Ingiliz futbol serserilerinin maçlar boyunca gösterdikleri ‘‘yüzleri’’ Britanya devletinin belki de sonu anlamina gelecek ‘‘ingiliz milliyetçiliginin’’ bir baska göstergesidir.

INGILIZ MILLIYETÇILIGININ DEGISEN YÜZÜ

GÜLEN ERDILEK

1998 Dünya Kupasi futbol karsilasmalarinin ‘‘heyecanli’’ geçen günleri, futbol ‘‘fanatiklerinin’’ sergiledikleri tutumlar açisindan da tüm dünyada televizyonlari basindaki izleyicilerin dikkatlerini çekmistir. ingilizlerin degisen milliyetçi yüzleri, Alman fasistlerinin artan güçleri ve bunlarin aralarindaki dayanismalar....

Emperyalistlerin, güçlerini koruyabilmek için ülke içinde milliyetçi duygulari arttirmaya çalistiklari bilinen bir gerçektir. Bunalimlari artikça, emperyalist ülkelerde milliyetçi rüzgarlarin da artmasi bu açidan hiç sasirtici degildir. Dünya kapitalizminin önünde nefes alacagi daha çok za-man gözükmesine ragmen, içine girdikleri devresel krizler, böylesi sonuçlari kaçinilmaz olarak bes-lemektedir. Dünya Kupasi maçla-ri sirasindaki görüntüler de bu çerçevededir. Bu açidan, ingiliz fanatiklerinin maçlar sirasindaki ‘‘tavirlari’’ bir çok seyin göster-gesidir.

ingilizlerin kötü ve korkutucu ünü Haçli Seferleri döneminden kalma, beyaz üzerine kirmizi haçli St. George bayraklarinin, çok uzun bir süre sonra ingiliz taraftarlar arasinda dalgalanmasi, tüm Avrupa’da beyinlerde ‘‘simsekler’’ çakti. isçi Partisi baskani ve basbakan Tony Blair’in ‘‘yenilesme’’ demagojisinin simgesi mi ortaya çikmisti acaba?

Dünyanin bir çok yerinde ‘‘ingiliz’’ adi geçerli olmakla beraber, ülkede yasan iskoçyali, Gallerli, irlandali uluslar düsünülerek özellikle ‘‘Britanyali’’ kelimesinin kullanilmasina ülke içinde önem gösterilmesine rag-men, futbol fanatiklerinin dalga-landirdigi St. George bayragi tamamen ingiliz sömürgeciligini temsil etmektedir. ingilizlerin, Avrupa’yi fethetme savaslarinin bayragidir. Simdilerde demokratik gözüktüklerine bakmayin, Avru-pali çocugunu yüzyillar boyu iki simgeyle korkutmustur: Osmanli tugrasi ve ingiliz St George haçli bayragi.

Ülkenin resmi bayragi yerine bu kirmizi haçli ingiliz bayraginin ortaya çikmis olmasi, ingiliz mil-liyetçiliginin degisen yüzünün bir kanitidir. Yüzlerine bile bu bayragin çizili oldugu ‘‘fanatikler’’ ya da daha popüler dille ‘‘huliganlar’’, daha öncekilerinden farkli olarak ingilizlerin Avrupa’da barbarlikla egemenliklerini kurduklari dönemin özlemcisidirler. Örgütlü fasistlerin eylemi demek, geleneksel ‘‘huliganlar’’dan ayirma açisindan daha dogru olacaktir.

Uzun bir süredir gelisme kaydetmeyen iskoçya ve Galler’e otonomi konusunda Blair’in yaptigi ‘‘reformlar’’ bir yandan onlarin isteklerini yeterince karsilamazken, öte yandan “ingiliz” milliyetçiliginin artmasi-ni getirdi. irlanda sorununda anlamli bir ilerleme saglayama-yan Britanya adasi böylece ‘‘yeni-den birlesme’’ gibi bir ‘‘sorunla-ri’’ olabilecegini farketti.

Futbol, her zaman, her ülkede, halkin egilimlerini yansitan büyük bir barometredir.

1966 yilinda Wembley stadyo-munda Dünya Kupasini ingiltere kazanmis ve süreç boyunca ve sonrasinda ‘‘Union Jack’’ denen mavi üzerine kirmizi-beyaz haç-larin yer aldigi Britanya resmi bayraklari ortaligi kaplamisti. Krallik mavisi Britanya’nin yönetimini simgelerken, diger haçlar ingiltere, iskoçya ve irlanda’yi simgeliyordu. Oysa, Britanya’nin basarisi degil, ingiltere’nin basarisi söz konusuydu.

Bu tarihten 30 yil sonra, 1996’da Avrupa kupasi maçlari vesilesiyle, ingiliz bayragi ortaliga çikmaya basladi. Belli ki milliyetçiler, ‘‘Union Jack’’in sadece St.George’u (ingiltere diye anlayalim) temsil eden haçlarini simge olarak kullanmanin daha açik bir davranis olacagini düsündüler! 1707’deki ve 1801’deki Birlesme Anlasmasi’ndan bu yana ilk kez ingilizler, ingiliz bayragini dalgalandirdilar.

Ardindan yapilan kamuoyu yoklamasinda ise genç nufüsün % 88’i kendisini Britanyali olarak tanimlamaktansa, ingiliz olarak tanimlamayi tercih ediyordu.

Avrupa 96 sampiyonasi sira-sinda ingilizlerin söyledigi, ‘‘Üç Aslan’’ sarkisi bile saf kan ingiliz milliyetçiligini temsil etmek için seçilmisti. 900 yil önceki William Conqueror sembolü ile ingilizle-rin 3 ulustan geldigini (Angillar, Saksonlar ve Normanlar) anlatan sarkiyi dillendirmislerdi. ingiliz taraftarlar, ‘‘futbol evine geliyor’’ diye bagirdiklari zaman, iskoçya’nin baskenti Glasgow’a geri geldigini kastetmiyorlardi!

Bütün gelismeler gösteriyor ki, irlanda, iskoçya ve ingiltere’de önümüzdeki yillarda sicak gelismeler olacaktir.

Galler Bölgesi Ulusal Partisi’nin baskani Wigley’in deyimiyle, ‘‘ulusal olarak kendine güvenin cini siseden disari çikmistir. Bunu, ne Tony Blair, ne Gordon Brown, ne de Robin Cook (bunlardan Gordon Brown ve Robin Cook kabinedeki iskoçyalilardir, Tony Blair’in kendisi de iskoç-ya’da egitim görmüstür.) geri sokmayi basaramayacaklardir.”

iskoçya’da yapilan son aras-tirmalara göre, % 52 iskoçyali, ingiltere’den tam bagimsizlik is-temektedir. Bu rakkamin % 63’ü 35 yasin altindaki nesildir. Halkin büyük çogunlugu gelecek 10 yil içinde tam bagimsizlik yolunda büyük ilerleme kaydedilecegi dü-süncesindedir. Simdiki durumda bile iskoç Ulusal Partisi, isçi Partisi’ni seçimlerde oldukça zor-layarak ikinci parti olmustur. Gelecek seçimlerde ise isçi Partisi’ni tamamen silecegi söylenmektedir.

Su anki durum öyledir ki, isçi Partisi ne yana dönse kaybedecege benzemektedir. ‘‘Otonomi’’ geldigi zaman isçi Partisi lanetlenecek çünkü sadece o kadarla kalmis olacak, otonomiyi getirmezse bu kez getirmedigi için yine lanetlenecek.

Bütün bu otonomi konularini ingiliz milliyetçileri, ‘‘provokasyon’’ olarak degerlendirmektedir. Özellikle dünya kupasi sonrasinda genel bir degisim söz konusudur. Artik her yerde daha çok haçli seferlerinin bayragi olan St. George görülmektedir. Daha ön-ce, “St. George günü”nün ne za-man oldugunu normal bir insan bilmedigi halde, simdilerde St. George gününde publarda ucuz biralar dagitiliyor.

ingiliz burjuvazisi bir yandan Avrupa’ya karsi ‘‘degisik’’ ve “uygar” bir politika uyguladigini göstermeye çalisiyor ama öte yandan ingiliz halkinda milliyetçi duygulari ateslendirmeye bilinçli olarak ugrasiyor. Önümüzdeki dönem, bu tehlikeli oyunun so-nuçlarinin devsirilmeye basla-nacagi, milliyetçi rüzgarlarin daha gürültülü esecegi bir dönem olarak duruyor.