|
Halkin acil ve yakici sorunlarini çözebilmek amacina uygun gerekli bir mekanizma olan Halk Meclislerinin tarihteki yeriHalkin Gücü: Halk Meclisleri -XIV M. KIZILTEPE Önceki yazimizda da belirttigimiz gibi, 1917 baharinde Sovyet temsilcilerinin (ki bunlarin içinde Kerenski, Ceretelli ve Chernov önemli bakanliklara getirildiler) geçici hükümete girmeleriyle birlikte yeni bir durum ortaya çikiyordu. Klasik deyimi kullanirsak: Olanaklar ve tehlikeler artiyordu. Aslinda son derece kritik olan bu durumda olanaklardan yararlanabilmek için isçi sinifi ve emekçi halk adina ne istedigini son derece iyi bilmek gerekiyordu. Uzun süreli olmayacagi kesin olan bu geçici dönemde ya burjuvazinin geçici hükümet içindeki temsilcileri Sovyetleri kuyruklarina takmayi basaracaklar ve de böylece devrimin kazanimlari geri devsirilmeye baslanacak, ya da Sovyetler giderek tüm iktdari ele geçireceklerdi, hem de içeriden! Bu ikinci sikkin son derece az bir gerçeklesme sansi vardi, çünkü Sovyetlerin içinde egemen olan siyasal çizgi, büyük çogunlugu elinde tutan Menseviklerle SRlerin yürütmekte oldugu oportünist, uzlasmaci çizgiydi. Ancak bütün olumsuzluklara, özellikle de Sovyetlerin içindeki ufak azinlikliklarina ragmen Lenin ve Bolsevikler de tüm uzlasmaci, devrimin kazanimlarini geri çekici siyasetlere karsi amansiz bir ideolojik savasim yürütüyorlardi. Durum gerçekten kritikti. Bir yandan legal örgütler kurup isçi sinifi ve emekçi halki daha genis bir biçimde kucaklayabilmenin olanaklarini kaçinilmaz olarak ortaya çikardigi legalizm hastaliklari da yayilmaya baslamisti. Leninin Rusyaya dönmüs olmasi ve Bolsevik Partisinin yönetimini de gün be gün degisen ortama uygun olarak yönlendirmesi büyük bir sansti. Bolsevikler için. Lenin israrla legal ve illegal çalismanin illegal çalismaya göre ayarlanmasi konusunda duruyordu. Diger bir deyisle, illegal parti çalismasi vazgeçilmez ve temel olaniydi, her sey ona uygun olarak yapilacakti. Ancak bunu söylerken Lenin bir baska olasiligi da görüyordu ki, sonradan bu konu özellikle oportünist çarpitmalar nedeniyle büyük bir tartisma konusu oldu. Lenin sunu diyordu: Ta ikili erk ortaya çiktigindan beri Bolseviklerin atmakta olduklari Tüm iktidar Sovyetlere slogani, dogru devrimci bir siyaset izlendigi taktirde tarihte esine ender rastlanmamis bir durumu, bariscil yoldan devrimi gerçeklestirmeyi olanakli buluyordu: Söyle ki, eger Sovyetler gerçekten geçici hükümeti tümden ele geçirip iktidara el koyduklarinda, onlara aninda karsi koymaya yeltenecek, hazir bekleyen bir güç yoktu. Ülkenin durumu ortaydi. Ordu 3 yildir cephede perisan olmakla kalmayip, bölünmüs ve bir kismi devrim saflarina geçmis, kent ve kir emekçileri ayakta, ülkenin çesitli bölgelerinde büyük toprak sahipleri topraksizlastirilmis, üretilenler halk milislerinin denetiminde adil olarak, açliktan kirilan yoksul halka dagitilmaya baslamisti! Kisacasi, Lenin böyle bir anda erki burjuvaziden koparip almanin bu dönemde, o anki tarihsel kosullarda olanakli olabilecegini söylüyordu. Ancak Lenin maceraci degildi ve sunun da altini çiziyordu: Bu söylediginden iç savas tehlikesinin ortadan kalktigini kesinlikle söylemiyordu. Sadece iç savasin biraz ileri bir tarihe ertelenebilecegini söylüyordu. Zamani ise karsi devrimci güçlerin toparlanip saldiriya geçebilecek hale gelmelerine el verecek olan süre belirleyecekti. Kisacasi her halükarda iç savasin kaçinilmaz oldugunu, ama bunu erki ele geçirdikten sonra daha ileri bir anda baslamanin devrimci güçlerin avantajlarina olabilecegini söylüyordu, hepsi o kadar! Tabii Sovyetlerin yönetimindeki siyasetlerin böyle bir devrimci perspektiften yoksun olmalari, çok kisa bir süre için geçerli olan bu olanagi tümden yok etti ve ta bastan iç savasin çikmasini kaçinilmaz kildi. Özellikle de az ilerde görecegimiz Temmuz ayaklanmasi ve onun ardindan gelen agir baski dönemi ve Kornilov isyani böyle bir bariscil geçisin gerçeklesme sansinin ne kadar zayif oldugunu gösteriyordu. Ülkenin içinden geçmekte oldugu bu son derece kritik dönem, dogru sinifsal, siyasal taktiklerin ne kadar belirleyici olmaya basladigini gösteriyordu: Yiginlar ayaktaydi, burjuvazinin erkine paralel olarak örgütlenmis olan halk meclislerinin geçici hükümet içinde yer alip sonunda burjuvazinin dümen suyunda giden bir siyaset izler hale gelmesi isçi ve emekçi yiginlarin bagrinda huzursuzluk yaratiyordu. Ne yapilacakti? Bolsevikler kendi görüslerinin Sovyetlerde benimsenmesi için didinip duruyorlardi, ama simdilik onlari pek dinleyen yoktu. Buna ragmen, hatta illegal çalisma beliryeci olanidir demelerine ragmen Bolsevikler de gün geçtikçe güçleniyorlardi. Nisan 1917de toplanan Konferans sirasinda partinin yaklasik 80.000 aktif üyesi vardi. Bu rakkam ayni yilin Agustos ayinda 6.Kongre toplandigi zaman 240.000e çikmisti. Buradan da isçi sinifinin ileri kesimlerinde Bolseviklerin basindan beri izledikleri devrimci siyaetin tek dogru siyaset olduguna inananlarin sayisinda belli bir artis oldugu sonucunu çikarabiliriz. Aslinda durum gittikçe kritiklesip de günlük dogru devrimci taktikleri uygulamanin bir ölüm-kalim meselesi haline geldiginde Bolseviklere olan destegin Sovyetlerin içinde de nasil çig gibi büyüdügüne daha ileride tanik olacagiz. Simdi yine Haziran ayina dönelim. Böylesi kritik bir dönemde Sovyetlerin içinde Menseviklerin ve SRlerin görüslerinin agirlikta olmasina karsin, Bolsevikler neden bu örgütlenmelerin içinde kalip çalismalarini sürdürdüler? Nedeni açik: Tüm halk sinif ve katmanlarinin temsilcileri orada, halk oraya bakiyor. Baska bir yerde ve halkin içinde gömük olarak çalismanin ne olanagi ve ne de anlami vardi. Öte yandan halk meclisleri, halk siniflari ve katmanlarinin siyasal temsilcilerinin, tarihin o anda önlerine dayattigi sorunlarin çözümü için ürettikleri siyasal çözümlerin sinanacagi denek tasi gibiydi. Küçük burjuva devrimci hareketler, liberaller, komünistler, kisacasi herkesin sirasi gelecekti. Ülkenin bir küçük burjuva denizi olmasi, küçük burjuvazinin siyasal temsilcilerirnin arkasinda çok daha genis yiginlarin durmasini kaçinilmaz kiliyordu. Bunda sasiracak bir yan yoktu. Ancak, ülkede burjuvazinin her boyda temsilcisinin erkine son verip, komünizme giden yolun önünü açma sözkonusu oldugunda, isçi sinifinin siyasal öncüsü olan komünist partisinden baska kimsenin böylesi uzun bir siyasal maratona çikmaya nefesi yoktu. Lenin ve Bolsevikler bunu gayet iyi biliyorlardi. Elbet gün gelecek, israrla savunduklari görüsler hem Sovyetlerin içinde, hem de genis halk yiginlarinin bagrinda yeserecekti. Bolseviklerin Sovyetler içinde izledikleri siyaseti iki temel bölüme ayirabiliriz: 1. Kendi görüslerinin egemen kilinmasi için çalismak, 2. Geçici hükümette Sovyetlerin temsilcilerinin kuyruguna takilmasini engelleyip durumun tamamen tersine çevrilmesine çalismak, yani erkin giderek Sovyetlerin eline geçmesnin yollarini hazirlamak. Bu bölümlerden ilki dogal oldugundan üstünde durmamiza bile gerek yok. Ancak ikincisi çok daha nazik bir konu oldugundan üzerinde duralim. Bolsevikler aslinda bunu yapmakla bir yandan devrimin kazanimlarinin garantilemek istiyorlar, ama daha da önemlisi, Menseviklerle SRlerin içinde burjuvaziyle uzlasmak isteyenleri yiginlar önünde teshir etmek istiyorlardi. Gerçekten geçici hükümetin giderek ayagi Sovyetlere dogru kayacaksa ve bu da Mensevikler ve SRlerin eliyle gerçeklesecekse bundan yararlanacak olan halk yiginlariydi, devrim kazanacakti. Yok eger bu kadar yasamsal bir konuda kaypaklik ederlerse sonunda gidecekleri yer burjuvazinin ve karsi devrimin saflari olacakti. Halk yiginlari da fazla geç olmadan dostu düsmani açikca görebileceginden kârli yine onlar çikacaklardi. Bolsevikler de bu süreci hizlandirmak istiyorlar, isçi sinifinin sahte dostlarinin maskesini fazla geç olmadan indirip saflarin netlesmesine çalisiyorlardi. Bu amaçla bagli olarak Bolsevikler devrimci eylemleri artirma egilimindeydiler. Örnegin Lenin 10 Haziran günü için büyük bir yürüyüs örgütlenmesini partiye önerdiginde genis bir onay aldi. Gel gelelim konu Petrograd Sovyetinde tartisildiginda varilan karar ise böyle bir yürüyüsü yasaklamak oldu. Bolsevikler meclisteki temsilcileri araciligiyla böyle bir eylemin hem halkin devrimci coskusunu artiracagini hem de düsmanin nabzini da yoklayacagi seklinde açiklamalarla yararlarini belirtmelerine karsin çogunlugun onayini alamadilar. Bu durumda Bolsevik partinin yöneticileri de bir çikmazla karsi karsiyaydilar. Bir yandan Sovyetlerin disina düsmek istemiyorlardi, ancak öte yandan da böyle eylemlerle hem egemen sinifin nabzini yakalamak, hem de Sovyetlerin içindeki uzlasmaci-oportünist görüslerin fazla gecikmeden ayiklanmasi görevi de boylu boyuna duruyordu. Dahasi, Bolsevik militanlarin fabrikalarda, atölyelerde ve kislarlada eylemin yogun propagandasinin yapmalarini, hem Petrograddaki isçi ve askerleri, hem de Cronstadt (Kronstat)taki denizci birliklerini silahli ayaklanmaya dogru tesvik edici yönde bir etkisi oldu. Sovyetlerin olumsuz yanitina karsi tedbirli olmayi öneren Bolsevik Partisi merkez komitesi o anda sözünü geçirmesine karsin 3-5 Temmuz tarihlerindeki silahli ayaklanma girisimini denetiminde tutamadi. Partinin askersel örgütü bu durumda Petrograd, Cronstadt ve Moskovada ayaklanan isçi ve askerlerin yaninda yer aldi. Bu anda Bolsevik parti de tüm örgüt olarak ayaklanmayi destekledi, ancak tüm halk sokaga çikmadigi için kivilcim devrim atesini alevlendiremedi. Ayaklanma fazla kan dökülmeden geri çekildi. Evet, devrim atesi bu seferlik alevlendirilemedi ancak tam da Bolseviklerin halk yiginlarina devrimci pratigin içinde kanitlamak istedikleri olgular gerçek-lesti, hem de en ufak bir kuskuya yer bikramyacak kadar! Söyle ki, 3-5 Temmuz tarihleri arasinda silahli göstericiler tasidiklari pankartlar ve attiklari sloganlarla, Tüm iktidar Sovyetlere diye Sovyetlerin Yürütme Komitesie çagrida bulunuyorlar ve erki ele geçirmesini istiyorlardi. Mensevik ve SRlerden olusan Sovyet Yürütme Komitesi ise kendi sayisal seçeneklerirnin ne oldugunu insanin gözüne sokarcasina, burjuvazinin ordularindan göstericileri bastirmasi için yardim talep etti! Sonra da kalkip Bolsevikleri elestirmeye yeltendi: Hem tüm erkin Sovyetlere geçmesini istiyorsunuz, hem de ona saldiriyorsunuz diyerek... Böylece de özünde hangi sinifa hizmet etiklerini açik etmis oluyorlardi.... Ayaklanmanin ardindan yogun bir anti-Bolsevik kampanya baslatildi. Mensevik veSRlerin tesviki ve de burjuvazinin vurucu güçlerinin bizzat katilimiyla! Göreceli serbest çalisma ortaminin yarattigi olanaklar kullanilarak Bolseviklerin kurdurduklari dernekler, yayinevleri talan edildi, yöneticileri tutuklandi, kimi öldürüldü, kimi zindana atildi ya da sürgüne yollandi. Kisacasi burjuvazi bu bulunmaz bir firsattir deyip karsi devrimci terör estirdi. Silahin keskin ucu tabii Bolseviklereydi. Burjuvazinin sözcülügünü yapan basin kuruluslari da halkin milliyetçi duygularini körükleyerek Bolsevikleri gözden düsürmek amaciyla Almanyanin ajanlari diye histerik bir kampanyaya basladi. Bu ortamda Kerenski kendisini tüm siyasetlerin üstünde ve Rusyanin kurtaricisi olarak ilan ederek geçici hükümetin içinde orataya çikan çatlaklari giderme çabasina giristi. ilk elde yeni bir hükümet kurarak taze kanin durumu olumlu yönde etkileyecegini umdu... Bu yeni durumda Bolsevikler ne yapacaklardi? Finlandiya sinirinda gizlenen Lenin her an gelen haberleri degerlendiriyor, diger Bolsevik yöneticilerle birlikte izlenmesi gereken tutumu belirlemeye çalisiyordu. Belli noktalarda kafasi açikti: 1. Tüm iktidar Sovyetlere sloganini simdilik geri çekmek daha uygundu. Yukarida sözünü ettigimiz bariscil yollarla devrimi ilerletme olasiligi tümden ortada kalkmisti artik... Nesnel durum iki seçenekten birni er geç dayatacakti: Ya burjuvazi yeniden tüm erki elne geçirip diktatörlügünü en acimasiz bir biçimde dayatacakti, ya da isçi sinifi kararli savasimini utkuya ulastiracakti. Savasin uzamasiyla birlikte ekonomik krizin de dayanilamz boyutlara ulasmasi sonucunda isçi sinifinin ve emekçi halkin dogrudan ayaklanmasi bu utkunun garantisi olacakti. Lenin, isçi sinifi ve halk yiginlarinin silahli ayaklamasini düsünüyordu dogal olarak. Yasanan son deneyimlerin isiginda baska hiçbir seçenek yoktu. Bundan sonra artik silahli ayaklanmanin yalnizca propagandasini degil, bizzat pratik olarak örgütlenmesi için parti örgütlerinin hareketlendirilmesini isteyecekti. Kornilov ayaklanmasi ve onu izleyen olaylar bu teshisin ne kadar yerinde oldugunu gösterecekti. Yazimizin gelecek bölümünü de bu konuya ayiracagiz. |