Bu susurluk devleti ya gidecek, ya gidecek!

PERDE PERDE SUSURLUK

Ne devam, ne seçim,Önümüzdeki tek yol devrim!

C. HASRET

Aralik 1996’da araba kazasiyla ortaya çikan Susurluk olayina her gün yeni bir olay eklenerek, pislikler artik tümüyle ortadadir. Sagir olan duyar, kör olan görür. Ama görünen odur ki, Türkiye’de bunlara karsi tepki her nedense yeterince ortaya çikmiyor. Gün geçmiyor ki, devlet çetesinin bir baska yaptigi ortaya çikmasin! Sanki bir tiyatro oynaniyor ve biz de bu Susurluk tiyatrosunun perdelerini izliyoruz.

Susurluk’un bir bas rol oyuncusu ünlü fasist ve mafya lideri Alaattin Çakici, geçen ay Fransa’nin Nice kentinde kaldigi lüks otelde, MiT’in de ortak oldugu bir operasyonla yakalandi. Yaninda sevgilisi ve söförü ile yakalanan Çakici Fransa’ya siyasi siginma talebinde bulundu. Üzerinde diplomat pasaportu çikan Çakici çok miktarda kaset ve döküman da yakalatti. Bu kasetler planin parçasi geregi sirasiyla yakalaniyor. Birincisi Eyüp Asik ile görüsmesi, ikincisi yakalandigi zaman hemen imdadina yetisen dünün fakiri!, bugünün sayili zenginleri arasindaki Korkmaz Yigit. Tabii bu kasetler sonucunda, daha öncesinde oldugu gibi bu defa da hiç bir sey olmayacak. Çünkü bunlar oyunun parçasi. Hiç it iti isirir mi? Bu olaylari duyan devlet-i Ali’nin çanak yalayicilari, sanki bunlari ilk defa duyuyormus gibiler! Asik Efendi önce intihar etti, sonra sesi çikmadi. Korkmaz Yigit olayi için de, Mesut efendi önce ‘‘gerekenler yapilacak’’ dedi, sonra ‘‘biz bunlari 4 ay önce biliyorduk’’ dedi. Çok önceden bildiklerini biz de biliyoruz. Ama onlar sunu bilsinler, Susurluk devletinin ömrü nesnel olarak kisalmaktadir.

Çakici, Mesut Yilmaz’la da görüsmüstür. Ama, neden Çakici’yi yakalatti sorusu ortaliga düsmüyor. Bu Susurluk devletinin adamlari kendi çikarlari için birbirlerini çok kolay satarlar. Mesut da Alaattin’i böyle satti. Çünkü Mesut Yilmaz, “mafyayi çöketmeye kararli” imajinin tutacagini zannediyor. Siyasi rakibi Tansu Çiller’i de ancak böyle yenebilirdi. Çünkü, Çakici, Çiller-Özer örgütünün adamiydi, dolayisiyla Çakici-Çiller iliskisi kamu oyuna çikacak ve böylece Tansu Çiller de köseye sikasacakti. Plan aslinda tam da uygulaniyor denemez, ama daha günler bitmedi!

Kamuoyunda da olay zaten, burjuvazinin boyali basini sayesinde yeterince çarpitiliyor. Halki kandirmanin verdigi zevkle, basinin içindeki kimi sözcüler, Susurluk çetesi içindeki görevlerini basariyla yerine getiriyorlar. Halkin ilgisini baska noktalara çekmeye çalisiyorlar. Örnegin pasaport olayinda yalnizca pasaporta takilip kaldilar. Neden bu pasaportla neler yapildi, nerelere gidildi, neden verildi, bunlar arastirilmiyor?

Basin içindeki en azindan tarafsizligini korumaya çalisan unsurlar, bunlara dikkat etmeli, en azindan dogru sorularin yansitilmasina yardimci olmalidirlar. Susurluk devletinin katliamlarina, baskilarina, yalanlarina ortak olmamalidirlar.

Sistem artik tikanmistir. Türkiye’de siyasi kriz ve dünya ekonomisindeki krizin bir yansimasi olarak derin ekonomik kriz ortadadir. Devlet, bu krizleri nasil asabileceginin hesabini yapiyor. Bugünleri iyi-kötü kurtardigi söylenebilse bile, bir süre sonra bu kadar basarili olabilecegi kimse tarafindan beklenilmemelidir.

MiT’in bugüne kadar mafya, fasist, uyusturucu ve silah kaçakçisini kullandigi bilinen bir gerçektir. Bunlari hala da kullanmaya devam edecektir. Çünkü onlar, MiT’in önemli parçalaridir. Bazi iliskiler ortaliga çikmak zorunda kalirken, Susurluk devletinin yeni güçlerle restorasyonunu sürdürüyorlar. Ve bunu da yapmak zorundadirlar, çünkü Türkiye’de devlet demek, Susurluk demektir. Halka baski kuramazsa, mafya ile isbirligi yapmazsa ayakta kalmasi imkansizdir.

Yapilan ‘‘ince’’ hesaplar Susurluk devletinin ömrünü uzatmak içindir. Erken seçim tantanalarinin bir boyutu da budur. Oysa, yeni seçimlerle, yeni hükümetlerle bugünlerden daha iyi günlerin gelecegi beklenmemelidir. “Yeni” hükümet, fasistlerin ve gericilerin atlarini daha da özgürce dolastiracaklari ortamlarin hükümeti olacaktir.

Bu ince hesaplari komünistler, devrimciler bozmalidir. Bir an önce halka öncülük yapacak ortak örgütlenmenin taslarini yükseltmemiz lazim. Tarih her zaman komünistlere ve devrimcilere sanslar sunmaz. Bundan dolayi önümüzde duran süreci dogru anlamali ve one göre hareket etmeliyiz.