Ana Sayfaya Git  TKP tarihi index sayfasina git...

TKP TARIHI- VII

Kürt ulusunun hakli direnisini kazanacaktir

NAZIM ÇELIK

TKP’nin 1920-1930 yillari dönemindeki faaliyetlerine bu sayida da devam ediyoruz. Aslinda bu on yillik dönem için yazilanlar partinin o dönemdeki faaliyetlerinin bir bölümüdür. Okuyucularimiz da takdir eder ki, illegal çalisma yürüten örgüte ait bilgileri, yayinlari yani arsivi ülkede gizli tutmak oldukça zor ve risklidir. Hatta bazi dönmelerde karsi devrimci güçlerin eline geçmemesi için bilerek yok edilmis veya kaybedilmis materyaller olabilir. Bir kismi da burjuvazi tarafindan gelecek genç komünist kusaklara ulasmamasi için yok edilmis tir.

Elimizde bulunan arsivden ve arastirmalar sonucunda ulasacagimiz belgelerden yararlanarak ‘‘Parti Tarihinden Sayfalar’’a devam edecegiz.

Agustos 1930’da yayinlanan ‘‘inkilap Yolu’’ gazetesindeki yazidan yaralanarak 1920-1930 dönemi parti çalismalarini daha derli toplu sekilde aktarmaya çalisacagim.

1925’te tam bir burjuva diktatörlügü uygulanmaya baslanana ve parti gittikçe illegale çekilene kadar geçen 4 yil zarfinda iyi bir propaganda ve fikriyat çalismalari yapildi. Bu dönemde bazen taktik hatalara düsüldü. Fakat bunlardan parti kendisi düzelterek çikti. isçi sinifinin devrimci hareketini bilfiil yönetti.

1925-27 döneminde partinin merkez komitesi kendisine düsen görevleri basaramayacak durumdaydi. En basarili, özverili üyelerinin tutuklanarak mücadele disinda kalmasindan dolayi oldukça zayif durumdaydi. istiklal Mahkemesi’nin baskici kararlarindan dolayi yer yer moral bo-zuklugu görülüyordu. Bu ortamdan yararlanan MK, pasifistligini mazur göstermek ihtiyaci ile, var olan sosyal-ekonomik durumu mensevikçe takdire yönelmis ve tasfiyeci bir düsünce ileri sürmüstür.

Bu dönemde partinin tamamiyla eriyip yokolmamasini lokal örgütlerin direnme ruhuna ve komünist militan gençligin mücadelesine borçluyuz.

TKP, 1927’de, bu korkak ve fikir olarak soysuzlasan yöneticileri basindan atti. Tecrübe edilmis ve Komünist Enternasyonal’in hattina sadik parti ve komünist gençligin militanlarindan olusan karma bir yönetici kadronun rehberligi altinda yeniden devrimci mücadelelere giristi. Bu dönüsümün uygulanmasindan çikan ihanetler, kitlesel tutuklamalar ve hapis partinin çalismalarini sekteye ugratmak yerine ona büyük hiz verdi ve isçiler nezdinde komünizmin itibarini yükseltti.

Böyle bir yenilenmeyle aktiflesen TKP, hükümetin yildirma politikalarina ve Halk Partisi diktatörlügünün soygununa karsi sistemli olarak mücadele verdi. Parti, kendi örgütlenmesini saglamlas-tirmaya ve sanayii isçileri içine daha derin bir biçimde kök sal-maya özen gösterdi. Bu faaliyetlerden dolayi, devlet partiyi gittikçe artan bir sekilde izleyerek baski ve tacizlerini arttiriyordu. O dönemde TKP ile Halk Partisi hükümeti arasinda sürekli ve amansiz bir müacdele sürüyordu. Bu karsilikli çarpismalarin siddetlenmesi TKP açisindan yarar saglamistir. Söyle ki: Degisik dönemlerde TKP saflari arasina sizmis olan ve onun dogal gelismesine engel olan unsurlari, küçük burjuva siyasetçilerini, Troçkistleri ve polis hesabina çalisan ajanlari ortaya çikarmak ve örgütleri bunlardan temizlemek olanagini verdi. Saflardan atilanlar, uzun zaman önce partiden atilmislarla birlstiriler. Bunlar, isçi sinifi içine nifak tohumlari ekmek ve böylece Komünist Enternasyonal’in Türkiye subesini, iç çekismeler ve kavgalarla yikmak amaciyla bir ‘‘polis provakasyonu firkasi’’ olusturdular. Bir taraftan bu hain tesebbüs, diger taraftan bazi illerde yeniden yapilan komünist tutuklamalari, TKP’nin o günlerde, dogrudan dogruya polise bagli bazi unsurlari içerdigi süphesini güçlendirmektedir.

TKP’nin o dönemdeki yönetimi, bu unsurlara karsi partiyi saglamlastirip mücadeleye karar verdi. Bu kararlar geregi TKP, partiden kovulmuslar örgütüne karsi bütün gücü ile mücadele etmeli, onu yönetenleri, burjuvazinin ve Halk Partisi polisinin, yüzlerine komünist maskesi takmis usaklari olarak acimasizca teshir etmeli ve bu maskeyi düsürmelidir.

TKP yeniden örgütlenme faaliyetlerinin yogunlugunu, hizipçilik mücadelelerinden ve polis provakasyonlarindan hariçte kalmis sinai isletmelerde çalisan isçilere yönelterek sagladi. Her tür isletmelerde isçinin çalisma saatlerini ve gündemde olan ekonomik krizle ve Türk lirasinin deger kaybetmesiyle ile ilgili olark ücret sorunlarini (altin esasina dayali hakiki ücret belgisi) yakindan incelemistir. Ekonomik mücadele hareketlerini gelistirmek amaciyla yasal olan bütün isçi cemiyetlerinde (Halk Partisi’nin elinde olsun ya da olmasin) komünist fraksiyonlarin çalisma-larini artirmistir. isyerlerinde çalisma komiteleri, ekonomik istek-ler mücadele komiteleri vs. olusturmak ve bunlar araciligiyla isçileri iktisadi mücadelelere yöneltmek, grevler örgütlemek ve siyasi kitlesel gösteriler yaptirmak ana savasim odaklari olmustur. Böylece yeni meslek birlikleri olusturmak dogrultusunda sürekli çalismalar yapildi. Sendikalar (meslek birlikleri) alaninda usüllü, sabirli bir çalisma ile parti, kitleleri etkisi altina alabildi. Bu alandaki mücadelede, örgütçülük yetenekleri ve proletarya davasina fedekarliklari sabit olan genç isçileri partiye kazanarak kadrolari yeniledi ve partiyi güçlendirdi.

Partinin yeniden teskilatlandirilmasinda, halkçi merkeziyetçiligin vazgeçilmez sarti olan ve onsuz hiçbir bolseviklestirme tedbirinin olusturulmasi olanakli olmayan bir demir disiplin saglanmasina önem verilmistir. Bu disiplin, partinin illegal çalismak zorunlulugundan dolayi, hayati konularin parti illegalitesine zarar vermeyecek bir yöntemle hücrelerde ve yerel komitelerde genis bir halkçilik çerçevesinde tartisilmasina engel olmustur.

Kovulmuslara, oportünist tasfiyecilere, Kemalist burjuva ajanlarina karsi mücadelenin basarili olmasinin teminati, bu mücadeleyi asla sekter zihniyetle yapmiyarak, gerek merkez komitesinin ve gerek çevre örgütlerinin islerini ve çalismalarini ciddi bir özelestiriye tabii tutma suretiyle yapmaktadir. Böylece TKP yönetim kadrosunun hatalarini düzeltmek mümkün olacaktir. Namuslu komünist isçiler nezdinde güçlü bir inanç olusacak ve partiye güven artacak, sonuçta partinin itibari yükselecektir.

Parti tarihinin bu sayfasinda 1930 Temmuz’unda yayinlanan bir yaziyi örnek belge olarak sunuyoruz. TKP istanbul il Komitesi’nin çikardigi Kizil istanbul gazetesinde yayinlanan bu yazi yoksul köylü hareketine deginiyor. Özellikle Kürdistan bölgesindeki köylülerin dramini, çilesini yansitiyor. TKP’nin o dönemde Kürt ulusal sorununa bakis açi-sini, tutumunu göstermesi açisindan da önemli bir yazi oldugu açiktir. Kemalist burjuvazinin Kürdistan’i bir iç sömürge olarak kullandigini vurguluyor.

‘‘Sarktaki Köylü Hareketi

‘‘Çesitli türde köylü hareketleri vardir. Örgütlü ve toplu olarak köylü hareketlerinin henüz baslamadigi bir dönemde mevcut türlerden birisi de eskiya harekatidir. Her yerde ve bittabi bizim de memleketimizde bütün eskiya köylülerdendir. Bunlar köylerinde derebeylerin, yari derebeylerin esaret ve soygunundan, büyük çiftlik sahibi, zengin aga, murahabaci ve tüccarin amansiz istismarina tabii olarak çiftini çubugunu kaybetmis köylülerdir.

‘‘Eskiya hareketlerinin kuvvetlenmesi köyde farklilasma tesiriyle fakirligin artmasi, açligin çogalmasiyla orantili olarak yürür. Genellikle memlekette ve bilhassa köyde iktisadi güçlüklerin arttigi zamanlarda çogalir.

‘‘Savas dönemlerinde ve savastan sonra eskiyanin çogalmasi da bunu gösterir. iste burjuvazinin isyan, eskiya hareketi diye gösterdigi sey köylü hareketleridir.

‘‘Küçük burjvazinin ve bilhassa köylünün ekonomik güçlük ve siyasi baski altinda gericiligin etkisine girmesi olasiligi kuvvetlidir. Nitekim Türkiye’de genellikle böyle olmaktadir. Ulusal Kurtulus Savasi zamaninda çesitli illerdeki isyanlar, 1923’deki Kürt isyani hep bunlara dahildir.

‘‘isçi sinifi ve onun öncüsü Komünist Partisi’nin köylü harekatina yol göstermesi ve onu devrim yoluna kanalize etmesi zorunludur. Kürdistan’daki pedersahi agir derebeylik ve yariderebeylik iliskileri milyonlarca köylüyü esaret boyundurugu altinda tutuyor. Bunun baskisi yetmiyormus gibi, oradaki agalarla kapitalistlige yüz tutmus derebeyleriyle kaynasmaya baslayan ve el ele hareket eden Kemalist burjuvazi Kürdistan’i bir sömürge halinde kullanmakta ve yoksul halkin kanini emmektedir. Ulusal azinliklara karsi Kemalistlerin izledigi bugünkü baskici karsi devrimci siyaseti de buna ekleyince Kürdistan köylülerinin kaç katli bir istismar altinda bulunduruldugu ortaya çikar.

‘‘Dogu illerinin ekonomik açidan geri kalisi ve sanayinin hemen hemen olmayisi yüzünden Kürt fukarisinin her zaman oradaki gericiligin, hilafetçiligin ve emperyalizmin timsali olan seyh ve agalarin tesiri altinda kalmis olduklarini biliyoruz. Bugün de, Kürt yoksulu bizzat kendi çikarlarinin aleyhine gericilerin masasi rolünü oynakmaktadir.

‘‘Devlet kuvvetleriyle, ordu ve jandarma esasen mevcut baski ne kadar arttirilirsa arttirilsin, bu tür harekete ne Kürdistan’da ne de baska yerde çözüm getirmek Kemalist diktatoryasi için mümkün degildir.

‘‘Oradaki derebeylerin ve büyük arazi sahiplerinin zulüm ve sömürüsüne son vermek ve ellerindeki topraklari, diger mülkleri alip fakir ve topraksiz köylüye bedelsiz olarak dagitmak gereklidir. Ayrica, burjuva demokratik inkilabinin en önemli meselelerinden biri olan ulusal sorunun da halledilmesi gerekir.

‘‘Türkiye’deki bütün ulusal azinliklarin ve bu meyanda Kürtlerin kendi kaderlerine kendilerinin hakim olmasi temin edilmelidir.

‘‘Fakat bütün bunlari, emperyalizmin önünde boyun egmeye ve sehirde gerici büyük burjuvazi ile, köyde agalar ve derebeyleri ile kaynasmaya baslayan Kemalist burjuvazinin bütün bu meseleleri halletmesi mümkün degildir. Ancak diger birçok islerde beraber bu iki önemli ana sorunu da Türkiye isçi ve köylü hükümeti halledecektir. iste biz komünistler bu siar altinda köylüyü kendi tarafimiza çekmeye, devrimcilestirerek verdigi mücadelenin gerçek düsmanlarina karsi olmasini ve en iyi sekilde idaresine gayret etmeliyiz. ’’

Yukaridaki yazida da görüldügü gibi, TKP Kürt ulusal sorununu ilk kurulus yillarindan beri gündeme getirmis. Bu sorunun çözümlenmesinin tek yolunun devrimci mücadele ile ve nihayetinde devrimle çözümlenecegini vurgulamistir. Bugün Kürt halkinin hakli mücadelesi Türkiye burjuvazinin ve emperyalizmin azginca ve sinsice saldirilarina karsi tabani daha da genisleyerek sürmektedir.