ALEVI HAKLARIN TOPLUMSAL MÜCADELE TARIHINDEN:
HALIL DERVIS
1239-1240 tarihinde Anadoluda yükselen, Baba Ilyas-Baba Ishak ikilisi önderligindeki toplumsal baskaldiriyi, büyük halk ayaklanmasini, Aleviligin ihtilalci siyasetlerinden Babailik yaratmistir. Babailik toplumsal halk hareketi, Babek-Hurremi ve Karmati mazdek komünizmi ihtilalci geleneginin Anadoludaki yansimasidir. Ernst Werner: Babai ayaklanmasinin, Türkmenligin artan öneminin ve Sultanligin feodal çözülüsünün ifadesi oldugu söylenmelidir. isyan ayni zamanda anti-feodal özellikler edindi ve böylece bir sinif savasi kimligine büründü.diyor. (E.Werner, Çevirenler: O.Esen-Y.Öner, Büyük Bir Devletin Dogusu, s.98)
Babai ayaklanmasini Türkmenligin artan önemine baglamak dogru olamaz, bu idealist bir yaklasimdir. Babai Hareketi içinde Türkmen boylari çogunlugu olus-turmakla birlikte Kürtler, Ermeniler, baska Hiristiyan guruplar da bulunuyordu, yani ezilen ve baski altindaki halk siniflariydi onlar. Sultanin Emirlerinin (feodal bey-lerin) ordularinda da Türkmenler vardi ve Sultanliga baskaldirmis Türkmenlerle çarpisiyorlardi. Eger Türkmenlik belirleyici ol-saydi, kiliçlarini soydaslarina degil, toptan feodallara çekerlerdi. Mutlaka savastan çekilenler olmustur; bazilari isyancilarin ya-ninda yer almis, bazilari da kaçip uzaklasip, beylerini terketmis-lerdir. Ama asil Sultani ve beyleri Babai isyancilarinin elinden kurtarmak, birkaç bin (burjuva tarihçileri sadece bin yaziyor) de-mir donlu parayla tutulmus Frank sövalyelerine kaldi. Eger onlar ilkönce saldirip Babailere ok ve kiliç isleyecegini, öldürülebileceklerini göstermemis olsalardi, Sekçuklu askerleri tümüyle beylerini terkederek isyancilara katilabilirlerdi. Çünkü bu askerler de, Baba ilyasin Baba Resullah, yani Allahin Elçisi Baba olduguna inanmaya baslamisti. Herkes onun mucizevi gücünden yardim bekliyor; getirecegi toplumsal adaletle kendilerini kurtaracak ahir zaman Peygamberi olarak görüyordu. Demek ki, inanç unsurunun örtü olarak kullanilmasinin belirleyiciligi daha bir önde gidiyor...
Çünkü Ortaçagin özelligi buydu; baski altindaki kitleleri harekete geçirmek için bir pey-gamberin ortaya çikmasi ve on-larin sinifsal çikarlarini koruyup gözlemesi gerekiyordu. Bu da egemen sinifin din ve inançlariyla olamazdi. Baba ilyas, o dönemden kalan kaynaklarin (Dominiken misyoneri Saint-Quentinli Si-mon, Suriyeli Arap yazar Sibt al-Cezvi, Süryani yazar Bar Harbeus Gregory Abul-Faracin yazilari) belirttigi gibi, Baba Resulullah olarak ün yapmis; sadece Alevi Türkmen halkin degil, tüm ezilen Sünni ve gayri-Müslim yerlesik ve göçer kirsal topluluklar arasinda, Tanrinin Babaya göründügü; ona Sultanlik bagisladigi ve kendilerini kurtaracagi yayilmisti. Dönemin merkezi feodal yönetimi ve beylerinin baskisi altindaki toplum, onu Peygamber kisiligine büründürerek bir kurtarici kabul etmisti.
Gordlevskinin belirleyici tanimlamalari dogrudur, Babai hareketinde, Mazdek ögretisinin yankilari duyulmaktadir diyor ve sürdürüyor:
Köy, kentin üzerine yürüdü. Kölece çalismanin perisan ettigi köylülerle, zulmedici feodallar arasindaki karsitliktan yükselen gerçek bir sinif savasimiydi. Eski düzen, köylüleri, baris zamaninda feodal için çalismaya, savas zamaninda ise onun ugrunda kan dökmeye zorluyordu (V.Gordlevski, Çev. Azer Yaran, Anadolu Selçuklu Devleti, Ankara-1988, s.180)
Belki bu açiklama E.Wernerin, Sultanligin feodal çözülüsünün ifadesi söylemine isik tutmaktadir.
Ayaklanmanin gerçek lideri Baba Resul adiyla taninan ve kutsanan Baba ilyas Horasanidir. Hareketin örgütlendigi ve yönenildigi karargah Baba ilyasin Harasnadaki (Amasya-Çat köyü) dergahiydi. inanç örtüsüyle kitleleri pesinden sürükleyen bu büyük sinif savasinin plani ve taktik çizgileri burada çizilmistir. Baba ilyasin Anadolu halklari arasina propaganda için dagitmis oldugu 60 halifesinden en taninmisi ve hareketin baskumandani (Server-i leskeran) ise Baba ishaktir. Sami, yani Samli lakabini tasiyan, Adiyaman yöresinde yasamis ve propagandasini yürütmüs olan Baba ishak,olasilikla Sam Bayadi Türkmenlerine mensuptu. Ancak ileri sürüldügü gibi yerli Hiristiyanlardan ya da Kürt kökenli de olabilir. Baba ishaktan sonra Edebali, Karaca Ahmet, Geyikli Baba, Emircem Baba, Seyh Affan, Seyh Bali vb. gibi birçok Babai halifeleri arasinda, hareketle ilgili olarak -burjuva tarihçilerinin ileri sürdüklerinin tam tersine- Haci Bektas öne çikmaktadir.
Rum Selçuklulari döneminde feodal beylere (atabeyler, emirler) topraklar sultan tarafindan temlik edilmekte ve bunlar üzerinde yasayan köylülerden vergi toplama hakki verilen yurtlar olarak bilinmektedir. Topragi kullanma ile birlikte -satis, devretme ve miras hakki kuskulu- toprak üzerinde özel mülkiyet kurumu dogmustur.
Bu dönemde büyük zenginlikler feodallarin ellerinde yogunlasmis olsa da, tarim ürünleri, degis tokus edilen ya da satin alinan mallar ve mamul mallar, savas ganimeti sultana gidiyordu. Sultanin evlenmesi durumunda, ya da baskentte bulunmadigi uzunca bir süreden sonra dönüsünde bu, feodallara duyurulur ve onlar da sultanin sarayina armaganlar götürmek zorundadirlar. Sultan, gezi ve ziyaretleri esnasinda geçtigi yerlerde kendisine güzel erkek ya da kadin tutsaklardan, altin dolu keselerden Türk ve Arap atlarindan vb. olusan armaganlar topluyordu.
Tükenmeye yüztutan hazine zaman zaman bagislarla doluyordu... Feodallar sultana verdikleri haraçlari, durumlari gittikçe kötülesen köylülere fazlasiyla ödetiyorlardi. Perisan durumdaki köylüler, dayanilmaz bir zulüm altinda bunaliyordu. Ülkede zorbalik ve baski egemenligi sürüyordu. Elbetteki köylülerin ellerinden ürünlerinin zorla alinmasini devlete sikayet edilmesi sonuçsuz kaliyordu.
Böylece Horasanli Baba ilyas ve Samli Baba ishak, feodal hükümete karsi, Sultan Alaadin Iin (1220-1236) son dönemlerinden itibaren olusmaya baslayan nesnel kosullarin tam olgunlastigi; feodal beylerin köylü ve konar-göçer halk yiginlarini agir haraç ve vergilerle canindan bezdirdigi son sekiz-on yilda yarattiklari ihtilalci Babai Siyasetiyle, Konyaya yürümeyi ve iktidari ele geçirerek eski düzeni yikip, kendi düzenlerini kurmayi amaçlamislardi.
Daha önceki yazilarimizda isledigimiz gibi, iranda Zerdüst ortodoksizmine karsi yükselen heterodoks (aykiri) Mazdekizmin mutlak esitlikçi ve paylasimci siyaseti, Heterodoks islamin (Aleviligin) içine girip yerlestikten sonra isyanlar, kutsal kisilerin yani Ehlibeyt ve Oniki imamlarin öcünü alma hareketleri olmaktan çikmis ve doktriner komünistik ihtilaller niteligini kazanmislardi. 9. Yüzyilin ilk yarisinda 20 yil araliksiz süren Babek Hurremi ihtilalci hareketi, onun bir çesit devami olan Karmati Alevilerinin ihtilalci siyaseti ile ayni yüzyilin sonlarinda, yaklasik 200 yil süren bir devlet kurdurmustu. Batililarin islam Bolsevikleri dedikleri bu Karmati topluluklari (isçinin Sesi, sayi 465), Mazdekizmden alinip gelistirilen komünistik düzeni, kurduklari kale-kentlerinde uygulamislardi. Aleviligin Babai siyasetinin de amaçladigi düzen farkli degildi.
Dönemin kaynaklarinin verdigi bilgiler incelendiginde görülür ki, Baba Resulun yasami ve ortaya çikisi Babek Hurremininkiyle, büyük benzerlik göstermektedir. Özellikle Kibrista oturan Dominiken misyonerleri sefi Frére Ascelin tarafindan Azerbaycanda bulunan Mogol komutani Baycu Noyana gönderilen Saint Quentinli Simonu n verdigi bilgiler çok önemlidir. Bu seyahati 1246da Antakya, Adiyaman, Malatya, Sivas ve Dogu Anadolu üzerinden yapan rahip Simon Arapça, Farsça (az) Tükçe ve Ermenice biliyordu. 6 yil önce gerçeklesmis Babai ayaklanmasinin bastirilmasina katilmis Frank askerleri, Türkmenler, yerli Hristiyanlarla konusarak, bu bilgileri bizzat olaylari yasayan insanlardan ögrenmisti. Simonun ve ondan 10-15 yil sonra tarihini kaleme almis olan Malatyali Süryani Abul Faracin anlattiklari ve ayrica Selçuklu sarayi tarihyazicisi ibn Bibinin yazdiklarini, uyum ve çeliskileriyle birlikte Elvan Çelebi tamamlamaktadir. Baba Resul-allah olarak olarak Baba ilyas Horasani hakkinda verilen efsanevi ve tarihsel bilgiler birlestirildiginde, Babek Hurremi menakibnamesi Babekname dekilerle benzestigi ortaya çikiyor. Görülüyor ki, tam dört yüz yil sonra Baba Resul , Aleviligin Babek siyasetini Rumda (Anadoluda) ayni bilinç ve inançla uygulamaya girismistir.
Çok kisa bir karsilastirma yaparak bu benzerlikleri gösterebiliriz:
Babek Hurremiye Cebrail (Seytan kiliginda!) gözükür, Tanrinin onu dünyanin sultani yapacagini söyler. Baba Resula köylü kiliginda Tanri (ya da Cebrail) gözükür. Oglunu kurdun (ki kurt, Paulikien-Bogomil inancinda topal Seytani simgeler) elinden kurtarirsa, kendisini Rumun sultani yapacagina sözverir. Babek peygamberligini ilan etmis ve mucize sahibidir; kiliç kesmez, ates yakmaz ve düsünceleri-gelecegi okur. Baba ilyas, zaten Baba Resulallah (Tanrinin elçisi, peygamberi) adini tasimaktadir. insanlara gelecekten haber verir, hastaliklarini-dertlerini giderir. Kendisine ok ve kiliç islemez. Babek bir köyde çobanlik yaparak yetismis. Cavidanin müridi olmus. Öldügünde onun yerine getirilmis ve liderlik görevini yüklenmistir. Baba Resul da bir aganin yaninda çobanlik yapmis. Ebul Vefa yolagindan Dede Garkinini müridi ve halifesidir. Elbistan ovasinda dört yüz halifesini tolayan Seyhi onu bashalife yapip, Rumda (Anadoluda) göreve salmistir. Babek zindiklikla suçlanir; içkili ve kadinlarin katildiklari toplantilar, yani geceleri Cemler yapmaktadir. Mal ve ganimet ortaktir, özel mülkiyet yoktur, Babeki toplumunda her sey ortaktir. Baba Resul da içkili ve kadinlarin katildigi toplantilar, cemler yapan zindik ve inançsiz olarak anilir. Babek Bagdadi ele geçirip halifeligi yikarak adil ve esitlikçi bir dünya yaratmak istemis. Bunun için 20 yil boyunca mücadele etmistir... Baba Resul da Konyayi alip, Selçuklu Sultanligini yikarak halk yönetimini kurmayi ve düzeni degistirmeyi amaçlamistir.
Uzun adiyla SucauddinAbul Baka Seyh Baba ilyas Horasani, Anadoluya göçetmis bir Türk-men seyhi idi. Ama kaynaklarin hiçbiri Baba ilyasin Anadoluya gelmeden önceki yasamindan sözetmemektedir. Ogullarindan birinin (Muhlis Pasa) torunu Elvan Çelebi, kendisi hakkinda yazmis oldugu Mekakibnamede (Menakibul Kudsiyye fi Menasibil- Ünsiyye, Hazirlayanlar: ismail E. Erünsal-A.Yasar Ocak, istanbul-1984), onun gelisi ve Anadoluya yerlesmesi üzerinde bazi ayrintilar geçmektedir. Elvan Çelebiye göre, Dede Garkinin bas halifesi olarak Ruma gelir ve Amasyaya yerlesir. Sultan Alaaddinin (1220-1236) onu ziyaret ettigi ve büyük kerametlerine tanik oldugu için kendisine Çat Zaviyesini vakif olarak verdigi anlatilir. Zaviye vakiflari, Sultan Alaaddinin, Mogol baskisiyla Türkistandan, Horasan bölgesinden, iran-Irak-Suriye üzerinden Anadoluya giren ve Claud Cahennin ikinci göçmen krizi diye nitelendirdigi zorunlu göçer Türkmen guruplarini Uç lara (sinirlara) yerlestirme ve tebalastirma politikasinin bir parasiydi. Genellikle, sultan olusunun ilk on yili içerisinde bol vakif arazisi dagitmistir iktidarini güçlendirmek için. Onun içindir ki, Menakibnameler ve veli söylencelerinde Aladdinin adi sik geçer.
Simon de Saint Quentinin anlattigina göre Baba ilyasa Tanri, çok perisan ve fakir bir köylü kiliginda görünüp, ondan oglunu kapan kurttan kurtarmasini istemis. Baba bunu gerçeklestirince, köylü ona Tanri oldugunu söyleyerek, karsiliginda kendi-sine Sultanlik bagislamis. Hemen harekete geçmesini istemistir. Demek ki Baba ilyas, propagandasini, Tanrinin insanlari kurtarmak için gönderdigi peygam-ber olarak yapiyordu. Süryani Abul Farac, Tarihinde Baba, diyor, hakikaten Allahin peygam-beri oldugunu söyleyerek, Mu-hammedin yalanci oldugunu ve Peygamber olmadigini iddia ediyordu. Birçok Türkmenler ona inandilar Bu adam ihtiyar ishak adindaki müridini Roma (Rum) diyarinin hududu üzerindeki Hisn Mansura (Adiyaman çevresi) gönderdi ve onun burada halki kendi peygamberligine inanmaga davet etmesini istedi. ( Gregory Abul Farac, Abul Farac Tarihi II, ingilizceden çeviren: Ömer Riza Dogrul, 2.Baski, Ankara-1987, s.539-540)
Baba ilyasin Peygamber olarak ortaya çikmasindan iki önemli nesnel olgu çikariyoruz: Tanri-insan bütünlügü ve tanrinin insan olarak görünüm alanina çikmasi, insanlastirilmasi. Tanriyi köylü kiliginda tanimlama, köylü kitlesinin, yani halk çogunlugunun yüceltilmesi, tanrilastirilmasi olarak algilanmalidir. Bu çogunluk, yani halk herseyin mutlak sahibidir, herseyi yapmaya gücü yeter. Yönetim erki de onundur, o kullanir ancak. Tasavvuftaki Enelhak (Tanri benim) inancinin bir varyanti olan El-Hakk-u Hüv-el Halk, v-el-Halk-u Hüv-el Hakk (Tanri Halktir, Halk de Tanridir) söyleminin bir veli tarafindan uy-gulamaya konulmasi olarak görü-yoruz. Bu baglamda Halki, Hakkin gölgesi ve örtüsü olarak yorumlayan tasavvufi görüslere ragmen sonuç degismiyor. i.Kaygusuzun yazdigi
gibi:
(
)
Halk Hakkin gölgesi ve örtüsüdür yorumu da, Ortodoks islamin
(Sünnilik) devlet ve ikdidar anlayisina taban tabana zittir ve Halk
demokrasisi anlayisidir. Çünkü Seriat yönetiminde, mutlak iktidar
Allahindir. Ancak yeryüzündeki gölgesi ve paygamberin vekili halifeye
devretmistir. Bütün müslümanlar Halifenin tebasidir. (i.Kaygusuz,
Görmedigim Tanriya Tapmam, istanbul-1996, s.80-81)
Baba ilyas yorumladigimiz inanciyla, örnek aldigi Babek Hurremiden daha ileridedir.
Abul- Faracin, Baba ilyasin Muhammedin yalanci oldugu, peygamber olmadigini ileri sürdügünü yazmasi, Hiris-tiyanliginligin ortodoks mezheplerinin Muhammed hakkindaki düsünceleridir. Baba ilyas, Muhammede ne yalanci demis ve ne de onu yadsimistir. Böyle yap-masi, her inanç, din ve milliyetten (feodallarin ezdigi) halk kitle-lerini ayaklanmaya çagirma siya-setine aykiri düserdi. Onun düsüncesi, Karmati lideri Abu Tahir Süleymanin bilinen en büyük eylemi olan 930 yilinda Mekkeyi basarak, kutsal sayilan Cennetten geldigine inanilan Hacer el-Esved (kara tas) yerinden söküp baskenti Al Ahsaya götürmesindeki inanç anlayisiyla iliskilidir: Ortodoks islam çagi ve Muhammedin peygamberligi artik sona ermistir. Her çagin halk ve insanlik önderi, o çagin hem imami (velisi), hem peygamberidir. insanligi bunlar kurtaracak, halklari ezen zalimleri ortadan kaldirarak; dünyayi in-sanca kardesçe yasanir ve ortakça-esitçe yararlanilir duruma getirmek onlarin görevidir. iste ikinci önemli sonuç ya da nesnel olgu budur: Baba Resullah, proto-Alevilerden Karmatilerin inanç ve düsünceleri ve onlarin devami o-lan Nizari ismaililerin Alamut lideri Hasan Sabbah anlayisiyla harekete geçmistir.
Köylü Tanridan(!) aldigi buyruk üzerine Baba Resul harekete geçmisti. Ünü yayildikça yayili-yordu. Baba ilyasin peygam-berligi ve ahir zaman kurtari-ciliginin kanitlari olarak ermisligi, gayptan (bilinmezlikten) haber verisi, inziva halinde tanriyla ve meleklerle söylesisi üzerinde bir dizi öyküler Kizilirmak kivrimindan Firat havzasina ulasmis. Halk akin akin dergahini ziyarete gelmeye ve dertlerine sikintilarina ondan derman aramaya baslamislardi.
Baba propagandasini, baslangiçta, yetistirdigi ve kendisine candan bagli halifeleri ve güven-digi müritleri araciligiyla, hetero-doks islam (Alevi) inançli göçebe ve yerlesik köylüler arasinda yaptiriyordu. Önce onlara inançlarina uygun düsen zamanin kurtarici Mehdisi olduguna, peygamberligine inandirmasi ve güven-lerini almasi gerekiyordu.
A.Yasar Ocaka göre Babai propagandacilari su iki bölgede çalisiyorlardi: 1)Baba ilyasin za-viyesinin bulundugu Amasya, Tokat, Çorum, Sivas ve köyleri, 2) Güneydogu Anadoluda Mars, Kefersud, Malatya, Elbistan ve çevresi. Bu ikinci bölge Agaçeri, Döger ve Bayad Türkmen yer-esim alanlariydi. Bölgede dinsel inançlar çok çesitlilik ve karma-siklik gösteriyordu. Buradaki bir üçüncü öge, Selçuklu ordusundan büyük darbeler yemis ve dagitilmis olan Harezmilerdi. Bunlar Selçuklu Eyyubi sinir bölgesinde hareket halindeydiler. Yol kesip soygunlar yapiyor ve sürekli düzen bozan saldirilarda bulunuyorlardi
Baba ilyas onlari, memnuniyetsizliklerinden yararlanip yanina çekmek için Harran ve Ruhaya (Urfa) elçiler gönderdi. Bu bölgelerin tümü Baba ishakin yetkin ellerine verilmisti.
Elvan Çelebi, babasinin dedesi Baba ilyas Horasaniyi devlete baskaldirmis biri olarak göstermemek ve onu temize çikarmak için tüm kabahatlari yük-ledigi Baba ishaki, ishak-i Sami diye anmaktadir. Bu onun Samli oldugunu gösterecegi gibi, Sambayadi Türkmenlerinden ol-dugunu da belirleyebilir. Ancak yukarida bir yerde belirttigimiz gibi, Kürt kökenli ya da hiristiyan asilli da olabilir. Ayaklanmayi anlatmaya geçmeden önce, burada Baba ishakin ismaililerle iliskisi konusuna kisaca egilmek istiyoruz.
Hüseyin Hüsameddin kaynak göstermeden, Baba ishakin Baba ilyasa mürit olmadan önce i-randa Hand Alaaddin ibn Muhammed adinda bir ismaili sefinin yaninda egitilip, yetistirildigini ileri sürmektedir. Kaynak göstermemis olsa da yazarin böyle bir duyumu yazmis olmasi önemlidir. Olasidir ki eski bir kaynakta görmüstür. Biz böyle bir organik iliskinin dogru ve varoldugunu düsünüyoruz. Hatta olasidir ki, Baba ishaki, bizzat Baba Resullahin (Baba ilyas) kendisi göndermistir ismaili merkezi Alamuta. Yukarida kisaca degin-digimiz gibi, Baba ilyas hareketinin teorik temeli, zaten Aleviligin siyasetlerinden ya da türevlerinden- olan Babek-Karmati-ismaili ögretileri üzerinde kurulmustur. Bu gösteriyor ki, Horasandan geldigi bilinen gerek Baba ilyas Horasaninin ve gerekse onu gör-meye gelen Haci Bektas Hora-saninin Nizari ismaili toplu-luklari ve Alamut devletiyle ilis-kilerinin bulunmadigi söylenemez.
Simdi 13.yy.in ilk çeyreginde Nizari ismailileri Alamut Devletinin durumu ve siyasetlerine kisaca gözatarak, adi verilen ismaili sefinin (Dai) kim oldugunu saptayalim. Bu alanda en son çalisma olan Farhad Daftarynin kitabindan (The Ismailis: Their History and Doctrines, Cambridge University Press-1992, s.405-409) özetleyerek bunu yapacagiz:
Henüz babasi Nureddin Muhammed II (Ö.1210) hayattayken Sünni dünyasiyla gizli iliskiler gelistirmis olan Celaleddin Hasan III, 1210da Alamut devletinin basina geçer geçmez, önceden yöntemini hazirladigi zorlama (drastic) reformunu uygulamak üzere harekete geçti. ismaili Aleviliginin inanç ve ögretilerini reddederek, Nizari toplumunun Sünni Seriatini uygula-malari buyrugunu çikardi. Abbasi Halifesi Al-Nasira (1180-1225) ve diger ülkelerin sah ve sultan-larina elçiler göndererek tanin-malarini istedi. ilk yil içerisinde Haan III, Nizari toplumunun artik eski inanç ögreti ve pratiklerini terkettigi ve Seriati kabul edip, Sünnilige döndükleri konusunda Sünni islam dünyasini ikna etti. Halkini bilgilendirmek için, Irak ve Horasandan Sünni fakihler (din adamlari) çagirdi. Her Nizari köyünde cami ve hamamlar yapilmasini emretti. Bagdaddaki Halife, 1211 Agustosunda çikardigi bir fermanla, Hasan IIIün Sünnilige dönmesini onaylayip onu Yeni Müslüman (navmusalman) olarak kabul etti. Hasani, islam halifesine bagli diger emirleri arasinda saydi. 1213 yilinda Hasan IIIün annesi Halife Nasirin korumasi altinda hacca gitti. Hatta Halife Hasanin, Gilan bölgesinin dört feodal beyinin kizlariyla evlenmesine bile aracilik etti. Bu arada Kazvinliler, Hasan IIIün bu bildirimlerinin güvenirligini dikkatle izleyerek, bir süre için kuskulu kalmisti. Nizari atalarina ve asil Alevilige büyük ihanet etmis olan Hasan III bu dönekligini o denli ileri götürdü ki, bir çok Kaz-vinli din adami ve itibarli kisi-lerini Alamuta gelmesine ve kütüphaneyi denetleyip, heretik (dindisi, rafizi) kabul ettikleri bütün kitaplari yakmalarina bile izin verdi.
Pers tarihçilerine göre Rudbar, Kumis, Kuhistan ve Suriye Nizari ismailileri Hasan IIIün bu yeni çikisini sorgusuz kabul ettiler. Hatta Suriyedekilerin Safii mezhebine döndükleri de söylenmektedir. Kiyami yani ayak-lanmayi baskaldiriyi inançlarinin önemli bir ilkesi olarak kabul-lenmis, 1090da Hasan Sabbahin Alamutu ele geçirip, ismaililerin Dar-ül Hicrasi haline getirdiginden bu yana, dünyayi kötü yöneticilerden zalimlerden kurtar-mak için kurduklari Fedayin örgütüyle, devrimci siddeti yasam biçimi olarak seçmis bu Nizari inanç toplumunun, Celal al-Din (Dinin öfkesi, cosku ve siddeti) adini verdikleri Daileri Hasan IIIün yanlis yapmayacagina inan-diklari için mi bu döneklige boyun egmislerdi?
Böyle bir soruya Daftary su karsiligi veriyor :
Nizariler gerçekte Hasanin buyruk ve bildirilerini, Kiyam durumlarinda kaldirilmis olan Takiyye nin (kendini gizleme, duruma uyma) yeniden geri getirilmesi olarak degerlendirdiler; imam tarafindan gereksinim sayilan bir çesit dis dünya ile uyusumu ima etmek bakimindan simdi eski duruma dönüs (karari) alinmis olabilirdi. Hasannin yeni siyaseti, tehlikeli biçimde yasamini sürdüren Nizari toplumu ve devleti için siyasi yararlar sagladigi açiktir. (agy., s.406)
Dogrudur, büyük olasilikla bastan Nizari ismaili toplumu bu buyruklari takiyye gibi algilamistir. Ancak Hasan III, ger-çekten sünnilesmis ve Halifenin emirleri arasina girerek elde ettigi politik yararlar kendi söhret ve saltanatini artirmanini ötesinde toplumuna hiçbirsey vermedigi gibi onu yaralamis; cami insaatlari, bes vakit namaz kilmaya ve ramazan orucu tutmaya zorlanmasi büyük hosnutsuzluk yarat-mis olmalidir. 11 yillik bir sal-tanattan sonra, Sünni hanimlari ve kizkardesinin, dizanteriden ölen Hasan IIIü, zehirlemekle suçla-narak idam edilmeleri de bunu göstermektedir. 1221 yilinda Ha-san IIIün yerine geçirilen oglu Alaaddin Muhammed III henüz dokuz yasindaydi. Bir süre onun adina tutoru (vasisi) vezir yönetti. Muhammed IIIün saltanatinin baslarinda, dis dünyanin gözleri önünde Hasan IIIün Sünni politikasi resmi olarak kaldi. Gerçekte Alamut, Hasan IIIün sünni siyasetini, biçimsel olarak terketmedi. Ama giderek Sünni seriati zorlamasi gevsetildi ve fikirleri, yeniden canlandirilan Kiyam ögretisiyle birlestirildi. Bir süre sonra toplum, eski Nizari ismaili özelligine kavustu. ismaili Aleviliginin gerçek Alamut imami olan Alaaddin Muhammed IIIün saltanati döneminde (1221-1255), Nizari ismaili inanç ve düsüncesine herhangibir özel dis katki oldugu görülmez. (F. Daftary, agy. s.408)
Öyle anlasiliyor ki, Baba ilyas Horasani, Baba ishak Samiyi belki baska halifeleriyle birlikte Fedayin örgütü tarafindan egitilmek üzere, geçirdigi 10-15 yillik sarsintiyi restore etmis Nizari ismaili toplumu ve devlet merkezi Alamuta göndemisti. Ayaklanmanin hazirlik dönemi olan 1230lu yillarin ortalarinda bu gerçeklesmisse, sonlarina dogru Baba ishak Güneydogu Anadoluda propaganda eylemlerine yogunlasmis olmaliydi. Çok büyük olasilikla ismaili gönüllü fedailerinden yardimcilari da bulunmaktaydi bu propaganda ey-lemlerinde. Ayrica Besni, Adiya-man çevresine 70-80 yil önce Kar-mati gruplarinin gelmis olduk-larini- belki yerlesip buralarda kaldiklarini da gözönünde tutmak gerekir.
Kuzeydeki Çepni, Karaman, güneydogudaki Agaçeri, Döger, Bayad Türkmenleri kadar, Sünni Türk ve Kürd boylari ve Hristiyan gruplar arasinda da propaganda yapiliyordu. Elvan Çelebiye göre Baba ilyas, Baba ishaka kendi adina propaganda yapmak ve otoritesi altina çekmek için destur vermisti. Kendisini temsil eden simgesi ise Baba ishakin basina giyirmis oldugu kizil börküydü. Böylelikle halka güven sagliyordu. Propaganda çok bilinçli bir biçimde üç yönde sürdürülüyordu: 1) Baba ilyasin Peygamber ve kurtariciligi altinda Kiyama dur-ma; dünyanin sonunu getiren kö-tüler ve zalimleri yokedip, yeniden yaratarak devri (dönüsümü) sag-lamak (Alevi inançli halklara) 2) Sultan Giyaseddin Keyhusrev, Sünni müslüman olarak Muhammedin seriatin kosullarini yerine getirmemekte, içki ve isret sofra-larinda eglenmekten baska bir is yapmamaktadir, dinden çikmistir. (Sünni inançli halklara) 3) Bey-lerin elinden alinacak topraklar, hayvan sürüleri ve elde edilecek diger ganimetler, ayaklanmaya katilan kim olursa olsun, ayirim yapilmaksizin esit paylastirilacaktir (Gayrimüslim guruplara)
Ayrica bireysel dertlerine çareler buluyor, hekim gibi hastalari iyilestiriyor, hakim gibi davalara bakip aralarini düzeltiyordu. Böylece Baba ishak ezilen baski gören her din ve inançtan, milliyetten insanlara güven vererek akil ve bilincini harekete geçirmis oldu. Baba ilyas için çevresinde kadinli erkekli çok sayida insan topladi. Konar göçer Türkmenler sürülerini, digerleri ellerinde ne-leri varsa satip silah aliyorlardi. Baba Resuldan haber geldiginde ayaklanma baslayacakti.
Baba ishaktan baska, Vilayet-namedeki bazi keramet söylen-celerin yorumundan Haci Bektas Horasaninin de katildigini çikartabiliyoruz.
Haci Bektas, çok büyük olasilikla Elbistan ovasinda Dede Karginla
görüsüp-halleserek kendini kabul ettirmis ve halifesi olmustu. Bu propaganda döneminde Baba ishakin belki birlikte gidip yol göstermesi, ya da yanina adamlar katmasi sonucu kardesi Mentes ile önce Sivasa geçtiler. Oradan da Baba ilyasi görmege gittiler. Vilayetnamede bunlardan sözetmiyor.
Ancak Asik Pasaoglu (1481), Elvan Çelebi(1358-9), Ahmet Eflaki(1353) ve Mehmet Nesri(1492)deki kisa bilgilerle, Vilayetname (1480li yillarda) söylencelerindeki özü birlestirdigimizde görülmek istenmeyen bazi gerçekler aydinliga çikiyor. Haci Bektasin Anadoluya gelmesini beyan edeyim diyen Asik Pasaoglu sürdürüyor:
Bu Haci Bektas Horasandan kalkti. Bir kardesi vardi, Mentes derlerdi.
Birlikte kalktilar. Anadoluya gelmeye heves ettiler... O zaman da Baba
Ilyas gelmis, Anadoluda oturur olmustu. Meger onu görmek istegiyle
gelmisler. Onun dahi hikayesi çoktur. Haci Bektas kardesiyle Sivasa,
Sivastan Baba Ilyasa geldiler. Oradan Kirsehire, Kirsehirden Kayseri'ye
geldiler.. Haci Bektas kardesini Kayseriden gönderdi. Vardi Sivasa çikti.
Oraya varinca eceli yetisti onu sehit ettiler... (Asik Pasaoglu Tarihi,
Haz. Atsiz, 2. Basim, Ankara-1992, s.164-165)
Haci Bektas Veli, Asik Pasaoglunun belirttigi gibi Baba ilyas ile
görüstükten sonra, kardesiyle birlikte önce Kirsehire, sonra Kayseriye
gitti. Bize göre kendi keyfine gitmedi; Baba ilyas Horasani tarafindan,
Musa Kazim oglu imam Riza torunlarindan Haci Bektas Veli, Rum erenlerine
Peyik (elçi) hizmetiyle gönderildi. Yazimizin bu bölümünü Vilayetname
nin
söylencesel dilinden dinleyerek bitirecegiz.
Gelecek sayimizda konumuza tekrar devam edecegiz.
Hünkar Haci Bektas Veli Rum ülkesine yaklasinca mana aleminden
Rum erenlerine: Selamlar sizin üzerinize olsun Rumdaki erenler
ve kardesler diye selam verdi. 57 bin Rum ereni sohbet meclisindeydi.
Rumun gözcüsü Karaca Ahmeddi. Hünkarin selami, Fatma Baciya malum
oldu. Bu kadin Sivrihisarda Seyyid Nu-reddinin kiziydi; henüz
vlenmemisti; sohbet meydanindaki erenlere yemek pisirmekteydi.
Karaca Ahmed de Seyyid Nureddinin müridiydi. Fatma Baci ayaga kalkip,
Hünkarin geldigi yöne dönerek elini gögsüne koydu ve üç kez dedi
selamini aldim, yerine oturdu. Meclistekiler: Kimin selamini aldin?
dediler. Fatma Baci: Rum ülkesine bir er geliyor. Siz erenlere selam verdi;
onun selamini aldim. dedi. Erenler: Sözünü ettigin er nereden geliyor?
diye sordular. Fatma Baci: Kendisi Horasan erenlerindendir. Ama simdi
Beyt-Allah tarafindan geliyor... dedi (Vilayetname, Haz.
A.Gölpinarli, s.18; Haz.E. Korkmaz, s.37-38)