Kadin Sorunu ve Sovyetler Birligi’nde Cinsel Esitsizligin Kökleri -III

Devrimden önce Rusya’nin hiçbir demokrasi gelenegi yoktu. Sosyalizm tanimi geregi bir aktif yigin demokrasisidir ancak SSCB’de proletaryanin kendini yönetme sansi olmamistir. Politik ve idari güç devlet ve parti bürokrasisinin elinde yogunlasmisti ve onlar da demokrasinin yolunu açmadilar ve hatta siyasetlerini demokratik olmayan bir temelde insaa ettiler.

Bolsevikler gücü ellerine aldiklarinda sosyalist bir toplum kurmanin zorluklarinin bilincindeydiler. Devrimi gerçeklestirmede asil olan isçi sinifi Rusya’da ancak yeni ortaya çikmaktaydi. Lenin’in gerekli gördügü NEP’de bunun sonucuydu. NEP’in yürürlükten zamanindan önce kaldirilmasi tarihsel bir hata olmustur.

E. KARAKEBELI

5. Bölüm:

Büyük Ekim Devrimi’nin ardindan Rusya’da durum yeni hükümetin varligini sürdürebilmek için vedigi sürekli bir kargasa içindeydi. Proletaryanin devleti simdi yeni toplumu nasil kuracaklari gibi teorik sorunlarin yaninda, kontrolü elde nasil tutacaklari gibi pratik sorunlarla da ugrasmak durumundaydi. Kadinlarin ezilmislikten nasil kurtulacagi konusu da bu sartlar altinda ele alinmaktaydi.

Esitsizlikleri yok etmek için öncelikle hukuksal tedbirler alindi. Ama daha önceki bölümlerde de gördügümüz gibi bu haklarin hayata geçmesi yeni bir ekonomik temele oturmus tamamen yeni bir toplumsal düzeni gerektiriyordu ve hele SSCB’nin sahip oldugu üretim güçleriyle çözülecek bir konu degildi.

Daha ilk yillarindan itibaren Sovyetler Birligi’nin önde gelen bir amaci kapitalist ülkelere yetismek ve onlari geçmek oldugundan kamu harcamalari her zaman tüketiciye yönelik yatirimlardan daha öncelikli olmustur.

Bu ortam içinde 1930’lardan baslayarak yeni aile modeli iflas etti. Bunda ana neden ideolojik adanmislik eksikligi degil, alt yapinin güçsüzlügüydü. 1. Dünya savasinin ve ardindan içsavasin getirdigi yoksulluk, 1928’den sonra yasanan kollektivizasyon ve hizli endüstrilesme zaten yüksek olmayan hayat standartlarini iyice düsürmüstü. Buradan yola çikarak, maddi sartlarin dogurdugu zorluklar yüzünden ‘‘Aile Yasasi’’nin çalistirilamadigini iddia etmek yanlis olmaz.

Zenotdhel’in yani sira 1930 yilinda partinin kadin kolu da kapatildi. Bunlari ailenin görevlerini güçlendiren yeni yasalar izledi. Kadinlarin toplumda baski altinda kalmasi gibi temel sorun-lar ve ev islerinin yükünden, ço-cuk bakiminin tek sorumlusu olmaktan onlari kurtaracak pratik noktalara kadar her konu ‘‘aile toplumun temel hücresidir’’ söy-lemi altinda unutuldu. Bunlar kadinlarin kendi karari degil, parti aygitinin ürettigi politika-larin sonucuydu ve kadinlar bir kere daha politik degisikliklerde etkili olmak yerine sadece degisikliklere tabi olmuslardi. Bunlarin birakin bir sosyalist ülkeyi, batinin güdük demokrasilerine bile ters düsen uygu-lamalar oldugu açiktir. Ne var ki devrimden önce Rusya’nin hiçbir demokrasi gelenegi yoktu. Sosyalizm tanimi geregi bir aktif yigin demokrasisidir, ancak SSCB’de proletaryanin kendini yönetme sansi olmamistir. Politik ve idari güç devlet ve parti bürokrasisinin elinde yogunlasmisti ve onlar da demokrasinin gelismesinin yolunu açmadilar ve hatta onun yerine siyasetlerini demokratik olmayan bir temelde insa ettiler.

Büyük Ekim Devrimi’nin gerçeklestigi döneme yeniden bir bakarsak; Bolsevikler gücü ellerine aldiklarinda sosyalist bir toplum kurmanin zorluklarinin bilincindeydiler. Devrimi gerçek-lestirmede asil olan isçi sinifi Rusya’da ancak yeni yeni ortaya çikmaktaydi. Lenin’in gerekli gördügü NEP de bunun bir sonucuydu. Lenin, toplumdaki herhangi bir gelismenin basa-rilabilmesi için öncelikle üretim güçlerinin gelistirilmesi gerek-tiginin farkindaydi ve NEP de en basit sekliyle, proletarya devletinin kontrolünde, kapitalist iliskilerin de yardimiyla, üretim güçlerinde gelismenin saglanmasiydi.

Merkezi planli bir ekonominin toplumu yönetmesi gerektigi saviyla NEP’in yürürlükten kaldirilmasi tarihsel bir hata olmustur. Stalin ve Troçki’yle baslayarak, toplumda önce sosyalist üretim iliskileri kurulursa, bu gelismeyi üretim güçlerinin de takip edecegine inanildi. Bu düsüncenin kökleri volüntarizmdedir. Hizli endüstrilesme çabalari ve zoraki kollektivizasyon da bu inanca dayaniyordu.

Böyle geri bir temelde tüm toplumu kapsayan planli üretim ve dagitim yapilan, sosyalist bir devlet kurmak istemislerdi. Ancak eger bugünkü gelismislik düzeyinde ve en ileri endüstrilesmis ülkelerde bile bu kadar genis ölçekli bir planlamanin imkansiz oldugunu akilda bulundurursak, yüzyil basi Rusya’si böyle bir uygulama için kesinlikle hazir degildi. Sonuç, zaten sinirli olan ekonomik kaynaklarin israf edilmesi, bundan toplumun zarar görmesi oldu.

Rusya’nin geri kalmisliginin devrimin gelecegiyle ilgili sorun olabilecegi basindan beri açikti, ve bunun üzerinde kafa yoruldugu da bir gerçek. Örnegin, devrime disindan bakan birisi olarak Rosa Lüxemburg söyle diyor;

‘‘Hepimiz tarihin kurallarina tabiiyiz ve ancak uluslararasi bir sekilde sosyalist bir toplum düzeni kurulabilir. Bolsevikler bize, gerçek bir devrimci partinin tarihsel imkanlar içinde yapabilecegi herseyi basarma kabiliyetinde olduklarini gösterdiler. Mucizeler yaratmak durumunda degiller. Çünkü tecrit edilmis, savastan yorgun, emperyalizm tarafindan bastirilmis, uluslararasi proletarya tarafindan ihanete ugramis bir ülkede hatasiz ve model bir prolaterya devrimi yaratmak bir mucize olurdu. (…) Rusya’da soru ancak sorulabilirdi; ama çözüm Rusya’da olamazdi.’’

Ne Yapmali?

Maddi eksikliklerin yanisira töreler, gelenekler ve ekonomik öncelikler kadinlarin konumunda iyilesme saglanmasinda sürekli sorun olmustur. Kadinlarin bu yapi içinde esitsiz bir konumda kalmalarinin özürleri olsa bile yapilabilecek herseyin de yerine getirildigi iddia edilemez. Burada Alexandra Kollontai’dan bir alinti yaparak, her ne kadar kadinlarin kurtulusu sorunu daha genis bir sorunun parçasi olsa da yapilabilecek bazi ilerlemelere dikkat çekmek istiyorum:

“Tarihsel materyalizmin takipçileri özel bir ‘Kadin Sorunu’ olduguna ve bunun günümüzün diger sosyal sorunlarindan ayri oldugu düsüncesine karsi çikarlar. Kadinlarin ezilmesinin altinda belirli ekonomik problemler yatmaktadir. Bu süreçte dogal faktörler ikinci önemdedir. Ancak birinci faktörlerin tamamen ortadan kalkmasi, ve geçmiste kadinlarin baski altina girmelerine yol açan bu güçlerin evrimlesmesi, temelden toplumsal pozisyonlarini etkileme ve degistirmeyi basarir.’’ ‘‘Ancak bu, modern sistemler içinde kadinlarin hayatinda hiçbir ilerleme saglanamaz anlamina da gelmez. isçilerin sorunlarina radikal cevaplar modern üretim iliskilerinin tamamen yeniden yapilanmasinda mümkündür; ancak bu bizleri proletaryanin en acil istemlerini karsilayacak reformlardan geri mi tutmalidir? Tam aksine, isçi sinifinin her yeni kazanci insanligi özgürlük ve toplumsal esitligin kralligina daha da yaklastiran bir adimdir. Bu nedenle kadinlarin kazandigi her hak onlari tam kurtulusa biraz daha yaklastirir.” (Alexandra Kollontai, 1972)

Örnegin kadinlarin kurtulusu konusunda egitim çok önemli bir noktadir. Belirli kesimlerde de olsa gerçeklesecek degisiklikler sonuçta ister istemez tüm toplumu etkileyecektir. Egitimin dagilisinda yapilacak ilerlemeler de insanlara bilgi düzeylerini gelistirmede daha çok imkanlar saglayacaktir.

Yasal önlemler, her ne kadar anahtar degilse de, hiç kuskusuz önemli bir yere sahiptir. Politik hayata katilmanin karsisindaki engellerin kaldirilmasi en önemli noktalardan biridir. Üstelik bu, genel bir demokratiklesme ve politik hayata yiginsal katilimin bir parçasi olmalidir. Kadinlarin politik eylemliligini arttirmada pozitif ayrimcilik, yasal ve egi-timsel tedbirlerle ev isleri ve ço-cuk bakiminin kadin ve erkekler arasinda daha esit dagiliminin saglanmasina öncelik verilmelidir. Kadinlarin dogurganliklariyla il-gili kanunsal haklari olmalidir. Bunlar elbette sadece birkaç örnek ve yeterli de degil ama bu kada-riyla bile önemli bir yol kate-dilebilir.

Bunlarin elbette kendi kendi-lerine gerçeklesmesi beklenmiyor. Öyle inaniyorum ki, toplumda ‘‘kadin sorunu’’ diye bir konu varsa ayri bir kadin örgütlenmesi de olmalidir.

Eger toplumsal ilerlemede en önemli konu nedir diye düsünecek olursak, kadinin ezilmisliginin de merkezinde bulunan ana faktörlere karsi savasim; yani toplumdaki isbölümü ve sinifli toplumdur. Bunlar ortadan kaldirilmadan ne kadin ne erkek için gerçek kurtulus da saglanamaz.

Kaynakça

Engels, F. (1972) Ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökeni.

Kollontai, A. (1972) Kadin-Erkek iliskileri ve sinif mücadelesi. Falling Wall Press, Bristol

Lapidus, G. W. (1982) Rusya’da Kadin.

Lapidus, G. W. (1993) Women, Work and Family in the Soviet Union

Marks, K. (1968) “Gotha Program’inin Elestirisi”, Marks -Engels, S.W. Vol 3

Marks, K., Engels, F. (1965) Alman ideolojisi

Marks, K. (1975) “Economic and Philosophical Manuscript of 1844”, C. W. Vol.3

McAuley, A. (1981) Women’s Work and Wages in the Soviet Union Allen and Unwin

Oxenstierna, S. (1990) From Labour Shortage to Unemployment

Sedatis, J.B., J.Butterfield (1991) Perestroika for Women: Perestroika from below, Social movements.