ASYA TEKELLERI BUNALIMDA
BÜTÜN DÜNYA ISÇILERI BİRLESINIZ!
Japonyayi Endonezyadan, Endonezyayi Asyadan, Asyayi dünyadan ayirip çözüm üretilemez
NESRIN SAHIN
Küresellesmenin Asya ülkelerinde meydana getirdigi kriz basta Endonezya olmak üzere birçok ülkeyi etkisi altina aldi. Japonya ninda bu kriz içine sürüklenmesi bunalima yeni bir ivme kazandirdi. Japonya krizi bir anda dünya borsalarini altüst etti. Dolar 1995de 79.75 yene esitken son bunalimla beraber yenin dolar karsisinda deger kaybetmesiyle beraber 144e yükseldi. Japon para birminin bu oranda deger kaybedisi basta Tokyo borsasi olmak üzere Hong-Kong, Tayland, Singapur, Paris, Londra ve Milan borsalarinda da düsüslerin olmasina neden oldu. Çünkü bu ülkelerin Asyada bir çok yatirimlari ve fonlarina sahip birkaç ülkeden biri olan Japonyadaki bu olumsuzluklar Japon ekonomisini etkilemis gibi gözükmüyorsa da aslinda dünya çapinda ekonomide firtanalar kopariyor. Japonyadaki krizin bir sürü görününen ve görünmeyen sebepleri var. Ama genel anlamiyla çöküs Asyanin geneline hakim olan bunalimdan kaynaklaniyor. Çünkü Japonyanin son dönemlerde dis ülkeler vermis oldugu 265 milyar dolarlik kredinin hepsi Asyada bunalimda olan ülkelerdir. Yalnizca Endonezyaya açilmis olan kredi miktari 23.2 milyar dolarin kisa zamanda da olunabilecek gibi gözükmemesi bu paranin yok olmasiyla neredeyse esdegerdedir.
Bunun yanisra Japonya dis ticaretinin (ihracatinin) yüzde 50si Asya ülkelerine yapiliyordu. Ticaretin yapildigi ülkelerdeki bunalimi gözönüne alirsak bu bunalimda kisa sürede iyilesme göstermedigi ve gösteremeyecegi gözler önündedir. Çünkü Endonezyadaki iktidar degisikliginden sonrasindaki gelismelerin hayata geçmesi ve uygulanabilirlik olasiliklari yoktur. Endonezyadaki yeni hükümetin, Uluslararasi Para Fonundan (IMF) temsilcileriyle yaptigi görüsmeler yeni hastaliklara eski reçetelerle çözüm üretmek olarak alabiliriz, çünkü demorkatik devriminin çöözümleyecegi bu tür sorunlara reformlarla çözüm üretmeye çalismak kapitalizmin vazgeçilemez hastaligi. 200 milyon nufüsun yasadigi Endonezyada 43 milyar dolarlik IMF kredisinin ve diger ülkelerin örnegin Japonya açmis oldugu kredilerin çözüm getirmesi zor bir durum. Son günlerde Rupiain dolar karsisinda 14.000 yükselmesi ise birçok ekonomist çevrede ekonomideki iyilesmesnin sonucu degil, Japonyadaki krizin neticesi olarak bakiliyor. IMFnin yeni ekonomik reformlarinin uygulamaya koymasi, 1999da yapilacak olan seçimlerin bagimsiz! ve adil! olacagi vaatlerin gündeme getiren hükümetin söylemleri madalyonun görünen iki yüzünün silik reçeteleridir.
Fakat bu gelismelere iyi demek mümkün degil, çünkü enflasyon her geçen gün daha da artiyor ve bunun neticesinde yogun bir issizler ordusu yaratiliyor. Simdilik bunlara is istihdami saglamak neredeyse olanaksiz.
Bunun yanisa Dogu Timor gerillarina (tutsak olanlar) verilen sözler yerine getirilmedi. Su ana kadar yalnizca 15 siyasi tutsak serbest birakildi. Bu da göz boyamak için. Verilen bu vaatler tutulmadigi gibi yeni Basbakan B.J. Habibienin The Assioted Presse yaptigi açiklama ise gelecekte yapilacaklar için bir örnek teskil ediyor. Basbakan Habibie su anda Dogu Timoru oldugu sekliyle yönetecegiz, yani Endonezyanin bir parçasi olarak kalacak demesi, daha önceki sözlerinin pratige geçirilmeyecek oldugunu kanitliyor.
Varolan ekonomik çöküntünün halledilmesinden sonra yapilacaklar üzerine söz veren hükümete karsi Nobel baris ödülü sahibi Bishop Carlos Belonun yapmis oldugu açiklama halkin istemini dile getirmesi açisindan önemlidir. Belo, önce olacaklari görmek istiyoruz vaatleri degil, kesin çözümler geçmedikçe halk bu sözlere inanmayacaktir dedi.
Geçen hafta cumartesi günü de 1000 kisilk bir protesto gurubu Dogu Timorda gösteri yapti. Protestonun ana temasi Dogu Timorun kendi gelecegini tayin etmek için referandum yapilmasiydi. (Dogu Timorlu yüzlerce insan 1970de yapilan bagimsizlik savasinda can vermisti, ama onlara vaad edilenler yerine getirilmedi. Türkiye topraklarida 1919da Kurtulus Savasi sirasinda Kürt halkina verilen sözler gibi, onlar da ayni kaderi paylasiyor.)
Bu günü birlik politikalarinin, sorunun temeline inilmedigi sürece devam edecegi kesin. Yap-tiklari batakligi kurutmadan sineklerle bogusma görüntüsü yaratmaktir. Sistemin çarpikligi her geçen gün daha katmerlesiyor. Halkin demokratik halk devrimine olan özlemi bir o oranda büyüyor. Basta komünistler olmak üzere devrimci demokrat, aydin olan kesiminin üzerine düsen görev ve sorumluluklar da artiyor. Bu da azimli ve kararli bir çalismayi zorunlu kiliyor.
Küresellesmenin bu derece yogun oldugu günümüzde sorunlar dünya ölçeginde ve bazinda olduguna göre çözümler de aslinda o yoldan geçiyor. Enternasyonal bir birlik saglanmadikça bu sorunlarin çözümleri gerek zorlasacak, gerekse de olanaksiz hale gelecektir. Bulundugumuz dönem Enternasyonalist bagliligi I. Enternasyonalin yapildigi dönemden daha da zorunlu duruma getiriyor. Marksin bütün dünya isçileri birleciniz sloganini günümüzün belgisi olmak zorundadir. Emperyalizme karsi omuz omuza mücadele bu demektir. Yani Japonyayi Endonezyadan Endonezyayi Asyadan, Asyayi dünyadan ayirip çözüm üretilemez.