KÜRT ULUSAL SORUNUNDA SIKISAN TÜRKIYE BURJUVAZISI

ÇAREYI KOMSU ÜLKELERE KARSI ‘‘SAVAS BOYALARINI’’ SÜRMEDE ARIYOR

Emperyalist savas, burjuvazinin yararina, tüm bölge emekçilerinin zararinadir

Son günlerde, PKK’ya karsi imha savasi yürüten Türkiye emperyalistlerinin Suriye’yeye karsi yogunlastirdigi savas çigirkanligi, PKK-Apo üzerinde simgelesen Kürt devleti kurulma olasiligini ortadan tamamen kaldirmaya yönelik bir adimdir. Türkiye bu konuda ciddir. Ortadogu’da olanlari, Türkiye devletinin ve çikma olasiligi olan bu savasta taraf olanlarin tavirlarini ‘‘oyun’’ diye adlandirmak son derece zordur.

Neden bu ‘‘savas’’ öncekilerden daha farkli öne sürülmektedir? Evet, içeride yasanmakta olan bunalimlar, daha önemlisi dünya krizinin Türkiye’ye yaklastigi ortaya çikmisken, böyle bir olay bir iç rahatlatma getirecektir ama bugün Türkiye tekellerinin Suriye’ye bu kadar yüksek perdeden saldirmalarinin asil nedeni nedir? Sorulmasi gereken soru budur.

Kürt ulusal sorununun dünya çapinda kabul edilir bir düzeye ulasmasi ve bir Kürt devletinin düsüncelerde yasallik kazaniyor olmasidir asil neden. Bagimsiz Kürt devleti kurulmasi korkusunun kapiya gelip dayanmasidir.

italya parlemontosunda - her hangi bir yerde degil- toplanan Kürt sürgün parlemantosu, Türkiye emperyalistlerinin safaklarini attirdi. ‘‘Bu is Filistin meselesi gibi gidiyor, artik sürgün parlamento da var, Kürt devletinin kurulmasi an meselesidir, ise ciddi sarilalim’’ diyerek, aralarindaki tüm çeliskileri geriye atip, ortak sakimaya, ortak hareket etmeye basladilar.

Böylece, yillardir Kürdistan gerillalarina karsi giristikleri imha savasini bu sefer tamamiyla bitirmekte kararli olan Türkiye burjuvazisi, bu dogrultuda gerekirse Suriye ile savasa da girme karariyla savas elbiselerini giydi.

Amerika’nin, Türkiye’ye haber vermeden Talabani ve Barzani’yi Washington’da Agustos’un 17’sinde biraraya getirmesi ve ardindan anlasmayla saglanan Ku-zey Irak’taki birlesmis Kürt ira-desinin varligi, Türkiye burjuva-zisinin paçalarini tutusturmaya yetmisti bile. Bu konunun kendisi için canalici mesele oldugunu, ciddi oldugunu dünyaya gösterme gerektigine karar vermisti.

ABD’nin bölgede gözettigi stratejik hedefler nedeniyle yürüt-tügü ikili oyun (çünkü bir yandan da bagimsiz bir Kürt devleti kurulmamasi dogrultusunda Türkiye’ye garanti ve destek veriyor), Türk burjuvazinin kendi stratejik emelleri ile çelistiginden güvensizliginin daha da artmasina neden oluyor. Ortadogu’daki petrol ve hammade kaynaklarinin saglama alinmasi, bütün emperyalist ülkelerin gönülünde yatan aslandir.

Özellikle Kuzey Irak’taki bu gelisme ve italya’da gelisen parlamento olayindan sonra MGK sert tavrini açikça belirterek, zaman içinde tüm burjuva kesimleri arkasina topladi.

Öte yandan, yine yillardir Türkiye’nin emperyalist emellerinin odak noktalari olan konular böyle bir savas ortaminda ortaliga serilecek, kapan kapana bir çatisma olacaktir.

Hatay konusu bunlardan biri-sidir.

Bu gergin ortamda, bölgede israil’in alacagi tutum can alici önem tasimaktadir. Zaten Türkiye egemen sinifi da bunu bildiginden özellikle son iki yildir israil ile iliskileri ilerletmek için elinden geleni yapiyor.

Suriye ile Türkiye arasindaki, öncekilerinden çok daha ciddi olarak yükselen savas ortami sa-dece Ortadogu halklari açisindan degil, dünya haklari açisindan da tehlikeli bir durum göstermektedir.

Bölge haklari sunun çok iyi bilincindedir ki, bu savas emperyalistlerin savasidir, halklar arasinda bir düsmanlik yoktur. Sinir köylerinde yasayan insanlarla yapilan röportajlar da sürekli bu degerlendirmeyi dogrulamaktadir. Ancak mesele, savaç olgusuna örgütlü karsi çikisin saglanmasidir.

Böyle bir savas çikarsa, Yunanistan’in da içine çekilebilecegi unutulmamalidir. Aralari gergin olan iki hakim sinif, bu kargasadan çikarlari dogrultusunda yararlanmaya çalisacaklardir.

Rusya’da kriz bütün siddeti ile ilerlemektedir. Sorunlarini unutturmak için, Rusya’da kendisini bu savasin içine atabilir, problemle-rinden böylece biraz uzaklasma yolunu seçebilir.

Ortada çok akiskan bir durum var. Ama bu bütün dünyada böyle. Uzakdogu krizi hizla sürüyor. Rusya krizde, kriz ABD ve Bre-zilya’ya da sarkiyor.

Avrupa’daki ülkeler de Dogu Asya’daki krizden nasiplerini alma-ya basladilar. ingiliz borsasinda hizli bir düsüs var. Portekiz ve irlanda paralarini devalüe ettiler bile.

Bu genel dünya ekonomik krizi, elbette ki Türkiye’yi de içine çekecektir. Ticaretinin büyük bölümünü Avrupa’yla yapan Türkiye’nin krizin göbegine düsmemesi için herhangi bir neden yoktur.

Türkiye burjuvazisi, elbette ‘‘savas çigirtkanligi’’ yaparken, bütün bunlari da degerlendirmektedir. ‘‘iç savasi önlemek istiyorsan emperyalist olacaksin’’. Oysa, Türkiye yeni ülkeler kazanmak bir yana, elindeki Kürt iç sömürgesini kaybetme tehlikesiyle karsi karsiya! Böyle bir savas durumunda, sömürdügü toprak alanini genisletme olanagi artacaktir. Bu da hesaplari arasindadir.

Bu boslugu doldurabilmede devrimci güçlerin alternatif olamamasi, ülke bazinda milliyet-çi duygularin artmasini getirecek-tir. Bunu, MHP’nin daha da güç-lenmesi olarak anlayabiliriz.

Öte yanda, belki kimilerine hayal-ci gelebilir ama, böyle bir ortam, dünya devrimi için nesnel kosulla-rin olgunlasacagi ortamdir. Devrim-ci partilerin varligi ve halk yigin-larini kucaklama yetenegi bu dönemde sonuç belirleyici olacaktir.

Su an bütün dünya ayaga kalkmis durumda. Ne firsatlar çikabilecegi henüz belli degil. Ama çikabilecek olanaklari degerlendirebilmek, devrimci güçlerin ortak hareket etme yeteneklerine bagli olacaktir.