaz" diyerek yanit verdi.

Buhran vergisi, buhrani bertaraf etmek degil, belki aç ve sefil emekçi ordularina binlerce daha açlar ve yoksullar ekleyerek hakiki buhrani bir kat daha siddet-lendirecektir. Açligi ancak açlarin hükümeti yokedebilir!

A. H.

Memleket Haberleri

Nigde ile Burgaz köprüsü arasinda yapilmakta olan simendifer yolunda çalisan ameleye yövmiye olarak yalniz bir okka ekmek veriliyor. Ya da dokuz kurusluk bir sigara paketi. Bu yolu yaptirtan en azili emperyalist olan Amerikan sirketidir. Kemalist burjuvazi emperyalist Amerika burjuvazisi ile birlikte Türkiye isçisinin barbarca soyulmasina jandarmalik yapiyor. Türkiye emekçisinin durumunu bu acikli örnekten daha iyi tasvir etmek mümkün degil. Türkiye'nin zavalli, fakir isçi ve köylüsü kanlarini bu ülkeden emperyalistleri kovmak için döktü, evini barkini mahvetti. Halbuki bir okka ekmek ya da bir paket sigara ile yasamakta ve hala emperyalist can düsmanlarina esir bulunmaktadir.

Kahrolsun emperyalist sermayenin ekonomik egemenligi! Kahrolsun emperyalist sermayesine isçi ve köylüyü soymakta ortaklik yapan burjuvazi ve hükümeti!

Z.D.

Iki Dünya

Komünizm, düsmanlarini bile hayrete düsüren bir hizla ve insanlik tarihinin simdiye kadar kaydetmedigi bir basariyla ilerliyor.

Sovyetlerde her yil yüzlerce yeni fabrika açilmakta, yüzlerce yeni müesseseler yükselmekte, yeni isçi kadrolari yaratilmaktadir. Kendi kaderlerini bizzat kendileri tayin eden isçi ve köylü kitlelerinin yasayisi tasavvur edilmeyecek bir düzeye ulasti. Her taraftan yepyeni bir hayat fiskirmaktadir. Diger taraftan sermayedarlik son hizla ölüme dogru gidiyor.

Emperyalist devletlerin esareti altinda yüzlerce seneden beri inleyen emekçi sömürge halklari ayaklaniyor, kendilerini sömüren emperyalistlere ve hatta kendi burjuvazilerine karsi isyan bayragini kaldiriyorlar.

Dünya kapitalizmine muhtesem bir mezarlik hazirlaniyor. Bu durum karsisinda dünya burjuvazisi kanli gözlerini dünya isçisinin ortak vatani olan Sovyet Rusya'ya dikerek aç ve sefil emekçi kitleler hesabina sürekli silahlaniyor.

Birlige Ihtiyacimiz

Son Feshane grevi münasebetiyle sunu tekrar kaydetmeliyiz ki, fabrikalara herseyden evvel bir birlik, bir teskilat lazimdir. Bu yenilgi bize gösteriyor ki, teskilatsiz basari kazanmak çok güç. Fakat sunu da belirtmek gerekir ki, teskilat denildigi zaman Halk Firkasi rehberligi altinda birsey anlamamak lazimdir. Bu teskilat onun bunun gibi burjuva usaklarinin ve isbirlikçilerinin elinde degil, isçi sinifinin mali olmalidir. Eger Feshane fabrikasinda bizim anladigimiz sekilde bir kizil meslek birligi olsa idi hiç süphesiz ki, grev böyle sonuçlanmazdi. Bizim birinci görevimiz fabrikalarda kizil birlikler olusturmaktir. Serbest örgütlenmeye olanak bulamazsak gizli kurmaya çalismaliyiz. Bize simdiye kadar Türkiye isçi sinifinin yaptigi grevler gösterdi ki, teskilata istirak etmeyen grev yenilmeye mahkumdur. Fabrikalardaki bir diger görevimiz de, kadin ve erkek isçiler arasinda siki bir bag kurmaktir. Feshane grevinin bir diger zaafi da kadin isçilerin greve kayitsiz kalmalariydi. Halbuki kadinlarimizin erkeklerle birlikte mücadele etme zamani çoktan gelmistir. Kurulan bu birlikler iktisadi mücadeleyi siyasi mücadeleye çevirmeye de çalisma-lidirlar. Iktisadi menfaatleri kazanmak, ancak siyasi mücadeleye baglamakla olur. S.S.

Fabrikamiz kapaniyor

Kizil Istanbul gazetesine,

Biz Avastüre tütün sirketi isçileri iki bin kisiyiz. Bir haftaya kadar fabrikamiz kapaniyor. Fakat bize is verecek hali hazirda hiçbir kurum yoktur. Ekserimiz çoluk çocuk sahibiyiz. On paramiz yoktur. Ihtiyaçlarimizi karsilamak söyle dursun, karnimizi doyuracak ekmek parasi bile yoktur. Bu durum karsisinda nasil hareket edelim? Kizil Istanbul gazetesinin bize en dogru yolu gösterecegine inandigimizdan dolayi kendisine bu mektubu yaziyoruz.

Kizil Istanbul Gazetesinin Cevabi:

Arkadaslar,

Fabrikaniz kapanir kapanmaz hep birlikte kitlesel olarak vilayete gidiniz. Geçenlerde issiz kalan arkadaslarinizi da yaniniza aliniz ve onlarin talep ettikleri gibi, ya is ya da hükümet bütçesinden issiz ameleler için para verilmesini isteyiz. Eger kitlesel olarak, birlik içinde hareket edersek, muhakkak bunca seneden beri haledememis oldugumuz en önemli hakki elde ederiz ve mücadelemizde basarili oluruz. Avrupa’da isçiler bu duruma düstüklerinde, bütün isçiler kendi örgütleri etrafinda toplanirlar ve kitlesel olarak mücadeleye girisirler. Hatta burjuva gazeteleri bile onlarin basarilarini yazarlar. Arkadaslar biz de onlardan ders alalim ve gerçek örgütümüz olan Komünist Firkasi etrafinda toplanip örgütlü olarak hareket edelim.

Feshane fabrikasindaki grevci arkadaslara

Feshane fabrikasinda vargelci arkadaslar bir grev yaptilar. Isçinin amansizca soyulmasina isyan ettiler. Fakat Kemalist burjuva hükümetinin canavar polisi derhal fabrikaya dikildi. Sanki fabrikayi düsman sarmisti. Halbuki isçiler haklarini almak için direnisteydiler.

Ey isçi arkadas, gördün mü? Bu satilmis adamlar hangi gün için bekliyorlar. Son hakkini istemeye basladigin gün seni bogazlamaya derhal seferber olurlar. Bu grevi idare eden arkadaslar, bu kesin sinif mücadelesine örgütsüz olarak girdiler ve bu nedenle grevi kazanamadilar.

1. Önce grev hareketinin etrafinda bütün vargelci isçi arkadaslari örgütlü olarak toplamak lazim. Halbuki bütün vargelciler greve katilmadilar.

2. Grevi idare etmek için bir grev komitesi olusturmak lazimdi. Bu da olmadi.

3. Yalniz vargelciler degil, ayni zamanda bütün fabrikanin diger bölümlerini de greve hazirlamak ve katilmalarini saglamak lazimdi.

4. Grev kirici isçilere karsi grevi koruma bölükleri kurulmaliydi.

5. Son olarak unutulan önemli birsey de, iktisadi istekleri ileri sürerken, siyasi haklarin da birlikte ileri sürülmemesiydi.

Lenin yoldas diyor ki, bir iste basarili olmak için o ise gerekirse yüz defa yeninden baslamali, ta ki zaferi elde edinceye kadar. Vargelci arkadaslar bu grevi kazanamadik diye ikinci bir grevden vazgeçmeyecekler. Hatta ikinci grevde kizil teskilatlariyla burjuvaziye karsi hazirlikli olacaklar.

Sanayi Maden Bankasi sahipleri beyler, pasalar ve agalar ekmek kavgasinda olan bu sinif, mücadelesine devam edecek, ta ki Lenin’in dedigi gibi davamizi kazanincaya kadar. H.D.