ÇAGIMIZ DEVRIMLER ÇAGIDIR-3
Emperyalizmin varligi savas tehlikesinin sürmesi demektir
YILDIRIM GIRNELI
Emperyalizm Ve Savas Tehlikesi
TKPnin 6.ci Programi, eski dünya komünist hareketinin önemli teorik tezlerinden birisi olan emperyalistler arasi savaslar kaçinilmazdir belirlemesinin, dünyada son 50 yilda yasanan gelismeler dikkate alindigi zaman sorgulanmasi gerektigini söylemektedir. TKP 6.ci Programi, savas tehlikesi ortadan kalkmamistir ama dünyanin yeni kosullari emperyalistler arasi savaslarin kaçinilmaz oldugu tezini reddetmektedir belirlemesini yapiyor. Bu da 6.ci programin baska konularda oldugu gibi bu konuda da dogru saptamalari iddiali olarak ortaya koydugunu göstermektedir.
Savaslar, kapitalizmin esitsiz gelisme yasasi temelinde bakildiginda, yeni güçlenen ülkelerin pazar ve hegemonya savasinda dünyanin yeniden paylasilmasini gündeme getirmeleri, esitsiz gelisme yasasinin yarattigi esitsizligi en radikal yolla çözme biçimiydi.
Dünya pazarlarinin paylasildigi bir dönemde tarih sahnesine geç olarak çikan Alman emperyalizmi, yeni pazarlar elde edebilmek için siddete basvurmak zorundaydi. Bu da Birinci Emperyalist paylasim savasina yol açti. Dünyanin yeniden paylasiminda Almanya ve müttefikleri yenik düstü. Savasin sonucunda da zayif halka olan Rusyada Leninin önderliginde Bolsevik devrimine yol açti. Birinci Emperyalist Paylasim savasinin sonucunda dünyanin 1/6 sinda isçi sinifi ikdidara gelmisti.
1930lar da yeni bir dünya ekonomik krizi yasaniyordu. Birinci Dünya savasinda yenik düsen Almanya yeniden tarih sahnesine çikiyor ve yeni pazarlar aramaya basliyordu. iki karsit emperyalist blok arasinda bir çatisma olarak baslayan savas ikinci Dünya savasina dönüstü. Hem Birinci Dünya savasi, hem de ikinci Dünya savasi emperyalistler arasi savaslar kaçinilmazdir tezini dogrulayan somut kanitlardi.
Ancak ne var ki ikinci Dünya savasinin da sonucunda Sovyetlerin de destegiyle dünyanin 1/3 ünde emek yanlisi güçler ikdidara geldi. Bu yeni durum, Dünya emperyalist sisteminin karsisina, Dünya Sosyalist Sistemini bir güç olarak çikardi. Dünya çapindaki bu yeni denge unsuru da emperyalistler arasi düsmanliklari geride tutmada bir tehdit olarak önemli bir öge oldu. (Bir parantez açip bu noktada sunu da belirtelim. Stalin Birinci ve ikinci Dünya savaslarinin sonuçlarina da bakip iki ayri dünya pazari ve kapitalizminde pazar daralmasi sonucunda çökecegi tezlerini getirdi. Ancak pazar daralmasi olmasina ragmen kapitalizm bilimsel teknolojik gelismelerle bu sorunu çözüyor, ömrünü uzatiyordu. Dolayisiyla bu noktada sistemin çökme beklentileri gerçekci olmuyordu.)
Savaslarin kaçinilmazligini geriye iten bir diger önemli etken de iki sistemin elinde zaman içerisinde biriken ve dünyanin nerede ise tümünü yok edebilecek bir güce sahip olan nükleer silahlarin varligiydi.
Yukarida belirttigimiz bu iki unsurun disinda dünya çapindaki savaslarin kaçinilmazligini engelleyen çok önemli bir gelisme, kapitalizmin kendi gelisimi içinden ortaya çikti. Sermayenin ulusal karakterini yitirmesiyle dogan yeni durum. Bu da dünya kapitalist ekonomisinde 1970 lerden bu yana belirginlesen yapisal bazi degisimleri öne çikardi. Bunlar, üretim ve dolasimin hizla küresellesmesi, uluslarüstü tekellerin rolünün artmasidir. Dünya kapitalist ekonomisinde küresellesme, dünyada üretilen mal ve hizmetlerin daha büyük bölümlerinin uluslararasi ticarete girmesi demektir. Bu durum ekonomilerin entegrasyonunu da artiriyor. Ayrica, uluslararasi ticaret, ulusal devletlerin faaliyet alani olmaktan çikiyor ve artan bir biçimde uluslarüstü tekellerin faaliyet alanina giriyor. Bugün artik uluslarüstü tekellerin dünya çapinda yürüttügü üretim, tüketim,dagitim ve planlama süreci yasaniyor. Uluslarüstü tekellerin de içiçeligi o kadar artmistir ki, onlarin adina da karar alabilecek yeni uluslarustü karar merkezleri dogmustur. Sermayenin uluslarüstü karakteri kendisine uygun düsen uluslarüstü karar merkezlerini de doguruyor. Örnegin dünya çapinda belirleyici etkinlikleri giderek tartismasiz bir biçimde artan IMF, OECD, GATT, NEA gibi kurumlar dünya ekonomosini kollektif olarak düzenleyen emperyalist dünya kurumlaridir. Yani dünya ekonomisi, bu emperyalist dünya kurumlari araciligiyla, ekonomik olarak yeniden paylasiliyor.
Buraya kadar kisaca anlatmaya çalistiklarimizdan su sonucu çikarabiliriz.
1. Savaslarin kaynagi emperyalizmdir. Emperyalizmin varligi savas tehlikesinin sürmesi demektir. Çünkü savaslar emperyalizmin yeni pazarlar elde etmek, hegemonyasini baskalari üzerine dikte edebilmek için basvurduklari siddet yöntemidir. Emperyalizm yok olmadan savas olasiliklari da kalkmayacaktir.
2. Ancak, dünyada son 50 yildir emperyalistler arasi savas da olmamistir. Her ne kadar yerel savaslar, isgaller olmussa da emperyalist guruplar arasi savas olmamistir. Yakin bir gelecekte de olma olasiligi görünmüyor.
3. Dünyada küresellesmenin ulastigi boyutlar, dünya pazarlarinin bölüsümünü durdurmuyor. Ancak bu bölüsümü emperyalist kurumlari araciligiyla ekonomik yöntemlerle yapiyor.
4. Savas tehlikesi yok olmamistir, ancak dünyanin yeni kosullari emperyalistler arasi savaslarin kaçinilmazligi tezini reddetmektedir.