YA FASIZM, YA DEVRIM
Bu 1 Mayistan gerekli dersler çikarilacak ve devrim kavgamizin pratigine aktarilacaktir
Isçi sinifinin uluslararasi birlik, mücadele ve dayanisma gününü 1 Mayis günü Gebze Cezaevinde havalandirmada saygi durusu, halay ve sloganlarla selamladik. Cezaevindeki devrimci tutsaklarin ortak hazirladigi kutlama ise bayan yoldaslarimizin da katilimiyla koro, skeçler, siir, tiyatro ve halk oyunlari ile gerçeklestirildi. 1 Mayis marsi ve saygi durusu ile baslayan program Enternasyonal marsi ve sloganlarla sona erdi. 1 Mayis günü hepimizin gözü, kulagi TV ve radyolardan gelen haberlerde, yüregimiz ise alanda isçilerle ve devrimcilerle bera-berdi. Heyecanla izledigimiz 1 Mayis görüntüleri 1997 1 Mayisi ile birçok benzerlikler tasiyordu. Bu benzerliklerin ve kimi farkli-liklarin isçi sinifimiz ve devrimci hareket açisindan olumlu-olumsuz yanlarini ele almadan önce, bu yil 1 Mayisin nasil bir ortamda, hangi gelismelerden sonra geldigine bakmak gerekir.
Büyük çatismalara hazirla-niyorlar, ya biz? Burjuvazinin siyasal (yönete-meme) krizi derinleserek devam ediyor. Hepsi de burjuvazinin çesitli kesimlerinin siyasal temsilcileri olan burjuva partilerin, daha önceki seriatçi-çeteci karmasi RefahYol koalisyon hükümetinden sonra krizi asmak için denenen diger kombinasyonlari da dikis tuturamamistir. Önce Anayol hükümetini denemis, bu da tutmayinca, simdi isbasinda olan D-Anasol hükümeti kurulmustur. Burjuvazinin tüm istikrar çigliklarina karsin devletin kurumlari arasindaki çatlak büyümeye devam etmistir. Mesut Yilmaz, MGKya efelik taslamasinin ardindan Türk Silahli Kuvvetlerininin omzu kalabalik pasalarinin muhtira gibi açiklmasiyla (tipki 28 Subat 1997de siyasetin kivirtma virtiözü Erbakanin ugradigi gibi) gazaba ugramis ve halkin gözü önünde boyunun ölçüsünü aldi imaji yaratilarak, pasa pasa yerine oturulmustur. Sahnedeki oyunlarini yutturabildilerini zannediyorlar. Bosunadir!
Isçi sinifi cephesinde ise, 1997 Mayisindan sonra yasanan sessizlik, bu yilki 1 Mayis öncesinde Mart ayinda KESKte örgütlü kamu emekçilerinin (memur isçilerin) hükümetin grevsiz ve toplu sözlesmesiz sendika yasasina karsi yürüttügü eylemlilikler ve Kizilay direnisiyle bozulmustur. KESK yönetiminin tüm reformistçe frenlemeleri ve kontra-sendika T.Kamu-Senin saldirilarina karsi Kizilay dire-nisinde kitle içerisindeki devrimci ve yurtsever memurlarin öncülük etmesiyle militan bir hava yakalanmistir.
Mart ayi daha sonra, 8 Martta emekçi ve yurtsever kadinlarin Taksim çikartmasi, 12 Mart Gazi anmalari, 16 Mart ögrenci katliami ve Halepçe katliamlarinin yildönümü anmalari ve ögrenci eylemlilikleri ile yüksek bir militanlik düzeyiyle kizila çalmistir.
Yine 21 Mart Newrozunda Kürt halki, sömürgeciligin sürdürdügü kirli savasin bütün marjinallestirme çabalarina, Newrozu Nevruzlastirmasina karsi birçok ilde düzenledigi yürüyüslerle kimin marjinallestigini göstermistir. Kirli savasi yillardir en igrenç ve insanlik disi katliam politikalariyla sürdüren, Güneyde KDP ihanet çizgisiyle beraber gerçeklestirdigi isgalci-yayilmaci hareketlerle tirmandiran düzen, simdi de Kerzaniden sonra kendini tasimaktan aciz Semo eseginin sirtindan yeni bir psikolojik savas baslatmistir. Psikolojik savasin bu yalanlarini, yalanci burjuva medyasinin yaygara destegiyle sürdüren burjuvazi, simdi de, Amerikadan sonra en büyük, israilden de üstün, 2. ve 3. orduda toplam 24 generali, 76 taburlu, Puma ve Skorski destekli, uçan birlikleriyle ve toplami yüzbini asan askeri katilimiyla çesitli adlarda, yüksek teknige dayali operasyonlariyla lanse ettigi konumunu iyice ayyukaya çikarmistir. Kökünü kazidik, dagilmak, çökmek üzere... yollu psikolojik savasi tirmandirmistir.
Tüm bunlarin yaninda agirligiyla kirli savas üzerinden yürütülen sövenizm dalgasiyla karsi-devrimin taban destegi fasist MHP eliyle güçlendirilmeye çalisilmaktadir. Bu kirli savasta çocuklarini kaybeden ve aslinda büyük çogunlugunu halk kesimlerinin olusturdugu insanlar, burjuva basinin timsah gözyaslari ve savas çigirtkanliklariyla gitgide daha fazla sayilarla karsi-devrimcilestirilmekte ve artik ölülere, mezarlara saldiracak denli halkimizin öz degerlerine yabancilastirilmaktadir. Gerek bununla, gerekse üniversiletelerdeki fasist saldirilarla asil hedeflenen, ilerideki büyük çatismalara karsi-devrimci güçleri hazirlamaktir.
Tüm bu gelismelerin sicaginda gelen 1 Mayistan önce MGKnin koltuk degnekligini yapan sendika agalari kutlamalar için Taksim yerine Sisli Abide-i Hürriyet alanini kabul ederek ihanet çizgisinde yol almaya devam etmislerdir. Burjuvazinin isçi sinifina dayattigi isten atmalara, sendikasizlastirmalara sessiz kalip, isveren sendikalariyla beraber konseylesen, burjuvazinin istedigi bir çok konuda konsensüse, toplumsal barisa hizmet eden bu MGKci sendikal bürokrasi bu 1 Mayisa da isçi yiginlarin alanlara akmasini engellemek için sessiz kalma, unutturma faaliyetlerini sürdürerek hazirlanmislardir.
Sosyalist basin, demokratik kitle örgütleri ve HADEP üzerinde uzunca süredir baski, saldiri, gözalti ve tutuklamalari artirarak sürdüren kontra çetelerinin denetimindeki polis teskilati, 1 Mayis öncesinde yine bu kurum ve kuruluslara azginca saldirmis, yüzlerce insani gözaltina almistir. Böylece 1 Mayisa katilimi artirabilecek insanlarin çalisma yapmalari engellenmistir. Son yillarda bunu hep yapan devletin, bu politikasi karsisinda maalesef devrimcilerimiz uyaniklik göster-mede, ders çikarmada eksik kalmislardir. Yine 1 Mayislara hazirlikta önemli islev gören pikniklere de, geçen yillardan edindigi deneyimler sonucu polis saldirmistir.
1 Mayisa daginik gelen devrimci hareket alanda da güçlerini iyi organize edememis ve polislerin saldirilarina iyi bir taktikle cevap verememistir. Devletin tüm saldirilarina, oyunlarina karsin binlerce insani kortejlerine tasimayi basaran devrimci hareket geçen yilda ayni yerde yine benzer sekilde sikismis, saldiriya ugramistir. Kortejlerdeki binlerce devrimci gerek alanda, gerekse mahalle aralarinda uygun bir hazirlikla taktik gelistirip bu saldirilari püskürtebilirdi.
Reformistler, sendikal bürokrasi ile kolkola kitlenin önemli bir bölümünü devrimcilerin yanindan ayirma, güçleri bölmede (geçen 1 Mayislarda ve bu yilki 8 Martta oldugu gibi) üstüne düsen rolü basariyla uygulamistir. 1 Mayis sonrasinda -yine geçen yillardaki gibi devrimcilerin polis saldirilari karsisindaki direnmelerini yayin organlarinda zaman kaybetmeden çamur atarak karsilamislardir. Burjuvazinin tüm saldirilari karsisinda yaptiklari gibi, kitle çizgisinde olgunlukla burjuva basina malzeme vermeye devam eden reformizm, devrimimizin önünde ciddi bir engeldir.
Ancak bu noktada R. Yürükoglu yoldasin 1 Mayis 1997 sonrasinda isçinin Sesinde yaptigi 1 Mayis degerlendirmesinde belirttigi gibi, devrimci güçler insanlarin neden bu legalist, reformist yapilara ragbet ettigini ciddi bir sekilde incelemeli ve sinifin, düzene muhalif genis yiginlarin kolayca biraraya toplanacagi örgütlenmeleri hayata geçirmelidir. Böylece bu kesimlerin reformist anlayislarin tuzagina düsmelerini engellemelidir. Sendika tabani ile devrimcilerin arasinin açilmamasi için yeni yöntemler gelistirmelidir.
Tüm bu olumsuzluklara rag-men, bu 1 Mayista daha önce kutlanmayan birçok ilde 1 Mayis kutlamalarinin yapilmasi, meydanlarda kutlamanin yayilmasi sevindirici bir gelismedir.
Ayrica, MHPli fasistlerin daha önceki 1 Mayislarda parti ve ocak binalarini kapatmalarina karsin, bu yil hem de OkMeydani g ibi bir bölgede hazir beklemeleri ve halki polise destek için yönlendirmeye çalismalari ve saldirilari dikkat çekicidir.
Gurupçu anlayislar son bulmalidir
Sonuç itibariyla, devrimci durumun üç nesnel ögresi,
1. Yönetilenlerin eskisi gibi yönetilmek istememesi,
2. Yönetici sinifin siyasetinde bunalimin ortaya çikmasi (yönetememesi),
3. Yigin hareketliliginde gözle görülür bir yükselmenin ortaya çikmasi,
her türlü inisli-çikisli, virajli yola ragmen güçlenmektedir. Buna karsin toplumun düzene öfkesini çekip çevirecek, devrim kanallarina akitacak olan, isçi sinifinin bilimi ile donanmis partinin bu öfkeyi örgütleyememis olmasinin, öznel ögenin eksikligi de devam etmektedir. Her zaman bu nesnel ortami yakalamak olasi degildir. Devrimci hareketemizi olusturan guruplarin ortak hedefi, Türkiye devriminin gerçeklestirilmesi, zalimin, zulmün hakettigi yere gönderilmesidir. Bu durumda tren kaçmadan tüm güçleri biraraya getirmeli, sekter, gurupçu anlayislarda israr etmemelidir.
Burjuvazi ve devleti, yasadiklarindan dersler çikarmakta, ona göre yeni taktikler çikarmakta, davranmaktadir. Tüm krizlerine ragmen, bölgenin 1000 yillik devleti olmasinin da getirdigi birikimi, avantajlari profesyonelce kullanmakta ve ayakta kalmayi basarmaktadir. Binlerce insanin kani, gözyasi, özverisi, emegi, ödedigi bedelleri ile bugünkü konumuna ulasan devrimci hareketimiz, bu devrimci durumdan devrimle çikmalidir. Yoksa burju-vazi üniformali ya da sivil olarak yine bir karsi-devrimle çikacaktir, ki su anda da sürekli bu olasiliga karsi buna hazirlik yapmaktadir. Sonuç yenilgi de olsa, bugünkünden çok gerilere de gidilse, bu sistem yerle bir edilene dek devrim mücadelesi bulundugu yerden devam edecektir. Ancak bu kavgaya, ufak hesaplarla, dar bakislarla devam etmeye, nasil olsa birlik olunamaz gibi umutsuzluklara kapilmaya yer olmamalidir. Tarihteki dünya devrimler mücadelesi göstermistir ki, birlesik güçlerin galibiyeti, burjuvaziyi dize getirmistir. Kimsenin bunca emegi ve bedeli ziyan etmeye, ayni hatalari defalarca tekrarlamaya hakki yoktur.
Emperyalizmin Zayif Halkasi Türkiyede 1 Mayisin dünya üzerinde en yüksek düzeyde kutlandigi ülkelerden birisi olmustur. Umariz, bu 1 Mayistan gerekli dersler çikarilacak ve devrim kavgamizin pratigine aktarilacaktir.
Gebze Cezaeviinde TKP davasindan tutuklu saniklar