ALEVi HALKLARIN TOPLUMSAL MÜCADELE TARiHiNDEN:

MAZDEKiZM KAYNAKLI BABEK-HÜRREMi ALEVi HAREKETi

HALiL DERViS

Heterodoks islam tarihi, Alevilik tarihini olusturur ve birbiriyle esdegerdir.

islam tarihi iki büyük koldan olusmaktadir: 1) Ortodoks islam (Sünnilik ve Siilik) iktidar Tarihi, 2) Heterodoks islam (Alevilik) Muhalefet Tarihi. Ortodoks islam Tarihi; devletlerin, hükümetlerin savaslarin; memleketleri istila etmege, yayilmacilik , kirim, sömürü ve kölelestirmege zafer adi veren iktidarlar azinliginin tarihidir. Burjuva tarihçilerin bü-yük çogunlugu Heterodoks isla-mi, Ortodoks islam tarihi içeri-sinde inceledikleri ve onlarin çi-karlari açisindan baktiklari için, heterodoks inançli halklari sap-kin, bölücü, düzen bozucu, kafir, ahlaksiz gibi sifatlarla suçlamislardir.r. Osmanli ulemasi dahil, modern Türkiye’nin islam bilgin ve tarihçileri, Ortodoks islam tarihi içinde eritmek ama-ciyla, Sünni inanci çerçevesinde Aleviligi ele almis ve öyle incele-meyi sürdürmektedirler.

Oysa islam Tarihi içerisinde, toplumsal muhalefetin egemen-lige ya da egemenlere karsi di-renislerinde Alevilerin rolü, tek sözcükle ‘önderlik’tir. Ayrica, hemen hemen tüm toplumsal muhalefet hareketlerinin inanç ve düsünce kuramlariyla temelini; inananlariyla ise bünyesini olus-turan Heterodoks islam olarak Alevilik ve Alevi halklardir.

MAZDEK iNANCI VE HETERODOKS iSLAM (ALEViLiK)

Abu Müslim’in, Hazar kiyilarindan, Kafkasya’dan, Horasan eyaletleriyle tüm iran’i ve Irak’i içine alan çok genis bir cografyada yillarca vermis oldugu efsa-nelesen büyük toplumsal mücadele, onu Ortaçagin büyük devrimci önderlerinden biri yapti. Bu bölgelerde yasayan ve zorla islamlastirilmis halklar için, islam sadece örtüydü, eski dinlerine bütünüyle bagli bulunuyorlardi.

Abu Müslim’den önce ve onun mücadele yillarinda Emevi yönetimine karsi onlari örgüt-leyen, ayaklandiran heterodoks islami gruplardi, proto Alevilerdi. Kaysani-Muhtari-Hasimilik gibi, Abu Müslim’in mensubu oldugu Mugiri ve Mansurilik de, bölge halklarinin eski dinleri Manise-izm ve Mazdekizmin toplumsal düsünce ve felsefi ögelerini islama sokup Ali inancinda harmanlamadan sunmuslardir.

Ortodoks islamin soyut; sekilci oldugu kadar soguk, zorba ve baskici oldugu kadar yabanciligi bu halklarda sadece nefret ve ikiyüzlülük yaratmis. Oysa heterodoks islami kendilerine yabanci görmemis, hemen kabullenmisler. Aralarinda sevgi ve baglilik saglanmis ve kolaylikla ortak amaç yaratilmis: Baskici yönetime karsi ayaklanma!

Bu bölgelerdeki ihtilalci inanç ve düsüncelerin kaynagi hiç kuskusuz Mazdakizm, yani Mazdek inanciydi. Sasaniler döneminde iran’da ‘Neseli Din’ anlamina gelen Khorramdin denirdi. Arapça Khorramiya. 6. yüzyilin ilk yarisinda iran’da ortaya çikmis olan Mazdekizm üç asamalidir.

1957’lerde ‘Mazdek’ adli kitabinda Klima, Sasani tarihi ve Orta Dogu dinleri kapsami içeri-sinde inceledigi Mazdekizmi, din örtüsü altinda sosyal bir hareket olarak açiklamistir. O, Mazdek’i bir sosyal reformcu militan, Sa-sani krali Kawa’yi (488-531) da bu hareketi kendi yönetimsel çikarina çevirmeye çalisan enerjik ve muktedir bir siyasetçi olarak degerlendirdi.

Mazdekizm inancinin daha çok toplumsal, ekonomik ve teo-lojik yönleri Sünni heresiograflar tarafindan kendi anlayislarina parça bilgiler halinde gelmektedir. Bu bilgilerin ibn al-Mukaffa (iÖ. 760) tarafindan Arapçaya çevrilmis olan Khawdaynamag (Mazdaknamag) adli yapittan kaynaklandiklari anlasilmaktadir. Hem heterodoks islam’in olusmasinda ögesel katkilarini, hem de irandaki inanç örtüsü altindaki toplumsal muhalefet ve baskaldiri hareketlerini daha iyi anlamak bakimindan Mazdekizmi kisaca tanitmakta yarar görüyoruz.

Mazdekizm, kimi arastirmacilara göre kökeni i.Ö.6-7.yy’a inen Zerdüst dininin, kimilerine göre ise 3.yy’da Mardin çevre-sinde ortaya çikan Mani dininin heterodoks inancidir. Kisacasi Mazdekizm, her ikisinden de inanç ögeleri alarak olusmus, kuramsal bir inanç sistemidir.

Tha’alibi’de su tanimlamayi görüyoruz: “Mazdek diyordu ki: ‘Tanri topraktan yiyecegi ve tüm gereksinimleri, halk onlari ara-larinda esit bölüssün diye yarat-mistir. Hiçbir kimse digerinin payindan fazlasini alamaz. insanlar biribirlerine karsi yanlis davranmis ve biri digeri üzerinde ege-menlik kurmus. Kuvvetli zayifi ezmis; hem malini hem de yasama hakkini elinden almis…Herkesin varlik bakimindan esit olmasi için, kesinlikle birinin ortaya çikip zenginden alarak fakire vermesi gerekiyor. Herkim olursa olsun, kimsenin bir baskasindan daha fazla varlik, malmülk ve kadina sahip olmaya hakki yoktur…”

Mazdekizm’in toplumsal, siyasal ve ekonomik kuramlar gelistirerek olusturdugu yasam biçimi ve felsefesiyle, içinden çikmis oldugu egemen devlet dini Zardüst-Mazda inançlarina aykiri olmasi yüzünden baskiya ugra-misti. Sasani yönetimindeki iran’da bulunan çok sayida Kutsal Ates (Zerdüst) tapinaklarini ve tapinaklara ait genis arazileri kullanan Rahipler sinifi, hem ge-nis toprak sahipleri dikhanlar, hem de iran sarayi üzerinde etkiliydiler. Mazdek’in inançsal ögretisinin ‘insan esitligini, topragin ve gelirinin ortaklasa kullanil-masi, varligin bölüsülmesi’ gibi komünistik ilkeleri dayatmasi elbetteki bu kesimlerin çikarlarina aykiriydi. Zerdüst rahipleri Mazdekler’e ‘Zindik’ diyorlardi. Daha sonra Abbasi Sünni ulamasi da ayni deyimi kullanacaktir…

Mazdek inancinda iki öncül ya da baslangiç ilke vardir: Aydinlik (Isik) ve karanlik. Isik bilgiyi, duyguyu, düzenlenmis olaylar ve özgür iradeyle tanimlanir. Baska bir deyimle bütün bunlar isikla, aydinlikla saglanir. Karanlik ise bilgisizliktir, körlüktür ve yönü bilinmeyen tesadüfi olaylardir. Ya da bunlarin yaraticisidir. Mazdekizmde üç asil öge vardir: Su, ates ve toprak. Isigi ve ondan olusan-lari yaratan Tanri, karanligi ve on-dan olanlari yaratan seytandir. Krallar krali Mutlak Tanri en üst dünyadaki tahtinda (kurs) oturur. Onun önünde dört kuvvet vardir: 1) Yargilama (Tamyiz), 2) Anla-yis-Anlama (Fahm) 3) Saklama-koruma (hifz), 4) Sevinç-keyif (sürur).

Krallar krali, bu kuvvetleri önündeki dört kisiye vermistir: 1) Mobada mobad (basyargiç) 2) Herbad (anlamayi, fehmi yönlen-diren) 3) Se(r)pahhad (baskuman-dan), 4) Ramishgar (sevinç, eglence ustasi).

Bu dört gücün sahipleri, 12 ruhsal gücün çevirdigi dairenin içindeki 7 vezirle dünyayi yöne-tirler. Bu dört güç, yediler ve onikiler bir kiside toplandigi takdirde o kisi tanrilasir ve artik dinsel görevlere bagli kalinmaz. Mutlak Varlik, mutlak adini (ism-i Azam) olusturan harflerin gücüyle kralligini sürdürür. Bu harflerden bazi seyler anlayacak duruma erisen insanlar büyük sirri (al-sirr al-ak-bar) kesfetmis olurlar. Bundan yoksun olanlar körlük, bilgisizlik, sikinti kasvet ve ihmalkarlik içinde kalacaklardir. (Ehsan Yarshater, agy. s.1008)

E.Yarshater, Nawbakhti, Ibn al-Nadim, Makdisi ve Sahristani’den derledigi bilgilerle Mazdekizm’in genel bir özetini çikarmis:

“Kosmology: Aydinlik ve karanligin iki baslangiç ilkesi oldugu inanci ve isigin biçiminin silinmisi karanlik… Teoloji: Tanrinin ilahi takdir, mutlak gücünü yadsima. Bütün peygamberler, veliler ve melek-lerin görünüm alanina çikisindaki esas birlik…Gaybi bilme veya tanrisal önderlerin dönüsü. Dinin özü olarak imam’in taninmasi…Kutsal yazilarin içsel (batini) anlami oldugu. Tanrisal ruh olarak imamlarin yeniden dogusuna inanma… Esatoloji: Kiyamet günü, ölümden sonra dirilme ve son yargilamayi yadsima. Gerçek kiyamet gününün anlami ise, yeniden dogus ve ruhun baskasina geçmesidir (reincarnation). Etik: Baskaldiri-isyan zamanlari disinda kan dökmenin kesinlikle yasak olusu. Genis baglilik çerçevesi içinde bireysel din görüslerine hosgörü. Baskalarina iyi dilekte bulunma, yardim etme. Baskalarina zarar vermeksizin her türlü zevki tadma, eglenme… Ritüel: iç ve dis temizlige önem verme. Baglilik-andiçme ve evlilik törenlerinde, inançsal-ruhsal liderleri kutsama toplantilarinda sarap ve ekmek kullanma….’’

AbuMüslim’le birlikte iran’da baslayan Heterodoks islam, Alevi toplumsal baskaldiri hareketlerini, Batili islam arastirmacilari üçün-cü dönem ya da Mazdekit halk hareketlerinin üçüncü asamasi olarak degerlendiriyorlar. Asagida kisaca incelemeye çalisacagimiz ne Sunbat, hatta ne Mukanna ne de Babek al-Hurrami hareketleri-nin hiçbiri de tam bir Mazdek hareketi degildir. Kabul etmek zorunda oldugumuz islami siyaset örtüsü, bu söylemi engellemektedir. Zaten Engels’in ‘‘Köylü Sa-vasi’’nda dedigi gibi, “sinif mücadelelerinin o çagda dinsel nitelik isareti tasimalari, çesitli siniflarin çikarlari, ihtiyaç ve taleplerinin dinsel perde ardina gizlenmesi isin aslindan hiç birsey degistirmez ve çagin kosullariyla açiklanabilir… Genel feodalizme (yönetime) yöneltilmis bütün saldirilarin, herseyden önce kiliseye karsi olacagi, bütün devrimci toplumsal ve siyasi ögretilerin de ay-ni zamanda ve esas dinbiliminden sapmis mezhepler olacagi açiktir. Ortaçag boyunca kosullara göre kah mistik biçimde, kah açik mezhep biçiminde, kah silahli ayaklanma biçiminde ortaya çikiyordu.”(agy.s.61-62)

Buradaki sinifsal mücadeleler de, önderlerin adina bagli ‘‘açik mezhep biçiminde’’ baslayip, ‘‘silahli ayaklanma biçimine’’ dönü-serek, genelde (Mazdek agirlikli) heterodoks islam, yani Alevilik örtüsü altinda sürdürülmüs halk hareketleriydi.

Bu üçüncü dönem Mazdekit hareket islamin iran’a girisiyle basliyor deniyor. Aslinda Sasani kralliginin yikilip, Halifelik (Ortodoks islam yönetimi) egemenliginin baskisi kendisini tam hissettirdiginden itibaren baslamisti. iran’daki halklar baski ve cizye (bas vergisi) yüzünden görünüste islam olmuslardi.

Hüsrev’in uzun saltanat yillari boyunca Mazdekizm’e yaptigi agir baski ve mensuplarini sürekli takip, onlari yeraltina indirmisti. Pratikte iran’in her yaninda islam’in girisini izleyen ilk yüzyil boyunca, Mazdeklerin varligi sür-müstür. Özellikle Jibal, Azerbaycan, Horasan, Sogdiana, Tabaristan ve Gurgan’da oldugu kadar, Isfahan ve Ahvaz’da da bulunu-yorlardi.

Nizamülmülk, “755’deki Sun-bat hareketi sirasinda Jibal ve Irak halkinin neredeyse yarisi Rafizi ve Mazdekit idi.’derken, aslinda ikisini birbirinden ayirmiyordu.

E.Yarshater, ‘‘Masdakizm’’ incelemesinin baslarinda “Üçüncü dönem Mazdekit hareketler iran’a girmesiyle basliyor”diyordu. Bir süre sonra düzeltiyor: “Sasani iktidarinin yikilmasi ve Zerdüst tapinaklarinin gücünün sürekli zayiflamasiyla Mazdekler yeniden nefes alma firsati buldular. ilk yüzyil içerisinde bunlarin eylemleri üzerinde kaynaklara rastlandigini belirtmektedir.

BABEK VE BABEK-HURRAMiLER

Abu Surayya’nin baskaldirisi bas-tirildiktan sonra, Azerbaycan’da, digerleriyle karsilastirilmayacak biçimde gelisen Babek ve yandaslarinin isyan hareketi patladi. Öyle ki, bu büyük toplumsal hareket, Mamun’un saltanatinin sonunu getirecektir. Babek’in kisiligi belirsizlikler içindedir. Geleneksel söylemlerden bazilari onun asil bir soydan geldigini, bazilari ise tam tersine halktan biri oldugunu belirtmektedirler. Yetis-mesi ve meslegi hakkinda bilgiler (sigir sürüsü çobanligi, parali askerler arasinda davulcu vb.) karanlik olmasina ragmen, Hurremi lideri Cavidan b. Sahl’in özgüvenini kazanmis olmasi önemliydi. Ölümünden sonra da partizanlari Cavidan’in ruhunun onda cisimlendigine inanarak Babek’i baslarina geçirdiler.

Babek-Hurremi toplumsal muhalefet hareketi, yaklasik bes yil sürmüs olan Abu Müslim hareketinden sonra bölgede en uzun süren toplumsal baskaldiri hareketidir. 516 yilindan 537’ye kadar 21 yil boyunca, iki halifeye saltanatlarini kaybetme korkusu yasatan Babek-Hurremi hareketi üzerinde, idealist bakis açisina ragmen en genis arastirmayi Gulam Hüseyin Sadiki, 1938’da bastirdigi Les Mouvements Religieux Iraniens IIme et IIIme Siécles en Iran isimli eserinin kapsami içerisinde yapmistir.

Hareket, birçok batili tarih arastirmacilarinin ileri sürdügü gibi, iranlilarin Arap egemen-ligine karsi baskaldirisi degildir. Azerbaycanli halktan birini, yani sirtinda fiçisiyla dolasan kandil yagi saticisinin oglu Babek’i, zamanin nesnel kosullari ön plana çikarip, bu kisinin önderliginde dünyayi degistirmeye yönelmis genis kapsamli toplumsal ve siyasi bir harekettir. Sadiki’nin kitabini temellendirdigi, iran halkinin dinsel hareketleri, yani eski dinlerini geri getirme islam dinini kovma mücadelesi degildir. Babek hareketi bizce, ekonomik ve siyasi anlamda ‘Mazdek komünizmi’ (Bu söylem, 1925 yilinda A. Christensen’in, monografi biçiminde özel konu olarak inceledigi eserinin adini olusturmaktadir) temelli ve mazdek-mani-saman, hiristiyan gnostik inanç ögelerini özümsemis olarak heterodoks islam (Alevilik) örtüsüne bürünmüs, baskici Ortodoks islam Abbasi halifelik merkezi Bagdad’a yönelen, yani iktidari devirmeyi amaçlamis, devrimci halk hareketiydi. Hareketin içinde degisik inanç ve halk topluluklari (Pers, Türk, Kürt, Ermeni, Bizans Ruml-ari-Paulikienler, Arap, Arami vb.) bulunmaktaydi.

Kendisine ve davasina bagli Tabaristan prensi Mazyar ve Ermeni prenslerinden Sonbat oglu Sahl da vardi. Ancak sonuncusu ona ihanet etmis. Satosuna siginan Babek’i yakalatarak, Halife Mutasim’dan 1 milyon dirhem gümüs ödül almis ve taçlandirilmistir.

Sii islam arastimacisi Henri Laoust’dan kaynaklanarak hareket diger özelliklerini söyle sayabiliriz: Baskaldiri Bilal Abadh’da, iran’da kitlik ve otorite boslugu oldugu, Armenia valisi Hatim b. Khartama’nin bölgede yari ba-gimsizlik ilan edip, yönetimi sikinti içine soktugu bir dönem olan 816 yilinda basladi. Daglik bölgelerdeki bogaz ve geçitlerde istihkam kurmus olan Babekiler uzun süre bütün hücumlari püskürtmüs ve kisa zamanda Jibal, Azerbaycan’dan Horasan ve Tabaristan’dan Kuhistan’a kadar birçok bölgeleri etki alanina almisti. Birçok Abbasi emirinin ordusunu yoketmis. Kendilerini de esir etmis ya da öldürmüs bulunuyorlardi. 824’de Bagdad dan gönderilen Halife ordusu ye-nilerek geri döndü. Muhammed al-Tusi 829-30’da yaptigi büyük operasyonlar sirasinda öldürüldü. Ordusunun döküntüleri geri çekilirken yokedildi. izleyen yillar içinde Horasan valisi Abdullah b. Tahir’in Babek-Hurremi’ler üzerine hücumlari da basarisiz kaldi. H. Laoust bu basarisizliklari, Halife’nin Misir’da karsilastigi güçlükler ve Babekileri destek-leyen Bizans imparatoru Theo-philos’la yaptigi savaslarda aldigi yenilgilere bagliyor.

isyani bastiran halife Mutasim (833-844) oldu. Halife’nin hizme-tine girmis islam örtülü Mani inançli (Usrusana) Türk prensi Afsin, büyük ve günün kosullarinda eksiksiz donatilmis büyük bir ordunun basina geçirilerek 835’te Babekilerin üzerine gönderildi. Afsin yetkin bir kumandan olmasina ragmen iki yil boyunca birçok yenilgi aldiktan sonra, çesitli savas hileleriyle Babek’i ele geçirmeyi basarabildi. Önce Babek’in en gözde kumandani, kendisi gibi Türk olan Tarkan’i tuzaga düsürüp ortadan kaldirdi. Böylece biri zalim ve baskici yönetimin yaninda, öbürü mazlum ve ezilen halklarini isyanci temsilcisi olarak iki Türk ku-mandan karsi karsiya gelmislerdi. Afsin Ortodoks islam örtüsü altinda ezen egemen sinifin yanindaydi, Tarkan ise heterodoks islam örtüsüne bürünüp ezilen siniflarin yaninda yer almisti. Çok degil üç yil sonra, Abbasi halifesi Babek’i tüm azalarini kestirdikten sonra gövdesini daragacina astirdigi kentte, Samarra’da, Afsin’in ortodoks islam örtüsünü kaldirip zindik(Mani) inançsal kimligiyle (suçlamasiyla), açliga mahküm edilerek zindanda öldürüldü. Anlatildigina göre, Babek Mutasim’in önünde egilip af dilememistir. Elleri ayaklari kesilirken, saglam kalaniyla fiskiran kanini yüzüne sürermis. Mutasim, neden öyle yaptigini sordugunda: ‘‘Kendi kanimla boyuyorum ki, yüzümün sararmaya basladigi görülmesin. Zira senden korktugumu sanirlar’’ diye yanitlamis. Acaba Afsin de, Halifeye hizmetlerinin karsiligi olarak (!) açlikla ölüme giderken, sararan yüzünü kapatmayi düsündü mü, dersiniz?

“islam heresiografisi, Babekileri islam toplumu disinda görme egilim göstermektedir” diyor H. Laoust. Dogrudur. Çünkü onlar yönetimin dini olan Ortodoks islam(Sünnilik) disinda bir islami, ezilen halk çogunlugunun siki siki sarildigi Heterodoks islami kabul etmiyorlar. Abu Bakr al-Khallal Babekileri, genis anlamda Hariciler gibi görmekte. Yani ona göre, ellerinde silahlar yasal yönetime karsi baskaldiran ve yeryüzüne karisiklik ve fitne-fesat tohumlari ekmis isyancilar olarak düsündügü Haricilere benzetmektedir. Öylesine yönetimle özdestir ki al-Khallal, ‘‘Onlarla savasmak devletin görevidir, de-mis; onlara karsi herkim, sahsini, ailesini veya malini-mülkünü savunurken ölürse sehit olur.’’

Al-Bagdadi Babekileri Mubayiya, yani dinsel yasaklari kaldirmis; vahiy yoluyla gelen tanrisal yasa ve buyruklari yadsiyan sapkinlar olarak görmektedir. (Bu Abbasi usagi tarihçi, 1030 yillarinda Hudud adli eserinde, hala gerici dinci kesimin ayni gözle baktigi Alevilere atilan yüzkizartici iftiralari ilk yazan adamdir. Sunlari söylüyordu: “Babekiler, yasadiklari daglik bölgelerinde, kadinlar ve erkekler bir arada toplanarak gece boyunca bir bayram kutluyor ve içki içip sarkilar söylüyorlardi. Lamba söndürülünce erkekler kadinlarin üzerine atiliyor ve herbiri istedigi kadini yakalayip,onlari aralarinda paylasiyorlardi…Bu topluluklar daglarda, müslümanlari namaza çagiran (ezan okunan) camiler bile yapmisti. Hatta çocuklarina Kur-an ögretiyorlar ama ne namaz kiliyorlar, ne bir ay ramazan orucu tutuyor ve ne de inanmayanlara (kafirlere) karsi Cihat’a (Kutsal savas) inaniyorlardi.”(G. Hossein Sadighi, agy. s.278-279)

Sahristani onlari Mazdekilere yaklastirir. Ona göre tipki diger Hurremiler gibi Babekiler de, asiri Abu Muslim partizanlarinin devamidir. Tanrisal buyruklari ve görevleri kaldirarak tek kisiye itaatla dini basitlestirmislerdir.

Babek’in inançsal kuramlari öz olarak yasadigi çevrenin sahib oldugu akimlardir. inancinin ana ögesi, bir insanin ruhunun baska birinin vücuduna geçmesi (hulul) dogmasidir. Bunun ispati, Cavidan’in ruhunun Babek’e geçmis oldugunun onaylanmasi olarak görülüyor. Cavidan’in söylediklerini ibn al-Nadim’in Fihrist yapitindan okuyoruz: “Babek Huremilerinin sefleri Babek-Hurremi idi. inandirnak istediklerine Tanri oldugunu söylüyordu. Hurremiler arasina öldürmeyi, siddet, savas ve iskenceyi o soktu; daha önce bunlari bilmezlerdi.”

Yani bu biçim altinda Tanri oldugunu kabul etmelerini istiyordu. Öbür yandan Mazdekizm’in isik ve karanlik ikilemi öz ilkesi de onun doktrininin konusu oldugu da biliniyor. “Belki diyor Sadighi, ona, otoritesinin insanüstü bir görünüs vermesi, kendisinin dünya ötesi kökenden gelmis olabilecegine inaniyordu.”

Görüldügü gibi, Babekiler’in daha önce açikladigimiz proto Alevilerden Sabailer, Mugiriler, Mansuriler, Khattabiler vb.den özde hiçbir farki yoktur. Fazladan olarak, Mazdek inancinin siyasal-ekonomik ve toplumsal ögeleri, agirlikli bir biçimde öne çikmis ve ezilen halklarin dünya görüsü olmus. Tam anlamiyla sinifsal nitelik kazandirilarak islam imparatorluklari içerisinde komünistik ihtilallerin lokomotifi görevi yüklenmistir. Babeki toplumsal hareketi 40-50 yil sonra Karmati ihtilalleriyle hedefine ulasacak, iki yüzyila yakin süren sosyalistik devletini kuracaktir. <\body><\html>