GÜLEN ERDILEK
10 Eylül 1920de Sovyetler Birliginde Baküde yapilan kongre ile kurulan Türkiye Komünist Partisi, Büyük Ekim Devriminin rüzgarlarini ülkemize tasidi. Türkiye isçi sinifinin tarihine damgasini vuran bu gelenek bugün 78. yasini kutluyor.
TKP, Marksizm-Leninizme bagli bir parti olarak dogdu. O yillarda Türkiyede isçi sinifi sayica zayifti. Yillar içinde Türkiye isçi sinifinin konumu degisti, güçlendi.
TKPnin dogusu sirasinda, isçi sinifinin sayica azligi, TKPnin ideolojik, politik hatalar yapmasinda önemli etkendi.
TKPnin tarihi, aslinda bütün dünya komünist partilerinin tarihinde oldugu gibi, kan, ates, zulüm altinda yasanan nice fedekarliklarin tarihidir. Tarihimizin bu yönüyle övünüyoruz. Ama TKP, sunu da söylemekten hiçbir zaman çekinmedi: TKP tarihi ayni zamanda ciddi yanilgilar, ideolojik-politik hatalar, hatta ihanetler tarihi oldu.
Partimizin tarihindeki bu çeliskili gidis, partide sürekli süren devrimci ve oportünist kanat arasindaki çatismanin 1979da kopmaya dönüsmesiyle kapandi.
Örgütlerin yasamlari, kisilerin yasamlarindan daha uzundur. Dile kolay! 78 yil! Bu süreç içinde partiden binbir çesitli insan geçmis, binbir çesit olay olmus, ama Türkiye Komünist Partisi yoluna devam etmistir. Türkiyenin geçtigi inisi-çikisli yollardan kaybolmadan, komünist kültürü koruyarak çikabilmis baska bir parti gösterilemez.
içinde yasadigimiz dönem, olanaklarin ve tehlikelerin yogun olarak birlikte ilerledigi bir dönem. Olanaklarin iyi kullanilmadigi durumlarda -ki yasadigimiz dönemde ne yazik ki gelisen süreç yine budur- tehlikelerin daha hizli ilerlemesi kaçinilmazdir.
isçi sinifinin, emekçilerin, Kürt halkinin çetelerle sarilmis Türkiye burjuvazisine karsi kizginlik içinde oldugu, artik Türkiyenin gündelik yasaminin her sahnesinde açikca gözükmektedir.
Halk yiginlarindaki bu hosnutsuzlugun artmasinin farkinda olan burjuvazi, örgütsüzlügünün de farkindadir. Bu yüzden elinden gelen her olanagi kullanarak istemleri daraltmaya, siyaset sahnesine daha dar bir çerçevede çikmasini saglamaya hem gizli, hem açik güçleri ile çalismaktadir.
Olanaklarin artmasi, bu dar, güdümlü siyasal çerçevenin parçalanmasi için, bu öfkenin açik siyasal savasima dönüsmesi, üzerine gidecegimiz olanaktir.
Bu eleverisli kosullardan, ancak ve ancak tüm ülke çapinda merkezi olarak örgütlenmis bir komünist partisi ve onun propaganda ve ajitasyonu ve eylemi ile yararlanilabilir. Bu yapilmazsa hosnutsuzluk burjuva kanallara akacaktir.
Komünist partisi islevini yerine getirebildigi ölçüde bu kosullar iki toplumsal gelismeyi daha hizlandiracaktir. Yönetici sinif kampinda çözülme, halk muhalefeti kampinda siyasal gücün ortaya çikmasi. Kriz dönemi, yönetici sinifin yürütme zorluklarinin öne çiktigi, dolayisiyla yönetici sinifin temsil ettigi genel ortak çikarlar otoritesinin toparlayaci etkisinin halkin ve çatisan farkli çikar guruplarinin gözünde azaldigi dönemdir. Tam da bu nedenle, halk muhalefetinin, sözcülügünü etkin bir biçimde yapabilecek alternatif bir siyasal gücün etrafinda birlesme güdüsünün hizla öne çikacagi dönemdir.
Her kriz dönemi gibi, elbette kendi içinde inis-çikislari olan bir dönem geçirmekteyiz. Özellikle ileri atilimlarin olmadigi, inislerin söz konusu oldugu dönemlerde, moral bozukluguna, olmayacak havasina kapilmamak son derece önemlidir.
Türkiye topraklari içten içe kayniyor. Türkiye toplumu devrim istiyor, basindaki melanetlerden kurtulmak istiyor. Bunun karsisinda yüklenilen görevler son derece agirdir.
Önümüzdeki görev, herhangi bir komünist partisi degil, Türkiyenin istedigi komünist partisini yükseltmektir.
Ülke gerçeklerini yansitan bir pratik içinde olmayan hiçbir komünist partisi, ülkenin kaderinde yer tutamaz. Dünyanin her yani, geçmiste ve günümüzde, bunun sayisiz örnekleriyle doludur.
Ayni belirlemeye tersten de örnek verilebilir. KP olmayan, komünist ideoloji ve örgütlenmeye sahip olmayan, ama eyleminde ülkesinin gerçeklerini yansitan pek çok hareket de ülkesinin siyasetine yön verebilmistir. Sandinistler bunun güncel örneklerinden biridir. Tabii, böyle durumlarda, uzun süreli basari için ya bu hareketler gerçek bir KPye dönüseceklerdir (Küba örneginde oldugu gibi) ya da basarilari geçici olacaktir. (R.Yürükoglu, isçinin Sesi, sayi 458, Subat 1998)
Acele etmek zorundayiz. Gelen dalgayi kucaklayabilmek için, devrimci durumun insanlari devrimcilestirdigini görmeliyiz. Yeni kadrolar kazanmak, teorik olarak ilerlemek, parasal açidan, egitim açisindan bu dalgayi karsilayabilecek duruma gelmek gerekir. Yoksa zaman yine geçmis olacaktir.
Bu durum, sadece TKP için degil, Türkiye devrimci hareketinin bütünü için de geçerlidir. Zaten, nesnel kosullarin koydugu görevler nesneldir. Yani bu görevler Türkiye devrimci hareketinin önündeki görevlerdir. Bu temelde, Halk Meclislerinde toparlanma çagrisi acilligini korumaktadir.
isçi sinifimiz, burjuva provokasyonlarina pabuç birakmadan yürümeye kararlidir ve bilinçli çikislara hazirlanmaktadir. isçi sinifinin, sinif savasiminin önüne çikamayacaklarinin korkusu, burjuvazinin uykularini kaçirmaktadir.
Türkiye isçi sinifi 78 yillik bu emegi bosa çikarmayacaktir. Gelecek, gelenegine sahip çikacaktir. Bu tarihin degistirilemez yasasidir.
TKP öyle bir candir ki, 78 degil, daha çok 78 yillar yasayacak, nesiller nesiller boyu emegin bekçiligini sürdürecek, Türkiyede devlet ve siniflar yok olana kadar var olacaktir.
Yasasin TKPnin 78. yasgünü!
Yasasin Türkiye isçi sinifinin hakli kavgasi!