KAPITALIZMIN BUNALIMLARI KAÇINILMAZDIR
Ne kadar arasalar bostur, bu yol çikmazdir!
NESRIN SAHIN
27 Eylül seçimleriyle 18 yillik muhafazakar iktidara son vererek baskanliga gelen Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) adayi Gerhard Schröder ile beraber ABdeki sosyal demokratlarin iktidarda oldugu ülke sayisi 13e yükselmis oldu. 15 Avrupa Top-lulugu üyesi ülkelerin içinde Ispanya ve Irlanda disindaki diger ülkelerde ya yalniz basina ya da koalisyon ortaklariyla beraber hükümet kurdular.
Avrupanin daha önceki iktidarlarina kisaca bakacak olursak söyle bir tablo önü-müze çikar:
ingilterede 1979dan beri muhafazakar parti iktidardaydi. Muhafazakarlarin iktidarda oldugu dönemde yasam standarti her geçen gün göreceli olarak küçüldü. Halk bu kötüye gidisin faturasini sistemden çok mu-hafazakarlara yükledi ve isçi Partisini ikti-dara getirdi. Bu getirisin asil nedenini Ingilterede güçlü bir komünist hareketin olmamasina baglayabiliriz. Isçi Partisi baskani Tony Blairin iktidara geldigi zaman yaptigi konusmadaki su sözler sosyal demokratlarin içi bosaltilmis ve koflasmis siyasi anlayislarini en iyi sekilde gözler önüne seriyor. Tony Blair söyle diyordu:
Patronun isçiye karsi oldugu dönem sona erdi. Bugün hepimizi ayni saftayiz.
Bugün sizlerin hangi saflarda oldugunuz gözler önünde ama patronun isçiye karsi oldugu dönem bitmemistir. isçi sinifi iktidarini kuruncaya kadar da bitmeyecektir. Hayat da bunu kisa sürede kanitladi. Is saatlerini kisaltip, daha fazla isçiye is olanagi sunacagi yerde, bunun tersi oldu. Asgari ücret, ülke sartlarina göre komik bir rakkami isaret ediyor. Egitim için vaadettiklerinin bir çogunu yerine getirmedi. Hatta yüksek ögretimi parali duruma getirdi. Tek ebeveynli ailelerin ve sakatlarin sosyal yardimlarindan kesinti yapti. Tony Blairin Avrupa ülkelerine sundugu, eski sol ve yeni sag arasindaki yeni bir çizgi olarak tanimlanan 3. yol"un gerçek yüzü bu iste.
Üçüncü yolun en önde gelen takipçilerinden birisi Romano Prodi, italyan Demokratik Sol Partisinin iktidardaki basbakani. italya 1948den-1995e kadar Hristiyan Demokratlarin önderliginde 40i askin merkez sag hükümet tarafindan yönetildi. Bu dönemin iktidarlari devlete ve ekonomiye yeni bir soluk getiremediler. 1996da yapilan seçimden sonra ülke sosyal demokrat koalisyonlarina birakildi. Prodinin italyan halkina vaatleri sunlardi: Kamu harcamalarini kismak, devlet bürokrasisini hafifletmek, özellestirmelere hiz vermek ve ülke imajini yenilemek. Kabul etmek gerekir ki, söylemlerinde basarili da oldu, fakat bunlarin asil sorunlara çözümler olmadigi da ortaydi.
Bunlarin yanisira, Avrupada, ingiltere ile Fransa arasindaki farkli model arayislari Fransa devlet baskani Lionel Jospinin, Tony Blair ile karsilastirilmasini beraberinde getiriyor. 1997in Haziran ayinda yapilan seçimlerde iktidar koltuguna oturan Lionel Jospin dönemi, ülkedeki sorunlarin had safhaya ulastigi bir dönemdi. Grevlerle sokaga dökülen halk, kemer sikma politikalarinin artik islemedigini göstermek istemisti. Bundan dolayi da sosyal demokratlara sans tanidi. Gelenekçi bir politika takip eden iktidar, ne Amerika, ne de Ingiltere modelini seçti. Ülke içindeki issizlik sorununa çözüm olarak is saatlerinin kisaltilmasini Jospin israrla savunuyor. Özellestirmenin yanisira devlet müdahaleci bir program uyguluyor.
Avrupanin yeni sosyal demokrat lideri Gerhard Schröder ise 18 yillik Hiristiyan Demokrat Partisinin iktidarina son verdi. Halkin hosnutsuzlugu sosyal demokratlara bir sans daha tanidi. Ülkenin içinde bulundugu en önemli sorunlarin basinda issizlik geliyor, fakat iktidarin bunun için önerdigi herhangi bir çözüm yok. isçi ücretlerinin yükseltilmesi için politikalar üretiyorlar. Üretilen bu politikalar, çok dogal olarak kapitalist devlet çerçevesini asmayan , ona biraz daha soluk veren çözümler oluyor.
Kisacasi Avrupanin su son 5 yillik siyasi tablosuna bakarak sunu söyleyebiliriz: Eski sistem yeni yüzler. Reformist politikalarla iyilestirmeye çalisilan kapitalizm. Sinifli bir toplum olan kapitalizmin isçiye ve halka verecegi seyler ya da yapabilecekleri kendi demokrasi ve ekonomi sinirlarini asamaz.
Avrupa sosyal demokratlari kapitalizme biraz daha soluk verebilirler. (Bunun öznel ve nesnel nedenleri var.) Ama nereye kadar? Tasima suyla degirmen dönmez!
Dünyanin büyük bir bölümünün ekonomik bunalimdan dolayi krizde oldugu bir dönemde, Avrupa bu durumdan geri kalamaktadir. ABDde baskani Clinton son zamanlarda yaptigi konusmalarin bir çogunda, krize çözüm üretilmesi gerektigini, yoksa sistem için büyük tehlikeler olusturacagini vurguluyor. Söyledikleri dogru. Dünya krizinin kisa sürede çözümlenemeyecegi, ülkelere yaptigi etkilerden ve yayilmasindan belli.
Krizin yasandigi bu dönemdeki asil problem ise, komünist partilerinin ve devrimci örgütlerin hizli bir sekilde kan kaybettigi bir süreçle üst üste gelmesi.
Su tarihi gerçegi biliyoruz ki, her kriz devrim dogurmasa da, bütün devrimler krizlerden dogar. Toplumlar bir arayis içinde. Daha iyi bir düzen arayisinda. Fakat alternatif olarak sunulabilecek sosyalist devlet düzeni de gerek nesnel, gerekse öznel nedenlerden dolayi halka götürülemiyor. Bu da halkin, çözümü komünistler yerine Avrupada oldugu gibi sosyal demokratlarda aramasina neden oluyor.
Ne olursa olsun, halkin sorunlarina çözümü, reformist sosyal demokratlar degil, bu düzeni yikip yerine proletarya iktidarini kuracak olan komünistler getirecektir.
Gün dünya isçi sinifiyla beraber sosyalizm bayragini yükseltme günüdür!
Bütün dünya isçileri birlesiniz!