ALEVI HAKLARIN TOPLUMSAL MÜCADELE TARIHINDEN:

ZENCI KÖLELERIN AYAKLANMASI

HALIL DERVIS

Abbasi islam imparatorluğunu sarsan diger bir toplumsal baskaldiri zenci kölelerden geldi. 869’dan 883’e kadar tam 14 yil sürdü. Bu konuda en genis ve derli toplu arastirmayi 1976’da Paris’te yayinladigi La Révolt des Esclaves en Iraq au IIIme/IXme Siécles adli kitabiyla A.Popoviç yapmistir. Bu yapitla birlikte, L. Massignon'un First Encyclopaedeia of Islam 1913-1936 makalesi ve Asghar Ali Engineer'in The Origine and development of Islam kitabindan da yararlanarak, isyanin baslangiç ve gelisim asamalarini elimizdeki kaynaklari degerlendirerek kisaca söyle özetleyebiliriz:

Tabari’nin verdigi bilgilere göre isyan kanallarda çalisan (Kassahin) zenciler tarafindan çikarildi. Bu köle-isçilerin görevi asagi Mezopotamya’da ekilebilir tarim arazisi olusturmakti. Firat ve Dicle nehirlerinin birlesip Sattularab adini aldigi Basra’nin dogusundaki delta bölgesinin topraklarini tuzdan arindirarak islenebilir duruma getiriyorlardi.

Onbinlerce sayiya ulasan bu köleler ya Dogu Afrika’dan, Zengibar’dan (bugünkü Tanzania) zorla yakalanarak getirilmis ya da imparatorluga bagli ülkelerden vergi olarak alinmis, savas esirleri durumundaydi. Bu bölgede büyük toprak sahiplerinden pek çogunun tuz batakliklari kompleksi vardi. Hem bu batakliklarin sulari kanallarla bosaltilarak tuz elde ediliyor, hem de toprak yikanip tepeler-yiginlar olusturulup teras tarimina hazirlaniyordu. Çogunlugu zenci olmakla birlikte kirsal yerlesme birimlerinden de getirilmis bu köleler 500’den 5000’e kadar agir isçi bölükleri halinde guruplandirilmis. Burada evsiz-barksiz, umutsuz, en kötü kosullarda yasi-yorlardi. Bütün yiyecekleri birkaç avuçun, bulgur ve hurmaydi. Bu kölelerin efendilerinin dinini, ancak dillerini ögrendikten sonra tanimalari söz konusuydu. Sonuç olarak, kendilerini ezen ve insan yerine koymayan efendilerinin dini Ortodoks islami degil, tersine onlara karsi haklarini savunacak, adalet ve esitlik getirmeyi vaadeden Heterodoks islami (Aleviligi) benimseyeceklerdi. Böylece ‘Sahib al-Zenc’ olarak kendilerini kurtaracak Ali soyundan birini, Muhammed b.Ali’yi buldular.

Biruni’nin anlatimina göre Ali’nin, Hüseyin kolundan sekizinci kusak torunu olan Muhammed, al-Burkui (yüzü Peçeli) idi bu kisi. iranli oldugunu ileri sürenler oldugu gibi, melez oldugunu söyleyen yazarlar da bulunmaktadir. Rasit Kurmati olasilikla bölgede yeni baslamis Karmati propagandasiyla iliskisi olan Rasit Kurmati adinda biri onu destekledi. Rasit Kurmati’nin, bir degir-menci, bir serbet saticisi ve bazi kaçak zenci kölelerle (ubbak) kurdugu gizli örgüte, Babeki-Karmati usülü baglilik yemini (bir çesit ikrar verme) ile girdi. Kisa zamanda basina geçtigi örgütü büyütüp gelistirdi ve baskaldiri ölçülerine yükseltti. 868 yilinin Ramazan ayinda Kuran’dan, ‘kendilerini savasmaya ve biçaga adamaktan (khuruc ghadban billah)’ söz eden ayeti okuyarak isyani baslatti.

Ne yazik ki kaynaklar, onun komünistik tip olan yönetim sistemi üzerinde ayrinti vermemektedir. Sadece halife vekili Muvaffak tarafindan Zencilerle, acimasizca sürdürülen savas dönemine gönderme yapiyorlar. Cubba’dan harekete geçen Zenci lideri sapanlarla silahlanmis kuvvetlerini iki bölüme ayirdi: 1. Sadece zencilerden olusan birlikler, 2. Firat çevresi köylüleri, Kurmatiler (Karmatiler olabilir) ve Nubiali, Güney Misir bölgesi halklari Sudanlilar. Arap kabilesi Banu Tamim tarafindan bir donanmayla desteklenen Muhammed al-Burkui Ubulla, Abbadan, güney Ahvaz ve son olarak büyük Basra kentini aldi. 877’de Cabbul, Numaniya, Carcariya, Ramhurmuz ve Wasit’e kadar ilerledi. 879’a dogru Bagdad’in 17 mil yakinlarina yaklasip yagmalarda bulundular.

Hareketin en önemli özelliklerinden biri, üzerlerine gönderilen zenci birliklerin isyana katilma olayiydi. Ayrica bazi özgür köylüler de, büyük toprak sahibleri sinifina karsi duyduklari öfkelerin artmasi dolayisiyla harekete katilmaktan çekinmediler. Büyük tehlikenin farkina varan Halife’nin kardesi ve naibi, bütün güçlerini ikinci bir saldiri için harekete geçirdi. Ancak savasi bitirmek üç yilini aldi; önce Mania kampinin 5 garnizonunu yerle bir etti ve arkasindan Basra’nin güneyinde Abu’l-Khasib kanali üzerinde bulunan Muhtara’daki Zenci kampini 881’de kusatmaya aldi. Bir yil dayanan Zenci köleler, 882’de silah biraktilar ve önderleri Muhammed al-Burkui ise 883’te yakalanip öldürüldü.

Bu isyanin da kanli bir sekilde, vahsice bastirilmasinda, Babekiler’de oldugu gibi bir Türk kumandan ve birliklerinin rolü olmustur. 837’de Afsin’in birlik kumandanlarindan Boga’nin oglu olan Musa, imparatorlugun dogu eyaletleri genel valisi bulunuyordu. 873’de Zenci isyani Ahvaz’a ulastiginda Musa duruma müdahale etmisse de, herhangi bir basari elde edemeden, eyaletlerindeki karisikliklar yüzünden ordusunu çekmek zorunda kalmisti. Ancak Boga oglu Musa 881’de Al-Muvaffak’a genis güven ve destek vererek, kendisinin imparatorluk yönetimindeki etkinligini artirmis. Onun kumandasi altindaki Türklerin, Saffarid’lere karsi Bagdad’i korumalari ve Zencilere karsi büyük destegi sayesinde bu büyük isyani bastirabilmistir. (Roy Mottahedeh, The Abbasid Caliphate in Iran, Cambridge History of Iran Vol. IV, Cambridge-1975, s.78-79)

Bir Karsilastirma…

L. Massignon bu baskaldiriyi, “tipki Roma’ya karsi i.Ö. 140 yilinda Eunus’un ve i.Ö.73-71’de Spartaküs’ün köleler isyani gibi, Bagdad’a yönlendirilmis klasik tipten düzenli bir ‘toplumsal savas’ olarak” tanimliyor. Ayrica 1906-1913 yillari arasinda, Avrupa emperyalizmine karsi Gandi’nin Hindistan’da yönetmis oldugu ‘dogustan tasiyici hammal grevlerini’ de örnek vermektedir. (agy).

Bizce Zenci Köleler isyani, son ikisi degil ama birincisi ile karsilastirilabilir. Son arastirmalara göre Roma tarihinde 1. Köleler isyani olarak bilinen Eunus köle hareketi, i.Ö.135-132 (140 degil) yillari arasinda üç yil sürmüstür. Suriye asilli ve ayni zamanda kahin olan Eunus, bir savas ganimeti köle olarak Sicilya’da Enna yakininda bir (latifundia) çiftlik sahibine satilmis. Kisa bir zaman içinde köleler arasinda taninan Eunus, Tanrilardan aldigi kehanet adina köleleri efendilerine karsi isyana çagiriyor. Bir gecede 400 kisiyi bulan isyancilar üç gün içinde 3000’e ulasiyor. Önce çiftlikler basiliyor, efendiler kölelestirilip zincirlere vurulup, boyunlarina boyunduruk takilarak ise kosuluyor. (Tam 30 bin kisinin bu uzun süreli ayaklanmada, ayni durumu Zenci köleler de efendilerine yapiyorlar. Onlari kendi kosullarinda çalismaya zorluyorlar. Ucuz fiyata satisa çikariyorlar. Örnegin, bir efen-dinin karisini üç dirheme sattiklarina dair kayitlar vardir... ) Sonra kentleri ele geçirerek özgür vatandaslari kölelestiriyor. Bir çogu da kendilerine katiliyorlar. Bir yil içinde Sicilya’yi ele geçiren Eunus, Antiochus adiyla kralligini ilan ediyor. Hapisaneler açilip tutuklular saliniyor. Bir senato meclisi kuruluyor. (Muhammed al Burkui’nin merkeze yaptigi Muhtara’da kurdugu yönetim hakkinda fazla bilgi yoksa da, öldürülmesinden 7-8 yil sonra Hamdan Karmat’in kurdugu Dar al-Hicra’daki yasam ve sosyalistik yönetime benzerligi su götürmez. 874-875 ve daha sonra Karmati dai’si Hamdan ile bastan olumsuz, daha sonra olumluya dönüsen iliskilerden sözediliyor.) Ayni yil içinde Roma konsul’u L(ucius) Hypsaeus 8 bin kisilik ordusunu dagitiyor. Arkasindan pespese konsül Fulvius Flaccus, ve Calpurnius Piso. 132’de Rupillius’a yeniliyor, köleler ve Eunus yakalaniyor. Tuhaftir ama öldürülmüyor. Geri kalan ömrünü köle olarak geçirmek kosuluyla hayatta birakiliyor. (Cambridge Ancient History Vol. IX )

islam imparatorlugu köle mülkiyetli bir topluma sahip oldugu halde, Roma toplumunda oldugu gibi köleler üretimde ana unsur degildi. imparatorlukta toplam zenginligin ana payi ticaretten gelmekteydi. Bu nedenden dolayi, islam toplumu karsilastirilabilen diger toplumlardan daha dinamik idi. Salt feodal toplum ve onun toplam zenginligi sadece köylülügün (serflerin) sömürüsünden gelir.

islamda varlik birikiminin bir payi da özgür yahut yari-özgür köylülükten ve tahil satisindandi. Köleler çogunlukla ya ev islerinde ya da askeri amaçlarla kullaniliyordu. Özellikle köle askerlerden zamanla ‘Memlükler adiyla genis ayricaliklar üzerinde temellendirilen askeri bir (kast) sinif olustu. (Engineer, agy, s.212)

Dogrudur, sinifsal olarak, islam imparatorlugunda Roma’ daki gibi köleler üretimde ana unsur degildi. Ama ‘köle mülkiyetli’ toplum olduguna göre kölelerin bir sinif olusturmakta, üretimde belirleyici ve dolayli önemli unsur olduklari yadsinamaz. Cihat (kutsal savas) adi altinda yapilan yayilmaci ve istila savaslariyla servet birikimine ticaretten çok katkida bulunan canli (savas esiri köleler, hayvanlar) ve cansiz (mal, para, toprak, esya) ganimetin belirleyici unsuru askerlikte kullanilan köleler degil midir? Binlerce arap olmayan mevlasi (kölesi) ile cihada çikan askeri aristokrasi elemanlari (kumandanlar) onlara düsene de elkoymuyor muydu ‘Al-Sahib’olarak? Ayricalikli memlükler kast’i, silahlarini sahiplerine çevirip basarilarina karsilik ganimetten paylarini istedikleri andan itibaren olusmaya basladi. Buna karsilik Zenci köleler isyaninda görüldügü gibi, köle bilincini kaybetmeyenler de toplumsal hareketlerde yerlerini ali-yorlardi. Asghar Ali Engineer gibi yuvarlak sözlerle konusmak kolay! imparatorlugun her yanina yayilmis büyük toprak sahiplerinin tarlalarinda bahçelerinde çalisan binlerce köleler üretimin ana unsuruyken; su kanallari, kuyular açan, bataklik kurutan, Sattularab’da tarim topraklari olus-turan köleler üretimin dolayli büyük unsurlari olmustur…

Abbasi islam imparatorlugunda bu büyük sinifsal unsuru harekete geçiren heterodoks islam, yani Alevilik inanci olmus-tur. 15 yila yakin imparatorlugu sarsan Zenci köleler ayaklanmasi için, Farhad Daftary’i “bu bir ihtilalci Siizm ve özellikle ismailizm hareketiydi” diyor. Gerçekte genel adiyla Heterodoks islam, yani bir Alevilik hareketi demesi gerekiyordu.