Onlarin adaleti bizim elimizde. Halk onlari yargilayacak ve cezalarini verecektir.

TÜRKIYE CUMHURIYETI ÇETESI

C. HASRET

IHD genel baskani Akin Birdal’a yapilan silahli saldiridan sonra gözler yine Susurluk çetesine çevrildi. Bu çetelerin üyelerini saydigimizda hemen hemen hepsinin devletin güvenlik güçleri oldugu ortaya çikiyor. Ve hükümet bu kirli iliskileri ortaya çikarmadigi için ‘‘elestiriliyor.’’

Önümüzdeki günlerde yeni çeteler duyarsak hiç de sasirmayalim. Çünkü, tamamen devletin organize suç örgütleri olan bu çeteler, devletin yönetememe krizine en iyi ilaçtirlar.

Yalniz bir yandan da çeteler çeteler hiç istemeden ayaklarina dolaniyor. Mehmet Agar’i bile yargilamaya niyetleri yok. Yüce divana gönderilecegini söylediler. Ama DGM’de göstermelik olarak yargilayacaklar. Fakat Agar’in adaleti bizim elimizde, onu halk yargilayacak ve cezasini verecektir.

Meshur ‘‘Susurluk Raporu’’ belki çok insani heyecalandirmistir. Kitabin arka kapaginda katillerin resimleri asili, içerigi de bu katillerle ilgilidir diye insan düsünüyor. Fakat, nerede! Kitapta genellikle Ömer Lütfi Topal cinayeti ile ilgili rapor hazirlanmis. Sözde devlet sirri diye çogu yerlerini de basmamislar kitapta. M. Agar’i, A. Çatli’yi, Sedat Bucak’i, Mehmet Eymür’ü, Tug. Veli Küçüklü’yü, ibrahim Sahin’i, ellerinden gelse suçsuz ilan edecekler. Zaten sonuç da onu göster miyor mu? Su an ortaya tek serebildikleri isim Mehmet Agar. Göstermelik olarak onu harcayacaklar!

Çeteleri söyle bir inceledigimizde, hepsinin de devletle özel bir ‘‘gönül baglari’’ oldugu açikça görülüyor. Bunlar ilk basta özellikle devrimci ve komünistlere karsi bir kaç fasist artigindan olusarak kuruluyor. Bunlara ‘‘yüce devletimiz’’ yurt içi ve yurt disinda çesitli ‘‘vatani’’ görevler veriyor ve Çatli gibi ‘‘vatanseverler’’ devlet için kutsal çalismalar yürütüyorlar.

Rapor’da, dikkat çeken bir baska nokta da, bu ‘‘çetelerin’’ PKK’ya karsi mücadele için ortaya çiktiklaridir. Bir sürü suçsuz insani yataklik ve yardim bahanesiyle öldürdüler. Bu sirada arkalarinda hayatlarinda ellerine geçemeyecek devlet imkanlari vardi. Ve bunlari vatanseverlik adina güzelce kullandilar. Haraç toplama, uyusturucu kaçakçiligi, silah kaçakciligi, tecavüz gibi akliniza gelebilecek bütün kirli isleri PKK’ya karsi mücadele adina (!) yaptilar ve hâlâ da yapiyorlar.

Ayrica raporda ‘‘ordumuzun’’ JiTEM’i hiç söz konusu olmuyor. Aslinda çibanin basi kesinlikle ordudur. Hepimiz biliyoruz ki paylasim (para paylasimi) konusunda, JiTEM ile Özel Harekat Timi’nin arasi açilmistir.

Çetenin bir de korucu ayagi vardir ki özelikle güneydogu’da etkilidir. Bunlarin yaptiklari saymakla bitmez. Birkaç tane asiret bu koruculari elinde tutuyor. Maaslarini devletten aliyorlar. Peki bunun sonu neresidir? Korucular kendileri soruyorlar, ‘‘savastan sonra biz ne yapacagiz’’ diye. Söyleyeyim, önümüzdeki günlerde, sadece korucularin olusturdugu çeteler görecegiz. Çünkü bunlar serseri mayin gibidirler, alistiklari yolda yürüyeceklerdir.

isin ilginç yani ne biliyor musunuz? Her çetede hain- itirafçi devrimciler, fasistler, ordu ve polis mensuplari var. Demek ki çete üyesi olmak demek, hain, serefsiz, namussuz olmak demektir.

Yesil adini her zaman duyuyoruz. Yesil sadece bir etiket. Türkiye’de o kadar çok yesil var ki! Adam oyun oy-nuyor. Halbuki nerede oldugunu herkes biliyor. Ama ortaya çikarmiyorlar. Yesil mi ariyorsunuz, alin size yesil: Agar, Bucak, Sahin, Feymur, daha bir sürü. Mesut Yilmaz, Tansu Çiller, Bülent Ecevit, Deniz Baykal bunlarin hepsi birer yesil. Kisacasi Türkiye burjuvazisi tam bir çete cenneti. Her yerde, her tasin altinda bir çeteye rastlamak mümkün.

Bu pisligi ancak devrim temizler. Devrimci ve komünistler arasindaki mücadele birligi ne kadar artarsa, onlar da bir o kadar geri adim atacaklardir.

Yasasin devrimci dayanisma ve mücadele!