Ana Sayfaya Git  TKP tarihi index sayfasina git...

TKP TARIHI -V-

1920-1930 Dönemi parti çalismalari

NAZIM ÇELIK

1920’li yillardan beri Türkiyeli komünistlerin mücadeleleri yanisira, Rus Bolseviklerin de basta istanbul ve Ankara olmak üzere ülkede yogun çalismalari oluyordu. Özellikle, Rusya’dan gelen yoksul göçmenler arasinda komünizm propagandasi yapiyorlardi.

ABD Yüksek Komiserligi’nin, 1921 yilinda Washington’daki Disisleri Bakanligi’na gönderdigi raporlarda istanbul’daki Bolsevik etkinlikleri hakkinda bazi bilgilere rastlan-maktadir. Örnegin Don Kazakla-ri’nin kaldigi Çatalca kampinda Bolseviklere karsi sevgi duyulmakta. Bu ilgi ve sevgi, Bolsevik Kuznetsof’un destekledigi Albay Gniloribof’un yaptigi propagan-danin sonucudur. Bu sevgi, Ka-zaklarin Sovyet Rusya’ya dönme isteklerinde iyice belirmektedir.

Bir diger örnek, Haziran 1921’de Rusya’dan, Ankara hü-kümeti nezdinde çalismak üzere bir gurup bolsevigin gönderiliyor olmasidir. Bu bolsevik gurup aslinda siyasal bir misyonla gönderiliyor. Anadolu’da da propaganda yapmak amaciyla ve bir hayli altin ruble ile Türkiye’ye geliyorlar.

Bu dönemde, yukarida da belirttigimiz gibi, ülkenin kendi bagrindan çikan bolsevik ko-münist hareket basta istanbul olmak üzere Anadolu’nun birçok yerinde örgütlenmesini ve mücadelesini yürütüyor. Türkiye Komünist Firkasi’nin merkez yayin organi inkilap Yolu’nun ilk sayisinda M.Kemal hükümetinin, kuruldugu ilk yillarda yanlis degerlendirmesi elestirilmektedir. Bu dönmle ilgili bilgi ve mücadeleyi, yayinlanan organlarda buluyoruz.

Kemalist Anadolu burjuvazisi, daha kurtulus savasi devam ederken, sinif diktatörlügünü ta-hakkuk ettirmistir. Ama bu diktatoryayi, 1925 Mart’ina kadar demokrasi cilasi ile örtmeye mec-bur olmustur. ilk Kürt isyani (Seyh Sait) bu diktatör özü net olarak açiga çikardi. Diktatörlük açiktan açiga uygulanan resmi bir hal aldi. Takriri Sükun yasasi ile, Ankara hükümeti, baski ve siddetle ülkeyi idare hususunda kendi kendine sinirsiz bir yetki vermis oluyordu. Bu keyfi idarenin basinda bulunanlar, zaten son derece azaltilmis olan hak, hukuk ve özgürlüklerin son artik-larini ‘‘istiklal mahkemeleri’’ kiliciyla kökünden budadilar.

O dönemden beri Türk, Kürt ulusu ve Türkiye’de yasayan diger azinliklarin yoksul ve orta halli halk kitleleri sömürülüyor, soluk aldirmaksizin eziliyordu. Bu zulme karsi, 1929 yilinda dislerini gicirdatan, sessiz kalmak istemeyen halki yatirstirmak için Takriri Sükun yasasi kaldirildi.

Halka her türlü eza ve cefa çektiren, baski yapan bu diktatörlük, iki yüzlü bir biçimde halkçilik kisvesine büründü. Milli burjuvazinin egemenliginin siyasi propagandacasi görevini Halk Partisi yapiyordu. Bu parti kendisini, ‘‘halkin isteklerini hayata geçirmeye çalisan!’’ ve sözde onu temsil eden bir yapi olarak lanse ettiriyordu.

Halk Firkasi’nin yaptiklari söyledikleriyle taban tabana zittir. Bunlarin ileri sürdükleri ve savunduklari tezler, milli birlik, siniflarin fevkinde siyaset, yikmadan tedricen degistirmek vb.dir. Bunlar, burjuva firkalarinin halki aldatmak, hayale kaptirmak için ileri sürdükleri ve savunduklari tezlerdir. Ayrica, emekçi kitleleri sinif mücadelesinden uzaklastirmak için, Kemalist teskilatin sinirsiz bir inkilapçi ruh tasidigi iddiasi ve propagandasi yapil-maktaydi. Maalesef halka yol gösterici konumda bulunanlarin da bir kismi bu görüsün etkisinde kalmislardi.

1924-25 yillarinda, Komünist Firkasi rehberleri arasinda da bir takim tereddütler yasanmistir. Kemalist burjuvazinin devrimci rolünü kabul etme hatasina düsülmesinde yapilan bu pro-pagandalar ve çikartilan yayinlar etkili olmustur. Daha sonra Firka bu hatayi düzeltmistir. O düsüncede israrli olup tasviyecilige ve menseviklige sapan Firka üyeleri saflardan atilmislardir.

Türkiye komünist hareketini idare edenler, daha tahlillerinin baslangicinda, Halk Firkasinin sosyal temelini ve temsil ettigi hakim sinifin çiplak dikta yolunda hizli biçimde gelismeye çabalayan burjuva mahiyetini tesbit etmisti. Buna ragmen, ismet Pasa hükümetinin karsi devrimci niyetlerini basta sezememislerdir. Bu hükümetin olusumunu, resmi organda, ‘‘milli burjuvazinin devrimci kanadinin gerici ve tutucu kanada karsi zaferi’’ diye nitelendiren yanlis bir degerlendir-meye gidilmisti.

Bundan önce, Türkiye Ko-münist Firkasi en sonunda uygu-lanan siyasetle burjuvazinin ne-reye varacagini tahmin etmisti. Fakat o dönemde bütün dikkati, tehditkar hale gelmis olan irtica tehlikesi üzerinde toplamisti. Bu nedenle Kemalizm degisme ve soysuzlasmaya basladigi ve öldürücü darbelerini hem irticaya hem de isçi sinifinin devrimci örgütlerine indirmeye hazirlandigi gözden kaçirilmistir.

Örnegin, 1925 Mart’inda irticai dogrultuda yayin yapan dergilerle, gazetelerle beraber Komünist Partisinin yari legal yayinlari olan Aydinlik ve Orak-Çekiç’in de kapatilmasi kararlastirildi.

Bu karar, ayni devlet heyeti tarafindan ayni günde aliniyor. Bu karar, Firka saflarinda saskinlikla karsilaniyor. Bu kararin ardindan, ülkede komünist olarak taninmis kim varsa hepsi yalan suçlamalarla hapsediliyor ve Ankara ‘‘istiklal mahkemesine’’ sevkediliyordu.

Bu kadar kisa bir sürede böylesine siddetli imha siyasetiyle karsilasacagini tahmin edemedigi içindir ki, Firka (parti) merkez ko-mitesi, merkezi ve yerel illegal yapisini genisletme ve kuvvet-lendirmeye gerekli önemi verme-mis, bu alanda tüm gayretle atil-masi gereken adimlar gecikmisti.

Her neyse ki, Komintern bütün komünist partilerine, burjuva hükümetlerin her türlü saldirilari karsisinda çalismalarini devam ettirecek illegal asgari bir yapi olusturma zorunlulugu getirmisti.

Bu dönemde TKP de asgari bir illegal örgütlenmeye sahipti. Türkiye hükümetinin beklenmeyen saldirilari karsisinda, illegal alandaki eksiklikleri bir dereceye kadar tamamlamaya firsat bulundu.

Ancak, bu dönem hakkinda tahlil yapilirken sunu açikça belirtmek gerekir ki, o dönemin parti merkezi, illegal alandaki çalismalari yeterince hazirlayamamistir.

O dönemde TKP yavas hareket etmesine ve kuvvetlerini seferber etmekte güçlük çekmesine ragmen, Halk Partisi’nin ümitleri ve tahminlerinin aksine mücadeleden yilmadi, yoluna devam etti. Legal yayinini Yoldas gazetesi ile devam ettirdi.

Takriri Sükun yasasinin ve diger yildirma, baski tedbirlerinin uygulanmasina baslanmasindan iki ay sonra, 1 Mayis sebebiyle mücadele tirmandirildi. Partinin örgütleri ve etkisi altinda bulunan kuruluslarla 1 Mayis günü top-lantilar düzenlendi, komünizm propagandasi yapildi. Sinif mücadelesini bir üst asamaya çikarmak için çesitli eylemler yapildi ve söylevler verildi.

Hemen bu eylemlerin ardindan partililere yönelik tutuklamalar basladi. Bu büyük çapli tutuklamalardan sonra TKP tamamen illegaliteye geçmek için yeniden örgütlenmeye basladi. isçiler arasinda komünist propagandaya hiz verdi.

Yine inkilap Yolu’nun ilk sayisinda, TKP’nin 1925-1930 dönemindeki yayin politikasina yapici bir elestiriyle yaklasiliyor. ‘‘Bu bes yil zarfinda TKP, siyasi mücadelesinde kendini izleyen ve görüslerini hayata geçiren devrimci isçi ve aydinlar kitlesine yönelik özlü bir yayini maalesef çikartamamistir’’ deniyor.

Ancak düzenli olmasa da, partinin çikardigi bir takim yayinlar söz konusudur. Özellikle 1927’den itibaren isçileri aydinlatmaya ve dogru yolu göstermeye yönelik, küçük çapli da olsa ya-yinlar çikartildi. Bildiriler yayin-landi. Bütün bunlar emekçi kit-leler arasinda, sinif mücadelesi ruhunu ve komünizm taraf-tarligini yaymistir, güçlendirmis-tir.

‘‘Bütün bunlarin yani sira biz (inkilap Yolu -N.Ç.) TKP’nin su anlayis dogrultusunda bir yayin organi çikarmasindan yanayiz: Yayin organimiz, isçi köylü devrimi için çalisan partimize üye olsun veya olmasin bütün mücadele edenlerin düsünce düzeylerini yükseltmelidir. Onlari Marksist ve Leninist düsüncenin belli basli prensipleri dogrultusunda yönlendirmeli, bilinçlendirmelidir. Memleketimize ait sosyal, iktisadi ve siyasi durumu tahlil etmenin yollarini göstermelidir. Ulusal ve uluslararasi durumlar, olaylar hakkinda Komüntern’in ve TKP’nin görüslerini ve tezlerini içermelidir. Bütün dünya ülkelerindeki devrimci hareket hakkinda haberler yer almalidir. Düzenli bir biçimde çikan bilimsel ve siyasal bir yapi içermelidir.’’

Iste böyle bir yayin organi açisindan baktigimiz da bu bes yillik dönem bir bosluk göste-riyor. Böyle bir gazete olmadi-gindan, parti merkezi ve Komü-nist Enternasyonal’in siyasi hare-ket çizgisi, direktifler zamaninda partililere isçi ve köylü kitlelerine ulastirilamiyor. Böylece parti halk kitlelerine sayisiz baglarla baglanamiyor ve siyasi olaylar üzerinde devrim amacina yarar etkiyi yapamiyor. Veya geç kalinmis olunuyor.

Partinin resmi görüslerinin araliksiz olarak merkezden yerel birimlere dogru akisi olmalidir. Partililer ve sempatizanlar bunlari açik bir sekilde tartisarak özümsemeli ve zihinlere yerlestirmelidir. Bu yayin organi partili ve sempatizanlar disinda tarafsiz kalan isçi kitleleri arasinda da yaygin bir sekilde dagitilmalidir. Böyle bir parti yayin organi olmamasinin zarari yalnizca örgütün büyümemesi, etki alanin genislememesi ile sinirli kalmaz. Ayni zamanda, çesitli kademelerde görevli partililer arasinda anlasmazliklar, siyasi hattan sapmalar görüs ve örgüt ayriliklari ortaya çikabilir.

Parti yayin organinin düzenli çikmamasi yüzünden TKP, yuka-rida bahsedilen tehlikeyi yasadi. Bütün varliklariyla proletarya devrimine ve Komintern’e bagli küçük fakat inançli ve yetiskin bir rehber kadrosu sayesinde bu tehlike atlatilmistir.

Lenin, zamaninin Rus Sosyal-Demokrat partinin daginikligindan bahsederken, parti organinin yalnizca bir propaganda ve ajitasyon araci olmadigini, ayni zamanda bir örgütleyici rolu oldugunu da vurguluyordu.

TKP, Lenin’in bu süphe götürmez görüslerini ta 1925’lerde uygulamaya çalisiyordu. O dönemde illegal bir parti organi çikarma fikri savunuluyordu. isçi semtlerinde kök salmaya baslamis olan komünist örgütler saflarinda, yildirma, baski dolayisiyla baslamis olan bozgun havasina ancak bununla karsi konulabilirdi. Mevcut kuvvetleri tekrar bir merkez etrafinda toplaminin ve bir sistem dahilinde harekete sevketmenin tek yolunun böyle bir yayin organi çikarmak oldugu üzerine görüs birligine varildi. Bu isi öncelikli görevler listesinin en basina koydular.

1930’da çikartilmaya baslanan inkilap Yolu, TKP’nin siya-setini izleyenlerle Merkez Komi-tesi arasinda bir kanal vazifesi görüyordu. Bu yolla komünist ha-reketin gelismesi önünde engel olan unsurlarin da kaldirilmasi planlaniyordu.

Partinin merkez yayin organi olan inkilap Yolu, amele devrimi savasçilarina ve devrimci köylü hareketlerini idare edenlere yol gösteriyor ve onlara Firka Merkez Komitesi’nin ve Komintern’in görüslerini ulastiriyordu.

O dö-nemde, okuyuculardan inkilap Yolu ile siki iliskide olmalari isteniyordu. Gazeteye göndermek istedikleri yazilari yazanlarin, çalistigi veya oturdugu yerdeki gizli komünist hücresine veya TKP’nin il komitesine bir partili yoldas tarafindan ulastirabilecekleri dogrultusunda tesvikler yapiliyordu. Vilayet komiteleri, yazilari gazeteye ulastirmak olanagina sahiptiler.

Böylece inkilap Yolu daha çok devrimci kitlenin mali, sahip çiktigi gazetesi oluyordu.

inkilap Yolu ile birlikte parti çalismasindaki en önemli bosluk doldurulmus oluyordu.